sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,5688
EURO
15,3294
ALTIN
799,72
BIST
1.951,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
-5°C
Ankara
-5°C
Az Bulutlu
Perşembe Hafif Kar Yağışlı
-4°C
Cuma Çok Bulutlu
-4°C
Cumartesi Çok Bulutlu
0°C
Pazar Karla Karışık Yağmurlu
1°C

KELİMELER VE KAVRAMLAR 2) ADEM

KELİMELER VE KAVRAMLAR 2) ADEM
08.12.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun.

ADEM(ا,د,م)

Elif, dal, mim (E-DE-ME) harflerinden türeyen bu kelime; Yokluk, hiçlik, fena, bulunmama gibi manalara gelir. Âdem, insanlığın babasıdır. Denmiştir ki: Bu adı almasının nedeni, bede­ninin topraktan yaratılmış olmasındandır. Renginin esmer oluşudur da denmiştir. Âdem bir adam denir ki, esmer adam demek gibidir.

Ayrıca, değişik maddelerden ve farklı güçlerden meydana geldiğinden bu adı aldığını söyleyenler de vardır. Yüce Allah’ın şu sözü gibi:

insanı imtihan etmek için karışık bir nutfeden yarattı. Falanı ailemin edemesi yaptım da denir ki, bu, onu onlara kattım demektir.

Hz. Âdem’e ona ruhumdan üfledim âyetinde sözü edilen ruh Üflenip güzelleşince; onları yarattık­larımızın çoğundan bir şekilde üstün kıldık âyetinde ifade edildiği gibi akıl, anlayış ve düşünce ile diğer varlıklardan üstün kılınınca bu İsmi almıştır di­yenler de vardır. Bu yaklaşımın kalkış noktası, kelimesidir ki, kendisiyle yemeğin güzelleştirildiği şey demektir. Hadîste: Ona alıcı gözüyle baksaydın ya, çünkü bu, aranızın tatlılaşmasına yol açardı gözüyle baksaydın ya, çünkü bu, aranızın tatlılaşmasına yol açardı yani, sizi bir­birinize kaynaştırır, aranızı güzelleştirirdî.[1]

 

ÂDEM (Aleyhisselâm)ın Yaratılışı ve Ruhun Üflenmesi: Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâmı yaratmak istediği zaman, yere: “Ben, sen­den bir halk yaratacağım ki, onlardan, bana itaat edenler de olacak, onlardan, bana isyan edenler de olacaktır.

Onlardan, bana itaat eden kimseyi, Cennet’e koyacağım.

Bana isyan eden kimseyi ise, Cehennem’e sokacağım!” diye Vahy etti. Sonra da, Cebrail Aleyhisselâmı, yerden, bir avuç toprak, çamur getirmesi için, gönderdi.

Yer, Cebrail Aleyhisselâma:

“Ben, senin, benden bir şey eksiltmenden, beni, yaramaz hale getirmenden, Allah’a sığınırım!

Ben, senin, beni eksiltmeni, istemiyorum!

Çünkü, Allah, benden bir halk yaratacak, bu halk ta, Allah’a âsi olacak.

Allah, onlardan dolayı, beni, bir ceza ile cezalandırır!” dedi.

Bunun üzerine, Cebrail Aleyhisselâm, ondan, bir şey almaksızın geri döndü.

“Yâ Rabb! Yer, sana sığınınca, onu, sığındırdım.

Onun üzerinde durmayı, kendisini zorlamayı uygun görmedim.” dedi.

Yüce Allah, bundan sonra, Mikâil Aleyhisselâmı gönderdi.

Yer, Ona da, Cebrail Aleyhisselâma söylediği gibi söyledi.

Onun yapacağı şeyden dolayı da, Allah’a sığındı.

Mikâil Aleyhisselâm da, onu, sığındırdı.

Yer, böyle, kendisinden bir şey alınmasından. Allah’a sığınınca, Mikâil Aley­hisselâm. ondan bir şey almaksızın dönüp Yüce Allah’a, Cebrail Aleyhisselâ-mın söylediği gibi söyledi. Bunun üzerine. Yüce Allah, yere, Ölüm Meleğini gönderdi.

