sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

ULBE BİN ZEYD (RA)

ULBE BİN ZEYD (RA)
07.03.2020
0
A+
A-

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Sadece kendisine kulluk etmeleri için cinleri ve insanları yaratan, bu kulluğun nasıl yapılacağını bilmek ve hayatımızın her anını ve her alanını düzenlemek için Nebi ve Rasuller gönderen Allah Subhanehu Ve Teala’ya Hamd-u Senalar olsun. Kainatın efendisi Hz. Muhammed (S.A.V)’e, tertemiz ehl-i beytine, sahabesine ve Rab olarak Allah’ı tevhid eden bütün Müslümanlara salat ve selam olsun.

Akıl ve din ittifakla dünyanın bir musibet diyarı olduğunu, onun için burada belanın varlığının garipsenmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Kim akıl ve dine dünyanın durumu hakkında bilgi sorarsa, ikiside ona dünyanın bir dert hastanesi olduğunu bildirir. Dünyada gerçek anlamda bir lezzet yoktur. Dünyanın lezzeti sadece acı veren şeylerden uzak kalarak biraz olsun rahat etmektir. Ne zamanki dünyada sevgi beslenen bir şey ortaya çıksa onun sıkıntısı verdiği zevki kat kat geçer ve hızlı bir şekilde elden çıkar gider.

Dünyada ki lezzetlerin misali çölde uzun bir yolculuk yapıp suyunu bitiren ve bu sebeblede bitkin düşen adamın misali gibidir. Ufukta gözüken su birikintisine doğru bütün kuvvetiyle gider ancak onun bir serap olduğunu görünce olduğu yere çakılır kalır. Dünyaya ait olan her şey seraptır. Ancak Rahman olan  Allah’ı (cc) razı etmek için harcananlar müstesna.

‘’ Allah (cc) sizin  dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama  O (cc) sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.’’ ( İbn mace Zühd 9 )

Allah azze ve celle rahmet sahibidir. İmtihan eder , dilediğinin rızkını arttırır, dilediğini dar bir geçime müptela kılar. Kulları her ne yaşarsa yaşasın, ne durumda olursa olsun onlardan daima razı olacağı bir  kulluk bekler. Ve insanlar durumlarına göre  , yaşantılarına göre , imkanlarına göre hesaba çekilirler. Sahabeye baktığımızda zenginiyle , fakiriyle , genciyle , yaşlısıyla , topalıyla , amasıyla her çeşitten insan karşımıza çıkmakta. Ve hepsi imkanları dahilinde bir kulluk yaptılar , hatta bütün sınırları zorladılar. Kimi İslam davası için öyle bir infakta bulunduki  Allah (cc) onu cennette hurileriyle evlendirdi, kimi Allah (cc) için en sevdiği şeyden vazgeçti , kimi bir hurma infak etti, öyle bir ihlası vardıki Rasulullah (S.A.V) sahabeden sonra gelecek neslin bir uhud dağı kadar altınıda infak etse sahabenin yarım hurma infağına yetişemeceğini söyledi.Kiminin de hiç malı yoktu  Allah (cc) için gözyaşı döktü ve kıyamete kadar bu nasihat sayfalarda yankılandı. İşte o güzide insan Ulbe Bin zeyd (ra).

Ulbe bin zeyd (ra) Ensardan Medineli bir sahabeydi. Akrabalarıyla birlikte malı , çifti, hurmalıkları olmayan fakir bir topluluktu. Ama yüreklerinde parıldayan bir iman, kocaman bir ihlas gizliydi. Birgün Nebi (S.A.V) Cihada , Allah yolunda infak etmeye yönelik bir konuşma yapmış. Ashab-ı kiram bu nasihattan sonra evlerine gidip İslam için ne faydalı olacaksa onu getirmeye başlamışlar. Kimi malının tamamını , kimi malının yarısını, kimi eşya , kimi ise bineklerini getirmiş. Canlarını ve mallarını zaten satmış bu adamlar. Birde Rasulullah (S.A.V) böyle bir amele teşvik edince gözleri hiçbirşey görmüyor. Onlar dünyada yüklerini bırakmaya çalışan insanlar. Allah’a (cc) nasıl hesap veririz  korkusu taşıdıkları için gözleri hiçbirşey görmüyor. Hatırlayın Sad bin muaz’ın (ra) bedirdeki tavrını ne demişti :  

