sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
Kur'an Dinle
Sesli Makale

CİHAD ÖZLEMİYLE YANAN ÜMMÜ HARAM BİNTİ MİLHAN (R.ANHA)

CİHAD ÖZLEMİYLE YANAN ÜMMÜ HARAM BİNTİ MİLHAN (R.ANHA)
26.09.2018
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHİRRAHİM

CİHAD ÖZLEMİYLE YANAN ÜMMÜ HARAM BİNTİ MİLHAN (R.ANHA)

 

Bütün övgüler ve güzellikler gerçekte Allah’a aittir. Ona hamd ediyoruz. Ona tevbe edip O’ndan bizi bağışlamasını istiyoruz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden O’na sığınıyoruz. Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed (s.a.v) O’nun kulu ve Rasulüdür. Salat ve Selam O’na ev halkına ve onu önder edinenlere olsun…İnşallah..

Tebliğ ve cihad faaliyetleri, İslam’da en üstün amellerdendir. Çünkü bu amellerle bir diyarın halkının İslam’ı tanıyıp ebedi saadete erişmelerine vesile olmak, sevabı kesilmeyen bir ameldir. Bu faziletli amele genelde erkekler güç yetirirler. Ancak kadınlar arasından bazılarında zorlu seferlere katılarak İslam yolunda sıkıntılara göğüs germişlerdir. Bunlardan biri de Ümmü Haram binti Milhan radıyallahu anha’dır. Medine’nin Neccar oğulları boyuna mensup olan, Ümmü Haram, Enes bin Malik’in teyzesidir. Neccar oğulları Rasulullah (s.a.v) Efendimize anne tarafından akraba olduğu için onunda teyzesi kabul edilir. Ümmü Haram Rasulullah’ın İslam’a davetine koşan ilk Medineli Müslümanlar arasındaydı. Müslüman olmadan önce Amr. İbni Kays ile evliydi. İslam dini Medine’de yayılıp birçok kişi hak dine girdiği halde onun kocası Müslüman olmadı. Ümmü Haram onun cahiliyye’den çıkmasını ne kadar istese de o küfründe inat etti. Müşrik bir kocayla evli kalamayacağını anlayan Ümmü Haram ondan bir süre sonra ayrıldı. Daha sonra ise meşhur sahabi Ubade İbni Samit ile evlendi. Kocasıyla birlikte Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e hizmete koştu. Hz. Ubade radıyallahu anh Medine’nin İslam’a kucak açmasına öncülük eden, Birinci ve ikinci Akabe biatlarına katılan Müslümanlardan biriydi. Hanımı Ümmü Haram da onun bu hizmetlerine canı gönülden destek oluyordu.

Kur'an Dinle

Dikkat edersek Ümmü Haram’ın ilk eşinden ayrılma sebebi inançlarının farklı olması eşinin şirk, onun ise Tevhid üzere bulunması. O dinin hakkı ile yaşayabilmek için Rasulullah’a en iyi şekilde hizmet edebilmek ve her daim onun destekçisi olabilmek için hiç düşünmeden aile düzenini bozup müşrik kocasını terk etmişti. Aynı cahiliyeyi terk ettiği gibi hayatında ondan bir parça kalsın istemiyordu. Mademki kocası Müslüman olmuyordu artık onunla aynı evi paylaşamazdı.

Ümmü Haram eşiyle geçinemediğinden falan değil sadece suluktan, mal, mülk, servet için değil sadece Allah için Onun dinini hakkı ile yaşayabilmek için ondan ayrıldı. Mücadelesine engel olacak şeyleri hayatından tamamen çıkarmak istiyordu. Keşke bizlerde Ümmü Haram gibi hiç tereddüt etmeden bu dini yaşamada bize engel olacak ne varsa teker teker onları hayatımızdan çıkarabilsek. Bu dünyada ki keşkelerimiz ve pişmanlıklarımız bizlere bir fayda verebilir. Bu durum bizleri bir yerden başlamaya itebilir, ama ahirette keşke diyenlerden olursak işte o zaman ki pişmanlık kişiye hiçbir yarar sağlamayacaktır. O gün artık iş işten geçmiştir.