Yer. yine. kendisinden alacağı şeyden dolayı, Allah’a sığınınca, ölüm me­leği: “Ben de. Allah’ın emrini, yerine getirmemiş olarak dönmemden Allah’a sı­ğınırım!” dedi.

Yer yüzünden alacağını aldı ve tek yerden almadı. Kırmızı, beyaz ve siyah topraktan aldı. ve karıştırdı. Böyle, yer yüzünden alınan topraktan yaratılmış olduğu için, Âdem Aleyhisse­lâma “Âdem” ismi verilmiştir.

Yüce Allah, Âdem Aleyhisselâmı, yaratmağa başladığı zaman, Melekler: “Allah, Yüce Rabb’ımız, varsın, istediğini yaratırsın.

Allah, bizden daha bilgili ve kendisi katında bizden daha şerefli bir halk ya­ratmaz!

Biz muhakkak, o yaratılacak olandan daha bilgili ve ondan, daha şerefliyizdir!” diyerek aralarında gizlice konuştular.

Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâmın bedenini Cennet’te yaratarak onu, dilediği kadar, kendi halinde bıraktığı sırada, İblis, onun çevresinde dolaşmağa başlayıp çinin boş ve kendisine mâlik olamayacak bir biçimde yaratılmış olduğunu gördü ve anladı da”Ben, bunu kolayca yenebilir, ona, üstün gelebilirim!” dedi.

Melekler, Âdem Aleyhisselâmın, Cennette yerde duran ruhsuz cesedini gör­dükleri zaman korktular.

Onların arasında en çok korkan da, İblis (Şeytan) idi.

iblis, cesedin yanından geçtikçe “Sen, muhakkak, büyük bir iş için yaratılmışsındır!” derdi. ‘Ayağıyla, ona vurur ve vurdukça da, cesed, testi gibi ses çı­karırdı.

“Her halde, sen, böyle testi gibi seslenmek için değilsin! Muhakkak yaratıldı­ğın şey içinsin! Eğer ben senin üzerine musallat kılınacak, sataştırılacak olur­sam, muhakkak seni, helak edeceğim!

Eğer, sen, benim üzerime musallat kılınacak olursan, sana isyan edeceğim!”

derdi.

İblis, Meleklere de; “Bu, size üstün tutulacak olursa, siz ne yaparsınız?” diye sordu.

Melekler “Biz, Rabb’ımıza itaat ederiz!” dediler.

İblis ise, içinden “Vallahi, bu, bana üstün tutulacak olursa, ona, isyan edece­ğim!” dedi.

Yüce Allah, Âdem Aleyhisselâma, Ruh üfürdüğü zaman, Ruh, Onun cesedi­nin baş tarafından girdi ve cesedin her yerinde eseri ve kan, meydana geldi.[2]

 

Adem(as)’a İsimlerin Öğretilmesi ve Cennete Yerleştirilmesi :

Allah Hz.Adem’i yarattıktan sonra, dünyaya yerleşip kendilerinden faydalanabilmeleri için ona eşyanın isimlerini ve özelliklerini öğretti.İsimlerin delalet ettiği varlıkları anlama kabiliyeti verdi.Nitekim Allah (cc) bir ayet-i kerimede : “Ve Adem’e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: “Eğer doğru sözlüyseniz, bunları bana isimleriyle haber verin” dedi.  Dediler ki: “Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.”[3] buyurmaktadır. Fahruddin Razi (rha) bu ayetin tefsirinde ; “Bu ayet, ilmin faziletine delalet eder.Çünkü Cenab-ı Hak Hz.Adem’i yaratmasındaki hikmetinin kemalini, ancak onun ilmini izhar etmek suretiyle göstermiştir.Şayet, herhangi bir şeyin ilimden daha şerefli olması imkan dahilinde olsaydı Allah’ın ilim ile değilde, bu şey ile onun üstünlüğünü izhar etmesi gerekirdi.Kitap,sünnet ve nakledilmiş haberler ilmin faziletinde delalet etmektedir.” Böylelikle, Adem (as)’ın meleklere üstün kılındığı gösterildikten sonra ; Âdem Aleyhisselâm, Cennet’te oturup konuşacak bir kimse ve kendisi ile sükûnet bulacağı bir zevce bulunmaksızın tek başına gezip dolaştığı sırada, Yüce Allah, ona, bir uyku verdi ve uyudu.

