sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6732
EURO
15,5807
ALTIN
784,51
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
10°C
Ankara
10°C
Çok Bulutlu
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C

ÖNCE SEN DEĞİŞECEKSİN!

13.11.2021
0
A+
A-

                                           BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd görüleni görülmeyeni emsalsiz bir şekilde yaratan, yarattıklarının kusurlarını gizleyip düzelten ve onları doğru yola ileten Allah’a mahsustur. Salat ve selam alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed ‘e (sav), aline, ashabına, O’nu (sav) takip eden tüm mü’minlerin üzerine olsun.

Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez…(Rad 11)Bugün toplumun ve fertlerin değişmemesinin sebeplerinden birine değinmeye çalışacağız ki bu da; insanların kendi kusurları ile meşgul olmak yerine başkalarının kusurlarıyla meşgul olması ,tüm çabasını buna sarf etmesi ve bu sebeple de kendi halini değiştiremeyip, örtmek ve gizlemekle emrolunduğu halde kusurları açığa vurması hasebiyle kendisinin ve toplumun ifsadına sebep olmasıdır.

Başkalarının kusur, eksiklik, utanılacak şey, şeref ve haysiyete aykırı davranış, fenalık ve kötülük cinsinden yaptığı işlerin duyulmasını, görülmesini sağlamak ayıp araştırmaktır ve dinimizce kesin olarak yasaklanmıştır. Dinimiz bunun tersi olarak, bunların yayılmasına mani olma, gizleme ve örtmeyi emir buyurmaktadır. Toplumu ve insanları kötülüklerden korumak için işlenen ayıpları örtmek ahlâkî faziletlerin başında gelir. Böylece İslam’ın övdüğü, müslümanlarda bulunmasını istediği faziletlerden birisi de başkalarının ayıp ve kusurlarını örtmek ve gizlemektir. Buna karşılık; bir müslümanı küçük düşürmek, şahsiyetini lekelemek ve onu rezil etmek için ayıplarını araştırmak ve başkalarına anlatıp açıklamak ise büyük bir ahlâksızlık olup, İslâm tarafından yasaklanmıştır. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“Müslümanların ayıplarını (ve gizli şeylerini) araştırmayın…” (Hucurât, 49/12).

Resulullah (s.a.s.)  bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır:

“Her kim bir müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini istemediği şeylerini örterse, Allah’u Teâlâ da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği birşeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir. ” (Buhârî; Müslim,birr 58,Tirmizi)

İnsan başkalarının ayıp ve kusurunu değil, kendi ayıp ve kusurunu görmeye çalışmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.): Kendi ayıbı, insanların ayıbını görmekten alıkoyan kimseye müjdeler olsun. “buyurmuştur.

Ayıpların araştırılıp ortaya dökülmesi; insanları birbirine düşürmekten, aralarında kin ve düşmanlık tohumları ekmekten, fenalıkların yayılmasından başka bir şeye yaramaz. İnsanların gizli kalmış kusurlarını açıklamak, herkese duyurmak onların utanma duygularının yok olmasına, sosyal kontrolün azalmasına ve böylece ahlâksızlığın süratle yayılmasına da sebep olur. Resulullah: Müslümanların   ayıplarını, gizli hallerini araştırmağa kalkışırsan, onları ifsad eder (ahlâklarını bozar) veya ifsada yaklaştırmış olursun, “ (Riyazü’s-Sâlihin, III,154) buyurmuştur.

Peygamberimiz ve ashabı, kimsenin ayıplarını araştırmamış ve araştıranları da şiddetle kınamıştır. Peygamberimiz’in: “Din kardeşini bir suçundan dolayı ayıplayan kimse, o suçu (günahı) kendisi de işlemedikçe ölmez. ” (Tirmizî, Kıyâme, 53) uyarısını da hiç bir zaman unutmamak gerekir.
Yine müminlere uyarı mahiyetinde olarak; rivâyet edildiğine göre Hazret-i Îsâ -aleyhisselâm- bir gün havârîlerine şöyle sorar “–Sizler, uykuda olan bir kardeşinizin görülmemesi gereken avret yerlerini rüzgârın açtığını görseniz ne yaparsınız?”

Havârîler, bu suâle hiç tereddüt etmeden;

“–Hemen üstünü örter, kapatırız.” diyerek cevap verirler.

Hazret-i Îsâ -aleyhisselâm- ise, bir noktaya dikkat çekmek maksadıyla, bu sözlere şöyle îtiraz eder:

“–Hayır! Belki siz, iyice açar ve ayıpları apaçık ortaya çıkarırsınız!”

Havârîler duydukları bu ifâdeler karşısında büyük bir şaşkınlıkla:

“–Efendim! Hiç öyle şey olur mu? Hiç kimse bu ahlâksızlığı yapmaz!” derler.

Hazret-i Îsâ -aleyhisselâm-’ın îkaz mâhiyetindeki şu cevâbı ise, çok mânidar ve düşündürücüdür:

“–Sizden biriniz, din kardeşi hakkında bir söz duyduğunda veya onun bir kusurunu gördüğünde, bu gördüklerine ve duyduklarına biraz daha kusur ekleyip söylemiyor mu?

İşte bu, uyuyan bir adamın açılmış olan avret yerini biraz daha açmaktan farksızdır. Ve siz, bunu hep yapıyorsunuz!” buyurmuştur.

Müslümanların başkalarının günah ve kusurlarını, işledikleri ayıpları örtmeye çalışmaları nasıl önemli bir ahlâkî görevleri ise; aynı şekilde kendi günah ve kusurlarını da ifşâ etmemeleri gerekir. Aşağıdaki hadîs-i şerif bize bu konuda da titiz davranmamız gerektiğini göstermektedir. Resulullah (s.a.s.) şöyle buyuruyor:

“Fenalıklarını açığa vuranlardan başka bütün ümmetim, halkın dilinden ve elinden salimdir. ”

“Bir adam bir gece fenalığı yapıp da Cenâb-ı Hak onu örtmüş iken:

“Ey filânca ben dün gece şöyle şöyle yaptım demesi, suçunu ilân ve teşhirdir. Halbuki o, geceyi Allah’ın setrine mazhar olarak geçirmişti. Allah’ın örttüğü bu suçu sabahleyin teşhir etmiş, açıklamış bulunuyor. ” (Riyazü’s-Salihîn, I, 282).

Rabîatü’l-Adeviyye: “Kul Allah’ın sevgisini tattığı zaman, Allah onu kendi kusurlarına muttali kılar, böylece başkalarının kusurunu görmez olur” der.

Bu ayet-i kerime ve hadis-i şerifler, toplum içinde yardımlaşmak, birlikte iyi geçinmek, yapılan fenalıkları ve ayıpları örterek arkadaşlığı, dostluğu,kardeşliği kuvvetlendirmek, dostça yaşamayı isteklendirmek ayıp ve günahları teşhir etmeden önlemek gibi insanî ve İslâmî faziletlerimizi belirtmektedir.

Rabbim bizleri başkalarının kusurlarıyla değil, kendi kusurlarıyla meşgul olup, nefsini ıslah edenlerden eylesin inşallah…AMİN.

VELHAMDULİLLAHİRRABİLALEMİN

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.