sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
Kur'an Dinle
Sesli Makale

İKİ KUŞAK SAHİBİ ESMA BİNTİ EBUBEKİR

İKİ KUŞAK SAHİBİ ESMA BİNTİ EBUBEKİR
07.02.2018
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

İKİ KUŞAK SAHİBİ ESMA BİNTİ EBUBEKİR

                Hamd âlemleri yaratan yöneten tek Rabb tek ilah, kulluk edilmeye layık olan Allah azze ve celle’ye mahsustur.

Kur'an Dinle

Salat ve Selam Âlemlere Rahmet olarak gönderilen izinden gidilmediği takdirde kurtuluşun mümkün olmadığı Hz. Muhammed(sav)’e Ehl-i Beytine, sahabesine ve tüm mü’minlerin üzerine olsun inşallah.

*Hz. Esma, Hz. Ebubekir’in kızı, peygamber Efendimiz’(sav)in baldızı.

*Allah Resulü için kuşağını parçalayan ve bu nedenle “Zatün Nifakeyn iki kuşak sahibi” olarak anılan genç kız.

*İslam düşmanı, Ebu Cehil’in tokadı karşısında yılmayan ve sır vermeyen mücadeleci bir mücahide.

Sesli Makale

*Aşere-i Mübeşşire’den olan Zübeyr bin Avvam’ın hayat arkadaşı

İslam Hira Mağarasından Mekke sokaklarında duyulmaya başladığında ilk iman eden erkek olan Hz. Ebubekir, Efendimiz(sav)’in arkasında yerini alınca evine de imanın mesajlarını taşır. Hz. Ebubekir’in İslam’a davet mesajını ilk olarak evinden 15 yaşında olan Esma(R.anha) kabul etmiş ve babasının Müslüman olmasıyla oda İslam’ı seçmiştir. Müslümanlığı seçen ilk 20 kişiden olmuştur. Öz annesi Kuteyle iman etmekten kaçınsa da Esma(R.anha) her zamana babasının yanında olmuş ve İslam yolunda mücadele etmeyi seçmiştir. O becerikli, cömert, gönlü zengin, ferasetli, vakar sahibi bir kadındı.

Hicret günleriydi. Müşriklerin oluşturduğu Darun Nedve’de Hz. Peygamber(sav)’in öldürülmesinden bahsediliyordu. Müşrikler bu kararda uzlaşıyorlardı. Efendimiz(sav) onların kararından haberdar olmuştu.

Efendimiz(sav) âdeti olmadığı hale öğle sıcağında Hz. Ebubekir’in evine geldi. Daha önceleri akşam ya da sabahları gelirdi. Esma(R.anha) hemen kapıya koştu ve babasına:

-İşte Rasulullah, bize hiç gelmediği bir vakitte başına örtü ile örtmüş olarak geliyor dedi.

-Babam anam O’na feda olsun! Vallahi o, yeni bir hadise olmadan bu saatte gelmezdi dedi. Hz. Ebubekir Efendimiz(sav)’i karşılamaya koştu.

Peygamberimiz(sav) eve girmek için izin istedi, izin verilince içeriye girdi ve telaşlı bir şekilde Hz. Ebubekir’e:

-Yanındaki kimseleri dışarı çıkar, dedi.

Evde yalnızca Esma(R.anha) ile kız kardeşi Aişe(R.anha) vardı.

-Ya Rasulullah! onlar benim iki kızımdır. Sır saklamayı bilirler. Bizi gözetleyen de yok, dedi. Bunun üzerine Rasulullah(sav)

-Benim buradan çıkıp Medine’ye gitmeme Yüce Allah tarafından izin verildi buyurdu. Ve ardından Hz. Ebubekir ile beraber gideceklerini belirtti.

