sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,4396
EURO
10,0747
ALTIN
492,32
BIST
1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
34°C
Ankara
34°C
Açık
Pazar Az Bulutlu
34°C
Pazartesi Az Bulutlu
34°C
Salı Sıcak
36°C
Çarşamba Sıcak
35°C

TEFEKKÜRDEKİ KUSURLAR

TEFEKKÜRDEKİ KUSURLAR
19.05.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd; yaratan, yoktan var eden, yarattıklarını emsalsiz bir şekilde var edip onlara şekil veren yegane hakimiyetin sahibi Aziz Cebbar olan Allah (cc)’a mahsustur.

Salat ve selam; Allah Rasulu (sas)’e O (sav)’nun tertemiz ehli beytine sahabesine ve tüm müminlerin üzerine olsun.

Geçen yazımızda tefekkürdeki kusurlardan bahsetmeye çalışmıştık. Al-i İmran Suresi 190-194 ve Bakara Suresi 185 Ayetlerinin gölgesinde meseleyi değerlendirmeye çalıştık. Şimdi bu iki ayet arasındaki farkın inceliğinden tefekkürümüzdeki kusurumuzu tespit edeceğiz İnşaAllah. Sizleri Fahreddin er-Razi’nin (rha) şu tespitleri ile başbaşa bırakıyorum.

Bakara Süresindeki Benzer Âyetle Mukayese

“Bil ki Allahu Teâla, bu âyeti(Al-i İmran 190-194) Bakara suresinde zikrettiği gibi, burada da zikretmiş, Bakara suresinde “Akleden bir kavim için âyetler vardır”  buyruğu ile; bu surede ise “Temiz akıl sahipleri için elbette âyetler vardır” ifadesi ite bitirmiştir. Hak Teâlâ, Bakara sûresinde bu üç delilin yanı sıra toplamı sekize varan beş delil daha zikretmiştir. Burada ise şu üç delili zikretmekle yetinmiştir ki bunlar gökler, yer ve gece ile gündüzdür. Buna göre üç soru vardır:

Birinci soru: İki sûrede aynı âyeti aynı lâfızla tekrar etmenin faydası nedir?
İkinci soru: Allah Teâlâ, niçin bu sûrede üç delili zikretmekle yetinmiş, diğer beş delili getirmemiştir?
Üçüncü soru: Cenâb-ı Hak, niçin orada, “akleden bir kavim İçin..” buyurmuş, burada da “temiz akıl sahipleri için…” buyurmuştur.

Kur’ân-ı Kerim’in sırlarını en iyi bilen Allah’tır. Fakat ben derim ki: Basiret gözünün siyahı, gözün siyahı gibidir. Gözün siyahı, bir anda iki ayrı şeye bakamayıp, gözbebeği ancak tek şeye yöneldiğinde, o esnada onu başka bir şeye doğru da çevirmek imkansız olduğu gibi, insan basiret gözünün gözbebeği olan aklını, akledilecek bir şeyi düşünmeye yönelttiğinde, o esnada o kimsenin, basiret gözünün gözbebeği olan aklını akledilebilecek başka bir şeye doğru da çevirmesi imkansızdır. İşte buna göre akıl, akledilebilecek farklı şeylerle ne kadar meşgul olursa, o şeyleri kavramaktan mahrum oluşu o nisbette çok olur. İşte bundan dolayı, Allah yoluna girmiş kimsenin, işin başında mutlaka delilleri çoğaltması gerekir. Fakat kalbi marifetullah nuru ile nurlandığında, o delillerle uğraşması, kalbinin marifetullaha garkolmasına âdeta bir perde olur. Binaenaleyh Allah yoluna giren insan, işin başında delillerin çoğaltılmasını ister. Marifetullah nuru onun kalbine düştüğü zaman, delilleri azaltmadan yana olur. Öyle ki kalbinin Allah’tan başka bir şeyle uğraşmasından ötürü meydana gelen zulmetler (karanlıklar) yok olup gidince, orada marifetullah’ın nurları mükemmel olarak tecelli etmiş olur. İşte Cenâb-ı Hak bu hususa “Haydi pabuçlarını çıkar. Çünkü sen mukaddes Tuvâ vâdisindesin” (Tahâ, 12) buyruğu ile işaret etmiştir. Buradaki pabuçlar aklın, kendileri sayesinde marifetullaha ulaşabildikleri bir çift mukaddime demektir. Akıl, marifetullaha ulaşınca onları çıkarması emredilir ve sanki ona “Sen, iki ayağını vahdaniyyetin kutsiyyet vadisine basmak istiyorsun. O halde artık delillerle uğraşmayı bırak” denilir.

