sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6677
EURO
15,5460
ALTIN
783,53
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Yağışlı
11°C
Ankara
11°C
Yağışlı
Perşembe Çok Bulutlu
10°C
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C

ÜMMÜ İSHAK GANEVİYYE (R.ANHA)

10.07.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

HAMD ALEMLERİ YOKTAN VAREDEN ALLAH AZZE VE CELLE’YE  SALAT RASULULLAH s.a.v ‘E SELAM İSE ONA TABİİ OLAN BÜTÜN MÜMİNLERİN ÜZERİNE OLSUN.İNŞAALLAH

İslâm’ın zor günlerini, işkence ve zulümler altında ashâbın inleyişlerini Mekke’de görmüş, kendisi de bizzat o sıkıntıları yaşamış çilekeş bir hanım… Medine’ye hicret için erkek kardeşiyle Mekke’den çıkan ve fakat sonunda tek başına hicretini tamamlamak zorunda kalan bir kahraman…

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin huzurunda oruçlu olarak bulunuyorken, unutarak yiyen ve sonra aklına geldiğinde ne yapması gerektiğini Efendimden koyduğu ölçüyü öğrenen, ümmete rahmet ve bir çıkış yolu olan bu ölçünün bizlere kadar ulaşmasına vesile olan bir iman eri… O, müslüman olduktan sonra Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin sohbetlerinden geri kalmayan, bir âşık, nasîhatlarından nasibini alan bir bahtiyardır.

Onun gönlü Efendimizin muhabbet ve hasretiyle dolu idi. Sevgili Peygamberimizin Medine’ye hicretinden sonra Mekke’de duramaz olmuştu. Kısa zamanda hazırlanıp yola koyulmuştu. Onun hicret hikayesi şöyle gerçekleşmiştir:

“Ümmü İshak radıyallahu anha , İki Cihan Güneşi Efendimiz’e kavuşmak için fırsat kolluyordu. Bir yolunu bulup kendisini onun yanına atmak istiyordu. Onun bulunduğu beldeye ulaşma hasretiyle yanıp kavruluyordu. O, müşrik olan beyinden bir an evvel kurtulmak istiyordu. Bir şekilde bir yolunu bulup kaçmak istiyordu. Bu arzusunun gerçekleşmesi için Allah Teâlâ’ya duâ ediyor ve Medine’ye gideceği zamanı bekliyordu. Bunun için âdeta gün sayıyordu. Bu sebepten her an hicrete hâzır bir vaziyette yaşıyordu.

Bir gün bu fırsatı yakaladığını düşündü. Yanına erkek kardeşini alarak hicret için Mekke’den gizlice çıktı. Bir müddet gittikten sonra kardeşi yol azığını evde unuttuğunu hatırladı. Geri dönüp azığı alıp gelmeyi düşündü. Ümmü İshak (r.anha) buna razı olmadı. Fakat o kendi içinde kararını vermişti. Kardeşine şöyle dedi:

“-Ümmü İshak! Sen burada otur. Beni bekle. Ben Mekke’ye dönüp unuttuğum azığımı alıp geleyim,” dedi.

Bu sözden endişe duyan, gönlü sıkılan Ümmü İshak kardeşine izin vermek istemedi. Zira kocasının onu yakalayıp öldürmesinden korkuyordu. Şefkatle ona baktı ve:

“- Fâsığın,(yani kocasının) seni öldürmesinden korkuyorum” dedi.

Kardeşi bu sözlere aldırış etmedi. Onu bırakıp Mekke’ye gitti. Aradan üç gün geçmesine rağmen kendisinden bir ses, bir haber alamayan Ümmü İshak merak içinde ne yapacağını bilemez, şaşkın bir vaziyette gözleri yollarda kaldı. Beklemekten başka da çaresi yoktu. Geri dönse o da aynı akıbete düşebilirdi. Bu hâlet-i rûhiye içerisinde iyice bunalmış iken Mekke’den gelen bir yolcu yanına uğradı. Onu tanıdı ve burada ne yaptığını sordu.

