MENÜ

ÜMMÜ DERDA (R. ANHA)

145 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ÜMMÜ DERDA (R. ANHA)

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيم

Hamd Alemlerin Rabbi, gökleri ve yeri örneksiz yaratan, gökten yağmuru indiren, dilediği zaman, dilediği yere, dilediği kadar isabet ettiren, dualara cevap veren, bizi yeryüzünün halifeleri kılan, mülkünde ortağı olmayan, kainatı kendi koyduğu kanunlara boyun eğdiren Allah’a mahsustur. Salat ve selam örneğimiz, önderimiz, son rasul, son nebi Hz Muhammed(s.a.v)’e, sahabesine ve derdi yalnızca Allah’ın rızası olan bütün Müslümanların üzerine olsun inşAllah.

Ümmü Derda iki tanedir. Büyüğüne Hare Binti Ebi Dadred derler. Ebu Derda’nın zevcesidir. Ashaptandır. Peygamberden rivayeti vardır. Onun Ebu Derda’dan önce öldüğü söylenir. Küçüğünün adı ise Huceyme bint Huyay el Vessabiyedir. Vessab himyer kabilesinin bir koludur. Ona Cüheyme de derler. Ebu Derda’nın ölümünden sonra Muaviyenin istediği onun ise kabul etmediği kadın.

Abdurrahman bin Ebi Hatim dedi ki: “Büyüğü ashaptandır. Peygamberden 3 hadis rivayet etti. Küçüğünün ise sohbet imkanı olmadı. Ebu Derda’dan hadis rivayet etti. İkisi de Ebu Derda’nın zevcesidir.”

Ümmü Derda dedi ki: “Beyim Ebu Derda bana peygamber(s.a.v)’ den şöyle işittiğini söyledi: “Kim bir kardeşine arkasından dua ederse onunla görevli melek: bir misli de sana olsun der.” İnsan bazen çok cimri kesilir. Bir meleğin sana dua etme müjdesi var iken, bizler bazen Müslüman kardeşlerimize dua etme konusunda cimri kesiliriz. Oysa ki bizlerin günahkar diliyle, günahkar bedeniyle yaptığı dua akabinde, günahsız olan bir melek sana dua edecek. Subhanallah!

Avn b. Abdullah dedi ki: “Biz Ümmü Derda’nın yanında otururduk onun yanında Allahu Tealayı zikrederdik. Oradakiler belki de seni usandırdık derlerdi. O da: Beni usandırdığınızı mı sanıyorsunuz?  Zikir meclisi kadar yüreğimi soğutan ve istediğimi en iyi şekilde elde ettiğim bir şey bulamadım.” derdi.

“Biliniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. “ ( Rad 28)

Ey bu yazıyı okuyan kişi! Kalbin mi acıyor, yalnız mısın, mutsuz musun, derdin mi çok, yüreğin mi daralıyor, ne yapacağını bilmiyor musun, dünya hayatı kalbini huzursuz mu ediyor, mutluluk nerede mi diyorsun, hiçbir şey tad vermiyor mu, yüreğin alev alev yanıyor mu, çıkmaz bir sokağın sonunda kalan kişi gibi hissediyorsun kendini? Yanan bir ateşin su ile sönüp, sukunet bulması gibi bütün dertlerinin şifası Allah’ı anmakta, zikir meclislerinde, ilim meclislerinde, Allah’ın dininin, ayetlerinin konuşulduğu mekanlarda.

“ Allah evlerinde bir evde, Allah’ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır. Melekler etrafını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır.” (Ebu Davud, Tirmizi)

Arama artık huzuru gezmelerde, arama artık huzuru müzikte, arama artık huzuru mal da, arama artık huzuru telefonda, arama artık huzuru yeni eşyada, arama artık huzuru televizyondaki dizilerde, arama artık huzuru bir üst makamda, arama artık huzuru Dünya Hayatında.! Çünkü dünyada neyi elde edersen elde et, kalbinde Allah’ın zikri yoksa, Allah’ın dininden fersah fersah uzak isen asla ama asla huzuru bulamayacaksın.