Yüce Allah, ona bir elem duyurmadan, sol eğe kemiklerinden birini alıp yerine et doldurdu

Âdem Aleyhisselâm, daha uykudan uyanmadan, Hz. Havva’yı, ondan yarattı. [4]

 

Yüce Allah Adem (as) ve eşine; “Ve dedik ki: “Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”[5] diyerek onları cennete yerleştirmiştir.

 Kur’an “Bu ağacın” hangi ağaç olduğunu belirtmez. Zira bu ağacın hangi ağaç olduğunu belirtmek, ondan sakınma hikmetine katkıda bulunmaz. Öyle anlaşılıyor ki, burada önemli olan yasağın çiğnenmesiydi. Çünkü yüce Allah orada her ikisinin de helal şeyleri kullanmasına izin vermişti. Yasaktan da kaçınmalarını öğütlemişti. Bu insan cinsinin iradesini geliştirecek, kendisi için belirlenen sınırda durmasını sağlayacak, bünyesine yerleştirilen arzularına ve ihtiraslarına karşı direnmesini öğretecek, arzularına ve ihtiraslarına karşı galip gelmesini temin edecek, onu hayvanlar gibi bu arzuların ve ihtirasların mahkûmu olmaktan kurtaracak ve insanı onlara hakim konuma getirecek bir yasağın olması zaten gerekiyordu… İşte insanı hayvanlardan ayıran “İnsanın temel özelliği” de budur. Ancak bu özelliğin imanda gerçekleşmesiyle “insan olmanın içeriği” kavranabilir.[6]

Şeytan, hayat düzeninin bozulmasına sebep olan varlığa karşı; kinini, onun açıklarını ona karşı kullanmak suretiyle o varlığın  yaratılışında var olan ölmemek, sonsuzluk gibi fıtri özellikleri ile onu aldatmıştır. Hatta Allah adına yemin ederek; bu aldatışını daha tesirli hale getirmiştir.

Bu olay Kur’an da şöyle anlatılmaktadır ;“Fakat şeytan “Ey Adem, ölümsüzlük ağacını ve hiç yıkılmayacak egemenliğin sırrını sana göstereyim mi?” diyerek onu ayarttı.”[7]

 

Dedi ki: “Kiminiz kiminize düşman olarak, hepiniz ordan inin. Artık size benden bir yol gösterici gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz.”[8]

 

Bununla dünyaya gönderilen Adem (A.S.) tevbe ederek Rabbine niyazda bulunarak affını istedi. Duasına karşılık verilen Adem (A.S.)’a peygamberlik verildi. Hayat rehberimizde bu olay şöyle geçmektedir:

Dediler ki: “Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız.”

Böylece Hz. Adem ve Havva ve nesillerinin yeryüzünde yerleşip kalmaları ve burada üreyip geçinmeleri, imtihan edilmeleri takdir edildi ve gerçekleştirildi.

Allah (C.C.) bunun sebebi ile ona ve soyuna bir şeriat(akide,ibadet, ictimai düzen) olsun diye 10 suhufluk bir vahiy indirdi.

 

Ebu idris el-Havlani ‘nin Ebu Zerr (r.a)rivayet ettiği bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s), Hz Adem’e on sahifelik bir kitap indirildiğini söylemiştir.[9]

 

Şunu da unutmamak gerekir ki ilk insanın ilk peygamber olması ; ALLAH (cc) yaratmış olduğu  insanoğlunu başıboş bırakmadığının delilidir.

 

Hz. Adem (a.s)’in Kur’an’da Anlatılan Kıssasından Ders ve İbretler:

 

*Yüce Allah meleklere “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediğine göre demek ki, Hz. Adem daha ilk andan itibaren bu yeryüzü için; burada yaşamak üzere yaratılmıştı.Peki öncelikle cennete giriş  ve yasak ağaç  ne içindi?

