MENÜ

ÖLÜMÜ HATIRLAMAK

148 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ÖLÜMÜ HATIRLAMAK

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd alemleri yoktan var eden ve idare eden kayıtsız şartsız hakimiyet yetkisine sahip Allah (c.c.) mahsustur salat ve selam alemlere Rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav)’e, Aline, Ashabına, gayesi Allah’ın (c.c.) rızası derdi, Allah’ın (c.c.) davası olan tüm Mü’minlere salat ve selam olsun inşaAllah.

Rasulullah (sav) şöyle buyuruyor;

“Dünyevi lezzetleri gözden düşüren ölümü çokça anın yani ölümü sık sık hatırlatmak suretiyle dünyevi lezzetlere karşı olan arzularınızı kırın böylelikle o zevklere karşı bağlılığınız kesilmiş olur ve hakkıyla Allah’a ibadete yönelebilirsiniz.”

Rasulullah (sav) yine şöyle buyurur;

“Eğer hayvanlar ölüm hakkında insanların bildiklerini bilselerdi sizler hiçbir zaman iyi beslenmiş bir hayvan eti yiyemezdiniz”

Hz Ayşe (R.A.) validemiz şöyle der;

“Ey Allah’ın Rasulu acaba şehitlerle birlikte haşredilecek kimse var mıdır?

Buyurdu ki;

Evet, kim günde yirmi defa ölümü hatırlarsa şehitlerle birlikte haşredilecektir.”

Bu üstünlüklere sahip olmasının sebebi ölümü hatırlamanın aldanma yurdu olan dünyadan insanı soğutması ve ahiret için hazırlık yapmaya sevk etmesidir. Ölümü unutmakta insanı dünya zevklerine aldanmaya iter yine Hz. Peygamber (sav) buyurur ki ölüm Mü’min için hediyedir. Rasulullah (sav) böyle buyurmasının hikmeti şudur. Dünya Mü’min için zindan hükmündedir. Çünkü nefsinin çeşitli arzularından kaynaklanan sıkıntılar ve şeytan ile sürekli devam eden mücadelenin verdiği yorgunluk ve sıkıntılar dünyayı adeta zindana çevirmektedir. Dünyada böylesine zorlu ve sıkıntı çeken insan için ölüm bir kurtuluş değil midir? Kurtuluşu da kendisi için bir hediye yerine geçer nitekim Rasulullah (sav) buyurmuştur ki ölüm her Mü’min için bir kefarettir. Rasulullah (sav) burada kastettiği kişi Müslümanların elinden ve dilinden selamete kaldığı İslam ahlakının canlı örneği olan küçük günahlar dışında günahlarla kirlenmemiş hakiki manada Müslüman ve sadık Mü’min kişidir.

Küçük günahlara gelince büyük günahlardan sakınan ve Allah’ın emrettiği farzları yerine getirenler için ölüm bir kefarettir ata el horosani şöyle nakleder;

“Rasulullah (sav) kahkaha ile gülenlerin bulunduğu bir meclise uğramıştı onlara buyurdu ki;

İnsanı dünyevi lezzetlerden soğutan şeyi hatırlayarak meclisinizi karıştırın sadece gülerek geçmeyin orada sordular ki lezzetlerden soğutan şey nedir?

Efendimiz (sav) buyurur ki;

‘’Ölüm’’ Enes bin Malik (R.A.) Rasulullah (sav)’den şöyle rivayet eder;

ölümü bolca yad edin çünkü o günahları temizler ve dünyadan soğutur.”

Yine Rasulullah (sav) buyurur;

“Nasihatçı olarak ölüm yeter Rasulullah (sav) yanında birisini andılar ve onun hakkında fazlasıyla meth-u senada bulundular. Bunun üzerine Rasulullah (sav) sahabe-i kirama sordu bahsettiğiniz arkadaşınız ölümü anar mıydı?

Sahabe-i kiram der ki;

Nerdeyse ölümü andığını hiç duymamış gibiyiz.

Öyleyse arkadaşınız sizin övdüğünüz gibi birisi değil.”

Abdullah bin Ömer (R.A.) rivayet eder Rasulullah (sav) yanında bulunan o kişinin onuncusu olarak meclislerine gittim mecliste bulunan Ensar’dan bir zat sordu;

Ey Allah’ın Rasulu insanların en iyisi ve en değerlisi kimdir.

Rasulullah (sav) buyurdu ki;

Ölümü en fazla anan ve ölüm için hazırlık yapan işte onlar insanların en iyileridir. Dünya şerefini ve ahiret üstünlüğünü yanlarında götüren kimselerdir.

Hasan-ı Basri (R.A.) şöyle der;

“Ölüm dünyanın değerini düşürdü ve aklı başında olanlarda sevinç bırakmadı Rebi bin Haysem (Rh.A.) şöyle der;

Mü’min için kavuşmayı gözlediği ölümden daha hayırlı bir kaybı yoktur. Ölümümü kimseye haber vermeyin beni hemen Rabbimin huzuruna gönderin hikmet sahiplerinden biri kardeşine şöyle yazar; ey kardeşim ölümü temenni edipte bulamayacağın ahiret yurduna göçmeden önce ölümden kork ve gerekli hazırlığını yap.”

