sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
Kur'an Dinle
Sesli Makale

ERVA BİNTİ ABDÜLMUTTALİB (R.ANHA) ‘’TESLİM OLMAK İÇİN NEYİ BEKLİYORUZ.’’

ERVA BİNTİ ABDÜLMUTTALİB (R.ANHA) ‘’TESLİM OLMAK İÇİN NEYİ BEKLİYORUZ.’’
16.08.2018
0
A+
A-

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

ERVA BİNTİ ABDÜLMUTTALİB (R.ANHA)

‘’TESLİM OLMAK İÇİN NEYİ BEKLİYORUZ.’’

 

Hamd yalnız Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım bekler, günahlarımızın affını O’ndan ister ve sadece O’na tövbe ederiz. Hidayete ermemizi ve doğru yola bizi iletmesini O’ndan dileriz. Nefislerimizin kötülüklerinden ve amellerimizin fenalıklarından Allah’a sığınırız. Allah kime hidayet dilerse onu kimse sapıklığa iletemez. Kimi de sapıtmışsa kimse onu hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Hz. Muhammed (s.a.v) O’nun kulu ve elçisidir. Salat ve Selam O’na ve onun yolunda gidenlere olsun..

Kur'an Dinle

Oğlunun delaletiyle İslamla şereflenen bir hanım Sahabi… Çocuğuna devamlı nasihat eden, Rasulullah’ın yanından ayrılmamasını tenbih eden, Ona destek olmasını isteyen faziletli bir anne… O haşimoğullarına mensuptur. Annesi Fatıma binti Amr b.Aiz’dir. Babası Abdülmuttalib’tir. Sevgili Peygamberimizin babası Abdullah ile ana baba bir kardeştir. İslamın ilk günlerini gören ve akrabalık gayretiyle Rasulü Ekrem (s.a.v)’e destek olan bir hanımdı. O cahiliyye döneminde Umeyr İbni Vehb ile evlendi. Ondan Tuleyb adında bir oğlu oldu. Tuleyb İslamın ilk günlerinde Erkamın evinde İslam’la şereflendi. Annesi Erva Hatunun’da müslüman olmasını istiyor ve onun için dua ediyordu.

İmanın tadına İslamın şerefine ulaşmıştı Tuleyb o yüzden annesinin de bu nimetden faydalanmasını kurtulanlardan olmasını istiyordu. Erva hatun oğluna karşı gelmese de iman etmemişti ama ona saygı duyuyordu. Tuleyb ise içten içe kahroluyordu. Annesinin şirk üzere ölmesinden cehennem ehli olmasından çok korkuyor ve üzülüyordu. Bir gün annesiyle karşılıklı olarak sohbet ederken aralarında şöyle bir konuşma geçti.

-Bak anne ben Müslüman oldum Muhammed aleyhisselama uydum. Ona teslim oldum dedi.

–Annesi Erva Hatun: Hiç şüphesiz dayının oğlu senin yardımına ve desteğine herkesten daha layıktır. Vallahi onu erkeklere karşı korumaya gücümüz yetseydi her tecavüzden korurduk dedi.

Sesli Makale

Erva hatunun hayatına baktığımızda Allah’ı ve Peygamberini inkâr etmek veya iman eden oğlunu bundan alıkoymak, ona işkence yapmak, hor görmek, yoluna engeller koymak gibi bir durum söz konusu olmamıştır. Fakat bu şekilde olması onun Müslüman olduğu anlamına da gelmemektedir. Aksine Allah azze ve celle’yi Tevhid etmeyen kişi her daim şirk üzerindedir. Kişi ne kadar benim kalbim temiz dese dahi… Hatta bu durum küfrün çeşitlerinden olan küfrü inadi’ye girmektedir.

KÜFRÜ İNADI=Kişinin kalben Allah’ı bilmesi lisaniyle’de ikrar etmesine rağmen, imandan kaçıp Müslüman olmamasıdır. Bu tip kişiler bir yandan İslam dinini biliyorlar, bir yandan dilleri ile ikrar ediyorlar. Fakat canla, başla, kalben, kabul edip islam dinine girip iman etmiyorlar. Ne kadar inatçı kişiler ki hakikati bilip ikrar ettikleri halde küfrü tercih ederek kendilerini kötü bir akibet’e sürüklüyorlar. Buda gerçekten çok büyük bir cesaretdir. Böyle bir cesaret şuurlu bir cesaret değildir. Bu aslında ‘’cahil cesurdur’’ ifadesinde yer alan bir cesarettir. İşte Erva Hatunda cahildi Rabbini tanımıyordu ve bu küfür kapsamına giriyordu. Kalben iman etmiyordu ama oğlununda Rasulullah’ın yanında olmasından razı oluyordu. İslamiyet gün geçtikçe Mekke’de yayılıyordu. Mekke’nin ileri gelenleri hep Müslüman olmuşlardı. Tuleyb (r.a) bir an önce annesinden cehalet karanlıklarından ve küfür bataklığından kurtulmasını arzu ediyordu. Bu sebeple gıyabında devamlı dua ediyordu. Çünkü biliyordu ki her daim dualara icabet eden gören ve işiten bir Rabbi vardı.