‘’Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var? O zaman insan, Ah! Keşke ben bu hayatım için önceden iyi işler yapıp gönderseydim der. Artık o gün Allah’ın edeceği azabı kimse edemez.(Fecr 23-24-25)’’

Ahiret de keşke diyenlerden olmak istemeyen Ümmü Haram canla başla Resulullah’a ve getirmiş olduğu dine yardım ediyordu. Allah Resulü (s.a.v) Efendimiz zaman zaman Ümmü Haram’ın evine ziyarete giderdi. Bazen öğleüstü kaylülesini onların evinde yaptığı olurdu. Peygamber Efendimiz (S.a.v) bir gün yine Ümmü Haram’ın evindeydi. Gölgelikte biraz dinlenmek isterken hafif bir uykuya daldı. Uykusundan gülümseyerek uyandı. Yanındakiler Efendimiz (s.a.v) tebessüm edişinin sebebini merak ettiler.

Sesli Makale

-Ya Rasulullah. Anam babam sana feda olsun. Niçin gülüyorsunuz? Peygamber Efendimiz:-Ey Ümmü Haram Ümmetimden bir kısmının gemilere binip kâfirlerle savaşmaya gittiklerini gördüm. Buyurdu.-Ümmü Haram her zaman şehadet özlemiyle yanardı. Allah Rasulünün onun evindeyken böyle bir rüya görmesine çok sevindi. Bunun kendisi içinde bir müjde olmasını ümit ederek Peygamber Efendimizden dua istemeyi düşündü. Heyecanla:

-Ya Rasulullah dua etseniz de bende onlardan biri olsam Hidayet ve merhamet pınarı Efendimiz istediğini kabul etti ve hemen ellerini açarak:

-Ya Rabbi Ümmü Haram’ı da onlardan eyle diye dua etti. Sonra Rasulullah (s.a.v) istirahatine bir süre daha devam etti. Biraz uyumuştu ki, yeniden tebessüm ederek kalktı. Soruyu soran gene Ümmü Haram’dı. Neye tebessüm ettiniz dediğinde şöyle dedi:

-Bu seferde ümmetimden bir kısmının padişahların tahtlarına kuruldukları gibi bineklerine kurularak gazaya gittiklerini gördüm.

Ümmü Haram onlarında arasında olmak istedi. Efendimiz ona “Sen öncekilerdensin” (Buhari, Müslim) buyurdu. Böylece onu ileride gerçekleşecek deniz seferlerine katılacağını haber vermiş oldu.

Efendimiz dünyadan ayrılmış dar-ı bekaya irtihal eylemişti. Ancak ashab-ı kiram asla dünya işlerine dalıp İslam’a hizmet etmeyi aksatmadılar. Ümmü Haram ve eşi hizmetlerde daima öncü roldeydiler. Yine kocasıyla birlikte Numus da tebliğ vazifesinde bulundukları dönemde İslam ordusu Kıbrıs adasını Fethetmek için sefere hazırlanmaya başladı. İşte Peygamber Efendimizin yıllar önce müjdelediği sefer bu olsa gerekti. Ümmü Haram da sefere katılmak üzere hazırlığa başladı.

Kıbrıs seferi İslam ordusunun ilk deniz seferiydi. Önceleri denizcilikten çekinen Müslümanlar çok geçmeden gözlerini denize çevirmek zorunda kalmışlardı. Müslümanların ilk deniz seferi birçok tehlikeler içeriyordu. Ümmü Haram 86 yaşına girmişti. Deniz yolculuklarına alışkın değildi. Fakat Efendimizin müjdesine nail olma arzusuyla bütün zorluklara göğüs geriyor, sıkıntılara sabrediyordu. Müslümanları deniz savaşlarına en fazla teşvik eden de o olmuştu. O deniz savaşının tehlikesinin kara savaşından daha büyük olduğu gibi sevabının da kat kat fazla olduğunu biliyordu.

