sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
Kur'an Dinle
Sesli Makale

Peygamberimiz’in (s.a.v) ilk eşi Hz.Hatice (R.anh)

Peygamberimiz’in (s.a.v) ilk eşi Hz.Hatice (R.anh)
13.06.2017
0
A+
A-

Bismillahirrahmanirrahim Peygamberimiz’in (s.a.v) ilk eşi Hz.Hatice (R.anh) Zamanında hanımların en hayırlısı,Meryem binti İmran idi.Zamanın en hayırlı hanımı ise Hatice binti Huveylid’dir. Hamd övgü ve yücelik alemleri yoktan vareden , kainatın hakimi , Rahman ve Rahim olan Allah azze ve celle’ye olsun. Salat ve Selam Alemlere Rahmet olarak gönderilen kendisine uyulmadığı sürece kurtuluşun mümkün olmadığı son Nebi Hz.Muhammed (S.A.V)’e onun ashabına ve kıyamete kadar onun yolundan gidecek olan bütün müminlerin üzerine olsun inşallah… 15 yaşındaydı ve hayatın dönüm noktalarından birini yaşıyordu. Hz.Hatice.Ebrebe,ordusu ile gelip Mekke’nin kapısına dayanmıştı. Allah’ın evi Kabe’yi yıkacağına and içmişti. Bir mucizenin beklendiği günlerde Allah azze ve celle kutsal mekanına kast edenleri yok ediyordu. İşiten ve gören Rabbimiz gökten gönderdiği kuşlarla fil ordusunu tarumar ediyordu.Cenabı Mevla evini koruyordu. Hz.Hatice bu mucizelerin arasında büyüyordu.Babası Hüveylid bin esed ve annesi Fatıma binti Zaide’nin terbiyesinde yetişiyordu.Haksızlığa karşı duran,ahlaki değerlere sımsıkı bağlı olan,ileri görüşlü biriydi.Hz.Hatice’ye iffet ve nezahatından dolayı (Tahire) tertemiz kadın sıfatı verilmişti.Mekke toplumunda farklı biri olarak ortaya çıkıyordu.Ahlaksızlığın,hayasızlığın,zinanın arttığı,insani değerlerin yok sayıldığı bir ortamda o Kureyşli kadınların hanımefendisi ünvanını alıyordu. Bir kadının böyle bir hitapla çağrılması ve tanınması kadar güzel ne olabilir değil mi ?

Hz.Hatice’den En başta örnek almamız gereken onun namusu , iffeti ve hayasıdır.Bizlerde bugün şirkin , küfrün ,cahiliyenin , zinanın yaygın olduğu ve kadınların açılıp saçılmış bir halde sokaklarda gezdiği bir ortamda yaşamıyor muyuz ? Eski cahiliye ortamından ne farkı var gerçekten.İşte mümin bir kadın olarak bizlere düşen Bataklığın içinden Kendimizi sıyırıp Oraya Bulaşmamaktır. Namusumuzu , İffetimizi Hiçbir Zaman Kaybetmeden,Harama Göz Uzatmadan ,Rabbimizin her an bizi gözetlediğini bilerek Saliha bir kadın olmak için çalışmalıyız. Hz.Hatice’de bu özellikleriyle öne çıkan bir kadındı.Talipleride çok oluyordu. Başından 2 evlilik geçti.İlk Eşi vefat etti İki çocuğu ile kalan Hatice bir evlilik daha yaptı fakat anlaşamayıp ayrıldılar.Bir daha asla evlenmemeyi düşünüyordu. Üzgündü Hatice fakat kötü günler bitmiyordu.Ficar savaşında babasını,kardeşini ve amcalarını kaybetti . O bu yaşadıklarından yıkılmak yerine dahada güçleniyor,olgunlaşıyor ve sabrı öğreniyorudu.Kadınlar fıtrat gereği nazik ve kırılgan varlıklardır.Erkekler kadar sıkıntılar karşısında sağlam duramazlar.Çabuk üzülüp,ağlayıp sabredemezler.Fakat Hatice tam aksine sıkıntılar karşısında metanetle duruyor,sabrediyor,dahada olgunlaşıyordu.Asla isyan etmiyordu.