Bu Hz. Ebubekir için müjdeydi. Efendimiz(sav)’e yol arkadaşı olacağı için sevinç gözyaşları döktü. Bu tabloyu zihnine yerleştiren Hz. Aişe daha sonraları “vallahi ben babamın o gün ağladığını görünceye kadar bir erkeğin sevincinden dolayı ağlayacağını bilmiyordum.” diyordu. Yol azığı hazırlandı. Görevi Esma yüklendi. Kız kardeşi Aişe’de ona yardım ediyordu.

Derinden bir torbaya azık koyup bir kırbayada su doldurdular. Ancak torbayı ve kırbayı bağlayacak bir ip bulamadılar. Esma babasına kuşağından başka hiç bir şey bulamadığını ifade etti. Babasının onayıyla kuşağını çıkardı, ikiye böldü. Kırbayla torbayı bağladı. Efendimiz onun içten çabasını ve fedakârlığını gördü, sevindi.

-Ey Esma, Allah sana bu kuşağının karşılığında sana, cennette iki kuşak versin iye duada bulundu. Bundan ötürü Esma o günden sonra “Zatü’n Nifakeyn” iki kuşak sahibi diye anıldı.

Peygamber Efendimiz(sav) Hz. Ebubekir ile Mekke’den çıkıp Sevr dağındaki mağaraya saklandı. Ebu Cehil’in başını çektiği müşrik grubu, Haşimoğullarının evlerini aradılar. Onları bulamayınca sabah vaktinde Hz. Ebubekir’in evine geldiler. Onların karşısına Esma çıktı. Kendinden emin ve gözü pek gözüküyordu.

-Baban nerede Ebubekir’in kızı diye sorular.

-Bilmiyorum, dedi Esma kararlıca.

Esma’nın tavrından ve cevabından rahatsız olan Ebu Cehil, kin ve nefretle Esma’nın yüzüne şiddetli bir tokat attı. Esma sarsıldı ve kulaklarındaki küpeler yere düştü. Toparlandı. Onların istediği bilgiyi vermeyeceğini kızgın bakışlarıyla ifade etti.  Onların gözlerinin içine baka baka korkmadığını belirtti. Ondan başka bir şey elde edemeyeceklerini anlayan müşrikler vakit kaybetmeden oradan ayrılıp aramaya devam ettiler.

Peki Esma’yı İslam’ın azılı düşmanı acımasız Ebu Cehil’in karşısında korkusuzca dik tutan neydi? Heybetli yada çok güçlü oluşumuydu? Hayır tabiki de. Evet, güçlüydü Esma ama bu iman gücüydü. Rabbine ve Rasulüne yakinliğinin verdiği bir güçtü. O biliyordu ki Arşın Rabbi olan Allah(azze ve celle) onun yanındaydı. Evet, sahabe hanımlarını bu kadar güçlü tutan imandı. Peki bizlerin imanı ne kadar karşı koyabilir bu asrın Ebu Cehil’lerine belki bugün rahatız kimde dikilmiyor karşımıza ama fakat dünya geneline baktığımızda Müslümanlar zulüm altında bize ne tabi zihniyetler hep “Bize dokunmayan yılan bin yaşasın” şeklinde peki “Bize dokunmayan yılan bin yaşasın diye yaşattığımız ses çıkarmadığımız yılanların bir sonra ki hedefi biz olduğumuzda Ebu Cehiller karşımıza dikildiğinde bizdeki iman gücü ne kadar sağlam tutacak bizleri karşılarında? Onlar “Lailahe İllallah” dedikleri bu kelamın gereği gibi yaşamak istedikleri için zulüm görüyorlar. Peki, bugün bizlere diyoruz hatta yüzlerce binlerce tesbih çekiyoruz. Lailahe İllallah diye yalnız dilimiz ayrı yaşantımız ayrı konuşuyor. Lailahe İllallah Allah’tan başka ilah yoktur. Beni yaratanın hükmüne boyun eğer O’nun kanun kurallarını isterim. Kimsenin önünde eğilmem, rızasını gözetmem, ilahlaştırmam, secde etmem demek. Ne kadar araştırdık acaba gerçek manasını. Kardeşlerimizin başına gelenler bizim başımıza gelirse ne kadar zamanın Esma’sı olabileceğiz.