Yahya bin main dedi ki: “derda, Ümmü Derda’dan önce vefat etti. Annesi onu defnedince sen Rabbine git bende Rabbime gidiyorum dedi ve mescide girdi.” Meymun b. Mihran dedi ki “Ne zaman namaz kılınacak vakitte Ümmü Derdanın yanına gitti isem mutlaka onu namaz kılarken buldum”

Yunus Bin meysere bin halbes dedi ki: “Biz Ümmü Derda’nın yanında bulunurduk kadınlar da yanında hazır bulunur hepsi ibadet ederlerdi öyle ki uzun süre kıyamda durmaktan ayakları şişerdi.”

Temim oğullarından bir ihtiyar dedi ki: “Bana Hizan anlattı dedi ki: “Ümmü Derda bana “ Ey Hizan ölü teneşir üzerinde ne der bilir misin?” dedi. Ben de hayır dedim

O da “Ey ailem ey komşularım ey naşımı taşıyanlar! Dünya beni aldattığı gibi sizi de aldatmasın. Benimle oynadığı gibi sizinle oynamasın. Çünkü ailem benim hiçbir günahımı taşımaz. Eğer Allah katında benimle tartışırlarsa beni mağlup ederler. Dünya abidlerin kalplerini büyülemede harut ve maruttan daha büyük sihirbazdır. Hangi kul onu tercih etmişse mutlaka onu hor ve zelil etmiştir.”

Bazen bildiklerimiz, daha önce duyduklarımız üzerinde çok düşünmek lazımdır aslında. Mesela hep deriz ya insan yanında ne götürecek ki? hiçbir şey! Ne malını, ne parasını, ne ailesini, ne annesini, ne babasını, ne evlatlarını, ne evini, ne arabasını ! hiçbir şeyini götüremeyecek! Peki nasıl oluyor da o halde insan bunlara kapılıp da asıl yanında her zaman götüreceği şeyleri terk edebiliyor? Malın mı kabrin karanlığını aydınlatacak? Paran mı kabrin yalnızlığını giderecek? Ticaretin mi kabrin azabından seni kurtaracak? O halde dünya hayatı bizi aldatmasın! Çünkü ticaret için başka bir memlekete giden ve orada belli zaman kalıp, işlerini hallettikten sonra asıl yurduna dönecek olan insan misali, asıl yurdumuz olan, hepimizin muhakkak döneceği yer ahiret hayatıdır.

Ümmü Derda bir vaadinin tepesinden baktı yanında ki kişiye oku dedi. Yanında ki kişi “Sizi boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” ( Müminun 115) ayetini okudu. Bunun üzerine Ümmü Derda yüzü koyun düştü. Başını kaldırdığında yüzünün değdiği yer göz yaşlarından ıslanmıştı.

Ebu İmran el Ensariden dedi ki: “Ben beytulmukaddes ile şam arasında Ümmü Derda’nın bineğini sürerdim. Bana şöyle dedi: “Ey Süleyman ben dağları ve Allah’ın onlara ne vaad ettiğini işitiyorum.

“ Düşün o günün ki dağları yerinden götürürüz ve yeryüzünü çırılçıplak olduğunu görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın onları tüm ölüleri mahşerde toplamış olacağız.” ( Kehf 47) ayetini okudu.

Subhanallah! Ne dehşet verici bir gün. O koca koca dağlar, o sapa sağlam olan dağlar, o yolların, tünellerin yapıldığı, üzerinden tonlarca ağırlıkta arabaların geçtiği dağlar yerinden götürülecek, ufalanacak, toz haline getirilecek. Yeryüzünde ki o evler, ağaçlar, bitkiler, hayvanlar, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan insanlar, yeryüzünün en zenginleri, en güçlüleri, en güzelleri, her şey toprağın altında olacak .. Hepsinin akıbeti aynı olacak. ÖLÜM! Ve akabinde hesap vermek üzere diriliş. Ölüm daha bizlere gelmemiş iken gelin şu zamanımızın, hayatımızın kıymetini bilelim. Ümmü Derda gibi olalım, kainata bakalım ama kuru kuru değil, kainatın haykırışlarına kulak verelim!

Şehr b. Havşebten, Ümmü Derda: “Korku adem oğlunun kalbinde hurma yaprağının yanması gibi bir şeydir” dedi “Onun kavrandığı hissetmez misin?” O da evet dedi.” İşte onu hissettiğin zaman dua et dedi.”

Allh azze ve celle Ümmü Derda’dan razı olsun inşAllah.

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

Erva ŞAHİDTüm Yazıları
Yorum Yaz