sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6677
EURO
15,5460
ALTIN
783,53
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Yağışlı
11°C
Ankara
11°C
Yağışlı
Perşembe Çok Bulutlu
10°C
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C

SANA ÜMİTSİZLİK HARAMDIR

18.11.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd; kendisinden başka ilah olmayan yegane hakimiyyetin sahibi, kendisine güvenilen, koruyup gözeten Allah (cc)’a mahsustur.

Salat ve selam; alemlere rahmet, yeryüzünün en büyük inkılapçısı, müminleri önderi Rasulullah (sav)’a, ehli beytine sahabesine ve bütün müminlerin üzerine olsun.

Cebrail (as) vasıtasıyla Hz. Muhammed (sav)’e indirilen, öğretilen bu din ilk yıllarına garip bir şekilde başlamıştır. Buna geçen yazımızda dikkat çekmiştik. İnsanları içinde bulundukları bataklıktan kurtaracak olan devletlerin ve halkların ıslahının, saadetinin kaynağı, yıkılışına ve bozgunculuğa uğramasına, kargaşalarla boğulmasına, düzensizliğin ve hayasızlığın yayılmasına engel olacak olan bu din ilk olarak garip bırakılacak bir dönemde indirilmiştir. Ne kadar dikkat çekici değil mi? Bütün mevcudiyetiyle, izzet ve şeref dolu olan, ulvi din; devletler ve halk bu dini beklerken değil, kabul etmeyeceği, ters geleceği, benimsemeyeceği, taban tabana zıt bir durumdayken indirildi. Ama tüm bunlara rağmen kendisine tabi olanlar oldu. Hatta öyle bir ittiba ki bu; canları pahasına da olsa, işkenceler de görseler, malları elinden alınıp gasp da edilse, boykota maruz da kalsalar bu dinden vazgeçmediler. Ne kadar güzel bir mesaj değil mi? Sanki şöyle deniyor; Bu din öyle bir dindir ki, kabul görmeyeceği, benimsenmeyip desteklenmeyeceği, hatta kabul edilse bile zorlu günlerin olacağı bir durumda iken bile kendisine müntesip bulan, hükümlerini yaşayacak az da olsa bir topluluğu bulunan bir dindir. Bu demek oluyor ki bu dinin şerefi kendisindedir ona uyanların sayısında değil. Şeref katılan bir din değil şeref kaynağı olan bir din. Böyle olunca hangi dönem olursa olsun ne kadar imkansız olursa olsun muhakkak onu kabul eden hükümlerini yaşayan bir topluluk olacaktır. Çünkü bu din izzetli, şerefli, ulvi fıtrat dinidir. Anlatıldığı zaman yabancı gelmeyen, yadırganmayan, ya şunu da yasaklasaydı, şunu da emretseydi denilmeyen, insanın kendisini bulduğu, kalbinde itminanın oluştuğu bir dindir. İşte bu dinin bu özelliklerini kimse silemez, kimse ortadan kaldıramaz. Belki insanların fıtratını düşünce yapısını bozabilirler ama bu dinin yüceliğine, şerefine en ufak bir leke bile süremezler.

“…Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim…(Maide/3)”

Bir yahudi Hz. Ömer’e eğer bu ayet bizim kitabımızda olsaydı o günü bayram ilan ederdik diyor. Sen peki bayram ediyor musun? Şu ayete bakın, biraz üzerinde düşünün… Sahip olduğun bir şey var onu kimse alamıyor, elleyemiyor, silemiyor, yok edemiyor. Ve ona benzeyen her şeye galip geliyor, gölgede bırakıyor. Bu din İslam dinidir. Ne kadar garip bir döneme denk gelse de o gene ulvidir gene yücedir, gene galiptir. Ne kadar büyük bir nimet.

İşte sahabe ne kadar garip bir dönemde bu dini yaşamış olsalar da bunun farkındaydılar. Bu dinin galip geleceğini, istikbal vaad eden bir din olduğunu, huzur ve saadet kaynağı olduğunu çok iyi biliyorlardı. Tıpkı bir esnafın elinde rağbet görmeyen değerli bir ürünün günü gelince değer göreceğine inanması gibi. O bir gün değer görecek, satılacak, insanlar akın akın gelip sıraya girecekler, onun hayalini kuruyor ve sabrediyor. Beklediği gibi de oluyor. O ürün değer görüyor ve insanlar akın akın akıyorlar. Günümüzde bunun örnekleri çok. İşte sahabe bu dinin ne kadar değerli olduğunun farkında; bu dine değer verirken insanların uyup uymadığına bakarak değil mahiyetine bakarak, özüne bakarak karar verdiler. Öyle anlamışlar ki bu meseleyi hiç şüphe tereddüt etmemişler. Bir misal verelim;

“De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.””(İsra/81)

