sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
Kur'an Dinle
Sesli Makale

EFENDİMİZİN SEVGİLİ DADISI ÜMMÜ EYMEN

EFENDİMİZİN SEVGİLİ DADISI ÜMMÜ EYMEN
11.05.2018
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

EFENDİMİZİN SEVGİLİ DADISI ÜMMÜ EYMEN

 

Hamd alemleri yoktan vareden ve idare eden kayıtsız şartsız hakimet yetkisine sahip, Rahman Rahim olan Allah cc aittir.

Salat ve Selam alemlere rahmet olarak gönderilen kendisine uyulmadığı izinden gidilmediği taktirde kurtuluşun mümkün olmadığı son uyarıcı Hz. Muhammed sav onun ehli beytine ve tüm müminlerin üzerine olsun inşallah.

Kur'an Dinle

 

Ümmü Eymen, Pegamber Efendimizin (sav) çocukluk ve gençlik dönemlerinde bakımını üstlenen ve Efendimizin sav “Annemden sonra annem” diye hitapta bulunduğu “ Kim cennetlik bir kadınla evlenmek isterse Ümmü Eymenle evlensin.” diyerek dünyada müjdelediği fedakar bir anne ve Efendimizin sevgili dadısı…

Habeşistanlı olan Ümmü Eymen’in asıl adı Bereke Binti Salebe’dir. Bereke Efendimizin (sav) babası Abdullah’ın cariyesi idi. Abdullah’ın vefatına kadar ona hizmet etti. Onun vefatı sonrası eşi Amine ve Hz. Muhammedin (sav) yardımcılığını yaptı. Çalışkan ve becerikliydi. Amine ve oğluna hizmette kusur etmiyor, onlara kol kanat geriyordu. Küçük Muhammed’e(s.a.v.)şevkat gösteriyordu. O zamandan beri onların birbirine sevgisi vardı. Muhammed(s.a.v.) annesiyle nereye gitse üçüncüleri Bereke olurdu.

Amine altı yaşındaki oğlunu alarak Medineye gitti. Berekede onlarla beraberdi. Amine akrabalarını ziyaret etti ve kocası Abdullah’ın mezarı başına gitti. Küçük Muhammed (s.a.v.) Medinedeki dayılarını tanımış oldu. Orada yaklaşık bir ay kaldılar.

Sesli Makale

Medine’de iken Bereke’nin şahit olduğu ilginç bir olayda oldu. Birgün yahudi alimlerinden iki kişi Bereke’nin yanına geldiler.

-Ahmed’i yanımıza getirde bir görelim, dediler.

Bereke’de Muhammedi (s.a.v.) getirdi. Çocuğu uzun uzun incelediler. Her tarafına baktılar sonra da:

-Bu çocuk beklenen son peygember olsa gerek. Burasıda onun hicret edeceği yer. Bu memlekette çok büyük savaşlar olacak, büyük hadiseler vuku bulacak, dediler.

Onlardan bunu duyan Bereke canından çok sevdiği Muhammedi(s.a.v.)yanından ayırmadı. O’na (s.a.v.)bir zarar verirler diye korktu.

Mekkeye dönmek için yola çıktılar. Ebua denen köyde konaklamak zorunda kaldılar.Amine dinlenmek istedi.  Ancak hastalığı şiddetlendi. Onu pençesine aldı. Bereke bir yandan Amine’ye hizmet ediyor ağrısını hafifletmeye çalışıyor bir yandanda annesini kaybedeceğini düşünen ve üzülen küçük Muhammed(s.a.v.)’i teselli etmeye çelışıyordu.

Amine vefat edeceğini anladı. Daha önceden gördüğü rüyayı hatırladı. Sevgili oğlunun nur yüzüne bakarak son sözlerini söyledi.

-Ey Mübarek çocuk! Ey dünyaya bulaşmadan bir konup sonra uçup giden güvercinim. “Abdullah’ın oğlu” baban herşeyin sahibi ve herşeyi bilen Allahın yardımıyla oklarla kura çekildiği günün sabahı yüz deve karşılığında kurban edilmekten kurtuldu.

Yavrucuğum eğer rüyada gördüklerim çıkarsa sen bütün insanlığa gönderilecek ve helal ile haramı öğreteceksin. İnsanları hakikate ulaştıracaksın. Atan İbrahimin dininden olacaksın. Allah seni bütün put ve putpereslerden koruyacaktır. Senin davan insanlık  durdukça devam edecektir..