Nitekim Allah(cc) Ankebut 2. Ayet-i Kerime’de

“İnsanlar imtihandan geçirilmeden sadece “iman ettik” demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sanılar” diye bildirmiş. Bizleri uyarmış farkına varalım artık bu dinin bize değil bizim bu dini yaşamaya ihtiyacımız bu dini hakkıyla öğrenip yaşamak…

Rasulullah(sav) Hz. Ebubekir’le beraber Sevr Mağarasında üç gün kaldı. Üç gün boyunca Esma geceleri onlara gizli gizli yiyecek taşıdı. Aile olarak fedakârlık gösteriyorlardı. Kardeşi Abdullah’da günüz Kureyşliler arasında dolaşır. Onlarda elde ettiği bilgileri aktardı.

Çobanları Amr İbni Füheyre’de sürüyü mağaranın bulunduğu yerde otlatır. Onlara süt verir. İhtiyaçlarını giderir ve gelenlerin izlerini kaybettirirdi.

Rasulullah(sav) sadık dostu Hz. Ebubekir ile Medine yolundaydı. Hz. Ebubekir yola çıkarken lazım our iye bir miktarı hariç evindeki tüm paraları yanına almıştı. Allah yolunda tüm kazancını harcamaya hazırdı. Ancak babası Ebu Kuhafe henüz Müslüman olmamıştı ve âmâ idi. Oğlunun hicret ederken tüm paraları alıp götürdüğünü zannediyor ve üzüntüsünden kendi kendine söyleniyordu. Esma dedesinin gönlünü huzura kavuşturmak için dışarıdan küçük taşları toplayarak babasının paralarını ekledi, üzerini bezle örterek para küpünün âmâ olan dedesine götürdü.

-Dedeciğim elle de gör babam bize ne kadar a çok para bırakmış, dedi.

Ebu kuhafe elini örtünün üzerinde gezdirdi. Üstteki paralara eli değdi. Küpün ağzına kadar dolu oluğunu zannetti.

-Size yeteri kadar para bırakmış dedi ve bir daha sesini çıkarmadı.

Ferasete bakın “Subhanallah”. Bizler bırakın azıyla yetinmeyi olana kanaat getirmeyi 1 tane varsa 2 3 istiyoruz. Mutlaka modaya uyacak tabi olmazsa olmaz. Ama onlar sahabeydi diyebiliyoruz zaman zaman yalnız onlar melek değildi. Onlarda bizim gibi insanlardı. Allah’ın yaratmış olduğu bir kuldu. Yalnız onlar Allah(cc) için vermek, Allah(cc) için sabretmek, Allah(cc) için vazgeçmek ne demek ne anlama gelir biliyor ve buna göre yaşıyorlardı.

Peygamber Efendimiz(sav) ve Hz. Ebubekir, sağ salim Medine’ye ulaştılar. Aradan biraz zaman geçince ailelerini getirttiler. Hz. Ebubekir’in iman etmeyen eşi Kuteyl geride kaldı. Esma hicret etti ve babasının yanına vardı.

Rasulullah(sav) Hz. Aişe ile evlenirken Esma’nında havarim dediği halasının oğlu Zübeyr Bin Avvam ile nikâhlarını kıydı. İkisi de İslam’a gönül vermiş birbiri ilk denk kişilerdi. Mutlu ve güzel bir yuvaları oldu. Muhacirlerin hicret yurdu Medine’de dünyaya gelen ilk çocuğu olan Abdullah İbni Zübeyr’e anne oldu. Müslümanlar Abdullah’ın doğumuna çokça sevindiler. Çünkü Yahudiler, Muhacirlere büyü yaptıklarını ve bir daha çocuklarının olamayacağını nesillerinin de kesileceği yaygarasını koparıp Müslümanları huzursuz etmişlerdi. Abdullah doğunca Yahudilerin yalanları da ortaya çıkmış oldu.

