sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
Kur'an Dinle
Sesli Makale

HZ. HACCAC İBNİ İLÂT (R.anh)

HZ. HACCAC İBNİ İLÂT (R.anh)
16.10.2018
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

HACCAC İBNİ İLÂT (R.anh)

 

Hamd alemleri yoktan var edip ona bir nizam ve ölçü koyan Hennan ve Mennan sıfatlarıyla çokça ihsanda bulunan bizlere nefes almayı ve vermeyi nasip eden,hidayetti bulmak ve hidayette kalmamız için bize müsaade eden alemlerin Rabbi ve Maliki olan ALLAH’a (CC),salat ve selam ruhların yaratılışlarına dönmesi ve bedenlerle Rahman’a kulluğa yönelmesi için hayatını bu yolda davasına adayan  Hz. Muhammed (SAV) Efendimize ve O’nu aline ve ashabına ve selam dünyayı elin tersiyle iten ve yaradılışının gereğini yapan kutlu dava adamlarına.

Haccac İbni İlat (R.anh) sahabi, zeki ve siyasi bir tüccar… İslâm’la şereflendikten sonra alacaklarını tahsil etme konusunda siyasi dehasını kullanan ve Resulullah (S.A.V.) Efendimizden özel izin alarak Mekkeli müşrikleri kendine hizmet ettiren bir yiğit…

Kur'an Dinle

O, Beni Süleym kabilesine mensuptur. Bu kabilenin topraklarında altın madenleri çıkardı. Bu madenlerin zekatını vermek ilk defa ona nasip oldu. Onun İslamiyeti kabulü şöyle gerçekleşti:

Haccac İbni İlat, Süleymoğulları kabilesinden bir grup ile Mekke’ye gidiyordu. Gece olunca ıssız bir vadide konakladılar. Arkadaşları Haccac’ın nöbet tutmasını istediler. O da onların emniyeti için kabul etti. Kalktı, etrafı dolaşmağa başladı. Kendi kendine: “Ben ve arkadaşlarım sağ salim dönünceye kadar Allah’a sığınırız.” diyordu. Bir ara birinin şöyle dediğini işitti: “Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden (köşe ve bucağından) çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa haydi geçip gidiniz. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz.” (Rahman: 33)

Bu sözlerin ayet olduğunu bilmeyen Haccac onları ezberledi. Mekke’ye vardığında Kureyşlilerin ileri gelenlerinin katıldığı bir mecliste bulundu. Orada geceleyin başlarından geçen olayı anlattı. Ezberlediği ayeti onlara okudu. Bunun üzerine Kureyşliler ona: “Ey İlat! Sen de sapıtmışsın. Hz. Muhammed (SAV) de bu sözlerin kendine Allah (CC) tarafından vahye dildiğini söylüyor.” dediler. Ona pek değer vermediler. Haccac da: “Vallahi bu sözleri, hem ben hem de yanımdaki arkadaşlar birlikte duyduk.” diyerek hadisenin ciddiyetini onlara duyurmaya çalıştı.

Bu ayetin tefsirinde Ömer Nasuhi Bilmen şu noktaya değinmiş;

Sesli Makale

Bu mübarek âyetler de kıyamet gününde hiçbir kimsenin kaçıp kendisini mesuliyetten kurtaramayacağını ve ehl-i Cehenneme gelecek âteşin ne kadar müthiş bulunduğunu ihtar ediyor. O günde semâ tabakalarının nasıl parçalanarak bir vaziyet alacağını bildiriyor. İnsanların ve cinlerin o gün bir müddet soruya tâbi tutulmayıp hayretler, dehşetler içinde kalacaklarına işarette bulunuyor. İşte kullarına bu gibi hakikatları lütfen haber veren âlemlerin Rabbi’nin nimetlerini inkâr imkânı bulunmadığını beyân buyurmaktadır. Şöyle ki: Yüce Yaratıcı Hazretleri şunu da ihtar buyuruyor: (Ey cin ve insan cemaati!. Eğer göklerin ve yerin çevrelerinden çıkıp gitmeğe) Kaçıp kurtulmaya (gücünüz yeterse) hiç durmayınız (hemen çıkıp gidiniz) kendinizi Allah’ın azabından kurtarınız. Heyhat ki, bu ne mümkün!, (halbuki siz bir kuvvet olmadıkça) bir güç ve üstünlüğe sahip bulunmadıkça (çıkıp gidemezsiniz) öyle bir kuvvet ve galibiyet ise sizin için ne arar!. Sizler böyle âciz olduğunuz hâlde o Yüce Yaratıcı, sizleri yine kusurlarınızdan dolayı hemen cezalandırmıyor, durumlarınızı ıslâha davet buyuruyor.

