sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6732
EURO
15,5807
ALTIN
784,51
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
10°C
Ankara
10°C
Çok Bulutlu
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C

Muttakilerin vasıfları – 4

22.04.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd âlemlerin Rabbi, Maliki, ölümü ve hayatı biz kullarının hangisinin daha iyi amel işleyeceğini belirlemek için yaratan, yolundan gidildiği takdirde emniyetin elde edildiği Allah (cc)’a aittir.

Salat ve selam rehberimiz ve önderimiz, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav)’e onun ehli beytine, dinin yaşanması konusunda bizlere örneklik teşkil eden Ashabına, bugüne kadar yaşamış ve yaşamakta olan tüm Müslümanların üzerine olsun

Bakara 4: Ve onlar,  sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar

ALLAH(cc), muttakilerin bu vasfını açarken, Kuran’ı Kerim’e imanı bildirdikten  sonra, Kur’an’ı Kerim’den önce indirilmiş olan diğer Kitaplara’da iman ettiklerini buyurmaktadır.

Muttaki müminler, ALLAH(cc)’den gelen her şeye iman ederler. Yahudilerin ve hırıstıyan’ların takınmış olduğu tavrı takınmazlar.

Yahudiler, ALLAH(cc) kendilerine Musa(a.s)’la beraber  indirilen tevrat’ı, kendi nefislerine uyarak ALLAH(cc)’nin emirlerini ve nehilerini değiştirerek tahrif ettiler.

 ALLAH(cc),Musa(a.s)’dan sonra insanlara İsa(a.s)’mı gönderdi ve beraberinde incil’i indirdiğinde, yahudiler kendi nefislerine ağir geldiğinden ötürü onu  kabul etmediler ve Tevrat ile incil’in arasını ayırdılar.

Hırıstıyanlar’da incil’i kendi nefislerine uyarak ALLAH(cc)’nin emirlerini ve nehilerini değiştirerek tahrif ettiler.

ALLAH(cc), İsa(a.s) dan sonra bütün insanlara Hz Muhammed’i (s.a.s) gönderdi ve onunla birlikte Kur’an’ı Kerim’i  indirdiğinde hırıstıyanların kendi nefislerine ağir geldiğinden ötürü onu kabul etmediler.

 Yahudiler İncil’i ve Kur’an’ı, hırıstıyanlarda Tevrat’ı ve Kur’an’ı ,yani  ALLAH(cc)’nin indirdiği Tevrat’ın, İncil’in ,Kur’an’ın arasını ayırdılar.

Nisa 150: Allah’ı ve peygamberlerini (tanımayıp) küfre sapan, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyen, ve “Bazısına inanırız, bazısını tanımayız” diyen ve bu ikisi arasında bir yol tutturmak isteyenler;

Nisa 151: İşte onlar, gerçekten kâfir olanlardır. Kâfirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır.

 

Allah’ı ve Peygamberini inkâr eden Yahudi ve Hristiyanlar, Peygambe­rin, Allah’a karşı yalan söylediğini iddia ederek Allah ve Peygamberi arasında ayrılık gözetenler, Yahudilerin Musa’yı tasdik etip İsa ve Muhammed’i yalanla­maları, Hristiyanların da İsa’yı ve ondan önceki Peygamberleri tasdik edip Mu­hammed’i yalanladıkları gibi “Biz, Peygamberlerin bir kısmına iman eder, di­ğerlerini inkâr ederiz.” diyenler ve hidayetle sapıklık ortasında bir yol icad et­mek isteyenler yok mu? İşte onlar, gerçekten kâfirlerin ta kendileridir. Çünkü Peygamberlerin bir kısmını tasdik edip diğerlerini yalanlayanlar, Allah’ı yalanla­mış olurlar. Ve dolayısıyla inkâra düşerler. Biz, inkarcılar için hor ve hakir dü­şüren bir azap hazırladık (taberi)

İşte Kur’an hem onları hem de bunları reddediyor. Allah ve peygamberlerinin, ayrıca bütün peygamberlerin arasını ayırmaksızın iman etmeye ilişkin, kapsamlı ve eksiksiz İslam düşüncesini yerleştiriyor. İşte bu kapsayıcılığıyla “din” İslâm’dır.

Allah, bunun dışında insanlardan başkasını kabul etmeyecektir. Çünkü yüce Allah’ın birliğine ve bu birliğin gereklerine uygun tek din budur.

