sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
9,2620
EURO
10,7921
ALTIN
526,44
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
26°C
Ankara
26°C
Sağanak Yağışlı
Pazar Sağanak Yağışlı
20°C
Pazartesi Sağanak Yağışlı
19°C
Salı Parçalı Bulutlu
19°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C

YOKSA SEN DE İSLAM’I GARİP Mİ BIRAKACAKSIN?

13.10.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd; görülen, görünmeyen bütün alemi yoktan var eden, aralarında bir nizam ve intizam belirleyen, her bir fillinde hikmet olan, mağlup edilemeyen Aziz, kendisine hiçbir şeyin gizli kalmadığı ve her şeyi bilen Alim, yegane hakimiyetin sahibi Allah(cc)’a mahsustur.

Salat ve selam, karşılaştığı engellerin kendisini hiçbir zaman yıldıramadığı, bahaneler üretmek yerine sürekli sınırları zorlayan, dünyada bir garip ve yolcu olan, alemlere rahmet, Hz. Muhammed (sav)’e ve ehli beytinin üzerine olsun.

Yine selam, O(sav)’nun kutlu ve mübarek sahabesine ve tüm müminlerin üzerine olsun.

Yaşamış olduğumuz şu asır içerisinde neredeyse her gün şaşkınlık veren ilginç olaylar ve durumlar ile karşılaşmaktayız. Bu ilginç olayların başında ise kendisini İslam’a nispet edenlerin ondan bihaber yaşamalarıdır. Bu tıpkı çalıştığı işyerine gidiş yolunu, o iş yerinin ne gibi faaliyetler gösterdiğini, piyasadaki durumunu bilmeyen, o iş yerinde mesleğini icra ettiği yerdeki malzemelere yabancı olan, bu malzemelerin nerede olduğundan habersiz kişinin durumu gibidir. Ne kadar ilginç bir durum değil mi? Hatta ilginçlikten ziyade inanılması güç bir durum. Evet günümüz Müslümanlarının durumu ne yazık ki böyle. Hatta bu örnek için diyebilirim ki; Fazlası var eksiği yok… Abartmıyorum…

Bugün müslümanlar inanılması güç olan bir durumun içeresinde. Müslüman olduklarını söyleyip, takındıkları tavırlar, ağızlarından çıkan cümleler, kalbindeki dert, sevgi inanılır gibi değil. Ama ne yazık ki durum böyle. Bunun temelinde nefse dayalı alışkanlıkların, yaşam tarzlarının hayata iyice yerleşmesinden ve bu halden memnun olmaktan kaynaklanıyor. Bir çare arayışı yok. Bir kurtulma isteği, değişme isteği yok. Çünkü genel olarak söylemek gerekirse herkes halinden memnun.(Maddi durumları kastetmiyorum.)

İşte bu tutum İslam ile ilgilenmemeye Onu araştırmamaya ve Onu garip bir vaziyette terk etmeye neden oluyor. Tıpkı Rasulullah (sav)’ın peygamber olarak gönderildiği dönem gibi. Rasulullah (sav), istisnalar hariç olmak üzere insanların bir arayış içerisinde olmadığı bir dönemde gönderildi. Herkesin tuttuğu bir yol, memnun olduğu bir hayat, değiştirmek istemediği bir yaşam şekli vardı. Ama bunların tümünü dünyaya gönderilme gayelerini, Allah’ın yarattığı bir varlık olduklarını unutarak gerçekleştirdiler. Bu kararı alırken, bu hayatta söz sahibi olduklarını, bu dünyadan alabildiğine faydalanmaları gerektiğini ve hayat programları ile alakalı kararları örf ve adetleri gereği ya da nefislerinin hoşuna gittiği şekilde düzenlemeleri gerektiğini düşünerek alırlar. Hayatlarına yeni bir şeyi sokacaklarsa da bu kriterlere göre dahil etme inancındaydılar. Düşünme yok, sorgulama yok, akıl devre dışı… Ne ezberletildiyse, ne dayatıldıysa o var. Bunların dışına çıkmaları nerdeyse imkansızdı.

İşte tam bu esnada onları bu karanlıktan çıkaracak, bataklıktan çıkaracak, ufuklarını genişletecek, doğru bir dünya görüşünü kazandıracak bir davet ile karşı karşıya kaldılar. Kuşkusuz bu davet tevhid daveti idi. Fakat onlara bunun yanında bir çok şey kazandıracak olan bu çağrıyı insanların çoğu olumlu karşılamadılar, reddettiler. Sahiplenmediler, bir kenara attılar, kulak asmadılar, kıymet vermediler, düşman oldular. Hatta bu daveti benimseyenleri hor ve hakir gördüler, işkence ettiler, onlara söz hakkı tanımadılar, değersiz ve kıymetsiz kimseler olarak gördüler. Bu sancılı dönemi Rasulullah (sav) şu hadisi ile bize ifade etmektedir;

“İslam garip olarak başladı ve günün birinde garip hale dönecektir. Ne mutlu o gariplere.”[1]

