sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
Kur'an Dinle
Sesli Makale

ALLAH(cc)’NUN HELAL KILDIĞININ HARAM KILINMASI

ALLAH(cc)’NUN HELAL KILDIĞININ HARAM KILINMASI
08.02.2018
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

-ALLAH(cc)’NUN HELAL KILDIĞININ HARAM KILINMASI-

Hamd, Sena, Övgülerin en güzeli Âlemlerin Rabbi, İlahı, Mâbudu, Halığı, Meliki, ezelde ve ebediyette var olan, lütfuyla mahlukatı yaratıp yoktan var eden, nimetleriyle donatan, rahmetiyle doğru yolu gösteren Allah(cc)’ya mahsustur.

Salat ve Selam Rahman’ın yüce merhametiyle insanlara önderlik, liderlik etmesi için gönderilen, Rabbi tarafından çok sevilen insanların ise tanıyıp anlayabildikleri nispetince sevebildikleri, Allah(cc)’nun Kulu ve Rasulü Muhammed Mustafa(sav)’e, onun ehlibeytine, ashabına ve onun izinden giden tüm muttakilerin üzerine olsun İnşâAllah.

Kur'an Dinle

Hz. Adem(as)’dan itibaren bütün peygamberler, Allah(cc)’ya verdikleri ahdin bir gereği olarak  O’na teslim olmaya ve yüklendikleri emaneti edâ etmeye davet etmiştirler. Aslına bakarsak Allah(cc)’ya teslim olmanın gerektirdiği mükellefiyetlerden biride emanete riayet etmektir, daha açık bir ifadeyle bahsedilen teslimiyet kavramının hayatlardaki pratiğidir. İbni Abbas(ra)’ten gelen bir rivayetle Allah Rasulu(sav) şöyle buyurmaktadır:

“Emanet,  Allah(cc)’ya taattir, kulluktur.” ( İbni Kesir, Tefsirul Kur’ân’ıl Âzim, c. 2, sh. 113)

Emanet, teslimiyet,  itaat kavramları hayatın tamamında Allah(cc)’nun dilediğinin olması dilemediğinin olmaması, O’nun koymuş olduğu sınırların hayatın tam merkezi olması, O’nun helallerini helal, haramlarının haram kabul edilmesi, emirlerinin ve yasaklarının doğrultusunda hayatın idame ettirilmesi manasını taşımaktadır. Bunun içinde vahyin itibar edilen tek kaynak, tek memba kabul edilmesi gerekmektedir.

 

Sesli Makale

Allah (cc) bu imtihan sahasındaki doğum ve ölüm yolculuğunda klavuzluk etmesi, yoluna nuruyla aydınlık saçması, önünü karanlıklardan kurtarması için vahyi, ebedi düşmanı şeytan(aleyhilla’ne)’nin hain tuzaklarına takılıp onun çağırdığı acıklı azaba düşmesin diye de nebilerini yol arkadaşı, yaren, can yoldaşı olarak bizlere göndermiştir. Ancak insanlardan kimisi gönderilen yarenlere ceninin anne rahmine yapışması gibi sımsıkı yapışmış kimisi ise onu kendisinde hatta tüm yaratılmışlardan daha çok seven Âlemlerin Rabbinin çağrısına kulak tıkamış ve onun ebedi düşmanı şeytan (aleyhila’ne)’nin peşine takılmıştır. Hâlbuki düşünse ki:

“Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır. O halde sizde onu düşman belleyiniz. O dostlarını ancak alevli ateşe çağırır “. (Fatır 6)

 