Gerçi ancak Rabbini Tanıyan ve hayrında,şerrinle ondan geldiğini bilen kişiler bunu anlıyabilir ve zorluklara sabredebilirler. Ve bir bayram günüydü.Hz.Hatice Kabe’ye gidip tavafını yaptıktan sonra kabe’nin Rabbine uzun uzun niyazda bulundu.Sonra kureyşli kadınların bulunduğu bir topluluğa yöneldi. O sırada Yahudi bir alim onların yanına gelip şöyle dedi; -Ey Kureyş hanımları şüphesizki yakında bu kutsal belde de bir peygamber çıkacak hanginiz onunla evlenme fırsatı olursa evlensin.Bu Fırsatı kaçırmasın Hz.Hatice söylenenleri kelime kelime zihnine nakşetti.Kendisi Yeğeni Varaka’dan Bir peygamberin geleceğini duymuştu . Ve Yahudi alimin sözlerinden sonra Sık Sık Rüya görmeye başladı.Rüyasında Gökten Bir nurun evine girip her köşesini aydınlattığını sonra’da bütün alemi kuşattığını görüyordu. Bu rüyalar anlamsız olamaz dedi kendi kendine.Sabah Erkenden Varaka’ya koştu rüyasını anlattı. Varaka sevinçle: -Müjdeler olsun Ey Hatice Ey Tahire Kuşkusuz bu rüya ilahi bir lütfun işaretidir rüya sadık çıkarsa peygamberlik nuru muhakkak senin evini aydınlatacaktır. Son Nebi’nin nurundan faydalanacaksın dedi. Heycanlıydı Hz.Hatice Son Nebi’nin (s.a.v) kim olduğunu merak ediyor ve olağan üstü durumları yaşayanları gözden geçiriyordu.Sonuçta bütün işaretler ve edindiği bilgiler onu Hz.Muhammed’e götürüyordu.Onu daha yakından tanımak için ortaklık teklif etti.Şam’a gidecek kervan için onu görevlendirdi.Yanında kölesini yollayıp değişik bir durum olup olmadığını gözlemlemesini istedi.Tam beklediği gibi olmuştu.Kervan sırasında mucizeler olmuştu. Ve artık onun son Nebi olduğundan emindi.Hiç tereddüt etmeden Rasulullah’a aracılar vasıtasıyla evlilik teklifi etti.Efendimiz’de (s.a.v) kabul etti. Nikahları kıyıldı ve onlar islamın ilk çekirdeğini oluşturmuşlardı.Fakat kimsenin haberi yoktu…Allah Resulü (s.a.v) 25.Hz.Hatice 40 yaşında idi. Mutlu bir evlilikleri oldu.Onun bir güzel özelliği de eşine karşı nazik,şefkatli,itaatkar ve fedakar olmasıydı.Eşini üzmeyen güler yüzlü,merhametli bir kadındı.Gerçekten her kadın kendine bu vasıfları ne kadar taşıdığına bakmalı değil mi ? Hz.Hatice gibi Saliha bir kadın mıyız yoksa,cahileyye kadınları gibi miyiz…