Ya bizler onca ayetler hadisler duyuyor,hatta şu okuduğumuz hayatları okuyoruz ama ne hikmettir ne harekete geçiyoruz nede umursuyoruz! Neden acaba diye bir soru sorsak cevap ne olurdu!

İnsan hep kendisini bir bahanenin arkasına saklar fakat bir başkasında hata gördüğünde hem onu yermeye veyahutsa nasihat etmeye başlar lakin kendisini unutur şu misalde olduğu gibi;Adamın biri bir gün atla giderken arkasında yer olduğu halde boynuna asılı bir torbayla yolculuk yaparken görenler bu halin nedir? deyince ondan şöyle bir cevap gelir boynuma asılı olanlar insanların araştırdığım hata ve kusurları atımda ve sırtımda olanlarda benim başkalarının kusurlarını araştırma ve düzeltmeyle meşgul olmaktan kendi hata ve kusurlarımı düzeltmeyi unuttuklarımdır.Kendisinin kusurunu görmekten başkasını kusurunu görmeyene ne mutlu.

Tekrardan Haccac İbni Ilât’ın hayatına dönecek olursak onun gönlünde bir ışık belirmişti. Bu olay ona çok tesir etmişti. Resulullah (SAV) Efendimizin nerede olduğunu sorup öğrendi. Onu görebilmek için vakit kaybetmeden yola çıktı. Medine-i Münevvere’ye geldiğinde İki Cihan Güneşi efendimizin Hayber’e gittiğini haber aldı. Yine orada eğlenmeden hemen Hayber’e doğru hareket etti. Hayber Gazvesi günlerinde Fahr-i Kâinat (SAV) Efendimize ulaştı. Kendisiyle görüştü ve Müslüman oldu. Hayber fethine de katıldı.

Bir şeye ulaşmak istediğinde sahabe hiç engel tanımazdı.Bizler bırakın yaşamayı öğrenmek için bile istenilen mücadeleyi veremiyoruz çoğu zaman.

Haccac İbni İlat (r.a.) kendisine düşeni yapan servet sahibi zengin bir tüccardı. Kabilesinin topraklarında altın madenleri çıkardı. Mekke’de bir hayli alacakları vardı. Ailesi de orada kalmıştı. Malı-mülkü ve eşyası onun yanındaydı. Hem alacaklarını tahsil etmek hem de ailesinin yanındaki mallarını alıp Medine’ye getirmek istedi. Bunun için İki Cihan Güneşi Efendimizin huzuruna çıktı ve: “Ya Resulullah (SAV) Mekke’de bir takım kimselerde alacaklarım var. İzin verirseniz onları alıp diğer mallarımla birlikte Medine’ye getirmek istiyorum.” dedi. Efendimiz ona izin verdi. Haccac’ın gönlünü tırmalayan, zihnini meşgul eden bir konu daha vardı. Onu da Efendimize sormalıydı. Şöyle dedi: “Ya Rasulullah! Eğer müşrikler benim Müslüman olduğumu anlarlarsa bana hiçbir şey vermezler. Mallarımı kurtarabilmek için belki senin hakkında münasip olmayan sözler söyleme zorunda kalabilirim. Bu hususta ne buyurursunuz?” dedi. Fahr-i Kainat (SAV) Efendimiz bu konuda da ona izin verdi.

