sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,4396
EURO
10,0747
ALTIN
492,32
BIST
1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
34°C
Ankara
34°C
Açık
Pazar Az Bulutlu
34°C
Pazartesi Az Bulutlu
34°C
Salı Sıcak
36°C
Çarşamba Sıcak
35°C

ŞÜKÜR İMTİHANI

ŞÜKÜR İMTİHANI
19.07.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd görüleni görülmeyeni emsalsiz bir şekilde yaratan, bizlere sayısız nimetler bahşeden Allah’a mahsustur. Salat ve selam alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed ‘e (sav), aline, ashabına, O’nu (sav) takip eden tüm mü’minlerin üzerine olsun.

Yüce kitabımız olan Kur’an ı Kerim de Allahu Teala şöyle buyuruyor: “Bu Rabbimizin fazlı ihsanıdır. Şükür mü edeceyiz yoksa nankörlük mü diye bizi imtihan etmektedir. Kim şükrederse  ancak kendisi için şükreder, her kim de nankörlük ederse, şüphe yok ki, Rabbim her şeyden müstağnidir, büyük ihsan sahibidir.dedi”   (Neml 40)

İnsan dünyaya karşı hevesli ve istekli bir şekilde yaratılmıştır. Bu, insan için öylesi bir heves ve istektir ki, dünyanın azına rağbet etmeyip çoğuna kanaat da etmez. Dünyanın ne azı ne de çoğu insan için yeterli değildir.

Dünya ve içindekiler bizzat insan için bir imtihandır. Kimimizin sahip oldukları ile zengin, kimimizin sahip olmadıkları ile fakir olarak anıldığı bir alışveriş diyarındayız. Yüce ahlakın gereği kendisine ulaşan nimete mukabil, nimetin asıl sahibine karşı nankör olmamasıdır. Bütün bunlar nimetlere karşı şükreden bir kul mu yoksa nankörlük eden bir kul mu olacağımızın imtihanıdır. İnsan, mükellef olduğu yaştan ölümüne kadar bu imtihanı ya başarır ya da kaybeder. Kuranı Kerim biz inananlara, bir tarafta şükredenlerin diğer tarafta nankörlük edenlerin kıssalarını aktarır. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de İbrahim (a.s),Nuh (a.s) Davut (a.s)’ın şükründen bahsederken, Kalem suresinde bahçe sahiplerinin nankörlüğü ve helakinden haber verir. Yine Kasas suresinde Musa(a.s)’ın amcaoğlu Karun’un büyük zenginliğine rağmen şükürsüzlük edip nimeti kendinden bilmesi, böylece nankörlük etmesiyle kötü akıbeti bildirilir. Şükür bir imtihandır. Allah bazen darlık verir, sabır ister. Bazen bolluk verir, şükür ister.

Meşhur bir hadis-i şerifte bir cilt hastasının, bir kelin, bir de körün ibret dolu hikayeleri ve şükür imtihanları anlatılır. Bu üç kişi hastalıktan sonra kendilerine sağlık ve mal verilmiş kişilerdir. Fakat ikisi şükür yerine geçmişi unutup Allah Teala’ya nankörlük eder. Sonuçta bu hadiste zikri geçen kel ve alaca hastalığına yakalanmış olan kişiler imtihanı kaybeder. Kendilerine dilenci suretinde gelen ama aslında melek olan kişiye yardım etmezler,birisi malın kendisine ait olmadığını söyleyerek onu başından savar, bir diğeri de mal verecek fakir çoktur, diyerek paylaşmaktan  ve yardımlaşmaktan imtina ederler.Oysa kendileri geçmişte sıkıntılar içinde idi ve Allah’tan bu durumu gidermesi için dua ediyorlardı. Ve Allah onların sıkıntısını gidermiş ama onlar geçmiş hallerini unutarak nankörlük etmişlerdi. Kör olan ise bu imtihanı kazanmıştı; İnsan suresinde gelen Melek ona;-“Ben fakir bir adamım! Yolculuğumda bütün çarelerim kesildi. Artık bugün muradıma erişe bilmem evvela Allah’ın yardımıyla sonra senin yardımınladır. Şimdi ben sana gözlerini geri veren Allah için senden bir koyun istiyorum! Bu seferinde onunla muradıma erişebileyim!” dedi. Bu istek üzerine eski kör; “-Allah’ a yemin olsun ki ben kör idim. Allah bana gözümü geri verdi. Fakir idim ve Allah’a yemin olsun ki Allah beni zengin yaptı. Şimdi dilediğin kadar al! Allah’a yemin ederim ki bugün Allah için aldığın bir şeyde sana zorluk çıkartmam”, dedi. Bunun üzerine melek:

-“Malını muhafaza et! Allah sizleri imtihan etti. Allah’a yemin olsun ki Allah senden razı oldu! İki arkadaşında (Abraş ve Kel) gazaba uğradılar”; dedi. (bkz; Buhari, Enbiya 51; Müslim, Zühd 10)

Çağımızın en büyük hastalığı malesef budur; Nankörlük. Allah’ın verdiği nimetleri kendinden bilmek, eski halini unutmak, her şeyin sahibinin Allah (cc) olduğunu idrak edememek. Büyük bir hırs her şeye sahip olmaya, başkalarına karşı üstünlük elde etmeye çalışmak, acımasızca rekabet etmek, ölçüsüzce israf etmek, maddi anlamda kendinden aşağıda olan herkesi hakir görmek. Öyle ki fakirler zenginlere özenir. Zenginler krallara özenir. Krallar/ Yöneticilere/ Liderler tatmin olmaz, firavun misali ilahlığa özenir. Oysa bir nefese muhtaç olduğunu, vücuduna sirayet edecek basit bir virüsle yıkılıp yere serileceğini düşünmez, insan susuz kalsa bir bardak su karşılığında ne isteseler verir. Bir bardak su için çok şey verebilen insan, su içinde boğulmak üzere olsa ve kurtarılma karşılığında servetini isteseler bir nefes alabilmek uğruna servetinin hepsini verir. Sadi-i Şirazi, “Bir insan, her nefesinde Allah’a karşı iki şükür borçludur.” der. Çünkü bir soluk alıp vermede hayatını iki defa bağışlayan, iki defa can veren Allah’tır. Evet, nihayetinde yaşadığımız dünyanın tek gerçeği, onun kimseye kalmayacağıdır. Bir diğer hakikati ise, elimizde olan imkanlara karşı tutumumuzun akıbetimizi belirleyeceğidir.

Allah azze ve celle akıbetimizi her daim hayra çevirsin. Amin

Velhamdulillahirabbilalemin

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.