sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

FANİ OLANI BAKİ OLANA TERCİH EDENLERDEN TÜMADIR BİNTİ AMR (HZ. HANSA)

FANİ OLANI BAKİ OLANA TERCİH EDENLERDEN TÜMADIR BİNTİ AMR (HZ. HANSA)
20.12.2019
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd Alemleri yoktan var eden, idare eden, çekip çeviren, yaratmış olduğu insanoğluna kurtuluşun yolunu Kur’an ve Sünnet vasıtasıyla bildiren Rahman ve Rahim olan Allah azze ve celle’ye mahsustur.

Salat ve Selam Alemlere Rahmet olarak gönderilen kendisine uyup izinden gidilmediği müddetçe kurtuluşun hayal dahi edilemeyeceği son Peygamber, Son Rasul, Son uyarıcı olan Hz. Muhammed (sav)’e O’nun ehli beytine, Ashabına ve kıyamete kadar O’nun izinden gitmek, davasını dava edinmek için olsun İNŞAALLAH.

Hz. Hansâ (R.anh) mersiyeleriyle tanınmış meşhur hanım şairlerden… cesaret ve kahramanlığıyla ün salmış bir hanım sahabi… dört oğlunun şehadet haberini müjde gibi karşılayan iman dolu bir anne… çocuklarının şehitlik sevincini hamd ederek, dua ve niyaz ile karşılayan, açığa vuran kadere teslim olmuş bir iman eri…

O bir çok şair yetiştirmiş beni Suleym kabilesine mensuptur. Hansa (çekik burunlu) lakabıyla tanınmıştır. Asıl adı Tümadır binti Amr’dır. Babası, Amr ibni Şerid’dir.

O Arap edebiyatında kadın şairlerin en önde geleni kabul edilir. Şiirlerinin çoğunu cahiliye devrinde söyletmiştir. Savaşlardaki yiğitlik, kahramanlık sahnelerini kadın duygusallığı içinde sade bir dille anlatmıştır. Özellikle mersiye türünde meşhur olmuştur.

Hansa’nın bir muaviye adında ana bir diğeri sahr isminde baba bir, iki kardeşi vardı. Muaviye yakışıklı bir yiğit, sahr da halim – selim, cömertti. Kabileler arasındaki savaşlarda ikisi de öldürmüştür. Hansa bu iki kardeşinin mertlik ve cömertliğine dair söylediği mersiyelerle meşhur olmuştur.

O İslam’ın ortaya çıktığı ilk zamanlarda çocuklarıyla birlikte Müslüman oldu. Rasul-i Ekrem (sav) efendimiz sohbetinde bulundu. Hz. Ömer ile görüştü. İki cihan güneşi Efendimiz onun şiirlerini beğenirdi. “Haydi Hunas” diyerek şiir okumasını isterdi.

Hz. Hansa (R.anha) öldürülen kardeşleri için gözyaşı döküyordu. O kadar ki ağlamaktan dolayı yüzünde izler meydana geldi. Hz. Ömer (R.A.) kendisine; “Niçin bu kadar ağlıyorsun? Onlar şimdi Cehennem odunu.” Deyince o şefkat ve merhametinin neticesi olarak bu sözden alındı ve “işte hüznüm bir kat daha arttı.”  Diye serzenişli bir cevap verdi.

Hz. Hansa (R.anha.) İslam’ın nuruyla kalbini doldurmaya ve çocuklarını da bu yolda yetiştirmeye gayret etti. Mal ve evladın Allah’ın bir emaneti olduğunu bildi. Dört oğlunu da Allah yolunun yolcuları olarak büyüttü. Onlar Allah yolunda cihad edecek yaşa gelmişti. 17-18 yaşlarına gelmişlerdi. Güçlü kuvvetli enerjik gönülleri şehitlik özlemiyle dolu pırıl pırıl bir genç olmuşlardı. İslam dini yayılmaya başlamış, fetihler çoğalmıştı. Müslümanlar zaferden zafere koşuyorlardı. Bu dört mücahit genç delikanlılar anneleriyle beraber Hz. Ömer (R.A.)’ın halifeliği döneminde “Kasidiye savaşı” için hazırlanan orduya gönüllü olarak katıldılar. Allah’a ve Rasulune teslim olmuş bir anne için ne büyük bir mutluluktu bu.

Allah’a ve Rasulune teslim olmak tam manasıyla ne demektir acaba? Teslim kelimesi İslam literatüründe çok kullanılan bir ifadedir. İslamiyetin kelime olarak anlamı ise itaat etmek, boyun eğmek, teslim olmak, selamete ulaşmak şeklinde tanımlamaktadır. İnsan tek olan yaratıcıya iman ettikten sonra her şeyi ile ona teslim olması gerekir.

Çünkü en büyük hürriyet O’na teslim olmaktır. Alemlerin yaratıcısı, yöneticisi, çekip çevireni olan Allah’a teslim olanı Allah (cc) başka hiçbir şeye teslim etmez.

İslamiyet Allah’a teslim olmak olduğuna göre bu teslimiyet nasıl olmalı? Bir insan Kelime-i Şehadet getirmekle teslimiyetin şartlarını yerine getirmiş olur mu? Teslimiyet teslim oluyorum demekten ibaret olsaydı her Müslümanın iki cihan saadeti garanti olmuş olurdu. Ama biliyoruz ki iman ettim demek Müslüman olduğunu söylemek yeterli değildir.

Kimse illa Müslüman olacaksın diye boğazımıza bıçak, kafamıza silah dayamadıysa kendi hür irademizle Müslümanım diyorsak o zaman seçtiğimiz bu inanç şeklinin getirisini öğrenmek zorundayız.

