sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
Kur'an Dinle
Sesli Makale

KUR’AN’DAKİ KISSALARIN HİKMETLERİ – 3

KUR’AN’DAKİ KISSALARIN HİKMETLERİ – 3
17.02.2024
0
A+
A-

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Hamd âlemlerin Rabbi Rahman ve Rahim, ölüden diriyi- diriden ölüyü çıkartan, geleceğinde hiç şüphe bulunmayan günün sahibi, mümin kullarına merhametli, inkârcılara şiddetli, indirmiş olduğu Kur’an ile bizlere izzet bahşeden ALLAH(C.C)’a aittir

Salât ve selam âlemlere rahmet olarak gönderilen kendi döneminde ve kendisinden sonra var kılınan mükelleflerin ona(s.a.v) itaatten başka kurtuluşunun mümkün olmadığı önderimiz komutanımız Hz. Muhammed sas’e âline ashabına, bugünden önce yaşamış bugün yaşamakta olan ve kıyamete kadar yaşayacak, hakkın gönüllerini aydınlattığı mücahid müminlere selam olsun

Geçen ki yazımızda kıssaların akıl sahipleri yanındaki ehemmiyetinden bahsetmiştik. Allah(C.C) kendisine kulluğa davet ettiği muhataplara, kendisine kullukta önlerinde herhangi bir engelin bulunmaması gerektiğini defaatlerce açıklamıştır. Bu açıdan engellerin neler olduğu ya da olabileceği her bir mükellefin hassaten iyi anlaması gereken zaruretlerdendir. İmtihan süreci içerisinde farklı zaman, şekil ve miktarlarda Allahu Teâlâ kullarını dener. Bunlar samimiyetin ispatlanması içindir. Hatta bütün imtihanlar imanda ki samimiyetin kendileri açısından ortaya çıkması içindir. İmtihanların çeşitleri çoktur. Kur’an’ın verdiği haberlerde de bu durum gözler önüne serilmektedir. Birçok ihtimalin yanında aldanış sebepleri ekseriyetle 3 başlık altında toplanmaktadır; Şehvet, servet, şöhret.

Kur'an Dinle

Şehvet; Malumdur ki şehevi arzu ve isteklere düşkünlük olarak tanımlanır. Şöhret; Makam ve mevki arzusu taşımak, övülmekten ve bu yetkinin beraberinde getirdiği imkânlardan hoşlanmaktır. Servet; Mal ve mülkün esiri olacak kadar insanı azgınlaştıran bir durumdur. Elbette bu özellikler doğru yönlendirildiğinde kişiye faydalı da olabilmektedir. Ne var ki dünyalıkları arzulayan onu hedefleyen beklentileri dünyevi kazançlar olan birisinden bu beklenmeyecektir. Bu durumun arka planında ki sebeplere baktığımızda Kur’an’da tafsilatlı olarak açıklanmaktadır. Hesap gününe hazırlanan her bir mükellefin bu mesajları dikkate alarak kendisi için doğru tercihleri yapması istenmiştir.

“Onlara şöyle bir örnek ver: İki adamdan birisine iki üzüm bağı verip etrafını hurmalıklarla çevirmiş ve aralarında ekin bitirmiştik. Her iki bahçe de ürünlerini vermişler ve hiçbir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından bir de ırmak akıtmıştık. Onun başkaca gelirleri de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken ona: “Ben malca da senden zengin, sayıca da senden üstünüm.” derdi. O nefsine böylece zulmederek bahçesine girerken dedi ki: “Bu bahçenin ebediyen yok olacağını hiç sanmam” “Kıyametin kopacağını da tahmin etmiyorum. Faraza Rabbime döndürülecek olsam dahi, andolsun ki bundan daha iyi bir dönüş yerim olur. Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratıp sonunda da seni doğru dürüst bir insan haline getireni mi inkâr ediyorsun? “Ben ise şöyle diyorum: O benim Rabbim olan Allah’tır ve ben kimseyi Rabbime ortak koşmam. “Bahçene girdiğin zaman: Maşallah, Allah’ın yardımından başka kuvvet yoktur demen gerekmez miydi? Her ne kadar malca ve evlatça beni kendinden daha az buluyorsan da; “Rabbim senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir yıldırım gönderir de kaypak bir toprak haline geliverir. ‘Yahut suyu çekilir de bir daha onu bulamazsın.” Nihayet bütün serveti yok edildi. Uğrunda harcadıklarına içi yanarak ellerini ovuşturmaya koyuldu. Çardakları hep yere düşmüştü ve diyordu ki: “Ne olaydım, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmayaydım.”(Kehf 32 42)”

