MENÜ

SÜMEYRA BİNTİ KAYS(R.A)

159 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
SÜMEYRA BİNTİ KAYS(R.A)

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd alemlerin yoktan var eden idare eden çekip çeviren yaratmış olduğu insanoğluna kurtuluşun yolunu Kur’an ve Sünnet vasıtasıyla gösteren Allah azze ve celle mahsustur.

Salat ve selam Alemlere rahmet olarak gönderilen müminlerin önderi ve örneği kendisine Sevgi, iman, itaatle bağlılık gösterilmediği müddetçe kurtuluşun hayal dahi edilemeyeceği Son Peygamber Hz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e onun Ehline, Ashabına ve kıyamete kadar O’nun yolundan gitmek için mücadele edecek olan tüm Mü’minlerin üzerine olsun inşaAllah.

Medine’nin gözü kulağı Uhud’daydı. Zira, Uhud da cesaret ve sadakat ile sınanan erler, arkalarında onları özlem’le bekleyen ailelerine “ Zafer veya Şehadet” müjdesine getirmenin zorlu mücadelesindeydi. Kalanlar gidenlerin ardından metanetle beklemek ve sabırla dua etmekten başka bir şey yapmanın çaresizliği içerisindeydi.

Dinaroğullarından Sümeyra Binti Kays’ta diğer hanelerin hanımları gibi payına beklemek düşenlerdendi. Sevgili babası, kardeşi, evinin direği eşi ve iki evladını Uhud’a göndermişti. Bu büyük bir imtihandı. Başlarına ne gelecekti, sağ salim döner bilecekler miydi?

Sümeyra  hatun, dışarıdan gelen sesleri işitince evinden fırlayıp herkes gibi yollara düştü, sevdiklerinin ne durumda olduğunu öğrenmeye çalışıyordu. meraklı ve telaşlı bekleyiş ”Savaşı kaybettik.”  haberi ve “Resulullah öldürülmüş…” dedikoduları ile yerini hüzüne ve büyük bir acıya bıraktı.  Sümeyra hatun, canından değerli olan akrabalarını unutmuş “Ya doğruysa ya gerçekten Rasulullah’a bir şey olmuşsa. ..!” diye heyecan ve korkuyla Uhud’a koşmaya  başlamıştı.

Uhud’dan dönenler telaşla gelen Sümeyra Hatun’u tanımışlar, ona acı haberi nasıl vereceklerini düşünüyorlardı. Uhud’da olanları görmesini istemiyorlardı. Ona engel olmak istediler. En sonunda içlerinden biri üzüntü ile “ Ey Sümeyra! Onlar şehit oldular. Hepsi Allah yolunda şehit oldular” dedi.

Sümeyra hatun ne onu teskin etmeye çalışan Ashabın sözlerini duyuyor, ne de Şehit akrabalarını düşünüyordu. O, canlarından vazgeçtiği bu yolda Resulullah’a bir şey olması endişesiyle, “ Peki Rasulullah?! Rasulullah nasıl?!” diye telaşla onu arıyordu. O anda sadece onun iyi olduğunu bilmek en büyük teselli olacaktı. Ashap’dan birisi ona Efendimizin (sav)  iyi olduğunu söyledi. “Ne olur bana onu gösterin!” diye adeta yalvarıyordu. en sonunda Resulullah’ın sağ olduğunu gören gözleri kalbini teskin edebildi. Gözlerinden akan yaşlar sevinç gözyaşlarına dönüştü. Sevgili Peygamberimizin yanına gelerek gönlündeki derin muhabbeti ve hasretini dile getirdi;

“Sen sağ olduktan sonra hiçbir musibetin önemi yoktur.”

Böyle bir sevgiyi, bağlılığı bizim akıllarımız idrak edemiyor değil mi? Peygamberi Sevmek! Canından canlarından çok sevmek!

Sevgi….  iman… itaat….

