sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
Kur'an Dinle
Sesli Makale

‘’KALPLERİN ÜRPERME ZAMANI GELMEDİ Mİ?’’

‘’KALPLERİN ÜRPERME ZAMANI GELMEDİ Mİ?’’
14.11.2018
0
A+
A-

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

‘’KALPLERİN ÜRPERME ZAMANI GELMEDİ Mİ?’’

 

Kur'an Dinle

Hamd yerleri, gökleri ve ikisinin arasındakileri emsalsiz bir şekilde yaratan, bizleri hidayet olarak kitabı vahy eden, kainatın efendisi, tek ve yegane İlah,Rab, ibadet ve itaat edilmeye layık olan Allah Azze ve Celle’ ye mahsustur.Salet ve selam peygamberlerin sonuncusu, yaşayan Kur’an , kendisine tabi olunmadıkça cennetin imkansız olduğu müminlere karşı şefkatli, kafirlere karşı ise şiddetli olan Hz.Muhammed Mustafa (sav)’ ya, aline , ashabına, bugüne kadar yaşamış, bugün yaşayan ve bugünden kıyamete kadar yaşayacak olan tüm müslümanların üzerine olsun

“İman edenlerin, Allah’ı ve Hak’tan ineni zikir için kalplerinin ürpermesi zamanı hala gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilip de üzerlerinden uzun zaman geçmiş artık kalpleri katılaşmış olanlar gibi olmasınlar.Onlardan bir çoğu fasıklardı.Bilin ki Allah, ölümünden sonra yeri diriltiyor.Düşünesiniz diye biz ayetleri açıkladık.”( Hadid 16 ,17)

“İman edenlerin, Allah’ı ve Haktan ineni zikir için kalplerinin ürpermesi zamanı hâlâ gelmedi mi?” Yani Allah’ın hatırlatmaları, nasihatleri ve Kur’an’ını dinledikleri zaman müminlerin kalplerinin yumuşayarak Kur’an’ı anlamaları, ona teslim olmaları, emirlerini dinleyip itaat etmeleri ve nehiylerinden kaçınmaları zamanı hâlâ gelmedi mi?

İbni Ebî Hatem, İbni Abbas’ın şöyle dediğini nakletti: Allah mümin­lerin kalplerinin biraz ağırlaştığını görünce, Kur’an’ın inmeye başlayışın­dan itibaren on üçüncü senenin başında onları itap etti ve “İman edenlerin, Allah’ı ve Hak’tan inen zikir için kalplerinin ürpermesi zamanı hâlâ gel­medi mi?” dedi. Görünen o ki bu rivayet diğerlerinden daha sahihtir, çünkü sure Medine’de nazil olmuştur.

Sesli Makale

Sonra Allah Ehl-i Kitaba benzemekten nehyederek şöyle buyurdu:

Onlar, daha önce kendilerine kitap verilip de üzerlerinden uzun zaman geçmiş, artık kalpleri katılaşmış olanlar gibi olmasınlar. Onlardan bir çoğu fasıklardır. Yani Kur’an’ın inmesinden önce kendilerine Tevrat ve İncil ver­ilen Yahudi ve Hristiyanlardan kitap taşıyıcılara benzemesinler. Onların peygamberleriyle aralarından uzun zaman geçince kalpleri katılaştı; artık ne nasihattan, ne de cennet vaadinden ve cehennem tehdidinden etkilen­mez hale geldiler, ellerindeki Allah’ın kitabında değişiklikler yaptılar, onu basit menfaat sağlama aracı haline getirdiler, onu arkalarına attılar (hükümleri ile amel etmediler), değişik görüşlere karmakarışık sözlere uy­dular, ellerinde hiçbir delil olmadan Allah’ın dini konusunda sapık bilgin­lerini ve din adamlarım taklid ettiler, onların çoğu Allah’ın sınırlarından, emir ve yasaklarından çıkmış kişilerdir. İşte bu sebeple amelleri batıl, kalpleri fasid oldu. Nitekim bir başka ayette Allah (cc) bunu şöyle beyan etti:

“Verdikleri kesin sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitabı tahrif ederler) kendilerine hatırlatılandan önemli bir bölümünü de unuttular.” (Maide, 5/13). İşte bu yüzden Allah müminleri onlara benzemekten nehyetti.

