MENÜ

EY HAYIR TALEB EDEN GEL!

95 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
EY HAYIR TALEB EDEN GEL!

BİSMİLLHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, Din Gününün Sahibi, Bizden Öncekilerin ve Sonrakilerin Yegane İlahı, Kulluk Yapılmaya Layık Olan Tek Mabud Allah Subhanehu ve Teala’ya Mahsustur. O’nun (Subhanehu ve Teala) Kendisini bize bildirdiği şekilde bilir, Öyle Tevhid Eder, Herhangi Bir Ortağının Olmadığını Bilip Öyle İman Ederiz. Kulluğu, İbadeti, Yardımı Yalnız O’na (Subhanehu ve Teala) Has Kılar, Nefislerimizin Şerrinden Amellerimizin Fenalığından O’na (Subhanehu ve Teala) Sığınırız.

Salat ve Selam Alemlere Rahmet, İnsanlığa Hidayet Olarak Gönderilen Vahiyin Elçisi, Nübüvvet Kandilinin Son Işığı, İslam Ümmetinin Lideri, Mücahidlerin Kumandanı, Başkomutan Rasullullah (sav)’e, Kıymetli Ev Halkına, Güzide Ashabına, Onları Takip Eden Tabiilerine, Ardından Geçmişte Yaşamış, Bugün Yaşayan Kıyamete Kadar Yaşayacak Olan Tüm Mü’Min ve Mü’mine’lerin üzerine olsun İnşaAllah.

İslam, binasını “İman’dan” sonra “Ameli Salih” üzerine kurmaktadır. Allah Subhanehu ve Teala’nın tek ilah olduğuna, eşi, benzeri, ortağı olmadığına halis manada iman eden Mü’min artık o İslam binası yalnız Allah Subhanehu ve Teala’nın rızasını gözeterek, Rasulullah(sav)in sahih sünnetine uygun yaptığı kabul olunmuş temiz amelleriyle yükseltmelidir. Müslümanlar Allah Subhanehu ve Teala’ ya itaat etmek suretiyle hayatının her anını Allah’ın rızasını ve dolayısıyla Cennetini kazanabileceği fırsat olarak görmelidir.

Önümüzde tamda Allah Subhanehhu ve Teala ile yakından irtibat kurabileceğimiz, nefislerimizin şerrinden kurtulmak için Allah subhanehu ve Teala’ya yakınlaşabileceğimiz, Onun Rahmetini dünya hayatındaki tecellilerinden biri olan Ramazan ayı vardır. Bu ayda Mü’min’ler için sabır, cihad, bağışlanma, rahmet ve merhamet vardır inşaAllah.   Rasulullah (sav) bunun müjdesini verircesine ümmetine Oruç Ayını işaret etmektedir.

“Ramazan Ayı girdiği zaman, Cennetin kapıları açılır. Bir münadi, ‘Ey hayır taleb eden gel! Ey fenalık peşinde koşan vazgeç!’ diyerek seslenir.” (Tirmizi)

Şu çağrıyı ancak basireti açık Mü’min’ler duyar. Ümmi toplum içinse açlık, susuzluk, bir yıl boyunca içerisinde bulunmayan yalnızca belli zaman dilimlerinde elde ettiği haz. Sahur, acaba ne yesek diye sabahtan yemek düşünmeler, karınlarını şişirmek için donatılmış iftar sofraları, eğlence programları, koştura koştura kılınan teraviler, yüzünden 1 ayda zar zor bitirilmiş hatimler, ardından bayram temizlikleri, baklavalar, kadayıflar… Rasulullah (sav)  onlar için buyurmaktadır: “Nice oruçlular vardır ki, tuttukları oruçtan açlık ve susuzluktan başka karları yoktur.”( Nesai, İbni Mace)  Kısacası bir hiç… İmam-ı Gazali(Rahimehullah) İhya-i Ulumiddin’inde bu duruma şu misali vermektedir. “ Böyle bir kişi abdestte bir azasını su dökmeden kuru kuruya üç kere mesheden kimseye benzer.”  (İhya-i Ulumi’d-din, C:1, Sy:667) Hakikatten öyledir. Fazileti yerine getirdi fakat farzı (suyu) atladı. Nasıl ki su azaya değmediğinde abdesti ifsad olduysa, Ramazanda toplum için öyle eksik kalacaktır. Şimdiler de ise küresel şer güçlerin ortaya attığı dünyayı tesiri altında bırakan hastalık sebebiyle Ramazan’ı bile değerlendiremediklerini söyleyip ahlanıp vahlanacak, nerede önceki Ramazanlar diye evlerinde sızlanacaklar. Ama söylediğimiz gibi ellerinde kalan koca bir hiçtir.

Mü’min’ler içinse Ramazan’ın orucun bambaşka anlamı vardır.

Rasulullah (sav) buyurmaktadır:

“Şüphesiz oruç emanettir. Emaneti koruyun!”