Bugün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile ümmetinin arasındaki bağın kopuk olmasının sebebi Sevgi, iman, itaat noksanlığıdır.Bizleri belirli günlerde belirli gecelerde anmaya salavat getirmeye haps ettiğimiz Resulullah sevgisi ile maalesef sahabedeki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sevgisini anlamamız mümkün değil.Müslümanlar bu dünya hayatında yollarını sapıtmamak için Resulullah’ın sünnetini öğrenmeye, onun yaşantısını hayat düsturunu kendilerine örnek edinmeye ve her şeyden çok sevmeye mecburdur. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır;

“Sizden biriniz beni annesinden, babasından, çoluk çocuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz”( Buhari, sahih, iman 2/8 (1;9))

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetini kendilerine model alan Müslümanlar, yemeleri, içmeleri, oturmaları, kalkmaları, hedefleri, gayeleri ve davranışlarıyla tıpkı bir elmanın iki yarısı gibi birbirlerinin aynısı olmalıdır. Bugünkü farklarımızda maalesef Rasulullah’ı model değil de başkalarını model,örnek almamızdan kaynaklanıyor. Ki kişi sevdiği ile beraberdir ve sevdiğini örnek alır. O zaman bizim sevdiğimiz de sıkıntı var demektir.

Kur’an-ı Kerim’de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e sevgi, itaat olarak açıklanmıştır. Bu hususta birçok ayeti kerime mevcuttur. Bunlardan biri Tevbe 24. ayeti kerimedir.

“ De ki eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler Allah’tan, Peygamberinden ve onun yolunda cihaddan daha sevimli ise artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin.Allah fasıklar topluluğunu doğru yola (hidayete) erdirmez.”( Tevbe 24)

Görüldüğü gibi Allah azze ve celle kendisine ve habibine olan sevginin her şeyden üstün tutulmasını emretmektedir. Gönlündeki sevgi bu istikamette bulundurmayanları ise azabıyla fasıklardan kılmakla, hidayetten uzaklaşmakla cezalandırılacağını haber vermektedir. Başka bir ayeti kerimede ise;

“ De ki; eğer Allah’ı seviyorsanız bana Uyun ki Allah da sizi  sevsin ve günahlarınızı bağışlasın….”( Ali İmran 31. ayet) diye buyrulmaktadır. Dikkat edersek ayeti kerime de beni seven denmiyor bana uyun deniliyor. kime sorsak Peygamberi seviyor musun? diye Müslümanım diyen herkesin vereceği cevap bellidir; “ Tabii ki seviyorum.” Peygamberi sevmek ayette belirtildiği gibi ona uymakla olur. Seviyorum deyip de getirdiklerine uymamak, teslim olmamak ağızlarından çıkan boş bir söylem olarak kalmaktadır.

Hasan-ı Basri(Rh.A.) şu öğüdü verir;

“ Sakın ola ki; “ kişi sevdiği ile beraberdir”( Buhari, Müslim) hadis-i Şerifi sizi aldatma sebebi olmasın. Sen iyileri sevsende onlara ancak yararlı işler yapmakla katılabilirsin. Yahudilerde hristiyanlarda peygamberlerini severlerdi. Ne var ki onlarla hiç bağlantıları yoktur.”

 Nitekim Hasan-ı Basri(Rh.A.)’nin  bu cümlesi üzerine İmam-ı Gazali(Rh.A.) şu açıklamayı yapmıştır;

“ kişi sevdiği ile beraberdir( Buhari, Müslim) hadis-i şerifi, yapılan işlerin pek çoğunda, Hiç değilse bir kısmında ortak yan bulunmaz ise kuru sevgi hiçbir mana ifade etmez”

Bu misaller Resulullah’ın izinden yürümek onun sünnetine uymak bakımından akıl sahipleri için çok ibretlidir. Dini yaşamak Peygamberi örnek almakla onun gibi yaşamaya çalışmakla mümkündür.

Resulullah’ı sallallahu aleyhi ve sellem gerçekten sevmek sünnetini yaşamakla canlanacaktır. Bir yerde Resulullah’ın sünneti yaşamıyorsa, orada din de Allah azze ve celle’nin istediği şekilde yaşanmıyor demektir.

Babasını, kardeşini, eşini ve çocuklarını Şehit verdikten sonra “ sen yaşıyorsun ya, artık hiçbir musibetin önemi yok” diyebilmek gerçekten sevginin, itaatin, imanın, fedakarlığın zirvesidir. Hz Sümeyra’yı  bu zirveye ulaştıran Allah ve resulüne olan tereddütsüz imandır. böyle bir imana sahip olmak dileğiyle Selamün aleyküm.

VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN

 

Mürşide YOLCUTüm Yazıları
Yorum Yaz