İşte insan idrak edebilse bu Ayeti Celile’nin muhtevasını, kaçabildiği kadar, gücünün son noktasına kadar ondan uzaklaşmaya çalışır. Çünkü insan kendisine zarar geleceğini idrak ettiği şeyden kaçma dürtüsüyle yaratılmıştır. Misal çocuk sıcağa elini uzattıktan sonra onun yakıcılığını elinin yanmasıyla öğrenir ve bir daha ona yaklaşmak istemez çünkü ona zarar vereceğini artık tecrübe etmiştir. Ve bu sebeple ateşin yakıcılığı onun için kaçınılmaz bir gerçektir.  O halde bu ayeti her an hepimizin düşünmesi ve şuurunda olarak davranışlarımızı gerçekleştirmesi gerekmektedir. Çünkü âlemlerin Rabbi sonsuz merhametiyle şeytan(aleyhilla’ne) daha ateşe girmeden gaybtan bir haber vererek bizi asıl zararın nereden geleceğini bildiriyor ve düşmanlığı asla bitmeyecek bir düşmandan haber veriyor. Mü’minler için Rabbinin sözü ise bütün akıl idrakiyle kavradığı gerçeklerden daha evvel gerçektir. Müslüman Rabbinin her sözüne Mutlak manada iman etmiştir.

Düşman belleyin ki ondan sakınabilesiniz ve onun size geldiği adımları ve kurduğu tuzakları düşünün, üzerinde tefekkür edin. Unutmayın savaşın ilk kuralı “DÜŞMANI DÜŞMAN BİLMEKTİR.”  Kime karşı savaştığını bilip safların aleni olmasıdır. Bu ezele başlayan ve edebiyyen devam edecek olan savaşın taraflarından biri Allah(cc)’nun Rasulu, iman etmiş bütün mahlûkat diğer tarafta ise şeytan(aleyhila’ne) onun dostları ve yarakçılarıdır. Şimdi bu şeytan tarafında savaşa girişmiş asilerin, haddi aşanların kim olduğuna bir bakalım;

1-) İnkarcılar : Bu grubun içerisine Allah(cc)’yu, Rasul(sav)’i, her ikisini veya vahyin bildirdiği gerçekleri kabul etmeyenlerdir. Bu grubun içerisine yahudi ve hristiyanlarda dahildir.

“İman edenlere düşmanlık etmede insanların şiddetlisi şüphe yok ki kitap ehlidir. Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır. O halde sizde onu düşman belleyiniz. O dostlarını ancak alevli ateşe çağırır.” (Mücadele 82)

2-)Münafıklar : Kalbiyle iman etmediği halde dil ile iman ettiğini söylemekte olanlardır ki bunlar müminlerle olunca düşmanlıklarını, kin, nefret hasedlerini saklar onlarla berabermiş gibi gözükürler ancak yanından uzaklaştıklarında ise düşmanlıklarını apaçık ortaya koyan kimselerdir.

“ İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık.” derler.

Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.

Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardır.

Hem onlara: “Yeryüzünde fesat çıkarmayın.” denildiğinde: “Biz ancak ıslah edicileriz.” derler.

İyi bilin ki, onlar ortalığı bozanların ta kendileridir, fakat anlamazlar.

Onlara: “İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın.” denilince, “Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?” derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler. Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman: “Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz.” derler.”(Bakara 8-14)

3-)Allah(cc)’nun Helâl kıldığını haram, Haram kıldığını ise Helâlleştirenler: Konu aslında geniş olmakla beraber apaçık ortadadır. Bunu bir levhanın ucu olarak düşündüğümüzde bir ucu kişiyi günahkâr ederken bir ucu ise küfründe ittifak edilen şirk olarak küffar hükmüne sokmaktadır.

Günahkâr eden kısma baktığımızda evet kişi gafleti bir anlık hatası ile Allah(cc)’nun helâl ve haramlarında gevşeklik göstererek “Ey Kulum Bu Senin İçin Haramdır.” Buna yanaşma dediği şeye yanaşır sınırı aşar ama hemen hatasını fark eder ve tevbe-i istiğfar ile Rabbi Zülcelal’e yönelir bunda pişmanlık duyar samimiyetle ondan bağışlanma diler, bir daha onun helal ve haramları üzerinde titizlik göstererek Müslüman için çizdiği sınırları korursa Allah(cc) kulunu bağışlar.

