MENÜ

TEVBENİN EDEBİ

126 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
TEVBENİN EDEBİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salat ve Selam bu alemlere Rahmet olarak gönderilen son Nebi, son Rasul olan Hz. Peygamber (sav)’me olsun.

Bu yazımda inşaAllah tevbenin edebinde değinmek istiyorum. Tevbenin edebi’de nedir? Diyebilirsiniz. Fakat tevbeyi ettiğimiz kudretin yüceliği karşısında kendi durumumuzu değerlendirecek olursak her ibadetin bir edebi, bir ahlakı olduğu gibi tevbeninde bir edebi vardır. Ve bunu da bize öğreten yine Allah (c.c.)’dur.

“Her ikisi de dediler ki; ‘Rabbimiz Biz kendi kendimize zulmetmişiz. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan kesinlikle kaybedenlerden oluruz.’” (Araf 23)

İşte bu ayeti kerime ile başlarsak burada Allah(c.c.) tevbenin edebini bize öğretiyor. Önce içine düştüğümüz hatayı kendi nefsimize nispet ederek ya Rabbi ben yaptım sen bana doğru ile yanlışı gösterdin bu ikisini ayıracak yetenekte verdin ama ben nefsime zulmettim. Bu hatayı kabullenmek ve itiraf işte tevbenin edebi ve adabı. Onun için alimlerimiz tevbenin ilk şartı pişmanlık ve itiraftır derler. “Rabbimiz Biz kendimiz zulmetmişiz.” Bu itiraf önemli niye? Çünkü şeytan yaptığı hatanın arkasından yaptığı ikinci büyük hatası kibirlenerek işlediği suçu kabullenmedi ve hataya düşmesini Allah (c.c.)’ye nispet etti.

“İblis şöyle dedi; Rabbim beni azdırmana karşılık bende yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim ve onların hepsini saptıracağım.” (Hicr 39)

İşte şeytanın içine düştüğü kötü durumdan adeta Allah (c.c.) sorumlu gördüğünü ve kendisine bu konuda masum olduğunu ifade edercesine “Beni azdırmana karşılık dedi.” Bazen duyarız kişi Allah’ın (c.c.) sakındırdığı yasaktır dediği bir şeyi işler siz onu bundan uzaklaşmaya sakınmaya çağırdığınızda “ben ne yapayım toplum bozuk, çevrem bozuk” diyerek suçu çevresine atarak kendini adeta şeytanın yaptığı gibi temize çıkarma çabasındadır. Bu tavrın getirdiği sonuç bundan daha kötüdür. Böyle tavır sergilen kimseler suçu başkalarında gördüğü ve kendini de suçsuz gördüğü içinde Tevbe etme, pişmanlık duyma ve hatasını itiraf etmek gibi konulara çok uzak kalır ve böyle tavır içerisinde olan kimselerin içerisinde de düzelmezse şeytandaki gibi kibir oluşmaya başlar. İşte tevbenin bu edebi ve adabını kuşanarak hareket etmek Adem (as) yolundan gitmek dışına çıkmak şeytanın yoluna mağletmek demektir.

Yine tevbenin en önemli edeblerinden bir tanesi de Tevbe ederken içinde bulunduğumuz ruh hali “Eğer bizi bağışlamaz ve acımaz isen kesinlikle kaybedenlerden oluruz.”

Pişmanlık, itiraf ve bununla beraber acziyet ve Allah’a ve onun mağfiret etmesine ihtiyacın olan zorunluluk. Kaybedenlerden olmamak için adeta yalvara yakara “Rabbinize yalvara yakara” (Araf 55) Rabbinin mağfiretine olan ihtiyacının bilinci ve arzu ile içten ta yüreğinin derinliklerinden gelerek. “O’na korkarak ve umut taşıyarak dua edin” (Araf 56) Yani ben yaptım oldu anlayışı değil de korku ve umut bu dengeyi sağlayarak işte bunlar Tevbe esnasında ellerimizi O Rahman ve Rahim Tevvab ve Gaffar olan Rabbimize yönelirken takınmamız gereken edeptir. Rabbim bizlere de bu edep ile çokça Tevbe ve mağfiret edebilen kullarından eylesin Amin.

 

Yorum Yaz