Sen bu prensibi iyice anladığın zaman, bil ki Cenâb-ı Hak, Bakara suresinde sekiz çeşit delil zikretmiş, bu sûrede ise onlardan sadece üçünü getirmiştir. Bu, şuna dikkat çekmek içindir: Arif, arif olduktan sonra medlulün (delillerin gösterdiği varlığın) bilgisine iyice dalmak için, delillere daha az iltifat etmesi gerekir. Binâenaleyh işte bu sûrede üç delilin zikredilip, diğerlerinin zikredilmemesinin maksadı, biraz önce söylediğimiz hususa dikkat çekmektir. Sonra Cenâb-ı Hak bu âyette, semavi delilleri zikretmiş, arzı (yeryüzüne âit) olan diğer beş delili getirmemiştir. Zira semavî dediler daha güçlü, daha açık, onlardaki dikkat çekici durumlar daha çok ve kalbin o delillerden Allah’ın azamet ve kibriyasına geçişi daha kuvvetlidir. Hak Teâlâ, Bakara süresindeki âyetini, ‘akleden bir topluluk için,,”; buradaki âyetini ise “temiz akıl sahipleri için…” ifâdeleri ile bitirmiştir. Zira aklın bir zahirî, bir de lübbü (özü) vardır. İşin başında ona akıl denir. Hali mükemmelleştiğinde ona “lüb” denir. Bu da söylediğimiz hususu kuvvetlendirir. İşte kalbime doğan ve aklıma gelen manalar bunlardır. Allah, azim, kerîm ve hakîm olan kelâmı Kur’ân’ının sırlarını en iyi bilendir.”[1]

AKIL SAHİPLERİ İLE TEMİZ AKIL SAHİPLERİ ARASINDAKİ FARK

“Lubb: Her şeyin seçkin ve saf olan özüdür. Aklı selim kelimesinin bir yönüyle karşıladığı saf ve düzülmüş akla da bunun için lubb denmiştir. Buna göre her lubb akıldır ama her akıl lubb değildir.

Akıl nelerden süzülmüş olursa lubb olur? Rağıb el isfehaniye göre şaibelerden. Yani onun saf akıl olmasına engel olan katkı maddeleri ne ise onlardan Aklın hakikati bulma özelliğini zedeleyen durumlar şaibelerdir. (Teknoloji, sebepler vs

Dikkat çeken husus; bu kelimenin Kur’an-ı Kerim’de lubb diye tekil olarak hiç zikredilmemiş olmasıdır. Tek başına bir kişinin aklı böyle bir akıl olamaz., çünkü tek akıl sübjektif/zati duygulardan yeterince arınamaz. Ancak birden çok saf akıl bir araya gelirse ulul elbab oluşur. Bu sebeple Kur’an-ı Kerim’de tefekkür ve derin anlayışı gerektiren meselelerin zikredildiği yerde çoğul ifade kullanılır.

Tezekkür, tedebbür, tefekkür ve itibar, yani kıyaslayıp ders çıkarma gibi özelliklerin daha çok kevni ayetlerin anlaşılmasında zikredilmiş olması dikkat çekicidir. Demek ki, tabiatı tanımayan ondaki ayetleri bilip okuyamayan birisi salt cenneti ve cehennemi düşünmekle ulul elbabtan olamaz. Mesela derini dakik ve detaylı bir tefekkürü sağlayamamış olan birisi kısasın hayat olduğunu, öldürmek için değil yaşatmak için konduğunu anlayamaz, yüzeysel ve anlık bir bakışla onun bir cinayet olduğunu söyler. Böyle olunca da katliamlar devam eder. Onun için kısas ayetinde bunun ancak ulul elbab düşünüp ders çıkarabilir buyrulmuştur.

Kısıtlamanın ebedi bir mutluluk için olduğunu anlayamayan basit istekler içerisine gömülür.

Bu on altı yerde ulul elbabın ortak özelliği takva, tezekkür, tedebbür, tefekkür, itibar ve geceleri değerlendirecek kadar Allah (cc)’a candan bağlılıktır, takvadır. Demek bunların hepsi ancak böyle süzme bir akıllar topluluğu ile oluşabilir.”

Evet görüldüğü üzere tefekkürdeki kusurumuzun başında kainattaki delillere odaklanmaktan bir diğer yönünü görmeme gibi bir durum gelmektedir. Eğer kainata sadece Allah (cc)’ın varlığına ve birliğine delil bulmak için bakarsak verdiği diğer mesajların tamamını göremeyeceğiz. Bu da baktığımız halde etkilenmemeye dolayısıyla temiz akıl sahibi olma vasfına sahip olamamaya neden olacaktır. Geçen yazımızda da dediğimiz gibi kainat ilk olarak kişiye iman adımını arttırır. Eğer bu basamakta kalırsak boyun eğme, teslimiyet gösterme, haşyet gibi bir çok haslet için attıracağı basamakları kaçıracağız. Salih amellerde dirayetin, nafilelerde sürekliliğin, ahireti düşünmede etkilenmenin olmamasının sebebi belki de budur. Kainattaki bakışlarımızda kusur varsa bunların yaşanması normaldir. O tetikleyici unsuru, ürperti verici esintiyi, eminlik veren sahneyi kainat aracılığı ile elde edebiliriz. İşte bunlar için de bakmalıyız kainata…

SELAM VE DUA İLE…

TEVFİK ALLAH’TANDIR…

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN…

[1] Tefsir-i Kebir – Al-i İmran 190-194 tefsiri

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.