Kuşkusuz yüce Allah’ın mutlak birliği, onunla peygamberlerin insanlara gönderildiği “dinin” tekliğini gerektirmektedir. Aynı şekilde bu emaneti insanlığa taşıyan peygamberlerin birliğini zorunlu kılmaktadır. Peygamberlerin ya da peygamberliğin birliğini inkar edenler, gerçekte Allah’ın birliğini inkar etmektedirler. Ayrıca bu durum onların, yüce Allah’ın birliğinin gerekleri hakkındaki yanlış düşüncelerini göstermektedir.

İslâm, Allah ve peygamberlerine ilişkin birlik inancını son derece sıkı tutar. Çünkü bu birlik, müminin ilah anlayışına ilişkin düşüncesine yakışır bir temeldir. Ayrıca ayrılığa, kargaşaya terk edilmemiş bir düzenin varlığına da yaraşır bir temeldir. Çünkü bu nereye bakılırsa bakılsın, varlık alemine egemen yasanın birliğini gören insana layık bir inançtır. Bu düşünce, müminleri küfür saflarına karşı duracak tek bir kafilede toplamayı, şeytanın hizbine karşı duracak bir hizipte bir araya getirmeyi garantileyen bir düşüncedir. Ancak bu tek saf, -semavi bir temele dayansa bile- sapık inançların taraftarlarının oluşturduğu saf değildir. Bu saf, dosdoğru imanın ve sapıklık bulaşmamış inancın taraftarlarının oluşturduğu saftır.

Bunun için “din” “İslâm”dır ve Müslümanlar da “insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmettir.” Doğru akideyi benimseyen ve bu akideyi uygulayan Müslümanlar kastedilmektedir. Yoksa bir Müslüman aileden doğan yada İslâm kelimesini geveleyip duranlar değil elbette.

ALLAH(c.c.) muttakilerin vasfının nasıl olması gerektiğini hemen bir sonraki ayette bizlere bildiriyor;

Nisa 152:Allah’a ve peygamberine inananlar ve onlardan hiç biri arasında ayırım yapmayanlar, işte onlara ecirleri verilecektir. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Kuşkusuz iman bölünmez bir bütündür. Allah’a iman etmek O’nun birliğine inanmaktır. Yüce Allah’ın birliği de, insanların hayatlarını (bir birlik gibi) esaslarına göre düzenlemelerini istediği dinin, birliğini gerektirmektedir.

Yegâne hükmedici olarak Allah’ı kabul eden, yalnız O’na ibadet eden, O’nun gönderdiği bütün elçileri kabul edip, onların yolundan giden kimseler iyi amelleri ölçüsünde mükâfatlandırılacakları konunusunda temin ediliyorlar. Bunların aksine, Allah’ı tek Hakim ve Mâlik olarak kabul etmeyen veya rasûllerin bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayan kimselere ise acıklı bir azap vardır. Allah böyle kimselerin iyi amellerini kabul etmez, çünkü o’nun katında bu tür amellerin hiçbir değeri yoktur.

ALLAH(cc),İşte bu Müslümanlar Allah’a ve bütün peygamberlerine iman edenler­dir. Bunlar Allah tarafından indirilen bütün kitaplara, Allah’ın gönderdiği bü­tün peygamberlere iman ederler.

Bakara 5:  İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de bunlardır.

“Rablerinden gelen doğru yol üzerinde olanlar ancak onlardır” Her yolun ulaştığı bir son, bir menzil, bir hedef vardır; burası yolu takip edenlerin ulaşmak istedikleri yerdir, yo­lu seçenler buraya ulaşmak için seçmişlerdir. Dünyada her bir yolun, oradan gide­ni nereye götüreceği bellidir, bilenlerden sorulur, öğrenilir ve yol takip edilerek is­tenilen yere ulaşılır Yalnız takva sahiplerinin bu yolda olduklarını bildiren âyet iş­te bu gerçeği dile getirmektedir. Yol doğru seçilmişse ve insanlar o yolda usulün­ce yürüyorlarsa hedefe ulaşılacaklardır, bu hususta şüpheye yer yoktur. Dünya ha­yatı bir yolculuk olarak düşünülürse yolcunun amacı mutluluktur; korktuklarından kurtulup umduklarına nail olmaktır. İşte kurtuluş budur, zafer ve felah buna denir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.