Kur'an Dinle

Ve gün geçtikçe Resulullah’a ilahi hikmet adım adım yaklaşıyordu.Sesler duymaya rüyalar görmeye başladı.Ağaçlar taşlar kendisine selam veriyordu.Korkuyordu bu durumu eşi Hatice’ye anlattı.O ise beklenilen vaktin geldiğini anlamıştı.Eşini teselli ediyor ve Allah seni asla zayi etmez diyerek sakinleştiriyordu. İşte o gün geldi.Nur dağında Cebrail (a.s) Efendimize (s.a.v) göründü. Oku dedi.Ben okuma bilmem dedi.Cebrail onu kucakladı ve sıktı sonra Kur’an-dan inen ilk 5 ayeti okudu. ‘’Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla oku.O Rabbin ki seni bir kan pıhtısından yarattı.Oku.Rabbin sonsuzdur Kerem sahibidir. O insana kalemle yazı yazmayı öğretendir.O insana bilmediğini öğretendir.(Alak 1-5)’’ Efendimiz evine koşarken eşi Hatice sevinçliydi.Eve girdi.Beni örtün,beni örtün demeye başladı.Eşi onu biran olsun bırakmadı.Uzun bir süre vahiy gelmedi.Hira mağarasında tekrar Cebraili gördü ve korktu.Evine gelince gene örtüsüne büründü ve ayetler indi.-.Ey örtüsüne bürenen kalk ve uyar yalnızca Rabbini büyük tanı.(Müdessir 1-3) Ve artık uyuma ve rahat zamanı bitti.İlahi davet dönemi başladı.Ona ilk iman eden eşi Hatice oldu.Hiç düşünmeden sorgulamadan islama girdi.Çocuklarınada islamı anlattı.Herzaman eşinin yanında oldu hak dava uğruna beraber mücadele ettiler. Peki ya biz…Bizim eşlerimizde gerçek islamla ilk tanıştıklarında dinin sadece beş vakit farzdan ibaret olmadığını ve cennetinde kolay kazanılmadığını öğrendiklerinde ilk işleri ailesini uyarmak olmadı mı. Cennete giden yolda beraber mücadele etmeyi teklif etmediler mi bizlere. Peki bizim bu teklife,davete tepkimiz nasıl oldu.Herkes dönüp kendine sormalı aslında.Hz.Hatice gibi bunun Allah’tan geldiğine inanıp tek kurtuluşun bu din olduğunu anlayıp iman mı ettik. Yoksa ne anlatıyorsun sen ben zaten biliyorum bunları Allah’ı inkar da etmiyorum ama çoluk çocuktan fırsat mı var ? Namazımı kılıyorum işte daha napayım demek mi oldu.Samimi bir şekilde soralım kendimize,eşlerimize bizlere dünyayı bırak,cennette beraber olmak için yarışalım dediklerinde biz onlara nasıl tepki verdik ? Hangi taraf daha ağır bastı.Dünya sevgisi mi,Ahiret mi. Gerçekten onlara Hz.Hatice gibi hemen destek olup evet bende seninle bu yolda bu davada varım. Bende Rabbimi razı etmek istiyorum Cennetini kazanmak istiyorum dedik mi? Bunların cevabı hayır ise işte ozaman ziyandasınız,hüsrandasınız demektir.Bugün bizlere düşen bu gaflet uykusundan uyanmaktır.Hz.Hatice eşine destek olduğu gibi evini de İslami bir yuva yapmış evlatlarınıda Salih evlatlar olarak yetiştirmiştir.İslam yayıldığında yapılan işkencelere,hakaretlere,zulümlere beraber sabrettiler.Her zaman hak için mücadele etti.Yaşlıydı fakat biran olsun dininden taviz vermedi.Benden geçti artık diyip köşesine çekilmedi.Son nefesine kadar İslamın hakim olması için Resulullah ile beraber çabaladı.

Yorgun bedeni daha fazla dayanamadı.65 yaşında vefat etti.Ve o yıla’’ hüzün yılı’’ denildi. Bu mubarek kadının mücadelesini biraz olsun kendimize örnek edinsek.İşte ozaman ben ne yapıyorum islamın neresindeyim,Allah benden ne istiyor ben ise ne yapıyorum diyebiliriz belki.Tek kurtuluşumuzun hak dine tabi olmak olduğunu unutmayalım.Eşlerimiz ilim öğrenip cennet için çabalarken bizler en iyi danteli yapmak için çabalamayalım.Şunu da bilelim ki bu uğurda mücadele edenler asla kaybetmezler,her zaman kazanan onlar olur.Peki bizler dünya hayatını mı istiyoruz,yoksa ahrette kazananlardan mı olmak istiyoruz.Önce onu soralım kendimize. ‘’Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse şüphesiz cehennem onun sığınağıdır.(Naziat 37/59)’’ Rabbim bizleri Cehennem ateşinden korusun ve onun razı olduğu kullardan eylesin inşallah….AMİN.

 

Sesli Makale
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.