Sonra Allah nasihatlerin ve Kur’an okumanın tesir etmesi için misal­ler vererek şöyle buyurdu:

Bilin ki Allah, ölümünden sonra yeri diriltiyor. Düşünesiniz diye biz size ayetleri açıkladık.” Yani yer yüzü kupkuru olduktan sonra yağmur ve bitkilerle onu dirilten Allah, Kur’an delilleri ve burhanları vasıtasıyla katılaşmış kalpleri yumuşatmaya, dalâlete düşen şaşkınları hidayete er­dirmeye de kadirdir. Üzerinizde düşünesiniz, içindeki nasihatlerden ibret alasınız ve gereği ile amel edesiniz diye size ayetleri ve delilleri açıkladık.Tefsirül münir.

” Abdullah bin Mes’ûd (ra)’dan; Şöyle demiştir:

Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana: (Yâ îbn-i Mes’ûd!) Bana Kur’ân oku, diye emretti. Ben de O’na Nisa sûresini okumaya başladım. Nihayet;

“Her ümmetten (onun peygamberini) birer şâhid getirdiğimiz, seni de onlar üzerine şâhid olarak getirdiğimiz zaman (bakalım kâfirle­rin hâli nasıl olacak?)” Nisa, 41 âyetine ulaştığım zaman O’na baktım, O’nun iki gözünden yaşların akmakta olduğunu gördüm.( ibn mace)

Bu hadisi Buhâri, Müslim ve Tirmizî de rivayet etmişler.

Bu âyet-i kerime âhiret günü her peygamberin kendi ümmeti hakkında ve Peygamberimiz (Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâmî’in mü’min-ler, kâfirler ve münafıklar hakkında şâhidlik edeceklerini, o gün kâ­firlerin hâlinin perişan olduğunu bildirir. Tabiî mü’minlerin imân ettikleri ve kâfirler ile münafıkların imân etmedikleri yolunda şâhid­lik edilecektir.

Tuhfe yazarının beyânına göre Îbnü’l-Mübârek, ZÜhd bölümünde Said bin el-Müseyyeb’ den şu mürsel ha­dîsi rivayet etmiştir: “Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in Ümmetinin O’na sabah ve akşam arzedilmediği hiç bir gün yoktur. Artık O, ümmetini simâlarıyla ve amelleriyle tanır ve bunun içindir ki onlar hakkında şâhidlik edecektir.”

Resûl-i Ekrem (Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm) ‘in ağlaması sebebi hak­kında müteaddid görüşler bildirilmiştir. Şöyle ki:

lbn-i Battal: Çünkü O, bu âyet okunduğu zaman kıyamet gününün korkularını, ümmeti için şahidlik etmesini gerektiren duru­mun şiddetini ve mahşer halkı için şefaatçi olma talebini göz önüne getirmişti. Bu tablo için ağlamak haktır, demiştir.

El – Hâfız da : Bence O, ümmetine merhametinden dolayı ağ­lamıştır. Çünkü O, ümmetinin ameline göre şâhidlik edeceğini bilirdi. Ümmetinin bir kısmının ameli doğru olmayabilir. Bu hâl ise onların azaba girmelerine sebep olur, demiştir.

G a z â I î : Kur’ân okurken ağlamak müstehabtır. Ağlamayı sağlıyabilmek için tehdîd ve azab âyetleri, ilâhî emirlere ve yasakla­ra dâir âyetleri, Allah’ın kullarından istediği itaat hakkındaki âyet­leri ve buna benzer konulara ilişkin âyetleri okurken anlamlan dü­şünülmeli, dikkatler bunun üzerine yoğunlaştırılmalıdır. Sonra okuyu­cu kendi durumunu bu âyetlere göre inceleyip kusurlarını tesbit edip ağlamalıdır, üzülmelidir. Şayet kalbine hüzün ve üzüntü girmezse,bu kere gaflet ve katı yürekliliği için ağlamalıdır.Çünkü bu hâl, bü­yük musibetlerdendir, demiştir.

Alah cc’ ya karşı sorumluluklarımızın neler olduğunun farkında olabilimek ve bu hali devamlı hale getirmek için Kur’an ile hemhal olmalıyız.Allah vahyinden uzak yaşamak şüphesiz kalplerin katılaşmasına huşunun kaybolmasına ve sorumlulukların unutulmasına sebeb olacaktır.Bu hal ise gaflet halidir.Allah cc ise gaflet halinde olan bir kalpten yüz çevirmektedir. Çünkü gafil insan ne için yaratıldığını bilmeyen amaçsız ve gayesiz bir şekilde hayat sürdüren kimsedir.Gafletten kurtulmanın tek yolu kuran’la yaşamak ,kuran’ı yaşamakla olur.

Her kim Rahman olan Allah’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur. Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. ( zuhruf 36,37 )

 

HAMD ÂLEMLERİN RAB’Bİ OLAN ALLAH’A MAHSUSTUR.

 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.