Emanete riayet edeck ve o Mü’min bu ayda temizlenecek, günahlarından arınacak uzaklaşacak, sabahlara kadar Tevbe-i İstiğfar edecek, nefsini ilimle donatacak, Emri Bil Maruf Neyhi Anil Münker yapacak, insanların dini hassasiyetlerinin arttığı bu ayda “Sırf Tevhidi anlatacak, cihad edecek, yorulacak, böylece kıyamet günü kendisini karşılayacak İhlaslı Ameller” biriktirecek.

Ramazan ayı, Mü’min’ler için bir eğitim ve öğretim ayıdır. Hayat nizamı olan Kur’an’ın Peygamberimize indirilmeye başlandığı Ramazan ayında Mü’min’ler, nefislerine Kur’an terbiyesini tatbik ederler. Ramazan, her şeyden önce Kur’an ayıdır, tefekkür ve muhasebe ayıdır, diriliş ve devrim ayıdır, arınma, yenilenme ayıdır.  Oruçla sabrın öğrenildiği aydır Ramazan.

Türkçede Oruç olarak bilinen kavramın Arapçadaki karşılığı “savm” ve “sıyâm”dır. Oruç, Peygamberimiz’in hicretinden bir buçuk sene sonra Şâban ayının onuncu günü farz kılınmış olup, İslâm’ın beş temel erkânından biridir. Savm kelimesi Arapça’da “bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek” anlamında kullanılır. Fıkıh terimi olarak ise, imsak vaktinden iftar vaktine kadar, bir amaç uğruna ve bilinçli olarak, yeme içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir. Tevhidi bir terim olarak ise açıklayacak olursak; La İlahe İlla Allah Muhammed Rasulullah diyerek iman ettiğimiz, helali  ve haramı belirleme yetkisi yalnız kendisinde olan Vahid İlahın (Subhanehu ve Teala) yetkisinin kabul edilip, hududlarına boyun eğmenin, diğer tüm zamanlarımızdaki teslimiyetin Ramazan ayındaki tecellisidir “Oruç”. Bizim hayatımızda yememize içmemize, giyinmemize, konuşmamıza zerreden kürreye hayatımıza sınır çizen İlah Ramazan’da bunu emreder bizde buna “İşittik ve Teslim olduk Ya Rabbi” deriz. Emrettiğini yerine getiririz.

Bakara 185: “İnsanlar için bir hidayet rehberi, doğrunun, hak ve batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçlu geçirsin.”

Oruç, nefsin isteklerinden iradi olarak uzak durma olması yönüyle bir irâde eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de bir sabır eğitimine dönüşmektedir. Toplumsal hayatta huzursuzluklara yol açan taşkınlıklar, büyük ölçüde insanın hayvanî yönünü tatmin eden maddî zevklere düşkünlükten kaynaklanır. Maddî zevk deyince de akla, yeme içme ve cinsel ilişki gibi zevkler gelir. İşte oruç, insanı maddî zevk ve şehvetler peşinde koşturan, dolayısıyla da, Allah’ın haklarına riâyet edemediği için onlara zulmetmesine sebep olan nefs-i emmâreyi teskin etmenin de bir ilâcı, aşırılıkları törpülemenin de bir yoludur.

Oruç, Allah Subhanehu ve Teala’nın yeryüzünden kaldırılmış olan şeriatını uygulanması, haklarının gasp edildiği beldelerde küfürle cihad eden ümmete emredilmektedir. Onlar ki yeryüzünde Mükemmel hayat nizamını kurmakla, tüm insanlığa ölçü olmakla, şahidlikle görevlendirilmiştir. Bu göreve hazırlık yaparken de  gücünü oruç gibi takvayla beslenen bir ibadetten almalıdır. Oruç kalkandır; sağında, solunda arzulanan ve iştah çeken pek çok cazibi ve şehvetlerin, bir yolcuyu oyalayacak yüzlerce eğlencenin bulunduğu bir yolun vazgeçilmez zırhıdır.

Ebu Hureyre’den rivayetle Rasulullah (sav) buyurdu ki:

“Oruç kalkandır.” (Buhari, Müslim)

         Bu Oruç kalkanını kuşanıp koşacaz cihad meydanına, davete, gece namazlarına, Tevbe-i İstiğfara, ibadetlere ve ilahir. Yorulacağız, terleyeceğiz, aç kalacağız, eşimizden evladımızdan, nefsimizden fedakarlık yapacak genişliği gökler ve yer kadar olan Cennet için yarışacağız. Tüm Müslümanlar omuz omuza mücadele edecek, küfre karşı tek saf olacak, İlahi Nizamın hakimiyetine giden yolda üzerimize düşeni en güzel şekilde yerine getireceğiz inşaAllahu Rahman.

Bizleri rahmet ayına eriştirdiği için öncelikle Rabbimize hamdetmeli. Bu ayın sonunda Bayram sevinciyle birlikte bağışmanın sevincini yaşamayı Müslümanlara nasip etsin İnşaAllahu Rahman.

Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah’a Mahsustur. Allah bize kâfidir ve O ne güzel vekildir!

VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN

Sümeyye SANCAKTüm Yazıları
Yorum Yaz