MENÜ

NAMAZ UYKUDAN HAYIRLIDIR

208 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
NAMAZ UYKUDAN HAYIRLIDIR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, Din Gününün Sahibi, Bizden Öncekilerin ve Sonrakilerin Yegane İlahı, Kulluk Yapılmaya Layık Olan Tek Mabud, Göklerdekilerin ve Yerdekilerin tamamının Hakimiyetini Zaatında barındıran Allah Subhanehu ve Teala’ya Mahsustur. O’nun (Subhanehu ve Teala) Kendisini bize bildirdiği şekilde bilir, Öyle Tevhid Eder, Herhangi Bir Ortağının Olmadığını Bilip Öyle İman Ederiz. Kulluğu, İbadeti, Yardımı Yalnız O’na (Subhanehu ve Teala) Has Kılar, Nefislerimizin Şerrinden Amellerimizin Fenalığından O’na (Subhanehu ve Teala) Sığınırız.

Salat ve Selam Alemlere Rahmet, İnsanlığa Hidayet Olarak Gönderilen Vahiyin Elçisi, Nübüvvet Kandilinin Son Işığı, İslam Ümmetinin Lideri, Mücahidlerin Kumandanı, Başkomutan Rasullullah (sav)’e, Kıymetli Ev Halkına, Güzide Ashabına, Onları Takip Eden Tabiilerine, Ardından Geçmişte Yaşamış, Bugün Yaşayan Kıyamete Kadar Yaşayacak Olan Tüm Mü’Min ve Mü’mine’lerin üzerine olsun İnşaAllah.

İslâm, Allah Subhanehu ve Teala’nın ilk insandan son insana kadar, insanla başlayan beşerî hayatın başından kıyâmete kadar gelecek bütün kişilere, bütün toplumlara ve bütün çağlara gönderdiği tek dinin adıdır. İnsanoğlunun, âlemlerin Rabbi Allah Subhanehu ve Teala’ya  teslim olmasının yolu, mutluluğun, barışın, şeref ve izzetin sağlandığı yaşama biçimidir. Bu dini; örneksiz şekilde El-Bedi’ ismiyle Yaratan, El-Bari ismiyle uyumlu kılan, El-Musavvir ismiyle Şekillendiren, El-Latif ismiyle lutfeden, Er-Rezzak ismiyle rızıklandıran, El-Alim ismiyle herhalini bilen, Er-Rakıb ismiyle devamlı gözeten, koruyan kollayan, Es-Selam ismiyle Selametini isteyen Rabbi Subhanehu ve Teala tarafından Ademoğlu için seçip beğenilmiş, kemaliyetiyle yaşanması için emir buyurmuştur.

Maide 3: “Bugün, size dininizi ikmal ettim, üzerinize olan nimetimi tamamladim, din olarak sizin için İslamı beğendim.”

         Allah Subhanehu ve Teala kendisine iman edip bu dine teslim olan Müslüman fertlere bir takım ibadet şekilleri belirlemiştir.

Meşhur Cibril Hadiste Cibril Ümmete dinini öğretmek üzerine geldiğinde dizlerini Rasulullah(sav)’in dizlerine bitiştirdiğinde sorduğu sorulardan birisi meseleyi ve önemini açıklar konumdadır.

“-Yâ Muhammed! Bana İslâm’ın ne olduğunu haber ver! dedi. Rasulullah (s.a.s.):

İslâm; Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in de Allah’ın rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve yol (külfetleri) cihetine gücün yeterse Beyt’i haccetmendir. buyurdu.”

Yine Rasulullah (sav) buyurmaktadır ki;

İslâm, beş esas üzerine binâ edilmiştir (kurulmuştur). Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed (s.a.s.)’in O’nun kulu ve rasûlü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Beyt’i (Kâbe’yi) haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak. (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 22; Nesâî, İman 13; Tirmizî, İman 3)