Anladığım kadarıyla bu tecrübe, sözkonusu yeryüzü halifesi için bir eğitim ve hazırlık yapısında saklı duran potansiyel güçler için bir uyarma metodudur. Yine bu, kışkırtmalara kapılma, bunların akıbetini tatma, sonra pişmanlık duyma, düşmanı tanıma ve arkasından güvenli bir limana sığınma talimidir.

Yasak ağaç kıssası, Şeytan’ın körüklediği bundan tatma vesvesesi, verilmiş sözü unutarak günah işlemek, geçici bir sarhoşluktan sonra ayılarak pişman olmak ve Allah’dan af dilemek… Bütün bunlar insanoğlunun sık sık tekrarlanacak sürekli deney ve imtihan zincirinin halkalarıdır.

Yüce Allah’ın. rahmeti bu yeni varlığın, ilerde sık sık karşılaşacağı benzer olaylar karşısında böyle bir tecrübe ile donanmış, içine atılacağı yorucu savaşa hazırlanmış, bu savaşın karakteri ve akıbeti hakkında uygulamalı bir şekilde ders almış ve uyarılmış olarak halifelik misyonunun karargâhına, görev yerine inmesini gerekli görmüştür.[10]

*Şeytan hatasını kabul etmedi , aslı olmayan sözlerle hatasını savundu ve isyanı arttı, Adem (as) ise hatasını anladı, Allah (cc)’ın kendisine öğrettiği kelimelerle tevbe etti ve itaatini artırdı. Allah’ta onu affetti.

* İblis, Yüce Allah’ın Adem’e secde etme emrini, büyüklendiği ve kendisi­ni üstün gördüğü için kabul etmedi. Çünkü İblis kendisinin yaratıldığı ateşin Adem’in yaratıldığı çamurdan daha şerefli olduğu fikrine kapılmıştı. Çünkü ateş yukarılara doğru, yükselir ve hafif bir cisimdir. Ateş ayrıca aydınlatıcı bir özdür. İbni Abbas, Hasan-ı Basrî ve İbni Şîrîn der ki: İlk kıyas yapan İblis’tir, fakat o hatalı kıyas yaptı. Her kim kendi özel görüşünden hareketle dini kıyasa kalkışacak olursa, Allah onu İblis ile birlikte koyar.[11]

* Bu kıssanın ifade ettiği husus, bize fıtrî yaratılışımızı göstermek, kendi içgüdülerimizi, eğilimlerimizi, düşmanımız olan şeytanın tehlikeli olduğunu bildiğimiz takdirde, yalnızca Allah’a ibadet etmek Allah’a şükret­mek, ona itaat etmek, emirlerini yerine getirmek, ona karşı gelmekten uzak durmak ve şeytanın vesveselerine karşı uyanık ve dikkatli olmaktır.

Bizler, ruhumuzu, nefsimizi, güzel ahlâk ve adab ile arındırıp onu iyiliklerle bezemeye çalışarak Allah’ın ahdini, buyruklarını, ona verdiğimiz sözü hatırlayacak şekil­de düzenlediğimiz takdirde, dünyada da ahirette de mutlu kimseler oluruz ve dünya hayatımızda da misyonumuzun gereğini yerine getirme imkânı buluruz.[12]

[1] El-Müfredat (Rağıp El-İsfehani)

[2] Asım Köksal (Peygamberler Tarihi)

[3] Bakara,31-32

[4] Asım Köksal (Peygamberler Tarihi)

[5] Bakara,35

[6] Fî Zılâl-il Kur’an (Araf-19 Tefsiri)

[7] Taha,120

[8] Taha,123

[9] Akidetu’l İslamiyye ve Ususuha, II,.260

[10] Fî Zılâl-il Kur’an (Bakara 38 tefsiri)

[11] Tefsiru’l-Munir (IV,452)

[12] Tefsiru’l-Munir (IV,460)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.