MENÜ

MÜŞKİLU’L-KUR’AN

79 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
MÜŞKİLU’L-KUR’AN

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd alemlerin Rabbi, Maliki, ölümü ve hayatı biz kullarının hangisinin daha iyi amel işleyeceğini belirlemek için yaratan, bizlere çeşitli ibretler ve öğütler ile yolunu gösteren Allah (cc)’a aittir.

Salat ve selam rehberimiz ve önderimiz, alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav)’e onun ehli beytine, dinin yaşanması konusunda bizlere örneklik teşkil eden Ashabına(ra), bugüne kadar yaşamış ve bugün yaşamakta olan tüm Müslümanların üzerine olsun.

Tezat ve zıt gibi görünen durumlar insanın zihninde soru işaretleri ve şüpheler bırakır. Ancak buradaki asıl mesele yani bu tezat ve şüphenin meydana gelmesi insanın aciz oluşundan veyahut cahilliğinden dolayı her meseleyi etraflıca kavrayamaması ve bağlantıları kuramamasındandır.

Nitekim bu yazıda ele alacağımız konuda bu gerçeği bizlere göstermektedir. Müşkilu’l- Kur’an konusu terim olarak ‘Kur’an’ın bazı ayetleri arasında ihtilaf ve tezat gibi görünen hususlar’ olarak tanımlanmaktadır. Ancak şu var ki Allah (cc) Kur’an’da söyle buyurmuştur;

“Hala Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından olsaydı, elbette içinde birbirini tutmayan birçok şey bulurlardı.” (Nisa 4/82)

Bu ayetten de anlayacağımız üzere Kur’an’ın içerisinde hakiki anlamda bir tezattın ve tutarsızlığın bulunması söz konusu değildir. Ancak bazı kısımlarda zahiri olarak ilk bakışta bir zıtlık varmış gibi zannedilebilir, fakat Allah (cc)’ın yukarıdaki ayette ‘Hala Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi?’ Belirttiği gibi Kur’an’ın üzerinde düşünüldüğün vakit herhangi bir tezattın olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Daha iyi anlaşılması için bir örnek verecek olursak Allah(cc) Nisa süresi 3. Ayeti kerimede eş alımı hususunda şöyle buyurmaktadır; ‘Bunlar arasında adalet yapamayacağınızdan korkarsanız sadece biriyle evlenin veya sahip olduğunuz cariyelerle yetinin’ buyurmakta yine aynı sürenin 129. Ayetinde ise ‘(Ey kocalar!) ne kadar çabalarsanız çabalayın kadınlar arasında adil davranmaya asla güç yetiremezsiniz’ buyrulmaktadır. Bakıldığında zahiri olarak bir tezat varmış gibi görülen bu iki ayet düşünüldüğü zaman meselenin hiç de zahirde ki gibi olmadığı görülmektedir. Nitekim Nisa 3. Ayette ‘adalet’ kavramı eşler arası hukuktan bahsetmek ve onların haklarını eşit olarak vermekten bahsederken. 129. Ayetteki ‘adalet’ kavramı kalbin meylinden yani sevgiden bahsetmektedir.

Konunun detaylarına geçmeden önce bizler için bu konunun önemini belirtmek gerekirse; İlimsiz ve bütüncül olmayan bir okuma ile insanın nasıl yanlış yorumlama ve düşüncelere sevk olunacağını gösterebilmek ve bu sebeple tefsir okumalarına olan ihtiyaca işaret edebilmektir. Aynı zamanda ilahi kelam olan Kur’an’da hakiki anlamada hiçbir şekilde tezat ve zıtlığın olmadığını bizzat deliller le gösterebilmektir.

İşkâle yol açan sebeplere değinecek olursak;

1-Mevzû ihtilafı: Bazen herhangi bir konu Kur’an bütünlüğü içerisinde ele alındığı zaman, o mevzu ile ilgili ayetler arasında zahiren bir tezat varmış gibi görülmektedir. Örneğin Saffat süresi 24. Ayette ‘Durdurun onları, zira onlar sorguya çekileceklerdir.’ Buyrulurken, Rahman süresi 29. Ayette ‘O gün ne insana ne de cine günahından sorulmaz’ buyrulmaktadır. Kur’an’da hiçbir şekilde ihtilaf olmadığı için bu kısım hakkında Suyuti ve İbn Kuteybe (ra) tarafından iki farklı tevile gidildiği görülmektedir. Bunlardan 1.si ‘Kıyamette farklı mekanların olduğu ve bunlardan bazılarında sorgunun olduğu, bazılarında ise olmadığı’ şeklindedir. 2. si ise ‘İnsanlara yaptıklarının bir kısmından hesap sorulup bir kısmından ise sorulmayacağı anlamındadır. Sorulmayacak olanlar mazeret ve delilin mevcut olduğu fillerdir’