“ -Ümmü İshak! Burada oturmana sebep nedir?” dedi.

O da:

“-Kardeşim İshak’ı bekliyorum,” diye cevap verdi.

Yolcu hüzünlü bir şekilde Ümmü İshak’a acı haberi vermek zorunda kaldı ve:

“-Artık senin için İshak yok. Kocan Fâsık, Mekke’den çıkarken onu yakalayıp öldürdü” dedi.

Bu habere çok üzülen Ümmü İshak (r.anha) sabır ve metanetle hareket edip, ümitsizliğe kapılmadan tek başına da olsa yoluna devam etmeğe karar verdi. Kendisi bu yolculuğunu şöyle anlatır:

-“ İnna lillah diyerek ve ağlaya ağlaya kalkıp Medine’ye gittim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizi sordum. Hanımı Hafsa binti Ömer radıyallahu anha’nın odasında olduğunu öğrendim. İzin isteyip içeri girdim. Fahr-i Kâinat (s.a.) abdest alıyormuş. Hemen huzuruna varıp:

“-Yâ Rasûlallah! Anam babam sana feda olsun. Kardeşim İshak öldürüldü” dedim ve ağlamaya başladım. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz bana dikkatlice baktı ve bir avuç su alıp onu yüzüme doğru serpti.”

İki Cihan Güneşi efendimize kavuşmanın sevinciyle iç âlemim bir anda değişiverdi. Gönlüm sükûnete kavuştu. Aylardır çektiğim hasret ve günlerdir çektiğim çileler, sıkıntılar hepsi yok olup gitti.

Ümmü İshak (r.anha) ağırbaşlı, sabır ve metanet sahibi bir hanımdı. İbtilâlar karşısında feveran etmedi. Ağlarken bile vakarını kaybetmedi. Allah ve Rasûlü yolunda çektiği eziyetlere aldırış etmeden yoluna devam etti. İmanından taviz vermedi.

Onun âzatlı bir cariyesi vardı. Onda gördüğü güzel vasıfları etrafına anlatırdı. Onun hâdiseler karşısındaki sabır ve tahammülüne dair, Beşşar b. Abdilmelik’in, Ümmü İshak’ın âzatlı cariyesi ninesinden dinlediği şu söz ne güzel bir örnektir. O şöyle dermiş:

“-Onun başına büyük felâketler geliyor,gözünde yaşlar görülüyor ama yanaklarına akmıyordu.”

Ne güzel ahlâk!.. Ne vakur hareket!.. Ne sevimli bir İslâmî şahsiyet!.. Acılar, dertler karşısında feveran etmemek!.. Hüznünü gönlüne gömebilmek!.. Sabırla direnebilmek!.. Ey Allahım! bizlere de olaylar karşısında sabır, sebat ve metanet nasib et!..

Ümmü İshak el-Ganeviyye (r.anha)’nın oruçlu iken başından geçen bir hâdise vardır. Onu da aynı rivayet zinciriyle Beşşar b. Abdilmelik şöyle nakleder:

“Ümmü İshak (r.anha) Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin yanında olduğu bir gün hâne-i seâdete büyükçe bir tas ile serid veya tirid yemeği getirildi. Bir rivayette de ekmek ve et getirildi. Rasûlullah (s.a.) ondan bir parça aldı. Az bir şey tattı. O da Efendimizle birlikte yedi. Bu sırada Zülyedeyn de huzura geldi. Efendimiz (s.a.) ona da bir kab içerisinde başka bir yemek ikram etti. Ümmü İshak’a da buyur etti. Ondan da almasını istedi ve:

“-Ey Ümmü İshak! Bundan da ye. Bunun da tadına bak.” dedi.