Allah muhafaza kişiyi Kâfir eden kısma baktığımızda Haram kelime olarak yasaklama, mahrum etme gibi manalara gelir. İslami Istılahta ise; dince yapılması yasak olan belirleme yetkisinin ise sadece Allah(cc)’ya ait olan söz, fiil, davranış gibi şeylere haram denmektedir. Buna örnek getirecek olursak Ölü etini yemek, içki, faiz, kumar, zina, fal okları, hırsızlık, yalan, gıybet, malını haksız yere yemek, haksız adam öldürmek ve benzeri şeyler Allah(cc)’nun koyduğu haramlardır. Helâl ise kelime olarak düğümü çözmek, yükü indirmek, ağırlığı kaldırmak gibi manalara gelir. İslami Istılahta ise yapılmasında herhangi bir sakınca olmayan bütün ameller ve yenilmesi içilmesi mübah olan bütün nimetlerdir.

Bu açıklamadan sonra İslam’a göre bir şeyin helâl veya haram olmasının hükmü bir yaratılmış aklına veya yaratılmış tarafından meydana getirilmiş otoritelere, zümrelere, ideolojilere, partilere, kişilere bağlı değildir. Hiç kimse kendi kafasından şu helaldir ya da bu haramdır gibi farklı yaratılmış ölçüleriyle belirlemek gibi bir yetkisi  yoktur. Buna binaen insanlara bunu dayatmak ya da kabul etmeleri için baskı gösterme selâhiyeti asla bulunmamaktadır.

 

“Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla: ‘şuna helâl buna haram’ demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar felaha eremezler.” (Nahl 116)

İnsanlara düşen, kafasına estiği gibi, işine geldiği gibi ölçüyü koymak değil, Rabbi Zülcelal’in onun için belirlediği ölçüye teslim olmaktır. Helâl dediğini yerine getirip haram dediğinden uzak durmaktır. Çünkü yaratılmışların hevalarından çıkan helâl ve haramlara uyulduğunda yeryüzü her zaman mekân ve yerde fesada uğramaya mahkûmdur. Konunun can alıcı noktası ise şudur ki asıl şirk burada gündeme gelmektedir. Helâl ve haramı belirleme yetkisini kendisinde gören her beşer Allah(cc)’nun karşısında rabblık idda eden düzenbazlardır. Bunlara karşılık onların belirlediğini kabul edip hayatına bir takım fetvalarla alanlar ise onları Allah(cc)’den başka Rabb ya da İlah edinmiştir. “Ama nasıl olur ben ona secde etmiyorum, ona namaz kılmıyorum ki o benim ilahım ya da rabbim olsun” diyenlere ise cevabımız şu olacaktır ki: Rahman Tevbe Suresinin 31. Ayeti Celile’sinde mealen:

“Yahudiler hahamlarını, hristiyanlar rahiplerini ve Meryemoğlu Mesih’i Allah’tan başka Rabbler edindiler. Halbuki onlara da tek ilah olan Allah’a ibadet etmeleri emredilmişti..”

Allah Rasulu(sav) bunu kendisi tefsir etmiştir:

İmam-ı Ahmed, Tirmizi ve İbn-i Cerir değişik kanallara dayanarak bize bu belgeyi naklediyorlar:

Adiyy b. Hatem, İslamdan önce Hristiyan olan biriydi. Peygamberimizin huzuruna vardığında boynunda gümüş bir haç vardı. O sırada Peygamberimiz `Onlar Allah’ın dışında hahamlarını ve rahiplerini ilah edindiler’ cümlesi ile başlayan ayeti okuyordu. Ayet bitince bizzat kendi ifadesine göre Peygamberimize “Ey Muhammed biz onlara tapmıyorduk onlara kulluk etmiyorduk ki” dedi. Onun bu sözlerine Peygamberimiz şu karşılığı verdi:

“Allah(cc) size birşeyi helal dediğinde rahipleriniz size o şeyi haram ediğinde siz onu kabul ettiniz mi ?” İbni Hatem:

“ Evet, kabul ederdik.” Yine Allah Rasûlu;