2-Hakikat ve mecaz ihtimali: Bazı ayetlerde hem mecaz hem de hakiki mana aynı anda görülebilmektedir. Örneğin ‘İnsanları sarhoş bir halde görürsün, oysa onlar sarhoş değildir.’ Buradaki konu kıyamet dehşetine değinerek mecazen insanların sarhoş oldukları ifade edilirken, sarhoşluğun şaraptan geleceği düşünülerek de hakikate izafetle sarhoş olmadıkları dile getirilmiştir. Yani o şiddetli günde insanların adeta sarhoş gibi olacakları ifade edilmiştir.

3-Fiilin isnadıyla meydana gelen müşkülat: Bazı ayetlerde yapılan işin isnadı konusunda ihtilaf olduğu zannedilebilmektedir. Örneğin Enfal süresi 17. Ayette ‘Onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lakin Allah attı…’ Bu ayette öldürme ve atma fiilleri Allah(cc)’ izafe edilmiştir. Fakat bedir savaşı hakkında inen bu ayette zahiren öldürme ve atma işini Müslümanlar ve Rasulullah yapmaktadır. Bu ayette zahir olan fail yerine hakikatte fail olana değinilmiştir ki hiç şüphesiz o da Allah (cc)’dır. Durum böyle olunca da ayette hiçbir tezat bulunmamaktadır.

4- Zıt anlamlılığın sebep olduğu işkal: Başta zıt gibi görünen fakat birbirini tamamlayan ayetleri kapsamaktadır. Nitekim Ra’d süresi 28. Ayette Allah’ın zikri ile kalplerin sükunete erdiği söylenirken, Enfal süresi 2. Ayette Allah anıldığı zaman kalplerin titrediği söylenmiştir. Bakıldığı zaman sükûnet ve titremek birbirine terstir. Fakat ayetlerdeki bağlam çerçevesinde kalpler tevhit ile sükunete Allaha duyulan muhabbet ve sevgi ile de titremeye geçer.

5- Hakikatin farklı biçimlerde anlatımı: Bu konuya örnek olarak Hz. Adem’in Kur’an’daki yaratılış şeklinden bahseden ayetleri verebiliriz. Nitekim bir yerde ‘topraktan’ başka bir yerde ‘Cıvık çamurdan’ yine başka bir yerde ‘kupkuru balçıktan’ gibi ifadeler le anlatılmıştır. Bakıldığında tezat varmış gibi düşünebilir. Ancak burada Hz. Adem’in yaratılış safhalarından bahsedilmekle beraber bu safhalardaki her maddenin menşei topraktır.

Son olarak işkâl giderme yollarına da değinecek olursak;

1- Te’vil ve te’lif yolu

2– Nesih yolu

Buraya kadar gördük ki Kur’an içerisinde hakiki manada bir tezattın bulunması söz konusu değildir. Zahiri olarak kelimeler veya cümleler üzerinde başlangıçta tezatmış gibi görünen hususlar da müfessirlerin açıklamaları ve gerekli bütünlüğü oluşturmaları sonucu giderilmiştir. Nitekim altını çizmek gerekir ki bunlara da ‘tezat’ denmiyor bilakis ‘tezat gibi görünen’ deniyor. Çünkü insan hayatına yön veren ve onu karanlıklardan aydınlığa çıkaran bu kitapta tezattın mevcut olması imkansızdır. Her asırda ayrı bir mucizesi ortaya çıkan Kur’an, bilimin gelişmesi ve Kur’an’ın anlayamadığımız yönlerini anlamamızda bizlere aracılık yapması ile Kur’an’ın müciz bir kelam olduğunu da bizzat görmekteyiz. Ancak bunu görmek istemeyen veyahut dalalet perdesini gözlerine çekmiş kimseler elbette bunu göremeyecek ve nefsinin peşinden sürüklenecektir.

Allah’cc) bizleri hakkı hak bilip hakka sarılan batılı batıl bilip ondan içtinap eden kullarından eylesin.

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yılmaz GÜVENTüm Yazıları
Yorum Yaz