MENÜ

Son derece dinine sadık ve kemale ermiş bir İslam hanımı “AMİNE-İ REMLİYE”

113 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
Son derece dinine sadık ve kemale ermiş bir İslam hanımı “AMİNE-İ REMLİYE”

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd Alemleri emsalsiz bir şekilde yoktan var eden idare eden, çekip çeviren, rızıklandıran yaratmış olduğu insanoğluna kurtuluşun yolunu Kur’an ve Sünnet vasıtasıyla gösteren tek hüküm sahibi olan Allah azze ve celle’ye mahsustur.

Salat ve selam Alemlere Rahmet olarak gönderilen Mü’minlerin son önderi ve örneği olan kendisine tabi olup izinden gidilmediği takdirde kurtuluşun hayal dahi edilmeyeceği son Nebi  son Rasul olan Hz. Muhammed (sav)’e onun ehli beytine, sahabesine ve O’na tabi olmuş davasını dava edinmiş tüm Mü’minlerin üzerine olsun İNŞAALLAH

 

İlim ve maneviyat sahasında yetişmiş öyle kadınlar vardır ki, irfan pınarından kanmış ve Allah aşkıyla yanmış olmaları itibariyle nice  ilim erlerini hayrette bırakmışlardır

 

Sadakat konusunda zirveye ulaşmış bir çok İslam hanımı külli bir teslimiyetle  şeriat ve tasavvuf nehirlerinin buluşma noktası haline gelmişlerdir.

 

Nice İslam kadınları vardır ki tarih defterine adını kalplere namını yazdırmışlardır. Bunlardan biri de Amine_i Remliye’dir.

 

Amine _i Remliye Hicri 200 tarihinde yaşamış olup son derece dinine sadık ve kemale ermiş bir İslam hanımı idi. Maneviyat yolunun büyüklerinden Bişr b.Hars bu İslam kadını nı ziyarete gelirdi. Ondaki manevi doruk, ilimdeki üstünlüğü ve duasının Allah katında kabul edilmesindeki sür’ati müşahede edilmiş bulunduğundan  Bişr b.Hars onunla sohbet ederdi.

 

Amine_i Remliye Bişr b. Hars’ın irfan ve kemalini takdirle karşılar, kendisi ile ilmi meseleler üzerinde konuşurdu. Bişr,onun sohbetini dikkatle dinler, günlerce tesirinde kalırdı. O Allah azze ve celle nin duasına icabet ettiği Allah sevdalısı biri olduğundan Bişr onun duasını almaya gayret eder, ondan sadır olacak konuşmalara büyük ehemmiyet gösterirdi.

 

Bişr b. Hars’in hasta olduğu bir günde Amine-i Remliye onu ziyarete gelmişti.O sırada mezhep imamlarından Ahmed b. Hanbel de Bişr’e “Geçmiş olsun” demeye gelmişti.

 

Amine’nin halindeki salah özündeki feyz ve sözündeki hakikat nurları, imam Ahmed b. Hanbel’in dikkatinden kaçmamıştı. Bunu üzerine Bişr’e:

 

-Bu kimdir? diye sordu.

Bişr:

 

-Amine_i Remliye’dir. Hastalandığımı duymuş ve Remle den kalkıp “Geçmiş olsun” demeye gelmiş. Cevabını verdi.

 

Ahmed b. Hanbel :

-Bize dua da bulunmasını kendisinden rica et dedi.

 

Bişr,bu arzuyu Amine’ye tekrarladı.

 

Büyük bir tevazuu sahibi bulunan Amine_i Remliye kendisini mana perdesi ile örtmek niyetinde idi. O hiçlik vaadinde yaşamakta: tevazuda toprakla yarışmaktaydı.

 

Cahiliye karanlığını hiçte aratmayan bir zaman diliminde yaşamaktayız.

Her şey eskinin aynısı fakat değişen isimler ve biraz daha modern olması…

Mesela moda tüccarlarının ve moda evlerindeki defilelerin köle pazarlarından bir farkı yok.

Kadınlarımızı her yıl belirledikleri kıyafet renkleri ve ölçüleriyle köleleri haline getiriyorlar. Her kadın modaya olan yakınlığı ve uyumlu haliyle kendini daha iyi hissediyor.

En acı olanı ise psikolojilerinin bunu grçekten kabul etmiş olması…

Batıya bakmaktan boynu tutuldu çağdaşların..

Haram helal demeden meşru gayri meşru ayrımı yapılmadan kazanılan servetlerin, nesli nasıl azdırdığını bir seyredin. Giydiği daracık kot başında sıkma baş bir bez parçasıyla sokaklarda dolaşan kızlara bir bakın .Birde bunlar toplumun okumuş dindar kesimi imiş. Eğer bu İslam kadınları bütün zorluklara cennete girmek rızaya ermek için katlandıysa ,çağımızın ar ve edepten yoksun şımarık haya eksikleri acaba nereye varmayı umuyorlar?

 

Bizler  tırnağını dahi keserken kafirlere muhalefet eden Allah Rasulünün ümmetiyiz. Yaşantımızın her noktasında onlara benzer isek onları yakan ateş sizede dokunur ayetini unutmayalım.Bu zilletten kurtulmanın yolu yalnız İslam’dadır. Unutmayalım ki en büyük izzet ve şeref İslam ‘dadır.

 

Evet Amine_i Remliye ,bir vesile ile olsa bile kendisinin tanınmasından hoşlanmaz, üns billah hali içinde devamlı kalmayı arzu ederdi. Ancak, biri ilim ehli biri de mana eri bulunan bu iki zatın ricası,aynı noktada birleşmiş bulunuyordu. Ne kendini gizleme imkanını nede onların isteklerini reddetmeye mecali vardı.

 

Haya ve edebten alnında biriken damlalar ile kalbindeki aşkı ilahi volkanının döktürdüğü göz yaşları birbirine karışıyordu. Bu mübarek İslam hanımı bir vecd hali içinde ellerini kaldırıp bu mana ve ilim erleri için Mevla’ya şöyle dua etti; Ya Allah, Bişr b.Hars ve Ahmed b.Hanbel, cehennem ateşinden kurtulmayı zat-i ilahinden diliyorlar. Ey acıyanların en merhametlisi olan Allah’ım onları cehennemden kurtarı ver!

 

Onun yaptığı bu duada bile tevazu izleri, açık olarak görünmektedir. Bişr b.Hars ve Ahmet b.Hanbel istiyorlar derken, kendini aradan çekip perdeledikten sonra “Ey acıyanların en merhametlisi onları kurtarı ver” diye naz makamından Cenabı Hakka niyaz edince, duası hedefini bulmuştu.

 

Amine’nin duası Allah’a(c.c.) ulaşmış ve nezd-i Rabbanide makbul olmuştu. Neticesini Ahmed b. Hanbel’den dinleyelim;

 

-Gece rüyamda havadan bir kağıt atıldı. Yere indiğinde aldım ve baktım. Üzerinde şu ifadeler yazılıydı; Bismillahirrahmanirrahim, biz onun dileğini yaptık. Bizim katımızda daha da fazlası var.

 

O, duası makbul ve kerameti açık bir İslam hanımı idi. Rabbim bu zamanın hanımlarını da onlar gibi haya, edep, tevazuu, merhamet, hoş görülü ve Rabbinin rızasını kazanmak için yaşayanlardan eylesin. İNŞAALLAH

 

VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN.

Mürşide YOLCUTüm Yazıları
Yorum Yaz