“ Peki, Allah size birşeyi helâl kıldığında rahipleriniz onun için haram dediğinde siz onu kabul ettiniz mi? ”İbni Hatem:

“Evet, kabul ederdik Muhammed” Allah Rasûlu:

“İşte bu Rabb edinmektir, onlara kulluk etmektir.”(Muh. İbni Kesir, c.2, sh.137)

İmam Zeccac bu ayete şu şekilde bir açıklama yapmaktadır: “Bu ifade de Allah’ın haram kıldıklarından birini helal veya helal kıldıklarından birini haram kabul eden her insanın, müşrik oluğuna bir delil vardır. Çünkü Allah-u Teâlâ, kendisi dışında başka bir Hakîm kabul edeni müşrik saymıştır. İşte şirk tam olarak budur.”

“Hâlâ bilmezler mi ki, kim Allah’a ve Rasulüne karşı sınır mücadelesine kalkışırsa(Allah ve Rasulünün koyduğu hükümlere karşılık hüküm koyarsa) ona içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi vardır. En büyük rüsvalık işte budur.” (Tevbe 63)

Bu konunun tam ayrıntısıyla bilinmesi gerekir. Çünkü kişi ben bunu yapmıyorum dese bile ve zahiren böyle bir girişatı da olmasa bu durum kişiye konumdan kurtarmaz. Zira kişi bunu zahiren yapmasa da yapanı kalben desteklemesi ya da ona karşı herhangi bir menfaati gereği onay verse veya sessiz kalsa, kalbinde yapana karşı sevgi bulunsa, ya da en ufak bir meyil bu kişinin Allah(cc)’nun ininde İslam’la olan bağının kopmasına sebebiyyet vermektedir. Velev ki kişi ben Müslümanım diyerek Kelimetullah’ı getirse de onun İslam dairesiyle bağı kalmaz.

 

Bugün bizlerinde içerisine düştüğümüz vehamet işte tam olarak budur. Allah(cc)”nun muhkem nassla haram olduğunu belirttiği birçok şey (neredeyse hepsi)  bizim hayatımız da. Akıllı olan ve etrafına vahiy penceresiyle bakanın görmemesinin mümkün olmadığı şekilde açıktır sınırların aşıldığı ve herkesin aşması için aleni bir davet vardır yaşadığımız toplumda. Bizler de buna karşı sessiz kalmış kabullenmişiz. 1400 yıl evvel Mekke’de ki ilahçıklar(!)  “bahira, sâibe, vesile, hâm” diyorlardı bugün ise onların torunları  “yaşadığımız zaman bunu gerektiriyor, kaş almada toplat, faiz yeme ama ev almak için caizdir, içki içmiyorum derdim çok efkârlandım, bizim ki zina değil sadece birbirini tanıma vs. vs. vs. gibi edepsizlikler. İşte hayatımıza farklı farkı ölçüler belirleyen birden çok ilahımız ve bizim bunları kabullenişimiz. Ve daha niceleri… Ayetler bu kadar açıkken ve yapılanlar ortadayken Müslüman olduğunu söyleyenler kabuğuna çekilmiş bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığında ben yapmıyorum yapanlar düşünsün demek sadece deve kuşu misali sadece başını toprağa gömmektir.  “LA” diyemediğimiz ya da demediğimiz için Allah(cc) bunun hesabını mutlaka soracaktır ki o adaletle hesap görendir. Bizler buna iman ettik. Amenna va Saddekna. O halde uyanmanın ve uyandırılmanın zamanı çoktan gelip geçmiş.

Rabbim Bizleri Hakk’ı Hak bilip Hakk’a sarılan,batılı batıl bilip batıldan uzaklaşan kullarından eylesin.Rabb’im bizleri Haram ve Helâllerinin toplumsal olarak yaşanması için Mücadele eden Mücahid ve Mücahidelerden Eyle. Amin.

Sözlerin Başı ve Sonu İnsanların Hakîmi Allah(subhane ve teala)’ya Hamdetmektir.

Elhamdullahi Rabbil Alemin

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.