Bu ayet Mekke’de inmiştir. Bu ayet inince Mekkeli müşrikler Müslümanlarla dalga geçiyor. Daha korkudan dışarı rahatça çıkamıyorlar, ellerimizde esirler, dilediğimize işkence ediyoruz, onların üstünce ezici bir güce sahibiz ama bizi yeneceklerini, yok olacağımızı, galip geleceklerini söylüyorlar gibi cümleler kuruyorlar. Tüm bunlara rağmen sahabeden biz şöyle bir şey hiç duymuyoruz; “Ya bu insanlar nasıl düzelecek, bunlar adam olmazlar, İslam nasıl hakim olacak, herhalde o günleri çocuklarımız torunlarımız görecek, baksana çok zor” gibi cümleler kullanmıyor. Sanki yarın herşey değişecekmiş gibi o günler çok yakınmış gibi Allah’ın vaadine güvenerek doğru yolda olduklarından emin ve bu lütfa karşı mahcup ve azimli bir şekilde direndiler. Allah (cc) da onlara o günleri nasip etti. Bir zamanlar eziyet gördükleri, işkence gördükleri topraklara galip ve izzetli bir şekilde bastılar. Ne mutlu o gariplere…

Neml/93- Ve şöyle de: Hamd, Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

“Bu sûrenin indirildiği Mekke’de peygamber’in ne kadar yalnız, İslâm’ın ne kadar garip olduğu düşünülür de öyle bir zamanda böyle bir sûre ve özellikle bu kesin âyetlerle gelecek hakkında vaad ve teminatın kuvveti ve büyüklüğü ve gerçekte hicretten sonra İslâm tarihinin açtığı kudret ve saltanatın genişliği ve önemi düşünülürse bu sûrenin ve bu âyetlerin, bu yüksek haber ve teminatın ne kadar büyük mucizeleri içinde bulundurduğu ortaya çıkar. Ve gerçekten bu Kur’ân’ın, her şeye hakim, her şeyi bilen yüce Allah tarafından geldiği bütün açıklığı ile anlaşılır.

İslâm’ın da gecesi, gündüzü olacak, o da bu değişen âlemde bazen gecelerin sukunet avucunda dinlenecek, bazen gündüzlerin parlayan ikbalinde gözlerini açarak Hak Teâlâ’nın yüce huzurunda en yüksek hayatı yaşamak için uyanacaktır. Bu âyetin işaretine göre İslâm’ın istikbali gece değil, gündüzdür; sönük değil, parlaktır. Ara sıra basan gece karanlıkları, onu dinlendirip tekrar uyandırmak içindir.”[1]

Bu günde İslam garip. Sen ne yapıyorsun peki? Mekkeli müşriklerin söylemlerinden, eylemlerinden etkilenerek bu dinin istikbale dair verdiği vaadlerden karamsarlığa düşüp; çok zor, nasıl olacak, şu vaziyete bak, bu nasıl bir devir gibi cümleler mi kullanıyorsun. Tabi azmin kırılıyor,  gevşiyorsun, atıl bir vaziyete düşerek bu böyle gidecek herhalde diyerek kafanı yastığa koyuyorsun. Böyle olmaz. Bu din yüce bir din. Hakimiyeti hak eden ve hakimiyete eninde sonunda geçecek olan bir din. Böyle bir çağda, devirde İslam’ı yaşamak, hükümlerini yaymak ve insanları davet etmek ile bütün küfür sistemlerine biz buradayız, ölmedik, biz sizin algı operasyonlarınızdan, hilelerinizden etkilenmiyoruz. SİZDEN KORKMUYORUZ, SİZİN YERLE YEKSAN OLUP DEVİRLECEĞİNİZE İNANIYORUZ. Demek, bunu eylemlerinle göstermek elbette büyük bir övgüyü ve mükafatı beraberinde getirecektir. Çünkü Rasulullah(sav) Ne mutlu o gariplere diyor.

Müslümana ümitsizlik haramdır. Onun öyle bir Rabbi, ilahı vardır ki, onun öyle asil lideri vardır ki, onun öyle ulvi dini vardır ki, onun öyle yiğit kardeşleri vardır ki; ona ümitsizlik yakışmaz. Onun bağlandığı, inandığı değerler aciz, noksan mı ki ümitsizliğe düşecek, onun inandığı bağlandığı değerler ucuz, basit, sıradan mı ki rehavete kapılacak, gevşeyecek…

Bu dini bir daha düşünün derim… Bir daha dönüp bakın… İlk indiği dönemden bugüne…

“İslam garip olarak başladı ve günün birinde garip hale dönecektir. Ne mutlu o gariplere.”[2]

SELAM VE DUA İLE…

TEVFİK ALLAH(CC)’TANDIR…

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

[1] Elmalılı H. Yazır – Hak Dini Kur’an Dili – Neml/93 Tefsiri

[2] Müslim/İman/232, Tirmizi/İman/13, İbn Mace/Fiten/15

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.