sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
Kur'an Dinle
Sesli Makale

Önce İman Sonra Amel-i Salih

Önce İman Sonra Amel-i Salih
10.06.2017
0
A+
A-

Alemleri yoktan var eden ve idare eden,yarattıkları üzerinde yegane hakimiyet ve tasarruf sahibi olan,yerde ve gökte ne varsa hepsini kendi katından bir lütuf olarak insana boyun eğdiren,sonsuz merhamet sahibi olduğu gibi aynı zamanda şedidul ikaba (şiddetli azab sahibi) olan Allah azze ve celle’ye sonsuz hamdu senalar olsun.

Alemler için bir rahmet olarak gönderilen,kendisine uyulmadığı izinden gidilmediği takdirde kurtuluşun mümkün olmadığı son Rasul Hz.Muhammed (s.a.v) ‘e ehli beytine sahabesine ve tüm mü’minlerede salat ve selam olsun.

Bir insanın Allah azze ve celle’nin rızasının kazanabilme adına işlemiş olduğu amellerin indallah’ta (Allah c.c katında) makbul olabilmesi ve Allah azze ve celle’ye karşı itaatinin karşılığında sevap elde etmesi için iman şarttır.

Kur'an Dinle

Peki nasıl bir iman ? İstisnasız  bütün insanların Allah c.c’a kulluk yapmak için yaratıldıkları Kur’an-ı Kerim’de bizlere apaçık bir şekilde bildirmiştir.’’Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.’’ (Zariyat 56) Bu ayetin Arapçasında geçen ‘’illa li ya-budun’’ ibaresi Allah azze ve celle’ye kulluk dışında başka bir amaç ve gayenin olmadığını ortaya koymaktadır.

Tarih boyunca insanlar ya Allah c.c’a kulluk etmiş yardımı Allah c.c’dan istemişlerdir.Bunun için Allah c.c fatihada mü’minlerde bulunması gereken anlayışı ortaya koymuş ve nasıl inanmamız gerektiğini bildirmiştir.’’Ancak sana kulluk ederiz ve ancak senden yardım dileriz’’ Bir başka ayette Allah c.c buyurmakta : ‘’Allah şöyle dedi : ‘’İki ilah edinmeyin O ancak tek İlah’tır.O halde yalnız benden korkun.’’ (Nahl 51) Allah c.c bizlerden kendisinden başka ilah edinmememizi yani imanımıza şirki bulaştırmamamızı istiyor. Allah azze ve celle’nin hakkının en ufak bir parçası dahi mahlukata verildiğinde iki ilah edinme gündeme gelir.

Misal Allah c.c’dan başkasından yardım dilemek,şefaat beklemek,Allah c.c’dan başkasına kulluk etmek itaat etmek,Allah c.c’dan başkasının rızasını gözetmek başkalarının rızası için amel işlemek veya terk etmek,otoriteyi hakimiyeti Allah c.c’dan başkalarına vermek gibi haller şirki ortaya çıkarır.Kuşkusuz buda imanı bozar.İman olmayıncada zaten yapılan amellerde kişiye fayda sağlamayacaktır. Allah c.c Zümer 65.ayetinde ‘’Eğer Allah’a şirk koşarsan muhakkak amelin boşa çıkar ve elbette hüsrana uğrayanlardan olursun.’’ Diye buyurarak insanoğluna bu hakikati haber vermiştir.Nisa 48.ayetinde de şirkin affedilmeyeceğini beyan ederek şöyle buyurmakta ‘’Hiç şüphesiz Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz’’Ne yazıkki bizler bugün Allah azze ve celle’nin rahmetinden o kadar ümitvar olmuşuz ki içimizde korkuya dair hiçbirşey kalmamış nerdeyse.Malesef çoğu insan iman hakikatini bilmediği gibi küfür ve şirktende bir haber yaşıyor.

Üzülerek belirtmeliyim ki insanlar yaptıkları ibadetlerle ama işledikleri günahlar karşılığında da çok azıcık yanarak cennete gireceklerini zannediyor.Tabiki her şeyin bir sebebi olduğu gibi bu tür sapkın din anlayışlarının ve insanlarında böyle inanıp,yanar yanar cennete gireriz gibi veya her türlü günahı işledikten sonra Allah affeder diye düşünmesinin elbette birçok nedeni bulunmaktadır.Burada birkaç nedeni sayacak olursak bunların başında ilk olarak insanların tevhid ilmini öğrenmek için hiçbir aliminde söylediği gibi ‘’Tevhid ilmini öğrenmek hem ilimlerin başıdır hemde diğer ilimlerin temelidir.Ve yapılan bütün amellerde Kelime-i Tevhidi kavramakla anlamlı hale gelecektir.’’