Her canlı ölecek, her yeni eskiyecek, her yaşlı dünyadan ayrılacaktır. İşte ben ölüyorum. Fakat adım ebediyyen kalacak.Çünkü arkamdan hayırlı ve tertemiz bir evlat bırakıyorum.

Henüz otuz yaşında olan şefkatli anne yavrusunu önce Allah’a sonra Bereke’ye emanet etti. Küçük Muhammed 6 yaşında iken hem yetim hem öksüz kaldı. Belki de Allah cc daha büyük görevler için onun yetişmesini musibetlerle pişmesini istiyordu.

Amine Ebua’da defnedildi. Bereke emanetine sahip çıktı. Küçük Muhammed (s.a.v.)mahzun ve meşakketli yolculuktan sonra Mekke’ye ulaştırdı. Gözyaşları içerinde Aptulmuttalibe teslim etti.

Küçük Muhammed (s.a.v.) büyüyüp evleninceye kadar Bereke’nin şefkatli anne sevgisini hep üzerinde buldu.  Bu yüzden Efendimiz daha sonraları “Ümmü Eymen annemden sonra annemdir.” diyordu.

Efendimiz (s.a.v.) Hz. Hatice işe evlendiğinde büyük bir konağa geçtiler. Efendimiz (s.a.v.) Bereke’yi azad etmişti.  Ancak o yine Efendimizden (s.a.v.)ayrılmaya düşünmüyordu. Efendimiz onuda konağa aldı.Annesi gibi saygı ve sevgi gösterdi. Bereke özgürdü. Evlenmeyi düşünmezken Haris oğullarından Ubeyde Bin Zeyd Adında Medine’li bir zat hac yahur ticaret için Mekke’ye gelmiş, Bereke’yi görmüş beğenmişti. Beklemeden evlilik teklifi etti. Bereke Allah Rasulune (s.a.v.)ve Hz. Hatice’nin fikrini aldı.Onların uygun görmesiyle teklifi kabul etti. Evlilik hazırlıklarında Hz. Hatice çokça yardımcı oldu.

Evlenince eşiyle Medine’ye giden Bereke Hatun’un orada Eymen adında bir oğlu oldu. Ondan sonra Ümmü Eymen künyesiyle anıldı. Bir süre sonra eşi vefat edince oğlunuda alarak ailesi olarak gördüğü Allah Rasulu (s.a.v.) ve Hz. Hatice’nin yanına döndü.

Allahu Teala Hz. Muhammed’i (s.a.v.)kendisine Resul olarak seçip vazifelendirince ilk inananlarda oldu. Peygamber ailesine gelen bütün saldırılara göğüs gerdi. Onlarla birlikte aynı musibetleri yaşadı. Peygamberimiz (s.a.v.)her türlü fedakarlıkta bulunan zorluk ve sıkıntılara katlanan dadısı Ümmü Eymen’in derdiyle ilgilendi. Onun mutluluğu için çaba sarf etti. Bir ara Ümmü Eymen’i göstererek:

-Cennet ehlinden bir kadınla evlenmek isteyen Ümmü Eymen’le evlensin, dedi.

Zeyd Bin Harise bu şerefi kaçırmak istemedi. Allah Rasulunun (s.a.v.)memnuniyetini kazanmak için yaşlanan Ümmü Eymen’le evlendi. Bu kutlu evlilikten genç kumatan Usame Bin Zeyd dünyaya geldi.

Mekke müşriklerinin baskısı artmıştı. Peygamberimiz (s.a.v.)Medine’ye hicret etmişti. Ancak ailesi Mekke’de kalmıştı. Ümmü Eymen’de onlarla birlikteydi.

Eşi Zeyd b. Harise onları Medine’ye götürmekteydi. Kendisi oruçlu olduğu günde yola çıkmıştı. Havanın ve kumların sıcaklığı onları yormuştu. Dizlerinde derman bırakmamıştı. Çok susamıştı. Ravha yakınlarında gecelediler. Etrafta sudan eser yoktu. Ama o Rabbinin kendisini yaknız ve yardımsız bırakmayacağını biliyor. Allah’a tam manasıyla tevekkül ediyordu. Bu tevekkül karşılığı olsa gerek darda kalanların, salih kullarının hamisi Cenab-ı Allah yardımına yetişti. Ona gökten beyaz bir iple su kovası sarkıtıldı. Kovada berrak buz gibi su vardı. Kovayı tutup kana kana içti. Susuzluğu tamamen geçti ve rahatladı. Bu vakayı anlattıktan sonra şöyle diyordu.

