MENÜ

ŞÜKÜR

261 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ŞÜKÜR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Alemleri yoktan var eden Rahman, Rahim, Aziz, Cebbar bizlere maddi ve manevi nimetler bahşeden Allah Teala’ya sonsuz hamd u senalar olsun. Salat ve Selam Rahmet ve Cihad Peygamberi kendisine tabi olmadıkça kurtuluşun mümkün olmadığı Son Peygamber Hz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e Ehli Beytine, Ashabına ve tüm Mü’minlerin üzerine olsun inşaAllah.

“ Hiç şüphesiz biz insanı karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu denemekteyiz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. Biz ona yolu gösterdik. Artık ya şükredici olur ya da nankör olur” (insan 2-3)

İnsan şükretmek veya küfür etmek noktasında denenmektedir.

“Siz beni anın, Ben de sizi anayım, Bana şükredin nankörlük etmeyin.”(Bakara 152)

“Şükrü edenlere ise muhakkak mükafat vereceğiz”( Ali İmran 145)

Yüce Allah’a şükretmek kulların vazifesidir. Çünkü Allah’ın emridir. Yüce Allah’ın nimet ve ihsanı sınırsızdır. Allah Celle Celalühü hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı halde kendisine yapılan en basit itaati ve şükrü dahi karşılıksız bırakmaz.

Peki nedir şükür? Şükretmek nasıl olur?

Şükür; Allah’ın  nimetinin etkisinin kulun diline itiraf ve örgü olarak, kalbinde şahitlik ve muhabbet olarak, azalarında itaat ve boyun eğme olarak ortaya çıkmasıdır.

Şükür; Nimetin kadrini bilmektir, nankörlük etmemektir.

Şükür; İlim, hal ve amel eden meydana gelir. İlim nasıldır ve hali gerektirir. Halde ameli gerektirir.

İlim; Nimetin kendisinin nimetin nimet olmasını nimet verenin kim olduğunu bilmek bunu dille itiraf etmek nimet vereni övmektir.

Hal; Nimet verenin nimeti vermesinden dolayı kalpte meydana gelen muhabbet sevgi ve bağlılıktır.

Amel; Allah’ın verdiği maddi ve manevi bütün nimetleri yine O’nun yolunda kullanmak. O nimetlerden kuvvet alıp günaha girmekten kaçınmaktır.

Hakikaten nimet veren ancak Allah Teala’dır. sebepler vasıtalar Allah Celle Celalühü tarafından yaratılıp meydana getirilmiştir. Dolayısıyla Kalp ile dil ile ve beden ile yapılan bütün hamd ve şükür ancak Allah Celle Celalühü içindir.

Bunlar devamlı olarak Allah’a şükret sellerde O’nun vermiş olduğu nimetlerin hakkını eda edemezler.

Hayat bir nimettir hayatın devamını sağlayan her şey bir nimettir. İnsan kul olarak her zaman fakirdir. Yani her açıdan Allah Celle Celalühü ya muhtaçtır. Çünkü O’ndan başka nimet veren yoktur. Kul bu nimetlerin karşılığını da ancak kullukla yerine getirebilir.

Tariflerden de anlaşılacağı üzere şükür sadece bilgisiz şuursuzca “Elhamdülillah” demek “Ya Rabbi sana şükürler olsun” demekten ibaret değildir.

Yoktan var eden, yediren, içiren, giydiren, şifa veren, göz veren, kulak veren, ayak veren, Yerde ve gökte ne varsa bizim için yaratıp istifademize sunan, suyu içebileceğimiz kıvamda ve tatlı yaratan, hayvansal ve bitkisel gıdaların vücudumuzun ihtiyacı olan vitamin protein ve mineraller ile dolduran, lütfu ile Peygamberler ve kitapları gönderen (ve daha birçok nimet ile bizi donatan ki onun nimetlerini saymaya kalksak icmalen bile sayamayız.)tüm bunların hakikatini anlayabilmemiz için akıl nimetini veren âlemlerin Rabbine karşı biz nasıl şükrediyoruz?

Kalple hissedilmeyen  azalarda eseri görülmeyen sadece dilde kuru bir şükür sözü tüm bunların karşılığı olabilir mi?

Yerde ve gökte ne varsa her şey Allah’a boyun eğmiş. Onu tesbih etmektedir ona itaat halinde iken ben ve sen ne haldesin hiç düşündün mü? Ya da düşündük mü? Şükür nimetin farkına varmak ile başlar farkına varmak ise düşünmekle olur.

Allah teâlâ’ya nasıl şükür edeceğiz?

 Muhammed Bin Kab şöyle diyor;

“ Şükür amel ile olur. Çünkü Allah Teala şöyle buyuruyor;

“Ey Davud Ailesi şükür için güzel amel işleyiniz”(Sebe 13)  bu ayetin anlamı şudur; Şükrü eda edecek ibadetler yapın.”

Hz Aişe’den (R.A.) rivayet edildiğine göre; 

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem gece ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Hz Aişe diyor ki kendisine niçin böyle yapıyorsun ey Allah’ın Resulü? Oysa Allah senin geçmiş ve gelecek hatalarını bağışlanmıştır dedim. Bunun üzerine Rasulullah sav sellem Şükreden bir kul olmayayım mı buyurdu.”

Görüldüğü gibi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem namaz kılmayı şükretmek olarak ifade ediyor. Yani ayet ve hadisten anladığımız gibi şükür amel ile olur.

Kâinattaki her varlık Tevhid’in canlı birer delili ve  Ulûhiyet makamının yegane sahibi Allah Teâlâ’ya teslimiyet ve  kulluğun nasıl yapılması gerektiğini gösteren eşsiz misallerdir. Güneş bu delil ve  misallerden biridir. Dikkat edersek eğer güneşin her an hareket halinde olduğunu görebiliriz. Güneş sabah doğup akşam batan bir varlıktan ibaret değildir. “güneşte kendi yörüngesinde akıp gitmektedir.” Güneş gündüz Allah’ın kendisine belirlediği yörünge üzerinde sapmadan durmadan ilerlerken akşam olup batması ile Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in haber verdiği üzere arşın altında Allah’a secde etmektedir.

İşte genelde tüm insanlar özelde ise müminler için güneşin bu hareketi eşsiz bir örnektir. Yani kısaca şöyle diyebiliriz, güneş bir kul olarak gündüz kıyamda (hareket halinde) gece secde halindedir.

Evet şimdi soralım kendimize, bizde Allah’ın bolca ihsan ettiği nimetler olarak gündüz İslam için kıyam da gece secde halinde olabiliyor muyuz?

“Şüphesiz Allah insanlara karşı büyük ihsan sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler”(Yunus 60)

Peygamberimizin şu davasıyla bitirelim inşaAllah;

“Allah’ım Seni anmam Sana şükredebilmem ve sana ibadetlerin en güzeliyle yönelebilmem için bana yardım et.” (Nesai)

Elhamdulillahi Rabbil Alemin

Maşite GALİBTüm Yazıları
Yorum Yaz