Mallarımızdan istediğini al , istediğini bize bırak. Vallahi bizden aldığın bıraktığından  daha hayırlıdır. Hatırlayın Rasulullah (S.A.V) ‘in Ebubekir’in (ra)  malı kadar hiç kimsenin malı bana faydalı olmadı. Dediğinde Ebubekir’in (ra) ağlayıp Ben ve malım senin için değimliyiz Ya Rasulullah ! dediğini. Sahabe böyleydi kardeşler sınırları zorluyorlardı. Ama içlerinden bazılarıda vardıki malı yok , aşireti yok ama uhud dağı kadar sağlam imanı var. İşte Ulbe bin Zeyd’(ra) da bunlardandı.

Devamla : Ulbe bin Zeyd (ra) kardeşlerinin  Allah yolunda harcamak için birbirleriyle yarıştıklarını görünce üzülmüş , kederlenmiş ve boynu bükük bir şekilde evine gitmiş. O gece Ulbe bin zeyd  (ra) 2 rekat namaz kılmış ve namazdan sonra hıçkırıklara boğularak ağlamaya başlamış. Rahmana anlatıyor bütün derdini , Tek çare verecek olana. İnsanlara gidip aciziyetini, fakirliğini şikayet etmiyor.Ufak bir imtihanda terkettiği kitabın sayfalarına , az bir imtihanda uzaklaştığı ilim meclislerine , mücadele meydanlarına küsmüyor.Mücadelesini bırakıp yerinde sayanlardan , oturanlardan olmuyor. İşte sahabenin şuuru bu Müslümanlar. Bu varlık sahnesinde bittim dedikleri anda nereye yöneleceklerini biliyorlar.

‘’Ben hüznümü ve kederimi ancak Allah’a şikayet ederim’’.(Yusuf 86 )

Ulbe bin zeyd (ra) hem ağlıyor hemde diyorki  : Allah’ım Peygamber (S.A.V) bugün bize cihad için harcamayı ve Allah yolunda infak etmemizi söyledi. Herkez bir şeyler getirdi ama benim karnımı doyuracak yiyeceğim bile yok. Her seferinde Efendimiz (S.A.V) verin diyor ben ise bundan mahrum kalıyorum. Ne malımdan , ne bedenimden verebiliyorum. Allah’ım ! benim  verecek ne malım , ne sağlığım var , kim bana Müslümanlardan sataşmış , onurumu zedelemişse bende sadaka olarak hakkımı helal ediyorum , onurumu infak ediyorum demiş. SubhanAllah.

‘’Allah yolunda harcama yapın, kendi elinizle kendinizi tehlilkeye atmayın’’.(Bakara 195)

Sabah olmuş mescidde toplanıldığı bir saatte Efendimiz (S.A.V) bir kişi görevlendirmiş git onurunu sadaka veren adam kim onu bul demiş. Münadi seslenmiş dün gece onurunu sadaka veren adamı Rasulullah (S.A.V) arıyor. Bir müddet sonra adam çıkıp gelmiş. Benim o Ya Rasulullah demiş. Bunun üzerine Efendimiz (S.A.V) buyurmuş :  Senin sadakanı Allah kabul etti. Seni müjdelerim ! Allah’a yemin ederimki  sen sadakası kabul olunanların divanına yazıldın. Demiş. ALLAHUEKBER.

Evet Müslümanlar sahabe böyleydi. Baktığında bedenleri yeryüzünde geziniyordu ama , akılları cennet bahçelerindeydi. Mal onlar için efendi değil köleydi. İhlas , takva şiarlarıydı.Dünya amaçları değil, ahiret için bir araçtı.İhlas diyince , tevekkül diyince , cihad diyince , infak , ilim, takva , hüzün vallahi bu adamlar tefsiriydi. Ama onlar halen daha amellerimiz Allah (cc) katında kabul olunacak mı endişesi taşıyorlardı.  Bu sebeple de  Yakin (ölüm ) onları gelip buluncaya kadar ibadetlerle , mücadelelerle yoğruldular. Şimdi Ey Müslüman ! Senin Allah katından bir beyanınmı var ki az amelle zirveye talipsin. Yerinde sayma çalış ki engin mertebelere eresin…

 

 

AMELLERİMİZİN BİDAYETİ VE NİHAYETİ ALLAHU TEALAYA HAMD ETMEKTİR.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.