MENÜ

NASİHATİME KULAK VERİN

140 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
NASİHATİME KULAK VERİN

Bismillahirrahmanirrahim

Tarih boyunca bütün Peygamberler insanları hakikate teslim olmalarını, adalete riayet etmelerini ve hevalarına tabi olmaktan kaçınmaları tebliğ etmişlerdir. Herhangi bir kavme mensup olan insanların; kendilerine peygamber gönderdikten sonra hakkı inkar etmeleri mümkündür.Bu kimi zaman “Atalarının dinine bağlanmak”,kimi zaman “batıl bir idolojiye iman etmek” kimi zaman da Hevalarını (nefsi emarelerinin ihtiraslarını) ilah edinen insanların iktidarlarına razı olmak” şeklinde karşımıza çıkabilir bazı cemiyetlerin (kavim,ulus  veya ümmet) başına gelen felaketler ve bu felaketlerin sebepleri,Kuranı kerimde haber verilmiştir. Selim akıl sahibi olan insanların bu felaketlerin sebeplerini  iyi tahlil etmeleri ve tedbir almaları mümkündür.Bir cemiyette şirk, zulüm, yolsuzluk, hırsızlık,fuhuş ve tefecilik gibi kötülükler yayılır,selim akıl sahibi olan insanlar bu kötülükleri  önlemek için gayret etmezlerse, umumi belanın ortaya çıkması mümkündür.Bu hakikat muhkem nalsa sabittir: “Eğer Allah, insanları işledikleri günahlar yüzünden hemen hesaba çekecek olsaydı,yer yüzünde hiçbir canlı bırakmazdı.Fakat o,bunları belli bir müddete kadar erteler.(Hallerini ıslah etmezlerse).Nihayet vakitleri gelir. Şüphesiz Allah,kullarını hakkı ile görücüdür. “(Fatır suresi 45) Cemiyeti meydana getiren insanların,kötü gidişin farkına varmaları ve ıslaha yönelmeleri gerekir. Bilindiği gibi nasihat etmek,insanlara iyiliği emretmek ve onları kötülüklerden alıkoymak için gayret sarfetmek, farz olan bir ibadettir. Nasihatın lugat manası bir kimsenin düzelmesini sağlayan sözü veya fiili araştırmak bir şeyi saflaştırmak (yabancı maddelerden ayırmak) dikiş dikmek samimi olmaktır.

Nasihat; aslında İslami davetin bir parçasıdır.İnsanları Allah’a ve O’na kulluk yapmaya davet edenler, bir anlamda onlara ‘nasihat’ ediyorlar demektir. ‘Nasihat’,insanları doğru yola, kişiye faydalı olan şeylere, zararlı olanlardan kaçınmaya, yaratıcı önünde samimi olmaya bir çağrıdır.

İmam Hattabi, Nasihat ve felah kavramlarından başka dünya ve ahiret  hayrını bir araya toplayan başka bir kavram bilmediğini ifade etmiştir.Tarih boyunca İslam alimleri, insanlara iyilikleri emretmenin ve onları kötülüklerden alıkoymanın önemi üzerinde durmaktadır.İmam Ebu Bekir İbni Arabinin ifade ettiği gibi insanlara iyilikleri emretmek ve onları kötülüklerden alıkoymak dinin ve hilafetin aslıdır. Kuran’ı Kerim’de emri bil mağruf ve nehy-i ani’l münker farzını edasını mümin erkeklere ve mümin kadınlara vasıf kılındığı malumdur.Bu hakikat muhkem nalsa sabittir.

Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. Onlar (insanlara) iyilikleri emrederler. Kötülüklerden alı koymaya çalışırlar, namazı dosdoğru kılarlar,zekatı verirler,Allah’ ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah Rahmetiyle yargılayacaktır.Çünkü Allah azizdir hakimdir.(Tevbe suresi 71)

İnsanlara  Allah ın emirlerini aktarıp yasaklarından alıkoymak, hayırlı ümmet olmanın zaruri şartlarındandır.

Zira Kur an ı Kerim de Siz insanlar içinden ortaya çıkarılan, en hayırlı ümmetsiniz. (Al-i İmran süresi: 110)

Ebu Said el Hudri den (r.a) rivayet edilen hadisi şerifte insanların iyilikleri emretmek ve onları kötülüklerden alıkoymak, mükellefin gücü ve imkanıyla sınır olan bir ameldir. Peygamberimiz Efedimiz’in (s.a.v) Sizden herhangi biriniz bir kötülük görürse onu hemen eliyle değiştirsin. Eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle değiştirsin Buna da gücü yetmiyorsa kalbiyle ona buğz etsin. İmanın en zaifı da budur diye buyurmuştur.( Sahih i Müslim, İst: 1401)    her mükellefin kötülüğü önlemek için elini, dilini ve kalbini vasıta olarak kullanması mümkündür.

İmam-ı Şafii (rh.a) nasihatın hükmünü ve keyfiyetini izah ederken şu tesbitte bulunmuştur: Müslümanlara nasihatta bulunmak, terk edilmemesi gereken bir farzdır. Bu  farzı, sadece nefsine zulmeden kimselerin terk etmeleri mümkündür. Hakkı yerine getirmek ve Müslümanlara nasihatta  bulunmak, aynı zamanda Allah’a (c.c) itaat hükmündedir. Allah’a itaat ise, bütün hayırları içine alır.    İnsanları hayra çağırmak, aile efradına ve çevresindeki  Müslümanlara nasihat etmek, bütün      Peygamberlerin sünnetidir.