Esma(R.anha) oğlu Abdullah’ı doğurur doğurmaz, onu Peygamber Efendimiz(sav)’in yanına götürdü. Rasulullah(sav) Abdullah’ı hemen kucağına aldı. Bir hurma istedi, getirilen hurmayı çiğnedi ve o hurmayı Abdullah’ın ağzına sürdü. Abdullah’ın midesine giden ilk şey bu hurmadan emdiği su oldu. Hz. Esma Abdullah ile beraber 8 çocuk dünyaya getirdi. Oğulları Abdullah, Urve, Munzer, Asım, Muhacir. Kızları ise Haticetül Kübra, Ümmü Hasan, Aişe’dir.

Sekiz çocuğunun oluşu onu Allah(cc)’nun dini için mücadeleden alıkoymuyordu. Bizleri ne alıkoyuyor? Biz zaman yetmezliğinden yakınıyoruz ki bırakın gitsin. Peki, zamanı kim verdi bize? Gerçi alışverişi dikiş, nakış, gezmeler, temizlik, gündüz oturmaları, evet çok yoğunuz biz kadınlar gerçekten çok yoğunuz. Maalesef zamanı verene zaman ayıramayacak kadar çok yoğunuz. Dünyalık herşeyi Allah(cc) dinin önüne geçirmiş ve u yaşantıyla Allah(cc)’nun Rahmetini umar cennetine talibiz. Yaşantılara bakarsak ya cenneti istemiyoruz ya cehennemi hafife alıyoruz ya da gerçekten iman etmedik.

“Cahil cesur olur sözü sanki bizler için söylenmiş. Evet, o kadar cesuruz ki Allah(cc)’nun istemediği şekilde yaşantıyla Allah(cc)’nun en değerlisi olan cennete talibiz. “Rahmet kapısı ancak Zahmet anahtarıyla açılır.” Bizler Allah (cc)’nun dinini öğrenmek için ne kadar zahmet içerisine giriyoruz. Mücadelemiz ne kadar?

Hz. Esma, babası gibi eli açık ve cömertti. Mali durumu iyi olsun olmasın infak etmekten sakınmazdı. Peygamberimiz(sav)

-Ey Esma, elini bağlama aksi halde Allah’ta sana olan ihsanını bağlar, demişti.

Yine başka bir zamanda Efendimiz(sav) onların evine uğradı. Esma’nın vereceği sadakayı sayıp hesaplarken gördü ve

-Sayma, sonra Allah da sana sayarak verir, öğüdünde bulundu

Peygamber Efendimiz(sav)  nasihatleri neticesine bütün hayatı boyunca cömertliği, sadaka vermeyi, ihtiyacından fazla olan bir şeyi yanında bırakmamayı, fakir fukaraya vermeyi kendine hayat ölçüsü yaptı. Çocuklarına da aynısını tavsiye etti.

-Malınızı Allah(cc) yolanda harcayın. Sadaka verin. Bir hayrı geriye bırakmakla hiçbir şeyi fazlalaştırmış olmazsınız. Sadaka vermekle malınızın eksileceğini zannetmeyin, diyordu.

Faziletli, sabırlı ve metanetli olan Hz. Esma yüzyıl ömür sürdü. Ömrünün sonlarında kör oldu. Tek bir dişi dökülmediği gibi kendisinde bunama alameti e görülmedi. Ah, of çekmez, tam tevvekkülle Allah(cc)’ye dua ve niyaz ederdi.

Oğlu Abdullah bin Zübeyr şehadete ulaşıp Rabbine kavuştuktan sonra Hz. Esma bütün bunlara sabretmiş. On gün sonra yüz yaşına ulaşmış, bereket dolu bir ömürle Hicri 73. Yılında Mekke’de Darul Beka’ya göçtü. Allah(cc)kendisinden razı olsun. AMİN

ELHAMULLİLLAHİ RABBİL ALEMİN.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.