Kehf suresinin bu pasajlarında yer verilen ifadeler gayet belirgindir. Kendilerine verilen nimetlere ve olaylara bakış açıları farklı 2 kişinin tutumları konu edilerek akıl sahiplerine yol gösterilmektedir. Bir Mümin’in, Allahu Teâlâ hakkındaki inancı ve teslimiyeti, bir nankörün Allahu Teâlâ’yı (Hâşâ) devre dışı bırakmaya çalışmak suretiyle mülk üzerinde eşyayı sahiplenmeye çalışması aktarılmıştır.

Kulun hakkı olmadığı halde aldanmasına sebep olan kibrin sebepleri pek çoktur. Servet ve aşiretin çokluğu bunun bir yönüdür. Bu kimse kendisini, ailesini, aşiretini ve servetini yoktan var edeni unutmak suretiyle bu hastalığa yakalanmıştır. Hatta bu hastalık öyle bir hale gelmiştir ki “Bu bahçenin ebediyen yok olacağını sanmam” diyecek kadar haddini aştırmıştır.

Sesli Makale

Fakat şuurlu Mümin’lerin takındığı tavır, öncelikle karşısındakine bu ifadelerin hakkı olmadan söylenen lakırdı olduğunu açıklamak ve doğruyu göstermek olmuştur. “Seni topraktan, sonra bir damla sudan sonra da seni düzgün bir insan haline getireni mi?  İnkâr ediyorsun?” “Bahçene girdiğin zaman: Maşallah, Allah’ın yardımından başka kuvvet yoktur demen gerekmez miydi?”

((( Bahçene girdiğin zaman; Mâşâallah, Allah’ın yardımından başka kuvvet yoktur, demen gerekmez miydi?” Sen bahçene girip oraya bakıp da ondan hoşlandığın vakit sana verdiği bu nimetleri dolayısıyla, sana ihsan ettiği, başkalarına vermediği mal ve servet dolayısıyla Allah’a hamd edip Mâşâallah bu ancak Allah’ın gücü iledir, demen gerekmez miydi? Yani Allah böyle istedi de oldu. Allah neyi takdir etmişse o olur, demen gerekmez miydi? Böyle demeliydin ki bu senin ibadetini ve acziyetini ortaya koysun.

Bundan dolayı seleften bazıları şöyle demiştir: Her kim kendi halini, malını yahut çoluk çocuğunu beğenip hoşlanacak olursa hemen bu âyet-i kerime ile amel ederek; “Mâşâallah lâ kuvvete illâ billâh= Allah’ın dediği olmuştur. Allah’ın yardımı olmadıkça hiçbir kuvvetin varlığı olamaz” deyiversin.

Müslim’in Sahih’inde de Ebu Musa’dan Rasulullah (sas)’in kendisine şöyle dediğine dair rivayet kaydedilmektedir: “Ben sana cennet hazinelerinden bir hazineyi göstereyim mi, bu lâ havle velâ kuvvete illâ billâh’tır.”[1]

Bu delil ve hakikatleri dikkate aldığımızda hayatımızın her anında söylem ve amelleri ne derece dikkate almamız gerektiği daha da önem kazanmaktadır. 2 mükellefin aynı olayda 2 farklı tutumu. Sahip oldukları akide ve amel onları bu söylemlere itmektedir. Fakat birisi imtihanı kaybederken diğeri kazanmaktadır. Dolayısıyla münferit olarak okuyucu toplumsal olarak bütün Müslümanlar bunu dikkate almak suretiyle sahip oldukları her şeyin Allah’ın Rahmet ve Kudreti’nin eseri olduğunu unutmayarak yine Allah Celle Celaluhu’ya kulluk etmeleri için kendilerine verilen vasıtalar olduğunu bilmelidirler.


اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ                                                    

[1] Tefsiru-l Münir (Vehbe Zuhayli) Kehf suresi (32 42)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.