Peygamberlerin kavimlerine, nasihat ve tebliğde bulunmaları muhkem nasslarla sabittir. İnsanlara vaaz eden ve nasihatte bulunan kimsenin kendi nefsi için herhangi bir maddi talepte bulunmaması gerekir.Feteva-ı Hindiyede : “Vaaz-ü  nasihat eden kimsenin insanlardan kendi nefsi için bir şey talep etmesi helal değildir.Zira böyle bir davranışta nasihat ve tebliğ sebebiyle dünya menfaati elde etmek gayreti ön plandadır. Halbuki nasiha ve tebliğin sadece Allah’ın (c.c) rızası için yapılması gerekir.İslam toplumunda, insanlara nasihat eden,iyilikleri emreden ve onları kötülüklerden alı koyan bir ümmet(cemaatin) bulunması şarttır.Bu şart muhkem nassla haber verilmiştir.

Sizden öyle bir ümmet bulunmalıdır ki (onlar) hayra çağırsınlar iyiliği emretsinler ve kötülükten vazgeçirmeye çalışsınlar. İşte onlar muradına erenlerin ta kendileridir.(Al-i İmran104)

Resulullah (s.a.s)’da: Din nasihattir,buyurdu.Ashap; Kimler için dediler. Resulu Ekrem (s.a.s);Allah, Resulu,Kitabı, Müslümanların idarecileri ve bütün diğer Müslümanlar için, buyurdu.(Buharı İman 42) Alimler bu hadisin yorumunda nasihatin şu anlamlara geldiğini söylemişlerdir:

1-Allah’ın varlığı ve birliğine samimi olarak inanıp,O nu noksan sıfatlardan tenzih etmek O’na en üstün nitelikleri layık görmek,sevdiği şeyleri yapıp ve O’na karşı gelenlere düşman olmak.

2-Hz.Muhammed’in peygamber olduğuna inanmak, emir ve yasaklarına uymak, onu ve Ehl-i beyti sevmek sünnetine sarılmak, ahlakını ahlak edinmek.

3-Kuranı Kerime layık olduğu şekilde okumak,ihtiva ettiği hükümleri öğrenmek ve başkalarına öğretmek ona hürmette kusur etmemek tavsiye ettiği şekilde bir Müslüman olmak ve onun ahlakını yaşamak.

4-Allah’ın hükümlerini uygulayan ve İslamı hakim kılan idarecilere itaat etmek onlara karşı gelmemek ve onlara doğruyu göstermek, bilmedikleri konularda onları onarmak, onlara karşı görev ve yükümlülüklerini samimiyetle yerine getirmek.

5-Müslümanlara düşman olanlarla mücadele etmek,onlara iyi ve doğruyu göstermek, bütün Müslümanları dua etmek, hepsi hakkında iyilik düşünmek, Salih kişileri sevmek.

Hz. Muhammed (s.a.s) bir hadisinde;

“Bir organ hasta olunca bütün vücut rahatsız olur.Müslümanlarda tıpkı bir vücut gibi birbirlerini sever birbirlerine acır ve şefkat ederler buyurmuştur.

Müslümanların dini ve insani görev ve yükümlülüklerini samimi olarak yerine getirmeleri en iyi ve en güzel sözü söylemeleri nasihat olmaktadır.

Olumsuz Nasihat da yol gösterme akıl verme,iyiliği isteme anlamındaki nasihat bazen yanlışa günaha isyana yönelik olabilir.Kendi yaptıklarını doğru zanneden,insanlığı batıl’ı en doğru yol kabul eden hatta Allah’ın emrine aykırı davranmayı iyilik sanan kötü niyetli niceleri başkalarına bu anlamda ‘nasihat’ ederler onları kendi yanlışlarına ve hatalarına davet ederler. Nitekim şeytan Hz. Adem ile eşini,sonsuza kadar cennet’te kalmaları için yasak meyveden  yeme konusunda kandırdı ve sonrada ben sizin için bir nasihatçiyim öğüt verenlerdenim diye yemin etti.(Araf suresi 20-21)                                           Bugün yer yüzünde olumlu nasihatten çok olumsuz nasihatin insanlar üzerinde hakim olduğunu görmekteyiz.İnsanların ve toplumların bu derece kötü  fahşanın, fuhşiyatın ve munkerin bu kadar yaygın olmasının  sebebi olumsuz nasihate kulak verilmesindendir. Oysaki Allah (cc) Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar;dosdoğru yolu (rüşt yolunu)da  görseler onu yol olarak benimsemezler; azgınlık yolunu gördüklerinde ise, onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalan saymaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır.(Araf suresi 146)       Mevdudi Rahimullah bu ayetin tefsirinde;

İşte benim kanunum: Kibir ve gurur ile hareket eden insanlar, her hangi bir ibret işaretinden hiçbir nasihat almazlar ve kendilerine ders verebilecek herhangi bir şeyden de hiçbir şey görecek değillerdir.

Kuran’ı Kerime göre kendisinin Allaha boyun eğmekten, kul olmaktan daha üstün olduğunu düşünen, onun emirlerine aldırış etmeyen ve sanki o Allah’ın kulu ve Allah da onun Rabbi değilmiş gibi tavır takınan bir kimse, yer yüzünde mağrur ve kendini beğenmiş biridir.Açıkça böyle bir küstahlık hiçbir haklı gerekçeye dayanamaz. Zira hiçbir kulun Allah’ın arzında yaşarken sanki onun kulu değilmiş gibi bir tavır içinde olmaya hakkı yoktur.

Velhamdülillahi rabbil alemin

 

Yorum Yaz