-Bundan sonra hiç susuzluk çekmedim. Sıcak bir günde oruç tutsamda hiç susuzluk çekmedim.

Medine’ye yerleşen Ümmü Eymen eşi Zeyd Bin Harise ile Efendimizin (s.a.v) hizmetine devam etti. Efendimiz (s.a.v.) ona “anne” derdi. Onu gösterip “O benim ailemden arta kalandır.” Buyuruyordu.

Efendimizin (s.a.v.)yanında çok sevgiliydi. O’da tam bir peygamber aşığıydı. Efendimizle birlikte sevinir onunla birlikte ağlardı. Efendimiz bir çocuğu kucağına almıştı. Ağır bir hastalıktan dolayı çocuk inliyordu. Allah Rasulu (s.a.v.) gözyaşı döktü. Ümmü Eymen onun gözyaşlarını görünce ağladı. Ona:

-Sen niye ağlıyorsun, dedi. Oda:

-Allah Rasulu ağlarken ben nasıl ağlamam dedi. Efendimizi o kadar içten samimi severdi.

Bizler ne kadar içten ve samimi seviyoruz Allah Rasulunu (s.a.v.). Biz Alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimizin (s.a.v.)sünnetini ve İslam dininin getirdiği ilkeleri evimize hayatımıza sokaklarımıza ilişkilerimize dahil etmeyecek kadar seviyoruz.! Aslında evet acı ama gerçek dilimizde salavatları var. Yılda bir doğum günün kutlamakmıdır sevgi. Gerçek sevgi bumudur? Ne diyor Allah Rasulu (s.a.v.): “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Müslim- Buhari) Şimdi bakalım bizler kimlerle beraberiz? Yaşantılarımızda kimlerin önderliği var? Kimleri örnek ediniyoruz? Yaşantı hal dilimizle kimlere benziyoruz? Yaşadığımız asra bakarsak çoktan geç kalmadık mı? Hesaba çekmeye tecavüzler-cinayetler-ar-haya eksikliği gösteriyor ki bizler Rasulünü kalpten sevmedik.

Gerçekten sevmiş olsaydık yürüdüğü yoldan (sırat-ı müstakim) yürür, attığı adımı takip eder davasını dava edinir ve şu anki zilleti yaşamazdık. Bunların sorumlusu  bizleriz bu dine sünnete sahip çıkmayan yaşamayan bizler. Ne buyurmuş Allah cc

Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez. (Rad 11)

Yine bir başka ayette,

Başınıza gelen musibetler kendi ellerinizle kazandıklarınız sebebiyledir. (Şura 30)

Bu ayetlerin muhatabı bizleriz. İndiği zaman ki insanlar değil sadece çünkü Kuranı Kerim kıyamete kadar geçerli bütün nesilleri muhatap alır. Müslümanım demek Rasulu seviyorum demek bunlar fiiliyata geçirilmediği sürece iddadır. İddalar ispat ister, mücadele ister, sorumluluk ister.

Ümmü Eymen Uhud günüde sevgisini korudu ortaya söz konusu Allah Rasulu (sav) olunca herşeyden vazgeçerdi. Birden cesur ve korkusuz biri olurdu.

Uhud yenilgisini duyunca savaş meydanına koşan kadınların arasında oda vardı. Savaştan kaçanları gördü. Onların yüzüne toprak saçıp bazılarına:

-Burda iğne var. Bari onu alda iplik bük. Kılıcınıda getir bana ver, kadınlarla birlikte çarpışayım diyerek onları kınadı.

Hemen Rasulunun bulunduğu yere gitti. Müşrik okçulardan Hibban B. Arıka’nın attığı ok gelip onun eteğine değdi. Eteği hafif kalkınca Müşrikler güldüler. Bu hal Efendimizin (sav)zoruna gitti. Sad Bin Ebi Vakkas’a demirsiz bir ok uzatarak atmasını istedi. Ok Hibbanb. Arıkan’ın boğaz çukuruna saplandı. Arkası üzerine devrilince edep yerleri açıldı. Peygamber Efendimiz güldü ve azı dişleri göründü.

Ümmü Eymen Hz. Osman’ın halifeliği döneminde vefat etmiştir. Allah Azze ve Celle  onun gibi İslam davası uğrunda feda olan tükenen bir ömür nasip etsin bizlere de İnşallah. Amin…

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.