Bir iş yeri dahi açacağımız zaman kârını ve zararını nasıl araştırıyorsak bize getirisi ve götürüsünü hesap ediyorsak inandığımız tabi olduğumuzu söylediğimiz dine tabi olamazsak şartlarını yerine getirmezsek bize zararı ne neye mal olur bunları da her akıl sahibinin peşine düşmesi gereklidir. İman ettikten sonra imanın şartlarını yerine getirmiyorsak birazı işimize geliyor birazı gelmiyorsa bu kişiyi teslimiyetin dışına çıkartır. İslam’ın bir tek hükmüne dahi riayet etmeyen, rıza göstermeyen, teslim olmayan kişi isyan etmiş demektir.

Dünyalık menfaatleri uğruna tabiri caizse kılı kırk yaran insanoğlu İslamiyet’e gelince inanca kulaktan duyma her şeye tabi oluyor.

İslam’ın ne demek olduğunu, Kur’an’ın ne anlama geldiğini Peygamberin hayatını, gayesini, amacını, davasını v.s. araştırıp anlamazsak maalesef inancımızın boş bir duygudan ve ibadetlerimiz anlamsız hareketlerden oluşur.

İnanç sahibi akıl sahibi kişiler neye inandıklarını ne için inandıklarını anlamak için İslam hakkında yapar yanlış ve anormal hallerini düzelterek anlamsız ve taklidi ibadetler üzerine bir çarpı çekerek onların yerine inançlı, bilinçli ve anlamlı bir yaşam tarzının oluşması için çaba ve gayret gösterirler.

Eğer bizlerin teslimiyeti Allah azze ve celle’nin ayetinde belirttiği şekilde değilse çok büyük sıkıntı var demektir.

“Allah ve Rasulu bir işe hükmettiği zaman, gerek Mü’min bir erkek ve gerekse Mü’min bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Rasulüne asi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.” (Ahzab 36. Ayeti Kerime)

Kısaca bizlerin teslimiyeti bu dinin emirlerine, hükümlerine, helal ve haramlarına cesedin gassalın önündeki teslimiyeti olmuyorsa teslim oldum demenin Müslümanım demenin hiçbir önemi yoktur.

Hz. Hansa (R.anha) bir akşam üstü çocuklarını yanına topladı. Dört oğlunu bir anne şefkati nazarıyla süzdükten sonra yüce hedeflere ulaşma konusunda nasihatler yaptı. Gönüllerini coşturan tesirli, derin ifadelerle, onların iman dolu damarlarını harekete geçiren şöyle bir hitabede bulundu;

“Yavrularım! Sizi Müslüman olmaya kimse zorlamadı. Kendi isteğinizle Müslüman oldunuz. Kendi iradenizle orduya katılıp buralara kadar geldiniz. Kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah’a yemin ederim ki, siz hep bir annenin oğlu bir babanın çocuklarısınız.

Ben sizin babanızın namusunu korudum. İhanet etmedim. Dayınızı da mahcup edecek bir ahlaksızlıkta bulunmadım. Şerefinize leke düşürmedim. Soyunuzu değiştirip bozmadım.

Sizler Allah yolunda savaşan mücahidlere Rabbinizin hazırladığı sevabı biliyorsunuz. Baki olan ahiret yurdunun fani olan dünyadan daha hayırlı olduğunu da biliniz. Cenab-ı Hakkın; “Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat gösterin; (Cihad için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.”(Ali imran 200) buyruğunu hatırlayınız.”

Sevgili annelerinin gösterdiği hedefe ulaşmak için dört kardeş sabahı zor etti. Sabah olduğunda yerlerinde duramayan Hz. Hansa’nın oğulları aslanlar gibi savaş meydanına atıldılar. Büyük kahramanlıklar sergilediler. Sonunda özlemini çektikleri şehitlik mertebesine eriştiler. Bedenleri savaş meydanlarında kaldı. Ruhları Cennet-i âlâya uçtu.

Ne saadet! Ne güzel Mükafat! Ne mutlu son!

Kasidiye savaşı Müslümanların zaferiyle neticelendi. Dört civan genç kardeşler de şehitler arasındaydı. Annesine haber vermek için gelenler üzgün üzgün Hz. Hansa (r.anha)’nın yanına geliyordu. Halbuki o büyük bir metanet içerisinde, Allah’ın yazısına teslim olmuş bir vaziyette son derece sakin bir halde idi. Onların şehadet haberini sanki bir müjde gibi karşıladı. Allah’a hamdedip sevincini şu dua ve niyaz ifadeleriyle açığa vurdu;

“Onların şehadetiyle beni şereflendiren Allah’a hamdolsun. Yüce Rabbim beni onlarla beraber rahmetinin gölgesinde birleştirsin.”

Hz. Hansa (r.anha) hayatın, servetin ve evladın kendine Allah’ın bir emaneti olduğunun şuurunda idi. Çocuklarını da bu duygu ve düşüncelerle yetiştirdi. Onlara ölmez ufuklar verdi. Dünya hayatı fani, ahiret yurdu baki idi. Emaneti sahibinin yoluna feda etmek en kârlı ve en akıllı bir işti. Sonunda kendinden önce ahirete böyle hayırlı oğullar göderdi. Arkaya da rahmet ile anılacak bir isim bıraktı.

Rabbim onlardan razı olsun. Onlar gibi teslim olmayı yaşamayı arkamızdan rahmetle anılacak bir isim bırakmayı nasip etsin. Fani olanı değil de baki olan için mücadele etmeyi nasip etsin bizlere de İNŞAALLAH.

VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN.

SELAMUN ALKEYKUM

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.