Muhammed bin Sirin’in yanında ölümden söz edilince vücudunun bütün organları dona kalırdı. Ömer bin Abdulaziz (Rh.A.)her gece alimleri toplar hep birlikte ölümü kıyameti ve ahiret ahvalini müzakere eder sonra sanki yanlarında cenaze varmış gibi ağlaşırlardı. İbrahim Etteymi (Rh.A.) der ki; İki şey beni dünyadaki zevk ve lezzetten kesti ölümü hatırlamak ve hesap vermek üzere Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkacak olmak Kab (Rh.A.) şöyle der;

“Ölümü bilen kişiye dünyada ki musibet ve acılar kolay gelir.”

Mutarrif bin Abdullah (Rh.A.) şöyle der;

“Rüyamda biri bana basra mescidinin ortasında sanki şöyle diyordu;

Ölümü hatırlamak Allah’tan korkanların kalplerini parça parça eder vallahi ben onların ne yapacaklarını şaşırmış olduğunu görüyorum.”

Hz. İsa (as) yanında ölüm anıldığı zaman cildinden kan damardı. Hz. Davud (as) yanında ölüm ve kıyametten söz açılınca sanki vücudunun organları birbirinden ayrılıp dağılacak gibi ağlar ve ancak Allah’ın (c.c.) Rahmetinden bahsedilince kendisine gelirdi.

Hasan- Basri (Rh.A.) şöyle der;

“Görmüş olduğum aklı başında herkesin ölümden sakındığına ve ondan dolayı hüzünlendiğine şahid oldum.”

Ömer bin Abdulaziz (Rh.A.) şöyle der;

“Alimler den birine şöyle der nasihat et der ki sen ölümü tadacak ilk halife değilsin buyurdu ki nasihate devam et derki Adem (as)’dan bu yana gelen bütün ataların ölümü tattı şimdi ölümü tatma sırası sana geldi bu sözler üzerine Ömer bin Abdulaziz ağlamaya başladı Rebi bin Haysemi (Rh.A.) evinde kabir şeklinde bir çukur kazmıştı her gün o çukurun içinde birkaç defa girer yatar böylelikle ölüm vakasını zihninde canlı tutmaya çalışırdı bunun sebebi sorulunca şöyle derdi; ölüm düşüncesi kalbimde bir an bile kaybolsa kalbim fesada uğrar.”

Mutarrif bin Abdullah (R.A.) şöyle der;

“Şu ölüm denen hadise nimet sahiplerine nimetleri zehir etti öyleyse sizler ölümle son bulunmayan nimete talip olun”

Ömer bin Abdullahaziz (Rh.A.) Anbesiye şöyle der;

“Ölümü çok sık an eğer bol ikramlar içinde yaşıyorsan bu hatırlama seni mütevazi bir hayata yöneltir eğer sıkıntılı bir hayat içindeysen ölümü hatırlamak senin için yaşadığın şartları daha iyi anlamanı sağlar.”

Ebu Süleyman Eddarani (Rh.A.) Ümmü Haruna şöyle der;

“Ölümü sevmiyor musun?

Der ki;

Hayır.

Buyuru ki;

Neden sevmiyorsun.

Der ki;

Bir insana verdiğim sözü yerine getirmemiş olsaydım onunla karşılaşmak istemezdim. Ben Allah’a (c.c.) verdiğim sözü tutamadım isyan ettim onunla buluşmayı nasıl isteyebilirim ki.”

Ebu Musa Temenni der ki;

“Ferazdakın hanımı vefat etti basranın ileri gelenleri cenazede hazır bulundular bunlar arasında Hasan-ı Basride vardı şöyle dedi;

Ey Ferazdak, bugün ölüm için ne hazırladın 60 senedir söylediğim Eşhedu Enlaİlahe İllallah ve Eşheduenne Muhammeden Abduhu ve Rasulullah cümlesi. Ferazdak hanımını defnettikten sonra kabri başında şu beyitleri söyledi;

Korkarım kabirden ötesinde eğer beni affetmezsen kabirden daha yakıcı ve dar olandan kurtulamam kıyamet günü beni götürecek zaman sert ve kaba zevk edici Ferazdaka geldiği zaman Ademoğlu olanlar arasında şunlar hüsrana uğrar. Boyunları bukağılanmış olarak cehenneme götürülürler ey insanlar benimde bir emelim vardı. Ecelim ona ulaşmaktan alıkoydu beni şu kişi Allah’tan korksun ki yaşarken ona amel etme fırsatı verilmiştir. Gördüğün yere taşınmış olan yalnız ben değilim bütün herkes böylesi bir yere taşınacaktır. Korkarım Allah’a (c.c.)  verdiğim sözü tutamadığımdan O’na (c.c.) isyanımdan O’nunla (c.c.) buluşmayı nasıl isteyebilirim ölümü beklemek ölümü bilmek pişmanlıkları hatırlatır.”

Velhamdulillahi Rabbil Alemin

Safiye YILMAZTüm Yazıları
Yorum Yaz