O anda oruçlu olduğunu hatırlayan Ümmü İshak ne yapacağını şaşırdı. Eli dondu kaldı. Ne ileri ne geri gitti. Hiç hareket ettiremedi. Elini ağzına götürmeye bile gücü yetmedi. İki Cihan Güneşi Efendimiz ona:

“-Hayrola Ümmü İshak, ne oldu, neyin var?” buyurdu.

O da:

“-Yâ Rasûlallah! Ben oruçluydum” dedi.

Bu cevap üzerine orada bulunan Zülyedeyn :

“-Doyduktan sonra mı aklına geldi” dedi.

Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimiz Ümmü İshak’a döndü ve:

“-Orucunu tamamla. Bu, Allah’ın sana gönderdiği bir rızıktır” buyurdu.

(Ahmed b. Hanbel, VI, 367 . Üsdü’l-gabe, VII, 299 . İsâbe,IV,430 .)

(((((((Ne yüce ölçü!.. Ne engin rahmet!.. İslâm’ın her emri insanlığa büyük bereket!..İnsanlık islamın rahmetine muhtaçtır.Dünya islamın barışına,merhametine muhtaçtır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Peygamberlerin bildirdikleri hükümler hep rahmettir iyiliktir.yoksa bu emirler zındıkların sandığı gibi işkence değildir. Bunların sık sık söyledikleri (kullarına zor ve yorucu şeyler emredip de bunları yaparsanız,CCennete girersiniz demek insaf mıdır, merhamet midir? Bir  şey emretmemeli idi. Merhamet ve iyilik böyle olur) gibi lafları ne kadar ahmakçadır. Bunlar hiç düşünmüyor mu ki,iyilik edenlere,şükretmek yani sevindiğini bildirmek,aklın istediği bir şeydir. Dinimizin hükümleri,bütün nimetleri,iyilikleri yaratan gönderen Allahu tealaya karşı şükrün nasıl yapılacağını göstermektedir. O halde dinimizin hükümleri, aklın istediği bir şeydir.

Bundan başka ,dünyanın, hayatın düzeni bu teklifleri yapmakla olur. Allahu Teala, herkesi kendi başına bıraksaydı kötülükten ,karışıklıktan başka bir şey olmazdı. Allah azze ve celle nin haramları olmasaydı, nefisleri,keyifleri peşinde koşanlar, başkalarının mallarına, canlarına, ırzlarına saldırır, fenalıklar karışıklıklar hasıl olurdu ve insanlık canavar şeklini alırdı. Ki içinde yaşadığımız ortamda tam olarak islam’ın medeniyetinden ne kadar uzak kaldığımızın kanıtıdır. Canlara, mallara, ırzlara saldıran canavarların çokluğu  islam’dan ne kadar uzak oluşumuzu göstermektedir. Allah  azze ve celle’nin hükümleri dışında hiçbir düzen insana istediği rahatı , güveni, huzuru veremez. Allah azze ve celle yarattığı kulları en iyi bilendir. Ve insanlık için islam’dan razı oldum, diyerek kurtuluşun huzurun kaynağını bildirmiştir. Bizlerede razı olup itaat etmek düşer aynı sahabe gibi….))))))

Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimizin vermiş olduğu bu cevabdan Ümmü İshak el-Ganeviyye (r.anha)’ nın gönlü ferahladı. Düştüğü hatanın günâhından, mahcûbiyetinden ve sıkıntısından kurtulup huzur buldu. Efendimizin emri üzere orucunu tamamladı.

Ümmü İshak (r.anha)’nın başından geçen bu hâdise kendinden sonra gelen ümmete bir rahmet oldu. Oruçluyken unutarak yeyip içen müslüman, mümin kişinin ne yapması gerektiği onun vasıtasıyla vuzûha kavuşmuş oldu.

Rabbim onlardan razı olsun. Bizleride razı olacağı kullarından eylesin İNŞAALLAH.

VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.