MENÜ

ŞEHADETİNİ ŞEHİDLİKLE NOKTALAYAN Numan b. Sabit (R.a.)

94 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ŞEHADETİNİ ŞEHİDLİKLE NOKTALAYAN Numan b. Sabit (R.a.)

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kainatın bütün nimetlerini el-Bedi sıfatı emsalsiz yaratan ve bizlere gerçek hayat olan İslam hayatını bahşeden Allah (cc), Salat ve selam alemlere rahmet olarak gönderilen hz.Muhammed (sav),aline,ashabına ve gönderildiği gaye üzerine yaşayanların üzerine olsun.

İmam Ebu Hanife (R.a)

Gönderiliş gayesinin hedefinde hayat yaşayan bir alimimizdir. Bizlere hayatında nice örnek davranışları vardır. Onu tanımak her kişinin onun hakkında yaptığı araştırma kadardır.

Asıl adı Numan b. Sabit et-Teymi’dir. Numan’ın kelime manası :Bedeni ayakta tutan kan demektir. Allah(cc)’da isminin manası gibi fıkıh ilmini ayakta tutan adam kılmıştır onu. Kendisi de isminin manasında hem dünyalık hayatında hem de ahiretlik hayatı için uygun bir hayat yaşamıştır.

Kendisinin Hanife isminde evladı olmadığı halde , künye olarak Ebu Hanife denmesinin hakkında iki sebebi vardır;

1-Hanife hanif kelimesinin müennesidir. Müslim ve ibadet yapan anlamındadır. Kendisi ibadete çok düşkün olduğundan böyle söylenmiştir.

2- Hanif kelimesi Irak lugatında bir çeşit mürekkebe denirdi.Ebu Hanife yazı yazmak için bu mürekkebi sürekli yanında bulundurduğundan bu künyeyi almıştır.

Kufelidir. Irak fakihidir. İslam imamlarından ve meşhur sadattandır. Bilinen en büyük İslâm âlimlerinden biridir. Dört mezhep imamlarından biridir ve onlardan önce vefat edendir. Çünkü o, sahabe asrına yetişmiştir. Enes b. Malik(r.anh)’i görmüştür, başka sahabeyi de gördüğü söylenir. Bazılarının anlattıklarına göre o, yedi sahabeden rivayette bulunmuştur. Doğru­sunu Allah bilir.

Aralarında Hakem, Hammad b. Ebi Süleyman, Seleme b. Küheyl, Amir eş-Şa’bî, îkrime, Atâ, Katade, Zührî, İbn Ömer’in azadlısı Nafi, Yahya b. Said el-Ensârî ve Ebu İshak es-Sebü’nin de bulunduğu tabi­iler cemaatından rivayetlerde bulunmuştur. Aralarında oğlu Ham­mad, İbrahim b, Tahnıan, İshak b. Yusuf el-Ezrak, Esed b. Amr el-Kadî, Hasan b. Ziyad el-Lü’lüî, Hamza ez-Zeyyad, Davud et-Taî, Züfer, Abdürrezzak, Ebu Nuaym, Muhammed b. Hasan eş-Şeybani , Ha­şim, Veki ve Kadı Ebu Yusuf un da bulunduğu bir cemaat kendisin­den rivayette bulunmuşlardır.

Yahya b. Main dedi ki: «Ebu Hanife, sika bir ravi idi, güvenilirdi. Doğru sözlüydü, asla yalancılıkla suçlanmamıştır. Kadı olması için İbn Hübeyre onu dövdü ama o, yine de kadı olmayı kabullenmedi.»

Yahya b. Said, fetvada onun kavlini tercih ederdi ve şöyle derdi: «Allah’a karşı yalan söylemeyiz, Ebu Hanife’den daha güzel görüşlü biri bulunduğunu duymadık ve onun kavillerinin çoğunu alıp benim­sedik.»

Abdullah b. Mübarek dedi ki: «Eğer Cenâb-ı Allah; Ebu Hanife ve Süfyan-ı Sevrî vasıtasıyla bana yardım etmeseydi diğer insanlar gibi olurdum.»

İmam Şafiî (r.a)de onun hakkında şöyle demiştir: «Eğer Ebu Hanife’nin, şu direği altın yapacağını söylediğini görürsen mutlaka o konuda hücce­tini ileri sürer. Fakih olmak isteyen kimseler, Ebu Hanife’nin ayali­dirler. Siyer öğrenmek isteyenlerse Muhammed b. İshak’ın ayalidirler. Hadis öğrenmek isteyenler de Malik’in ayalidirler. Tefsir öğrenmeye gelince, onlar da Mukatil b. Süleyman’ın ayalidirler.»  Davud el-Haribî dedi ki: «İnsanların, namaz kılarken Ebu Hanife’ye dua etmeleri gerekir. Çünkü o insanlar için fikıh ve süal etmiştir.»

Süfyan-ı Sevrî ile İbn Mübarek dediler ki: «Ebu Hanife, kendi za­manında yeryüzünde yaşayanların en fakihi idi.»

Ebu Nuaym dedi ki: «Ebu Hanife, meselelere derinlemesine dalan bir kimseydi.»

Mekki b. İbrahim ise, «Ebu Hanife, yeryüzünde yaşayan insanların en bilgilisi idi.» demiştir.

Hatib Bağdadî’nin Esed b. Amr’dan rivayet ettiğine göre Ebu Hanife, geceleyin namaz kılar ve her gece Kur’ân-ı Kerim’i hatmederek komşuları kendisine acıyıncaya kadar ağlardı. Kırk sene müddeti sabah namazını yatsı abdestiyle kıldı. Vefat ettiği yerde Kur’ân-ı Kerim’i 70.000 defa hatmetmiştir.

Ebu Hanife, bu senenin (hicri 150. senenin) Receb ayında vefat etti. İbn Main’in ifadesine göre hicri 151. senede vefat etmiştir. Başka­ları, hicri 153. senede vefat ettiğini söylemişlerdir. Ama sahih olan bi­rinci rivayettir, hicretin 150. senesinde vefat etmiştir. Doğumu hicre­tin sekseninci senesinde olmuştu. Tam yetmiş yıl yaşadı. Bağdat’ta cemaatin fazlalığından ötürü cenaze namazı altı kez kılındı. Mezarı oradadır. Allah ona rahmet etsin. 1

Bu kısa hayat özetinden sonra onu hakkındaki yazımıza , hayatından kesitlerle devam edeceğiz.

1-İbn Kesir, El-Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları: 10/181-182.

Eymen GÜÇLÜTüm Yazıları
Yorum Yaz