Allah Subhanehu ve Tela Fiili,kavli, kalbi çeşitleriyle hayatın her alanını ibadetlerle bütünleştirmiştir. Şüphesiz ki Allah Rasulu(sav)’inde buyurduğu gibi bu ibadetler İslam binasının temelleridir. Bunlardan herhangi birinin yıkılması demek dinin o fert için yıkılması demektir. Daha net bir ifadeyle o kimsenin dinini yıkması onu parçalamasıdır. Misalen; hergün karısını döven, ona zulmeden, ona zarar veren bir adam için  nasıl ki geçimsizlik, hanımına ettiği zulm sebebiyle er yada geç evlilik yıkılacak ayrılık gündeme gelecekse.. Aynı şekilde hergün dinini parça parça ederek, kendine zulm eden, temellerini günde beş kez kılmadığı her namazla dini ile bağlarını dinamitleyen fert için de  er yada geç mensubu olduğunu söylediği din ile bağı kesilecek, İslam dairesinden çıkacaktır.

Dindeki konumu itibariyle Allah Subhanehu ve Teala Namaza harici olarak önem yüklemiştir. İcimai ve ferdi olarak emredilen namaz şuuru maalesef ki önce Müslüman fertlerden daha sonra ise Müslüman olduğunu söyleyen Ümmi toplumdan kalkmıştır. Fertler kime, hangi amaçla, nasıl bir namaz kıldığının, kiminle buluştuğunun farkında değil. İmsak vaktinde “Namaz Uykudan Hayırlıdır!” nidasının şuurunda değil. Uykudan gözlerini açıp yarı uykuda yarı uyanık gözleri yarım halde, aklı uykudayken kıldığı namaz elbette hayırlıdır. Fakat o kişide ki hayır nerededir? Bilinememekte. Ağlayarak sabahlara kadar, cihad meydanlarında, Aksa’da hürriyetle eda edilen namazlardan, Mescid-i Nebevide “Ümmet”ce  ikame edilen namazlardan sonra zayi edilen namazlar nerededir?

Meryem 58-59: “İşte bunlar, Allah’ın nimet verdiği peygamberlerden, Adem neslinden, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail (Yakub) neslinden yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdir. Onlara Rahman’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı zâyi ettiler ve şehvetlerine uydular. Bunlar da azgınlıklarının cezasına uğrayacaklardır.”

Namazın uykudan hayırlı olduğunun şuurunda olan fert bilir ki değil uykudan namaz dünya ve dünya üzerindekilerin hepsinden daha hayırlıdır. Yansada, yakılsada, bedeni parçalansada namazı terk etmez. O bilir ki: Namazı ikame etmek, Din’i ikame etmektir. Namazı terk etmek ise, Din’i helak edip yıkmaktır. Dolayısıyla namazı İslâm dininin “olmazsa olmaz” birincil ibâdeti olarak bilinmeli ve o hakkıyla ikame edilmelidir. Zira namaz; iman ile küfür arasında bir perde, mü’min ile kâfiri birbirinden ayıran ayıraçtır.

Günde beş vakit Allah’ı birlemenin, yani tevhid’in eyleme dönüşmesinin adıdır namaz. Namaz, sadece şekilden ibâret bir hareketler bütünü değildir. O, cismin, aklın ve kalbin iştirakiyle gerçekleştirilen mükemmel bir ameldir. Bu üç unsurun her biri adaletli bir şekilde ve yerli yerinde namazda temsil olunurlar: Cisim için kıyâm, rükû, sücûd; dil için kıraat, tesbih, zikir ve duâ; akıl için düşünme ve anlama; kalb için de huşû ve lezzet vardır.

Namaz: Allah için kıyâm! Küfrün ve şirkin her türlüsüne, tapınmanın ve bağlılıkların her çeşidine, nefsin ve şeytanın tüm istek ve arzularına karşı Allah adına kıyâm! Karşılarında saygıyla el-pençe divan durulmasını isteyen yeryüzünün hâkim ve müstekbirlerine karşı kıyâm! Sonra… Kahhâr ve Cebbâr olan Rabbül-âlemin’in huzurunda huşû ve tevazû hisleriyle dolu bir baş eğiş; rükû’… O’nun büyüklüğü, azameti ve yüceliği karşısında haşyetle yere kapanıp hamd ile tesbih ve tenzih etmek; secde… Selamla birlikte Küfür sistemlerinin velayetini Red. Allah Subhanehu ve Tealanın Velayetine isyansız itaat…

VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN

Sümeyye SANCAKTüm Yazıları
Yorum Yaz