Sesli Makale

Tabiki bu konuda cahil kalmada kimsenin Allah c.c katında geçerli bir mazereti yoktur. İkinci olarak Tevhid ilminden insanların yoksun bırakılmasının diğer önemli sebebi de insanların başındaki sistemler tarafından din adı altında oluşturulmuş teşkilatlarda,mekanlarda iman hakikatlerinin birçoğunun gizlenmesi anlatılanlarında çoğunun eksik veya  dinin yalnız birtakım ibadetlerden ibaret olduğunun söylenmesi.Bunu topluma anlatan ve toplumu uyuşturan Allah c.c tarafından da lanetlenen şerli alimlerdir.(Bakara 159)

Diğer bir sebepte dinin sadece bireysel yaşanması gerektiği inancıdır.Yani din camilerde evlerde kalplerde yaşanır.Din topluma, sokağa,düğünümüze,ticaretimize,eğitimimize,kılık kıyafetimize v.s karışamaz.Yıllardanberi böyle bir inanç insanlara yerleştirilmiş.

Acaba insanlar hiç düşünmüyorlarmı ki kendilerini ve alemi yarattığını söyledikleri Allah c.c yarattıklarını yönetmeyede tek yetkili olduğunu.
Bir kişi deseki benim görünüşüme bakma benim için mü’mindir kalbim temizdir dese nu onun Müslümanlığı için ne derece yeterlidir ?

Batıdaki kilise anlayışının bir  benzeridir bu ;’’Din kulla Rab arasındadır yeride kalptir’’ (Haşa) Yani yaşanan hayatla bir ilgisi yoktur.

Halbuki iman sadece bir söylemden ibaret değildir.İmanın kalbe yerleşmesi ve davranışların onu doğrulaması gerekir. Misal Allah c.c’a iman O’na itaati,Rasulüne iman O’nu önder edinmeyi ,Kitabına iman onunla amel etmeyi,ahirete iman onun için hazırlık yapmayı gerektirir v.s. Sözün özü mü’min olamk için kuru idea yetmez.İddiamızı doğrulayan ispatlayan söz ve hareketlerimizin bulunması lazım.Fakat ne acı bir durum ki kuru bir iman ve olmayan amellerimizle cenneti istiyoruz.(Yaptığımız amellerinde sıhhatli ve kabul olduğundan ne kadar eminiz ?)

Namazı orucu nelerin bozduğunu araştırdığımız kadar imanı neler bozar bunu araştırmıyoruz.Oysaki kişi namaz kılıp oruç tuttuğu için iman etmiş olmaz. Allah’a ve Rasulüne iman ettiği için namaz kılar oruç tutar dinin diğer emirlerini yerine getirir.Onun için bir çok ayeti kerimede önce iman sonra Salih amel zikredilmektedir.

‘’İman edip Salih amellerde bulunanları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız’’ Nisa 57

‘’Şüphesiz iman edip Salih amel işleyenlere kesintisiz bir ecir vardır.’’ Fussilet 8

Ayet-i kerimelerde görüldüğü üzere önce iman gelmekte zira iman olmadan amelde kabul olmaz.Amelin kabulü için iman şarttır. ‘’Kim mümin olarak Salih amel işlerse artık o ne zulümden nede hakkının çiğnenmesinden korkmaz.’’ (Taha 112) Bu ayette amelin kabul olması imanlı olma şartına bağlanmıştır.İnanmadan yapılan ameller Allah katında makbul ve mutaber değildir.Onun için önce iman sonra amel.

Amelde imanın meyvesidir.Amel imanın beden ülkesinde şeytanın ve nefsin iktidarını yıkarak iktidara geçtiğinin göstergesidir.  Amel vahyin hayata dönüşmesidir.
Amel kalpteki imanın dışa yansımasıdır.
Amel Allah azze ve celle’ye teslimiyetin ifadesidir.   Son olarak şunu belirtelim ki burada amelden kastımız Allah azze ve celle’ye itaattir.

‘’Şühesiz Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanlar varya onların üzerine melekler iner ve korkmayın üzülmeyin size vaad olunan cennetle sevinin derler.’’ Fussilet 30

Allah azze ve celle’ye sonsuz Hamdu Senalar olsun.Biz kullar O’nu layıkıyla övemeyiz O (c.c) kendisini övdüğü gibidir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.