“İslamiyet’in garib adam gibi veya garib olarak başlamasının manası şudur: Yüce İslamiyet ilk zamanlarda çok az kimse tarafından kabul edildi. O dönemde müslümanların sayısı az olduğu için İslam dini kimsesiz ve yabancı bir adam gibi idi. Sonra müslümanların sayısı çoğaldı, İslamiyet’i uygulayanlar ve emirlerini yerine getirenler, yasaklarından sakınanlar her tarafa yayıldılar. Böylece ilk zaman­larda görülen yabancılık ve gariblik kalmadı. Son zamanlarda fitnelerin çoğalması, insanların bozulması, dini vecibeleri yerine getirenlerin sayısının azalması sonucunda İslamiyet ilk zamanlardaki hale geri dönmüştür.”[2]

O gün Mekkeli müşriklerin bu dini garip olarak terk etmesi gibi bugün insanlar da bu dini terk ediyor, önemsemiyor ve değer vermiyorlar. Fakat bugün daha acı bir manzara ile karşı karşıyayız. Bugün garip bırakanlara müslüman olduğunu söyleyenler de eklendi. Evet bu yazımızda sözümüz Müslümanlaradır. Bu dini garip olarak bırakıyorlar. En çok değer vermeleri gereken, hassasiyet göstermeleri gereken, başlarının üstünde tutmaları gereken, gece gündüz ağızlardan düşmemesi gereken, adım adım takip etmeleri gereken İslam dini iken onu garip olarak bırakıyor ve değer vermiyorlar.

Bu mudur Müslümanlık? Bir insan davasına bunu yapar mı? Nasıl onu unutur, ona başvurmaz, onu adım adım takip etmez, onun için her türlü fedakarlığı yapmaz? Böylesi üstün, yüce, ulvi, şerefli ve kıymetli bir din varken ve dini olduğunu söylerken garip bırakmak, kimsesiz gibi terk etmek, sahiplenmemek akıl kârı bir iş midir?

Rasulullah (sav)’ın ashabı bu din garip bir vaziyetteyken, onu kalplerine yerleştirdiler, başlarının üstüne koydular, onu yücelttiler, haykırdılar, sahiplendiler. Onun için her şeylerini feda ettiler. İnsanların düşmanlık ettiği, değer vermediği, değer verenlerin öldürüldüğü, işkence edildiği, küçük görüldüğü, ambargo koyulduğu bir dönemde sıkı sıkı tutundular. Onlar kimsesiz bırakmadılar. Bu davadaki şerefi, kutsiyeti, yüceliği, çağların ötesinde olduğunu, kıymetli olduğunu, ilahi bir hediye olduğunu, izzet ve şeref kaynağı olduğunu fark ettiler. Bütün çilelere katlandılar. Sonra çok kısa bir zaman içinde insanların çoğu onlar gibi olmak için onarın dinine girmek için yarışa girdiler. Düşmanlarını zelil ettiler. Dünyada zafer ve iktidar kazandılar. Bir zamanlar insanların uzak durduğu, çirkin gördüğü, değersiz kabul ettiği bu dine, zaman geldi akın akın girdiler.

Şimdi ise başladığı güne dönmüştür. Sancılı günlere, zorlu günlere. Şimdi de değer görmüyor, kıymet görmüyor, dalga geçiliyor ve türlü türlü iftiralara maruz kalıyor. Ama yine de bu din şerefinden ve izzetinden bir şey kaybetmiyor. İlk dönemlerinde onu sahiplenen garipler olduğu gibi şimdi de onu sahiplenen garipler var. Onun şerefinin ve yüceliğinin farkında olan, kalplerinde sevgisi her geçen gün artan, bağlılığı her geçen gün yeni bir boyuta ulaşan garipler var.

Şimdi okuyucularıma soruyorum; İslam’ın garip olduğu bugünde sende onu bir garip olarak mı terk edeceksin? Kimsesiz gibi mi bırakacaksın? Bir kenara mı koyacaksın? Huzuru ve saadeti başka yerlerde mi arayacaksın? Sahip çıkmayacak mısın bu dine? Bu benim davam deyip yumruğunu sıkıp batıla bir darbe indirmeyecek misin? Kalbin bu din için atmayacak mı? Zaferi ve sana kazandıracağı şehadeti rüyalarına girmeyecek mi? Çalışılmayacak mısın bu din uğrunda? Siyah saçlarını satmayacak mısın bu çileli kutsal yolda? Yoksa sende kendini dünyalıklar uğrunda mı paralayacaksın? Bir gün yok olup gidecek şeylere ömür mü bağlayacaksın? Sana hiçbir zaman huzur ve mutluluk vermeyecek geçici lezzetlerin hayalini mi kuracaksın? Bu muazzam özelliklerini ucuza mı satacaksın? Ebediyyen pişmanlığını yaşayacağın davalar uğrunda mı yorulacaksın? Satmayacak mısın canını ve malını Allah’a? Canını ve malını Allah’tan mı kıskanacaksın? Bunları sadece nefsinin ve sevdiklerinin tasarrufuna mı bırakacaksın? Söyle bana bu dini garip mi bırakacaksın yoksa alıp başının üstüne mi koyacaksın?

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

SELAM VE DUA İLE…

TEVFİK ALLAH’TANDIR…

[1] Müslim/İman/232, Tirmizi/İman/13, İbn Mace/Fiten/15

[2] İbn Mace şerhi

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.