Ümmü Haram’ın rivayetine göre Rasulullah (s.a.v) Müslümanları deniz gazalarına teşvik etmek için şöyle buyurmuştur: “Bir deniz şehidi (sevabı) iki kara şehidi gibidir. Deniz tutup da istifra eden ise, karada kan döken gibidir.iki amal arasıda Allah’a kulluk yolunda dünyayı katetmek gibidir. Allah ölüm melekleri ile ruhları kabzeder. Deniz şehidinin ruhunu kabzetmeyi ise üzerine almıştır. Kara şehidinin borç dışındaki bütün günahlarını bağışlar. Deniz şehidinin ise, günahlarını da, borcunu da bağışlar. (İbn Mace, Cihad, No 649)

İlkbaharında donanma Akka sahilinden denize açıldı. Müslümanlar Kıbrıs’a varınca karaya çıkarak şehri kuşatma altına aldılar. Şehrin idarecilerini, önce İslamiyet’i kabule davet ettiler. İslam devletinin egemenliğini kabule davet ettiler. İdareciler bu iki teklifi de reddedince savaş başladı. İslam ordusu bu zorlu şartlara rağmen yüksek maneviyata sahipti. Her şeyden önce onların imanı ve her daim yanlarında olan Rableri vardı. Ümmü Haram ilerlemiş  yaşına rağmen büyük bir gayret gösteriyor, ve mücahitler için bir şevk kaynağı oluyor onlara destek çıkıyor azimlerini arttırıyordu. Dikkat edin bahsettiğimiz bu sahabi 20’li veya 30’lu yaşlarda bir kadın değil. Sefere çıktığında tam 86 yaşındaydı. Bu yaşta birini düşündüğümüzde gözümüzün önüne gelen portre evinde oturan her şeyden elini ayağını çekmiş, bizim deyimimizle etliye sütlüye karışmayan, kendi halinde namaz kılan ve elinden tesbihiyle sürekli “ La ilahe illallah” çeken yaşlı kendinden geçmiş bir insan canlanmaktadır.

Fakat Ümmü Haram bunların tam aksine elini sürekli o taşın altına koyan, hiçbir zaman kenarı çekilmeyen, hatta her zaman en ön safta yer alan Tevhidi diliyle söyleyip hayatında bunu ispat eden İslam’ın neferi olan bir hanımdı. Şimdi düşünelim 86 yaşında olan bir kadın bunları yaparken bugün gencecik yaşına rağmen Allah’ın dini için kılını kıpırdatmayan günümüz insanının hali nasıldır.

Ümmü Haram ilerlemiş yaşına ve yorgun bedenine aldırmadan canını, malını Allah’a satıp cihad arzusuyla yanıp tutuşurken biz Müslümanlar veya Müslüman olduğunu iddia edenler. Nelerimizi feda ettik Allah için? Evladımızı, eşimizi, malımızı, canımızı mı?.. Hiçbiri değil mi? Çünkü biz bugün daha zamanımızı dahi feda edemiyoruz ki Allah’a ve onun dinini öğrenmeye. Öyleyse bekleye duralım neyi mi?

De ki: “Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah’tan, O’nun Rasûlü’nden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.” (Tevbe 24)

Ümmü Haram bir an olsun beklemedi durmadı çünkü bu din tembellerin sürekli yerinde duran acizlerin dini değildi. Bu din samimiyeti, teslimiyeti ve beraberinde mücadeleyi getiriyordu. Gönlü İslam’ı tebliğ heyecanıyla dopdolu olan Ümmü Haram Kıbrıs’taki insanlara İslam’ı ulaştırma ve Rasulullah (s.a.v) verdiği müjdeye erişmenin şevki içindeydi. Şehadet müjdesinin gerçekleşeceği anı bekliyordu. Ve hidayet erişti. Larnaka yakınlarında atının ayağının sürçmesinden dolayı düştü ve bu vesileyle oracıkta ruhunu teslim etti. İşte özlemini çektiği şehadet mertebesine kavuşmuştu.

Ümmü Haram (r.anha) Kıbrıs’ın fethinin ve Peygamber (s.a.v)’in müjdelerinin gerçekleşmesinin bir sembolü oldu.

 

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.