sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
18,8197
EURO
20,3115
ALTIN
1.128,47
BIST
4.997,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Kar Yağışlı
1°C
Ankara
1°C
Kar Yağışlı
Pazartesi Çok Bulutlu
-1°C
Salı Çok Bulutlu
-1°C
Çarşamba Az Bulutlu
1°C
Perşembe Az Bulutlu
1°C

EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA İBRAHİM SURESİ 1. VE 3. AYETLER ARASI

EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA İBRAHİM SURESİ 1. VE 3. AYETLER ARASI
04.09.2020
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun.

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

1- Elif, Lâm, Râ. Bu bir Kitaptır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık(1) olanın yoluna çıkarmak için onu sana indirdik.(2)
2- O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay küfre sapanlara.
3- Onlar, dünya hayatını ahirete tercih ederler,(3) Allah’ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler(4) (veya onda çarpıklık ararlar) . İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler.

AÇIKLAMA

1. “” kelimesi, ” ” kelimesinden daha geniş anlamlıdır. Bir kişi ancak övüldüğü zaman Mahmud adını alır. Fakat Hamîd olan varlık, başkası tarafından övülse de övülmese de doğal ve sürekli olarak övgüye layıktır. Çünkü hamd ve övgü unsuru onun zatındadır ve onun ayrılmaz bir parçasıdır.
2. Bu, peygamberin (s.a) gönderiliş gayesidir. Ona insanları karanlık yollardan (günahkarlıktan) , Kur’an’ın ışığı ile Allah yoluna çıkarma görevi emanet edilmişti. Çünkü Allah yolunda olmayan herkes, kendisini aydınlanmış ve bilgili sansa da, gerçekte (cehalet) karanlıklar(ı) içindedir. Diğer taraftan Allah yolunu bulan kişi, okuma-yazma bilmese de bilginin aydınlığına ulaşmış demektir.
“Rablerinin izniyle” ifadesi ile de bir İslam davetçisinin (Allah’ın Rasulü bile olsa) yapabileceği tek şeyin Hak yolu göstermek olduğu belirtilmek isteniyor. Hiç kimseyi doğru yola zorla yöneltmeye onun gücü yetmez, çünkü bu ancak Allah’ın yardımı ve izni ile olur. İşte bu nedenle sadece Allah’ın izin verdiği ve yardım ettiği kimse hidayete ulaşabilir. Aksi takdirde peygamber gibi kamil bir tebliğci bile olsa hiç kimseyi hidayete ulaştıramaz. Allah’ın bir kimseyi hidayete ulaştırmak için yardım etmesine neden olan ilahi kanuna gelince, Kur’an’ın, çeşitli bölümlerinden Allah’ın sadece kendisi hidayete ulaşmak isteyen, kendisini önyargı, inatçılık ve dikbaşlılıktan kurtarmış olan, şehvetinin kurbanı ve arzularının kölesi olmayan, açık gözlerle görmeye, açık kulaklarla dinlemeye ve apaçık bir zihinle düşünmeye niyetli olan; ve her akla yatkın şeyi kabul etmeye hazır olan kimselerin hidayete ulaşmasına yardımcı olduğunu öğreniyoruz.
3. Hakkı reddedenler, çıkarları bu dünya hayatı ile sınırlı olan ve ahiret hayatının çıkarlarına önem vermeyen kimselerdir. Ki onlar bu dünyadaki zevk, çıkar ve rahatlık için ahirette her tür cezayı üstlenmeye hazırdırlar; diğer taraftan bu dünyada küçücük bir zevki bile feda etmeye dayanamazlar ve ahirette elde edecekleri zevkler karşılığında, bu dünyada hiçbir tehlike ve meseleye katlanmaya ve hiçbir kayba razı olmaya hazır değildirler. Kısacası bunlar, bu dünya hayatının zevklerini ahiret hayatının zevkleri ile soğukkanlılıkla karşılaştıran ve bu dünya lehinde kararını veren kimselerdir: Bu nedenle onlar ne zaman ikisi arasında bir çatışmaya şahit olsalar, bu dünyaya karşılık ahiret hayatını feda ederler.
4. Yani, “Onlar Allah’ın yoluna uymak istemezler. Fakat Allah’ın yolunu, kendi arzularına uydurmak için çaba harcarlar, bu yol kendisini öyle bir düzenlemeye tabi tutmalıdır ki, onların tüm teorilerini, arzularını kendi içine almalı ve onların yaşama tarzına uymayan tüm inançları dışlamalıdır; onların tüm alışkanlık, adet ve geleneklerini kutsal kabul etmelidir; onlardan istemedikleri hiçbir şey talep etmemeleridir; kısacası Allah’ın hidayeti onlara itaatkâr köleler bulmalı ve onların şeytani şehvetlerinin istediği yönde hareket etmelidir; aynı zamanda onları ne eleştirmeli, ne de Allah’ın emirlerine uymalarını istemelidir. Onların Allah’ın hidayetini kabul etmeleri için öne sürdükleri şart işte budur.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.