‘’RABBİMİZ ŞÖYLE DEDİ BANA DUA EDİN DUANIZA İCABET EDEYİM’’…(Mü’min 60)

Dayısınında islama girmesini fırsat bilerek daha bir cesaret alarak annesine tatlı ve yumuşak bir üslüb ile yalvarmaya başladı Tuleyb. Ona İslam’ın güzelliklerini anlattı. Kalbini İslama ısındırdı. Ve şu soruyu sordu:

-Anneciğim seni Müslüman olmaktan ve Rasullullah’a teslim olmaktan O’na uymaktan alıkoyan nedir? Bak kardeşin Hamza’da Müslüman oldu dedi.

Bu soruyu hemen okuyup geçmeyelim kendimizle yüzleşelim ve nefsimize aynısını soralım şimdi. Ey Doymak Bilmeyen, Uslanmayan Nefis, Ey Haddi Aşan, Azgınlaşan ama aciz olan gayesini unutan, hem cahil hem cesur hem de zalim olan insanoğlu… Seni bugün Müslüman olmaktan Allah’ın Kitabına Rasulunün Sünnetine teslim olmaktan alıkoyan nedir? Nedir? bu rahatlığın ölmeyecekmiş gibi ve sanki hesab veremeyecekmiş gibi yaşamanın sebebi bu sorular kendisi de aciz olan bir beşerin sözleridir. Ama aynı soruyu ezeli ve ebedi hayat sahibi olan Rabbimiz de bizlere sormaktadır.

‘’Ey İnsan,üstün Kerem sahibi Rabbine karşı seni aldatıp yanıltan nedir?Ki O seni yarattı sana bir düzen içinde biçim verdi ve seni itidal üzere kıldı.(İnfitar 6-7)

Seni Yaratan Allah’ın lütuf ve Kerem’ine karşılık, senin O’na şükretmen gerekirdi. Sen Allah’a bilhassa itaat ve şükür etmen gerekirken, O’na isyan ediyor ve dünyada ne elde ettiysen onu dünyada kendi gayretinin sonucu zannediyorsun. Bu Rabbinin öyle bir lütfudur ki dünyada yaptığın kötülüklerden dolayı sana hemen ceza vermemektedir. İnsan bizzat kendisinin dünyaya gelişini düşünsün. Sizler bu dünyaya kendi kendinize gelmediniz ve sizi anne babanızda yaratmadı sizlerin doğabilmesi için bir kaç unsurun bir araya gelmesi gerekir ve yaratılışınız bir rastlantı da değildir. Tam aksine Allah(c.c)’u sizleri makul bir sebeple yaratmıştır. Yer yüzünde bir çok hayvan görüyorsunuz işte Allah’u Teala sizleri onlardan daha mükemmel yarattı ve onların üstünde bir şeref ve fazilet bağışlayarak sizleri mümtaz varlıklar kıldı bu nimetlere karşılık sizler aklınızı kullanmalı ve Allah’ın bu ihsanını idrak ederek şükür ve itaatte bulunmalıydınız. Ayrıca Rabbinize isyanda etmemeliydiniz. Şunu iyice bilmesiniz ki Allah’u Teala Rahim ve Kerim olmakla birlikte Cabbar ve Kahhar’dır da..(Tefhimul’Kur’an Mevdudi)

Bu izahtan sonra iyice düşünüp kendimize bu soruyu sormalıyız. Böyle bir Rabbim varken ben hayla neyi bekliyorum. Beni bu dini yaşamaktan alıkoyan nedir? Bu soru Erva Hatunun hayatında büyük bir inkılap oluşturdu. Tevhid’i inkılap önceden hep duyduğu bu kelimeyi şimdi öyle bir anlamıştı ki tek gayesi bu sözün gerekliliklerini yerine getirebilmekti. Şunu da çok iyi anlamıştı Erva Hatun Müslümanım demekle iş bitmiyordu. Müslümanca yaşamak ve ölüm anına kadar bunu muhafaza etmek gerekiyordu.

‘’Ey Mü’minler Allah’tan hakkıyla korkun.Ve Mutlaka Müslüman olarak ölünüz’’(Ali İmran 102)

Kişi ne zaman, nerde öleceğini bilemediği için her anını Müslümana yakışır şekilde yaşamalıdır. Erva Hatun’da imanını son nefesine kadar korumak için Müslümanca bir hayat sürmüştü. Oğlu ondan önce İslam ile şereflenip annesininde hidayetine sebep olmuştu. Şimdi anne oğlun dertleri gayeleri sevinçleri ve kederleri hep aynıydı. Artık bu aile Allah yolunda canla başla beraber mücadele ediyorlardı.

Erva Hatun oğlunu öyle bir yetiştirmiş İslama öyle bir adamıştı ki bir an olsun Rasulullah’ın yanından ayrılmasını istemiyordu. Ne mutlu ki böyle faziletli annelere.. Ve ne mutlu ki çocukları İslam yolunda eğitip Rasulullah’ın izinden yürütebilenlere. Müjdeler olsun İslam’ın hizmet erlerini yetiştirebilen annelere..Eyvahlar olsun ! dünyanın kölesi nefsinin oyuncağı şeytanın tuzağına düşmüş annelere..

Allah azze ve celle bizleri de İslam’ı yaşayan destekleyen dert edinen ve evlatlarını da bu ahlak üzere yetiştiren bir anne olmayı hatta bir Erva Hatun olmayı nasip etsin inşallah..

 

SELAM VE DUA İLE….

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.