Müslüman nefsinden herhangi bir hareket yapamaz önce sorar sonra uygular.Anlaşılacağı üzere yaptıksan sonra ona fetva aramaz.Malını da kimseye bırakmaz sorar ve hayatını ona göre şekillendirir.

Haccac (r.a.) zeki idi. Siyasi kabiliyete sahipti. Bu sebepten fırsatları değerlendirmesini iyi biliyordu. Karşısına çıkacak meseleleri, problemleri iyi hesap ediyordu. Buna göre sorular soruyordu. Aldığı cevaplardan memnundu. Gönlü huzur içinde Mekke’ye vardı. Kureyş müşriklerinin zaaf noktalarını tespit etti. Onları oradan yakaladı. Alacaklarını tahsil hususunda onları kendine hizmet ettirdi. Müşriklerle aralarında geçen hadiseyi kendisi şöyle anlatıyor:

Kureyşliler o günlerde Rasulullah (SAV) Efendimizin Hayber üzerine yürüdüğünü duymuşlardı. Fakat gelişmelerden haber alamamışlardı. Mekke’ye vardığımda çevremi sardılar. Bana sorular sormağa başladılar. Benim henüz Müslüman olduğumu da bilmiyorlardı. Ben de Efendimizden aldığım izin üzerine onları sevindirecek haberler vermeğe başladım. Şunları anlattım; “Muhammed ve ashabı, şimdiye kadar çarpışmayı, savaşmayı Hayberli’lerden daha iyi bilen bir kavimle karşılaşmadı. Hayberliler onbin kişilik ordu topladı. Müslümanları kılıçtan geçirdi. Müslümanlar büyük bir yenilgiye uğradı. Muhammed esir alındı.” dedim. Bu haberler onları çok sevindirdi. Daha ileriye giderek şunları ilâve ettim: “Hayberliler Muhammed’i Mekkelilere teslim etmeyi öldürülen adamlarınıza karşılık onu sizin öldürmenizi istiyorlar” dedim.

Mekkeli müşriklere aslı olmayan bu parlak müjdeleri verdikten sonra onlara: “Siz de bana yardım ediniz. Alacaklarımı süratle toplayayım ki, Müslümanların ganimet mallarını başka tüccarlar gelmeden satın alayım.” dedim. Bu istek ve teklifime memnuniyetle diyerek karşılık verdiler. Büyük bir sevinç içerisinde benim alacaklarımı toplayıverdiler.

Karısına da aynı şeyleri söyleyip ondan da mallarını alan Haccac (r.a.) işini bu şekilde bitirdi. Mekke’deki servetini topladı. Fakat verdiği haberler Mekke’deki Müslümanları çok üzdü. Hz. Abbas bu acı haberi işitince fenalaştı ve evine döndü. Kölesini Haccac’a gönderdi ve görüşmek istediğini bildirdi. Haccac onunla gizlice görüştü ve Abbas (r.a.)’a meselenin iç yüzünü anlattı. Birkaç gün gizli tutmasını rica etti. Sonra Mekke’den ayrılıp Medine’ye gitti. Hz. Abbas üç-beş gün geçince Kâbe’ye çıktı. Müşrikleri sarsan, şok eden haberler vermeğe başladı. Gerçek söylenenlerin tam tersi idi. Hayberliler hezimete uğramıştı. Zafer Müslümanlarındı. Haccac alacaklarını kurtarmak için böyle söylemişti. Hz. Abbas Kureyşlilere durumu tek tek anlattı. Müşrikler bütünüyle sarsıldı.

Haccac İbni Ilât (r.a.) getirdiği malların zekatını verdi. Medine’de kendisine bir ev, bir de mescid yaparak şehre yerleşti. Resul-i Ekrem (SAV)’in vefatından sonra Humus’a giderek orada yaşadı. Hz. Ömer (r.a.)’ın hilâfetinin ilk yıllarında vefat etti.

 

Rahman olan ALLAH (CC) bizlere anlamayı ve anladıklarımızla hayat bulmayı nasip etsin.

ELHAMDULİLLAHİRABBİLÂLEMİN

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.