sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6732
EURO
15,5807
ALTIN
784,51
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
10°C
Ankara
10°C
Çok Bulutlu
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C

MUSİBETLER KARŞISINDA MÜSLÜMANIN TAVRI

03.11.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd; Alemleri yoktan var eden,  Rahman ve Rahim, Din günün sahibi, kendisinden başka bir ilah bulunmayan, yarattıklarını rızıklandıran, yegâne Hakimiyetin sahibi olan Allah (c.c)’ya mahsustur.

Salat ve Selam;  Alemlere rahmet olarak gönderilen, kendisine itaat edilmedikçe kurtuluşun asla mümkün olmayacağı, Allah (c.c)’ın dininden asla taviz vermeyen, , müminlere karşı şefkatli, kâfirlere karşı ise şiddetli olan Rasulullah(sav)’a, aline, ashabına ve onun izinden giden müminlerin üzerine olsun inşaAllah.

Kur’an-ı Kerim’de Allah(cc) sevdiği mü’min kullarına değişik şekillerde musibetler göndererek onları imtihan ettiğini ve bu musibetlere karşı gösterdikleri sabır ve tevekkül neticesinde mükâfatlandırılacaklarını bildirmektedir. Müminler içerisinde peygamberlerin Allah’a(cc) en yakın kimseler oldukları halde, musibetlerin en büyüklerine uğradıkları görülmektedir. Nuh(as), İbrahim(as), Musa(as) ve İsa(as) kıssaları bunun açık örnekleriyle doludur.
Peygamberlerin en sonuncusu Hz. Muhammed(sav) de Mekke döneminde büyük musibetlere maruz kalmıştı. Kavmi tarafından yalanlanmış, horlanmış, işkence görmüş, ölümle tehdit edilmiş, hatta taşa tutulmuştur. Taif’e gidip halkını Allah’a(cc) davet ettiği zaman, onlar kendisine uymayı reddettikleri bir yana köle ve çocuklarıyla onu taş yağmuruna tutmuşlardı. İnsanlığa rahmet olarak gönderilen o büyük peygamber, Taiflilerin saldırısından kurtulduktan sonra, ellerini semaya kaldırıp Rabbine şöyle içini dökmüştü:
“Ya Rabbi!” Gerçekte benim üzerime çöken bu musibet ve eziyet, şayet Senin bana karşı bir gazap ve öfkenden ileri gelmiyorsa, ben buna aldırış etmem ve gönülden tahammül ederim.”

Allah(cc) da Ona şöyle cevap verdi;

“Ey Muhammed! Sen de “azim ve sebat” sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sabret…” [Ahkaf­­-35]

Bu ayetin tefsirini Seyyid Kutub(Rh.a) şöyle açıklamaktadır :


Tüm bu özelliklerine rağmen O Rabb’inin yönlendirmesi ihtiyacındadır: “Peygamberlerden azim ve irade sahiplerinin sabrettikleri gibi sen de sabret, onlar hakkında acele etme.” Dikkat edilmelidir ki bu zorlu bir yoldur,Acı bir yoldur. Öyle ki; Allah sevgisinde içtenliği, arılığı; cihatta metaneti, direnci; dava için her şeyden soyutlanması Hz. Muhammed’in nefsi gibi olan bir nefis; sabır ve davanın inatçı hasımlarına azabın çabuk gelmesi konusunda acele etmemesi için ilahi direktife gerek duymaktadır.Evet, bu yolun meşakkati, teselli; zorlukları, sabır ve acılığı da ilahi kaynaklı sevgisinden tatlı bir yudum almayı gerektirir.
Allah Teala, önemli vazifelere hazırlamak istediği mü’min kullarını, bir takım dünyevi zorluklarla imtihan ederek bunu onlar için bir rahmet vesilesi kılar.
Bu hususla alakalı Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulmaktadır:
“Andolsun ki, biz sizi bir parça korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki; “Biz Allah’a ait (kullar)ız ve şüphesiz O’na dönücüleriz.”[Bakara 155-156]

Bu ayetler, her ne şekilde olursa olsun, karşılaşılan bir belâ ve musibet karşısında inanan kimselerin göstermesi gereken tavrı ortaya koymaktadır. Musibete karşı takınılan tavır, aynı zamanda iman ile nifakın arasını ayıran ve münafık tiplerin kalplerindeki nifakı açığa çıkaran bir imtihan aracıdır. Yani imanların musibetle sınanmasıdır.

Müslümanlar savaşta bir başarısızlığa (bir musibete) uğradığı zaman Münafıklar, onlarla birlikte bulunmadıkları için sevinirler ve bunu kendileri için bir nimet sayarlar. Allah’u Teâlâ, gerçek anlamda nimetlendirdiği kimselerin musibetlere uğrayıp buna sabreden kimselerden başkaları olmadığını, bundan farklı düşünenlerin ise kalplerinde hastalık bulunan münafıklar olduğunu bildirmektedir:
“Şüphesiz içinizden (savaşa çıkmak için) pek ağır davrananlar vardır. Size bir musibet geldiği zaman (onlar) “Allah bana nimet ihsan etti de onlarla beraber olmadım, der. [Nisa-72]

Diğer bir musibet de insanların işlediği kötü amelleri ve kalplerindeki nifak ve küfürlerinden dolayı muhatap oldukları bela ve musibetlerdir. Kur’an-ı Kerim’de bu anlamda kullanılan musibet kelimesi ile bu kötülüklere karşı bir cezalandırma kastedilmektedir:

“Başınıza gelen bir musibet kendi ellerinizle kazandığınız günahlar yüzündendir.” [Şura-30]

Bir de toplum boyutunda kavimlerin helak edilişi musibeti vardır ki, azgın bir kavmin kendi elleriyle işledikleri günahları ve aşırı sapkınlıkları yüzünden peygamberlerine karşı direnmeleri neticesinde ortaya çıkmaktadır. Allah(cc) aynı zamanda bu musibetleri diğer toplumlar için birer ibret vesilesi kılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de helak edilişleri ve buna sebep olan durumları tafsilatlı bir şekilde gözler önüne serilmiştir. Dünyada mü’minin başına gelen bela ve musibetler, bazen onun toparlanması için gerekli bir süreçtir. Ondan kaçınmak mümkün değildir. Bunlar, Allah’ın(cc)hikmeti gereğidir.

“Allah temizi murdardan/pislikten ayırır. Sonra murdarları bir biri üstüne yığar. Ve hepsini birden cehenneme atar. İşte onlar, hüsrâna uğrayanlardır.” [Enfal-37]

Allah’a “iman ettim” diyeni bu sözünde doğru mu yoksa yalan mı söylediğinin ortaya çıkması için bela ve musibetlerle sınaması gerekir. Şayet yalancıysa, imtihandan kaçar ve topukları üstünde gerisin geriye döner. Ama eğer doğru ve samimiyse sözünde durup sebat eder. Zorluklarla imtihan edilmesi ve bolluklarla sınanması onun imanından başka bir şey artırmaz.

“Mü’minler, düşman ordularını gördüklerinde, ‘işte bunlar bize Allah ve Rasulü’nün vâdettikleridir. Allah ve Rasulü doğru söylemiştir’ dediler. Bu ancak onların imanlarını ve teslimiyetlerini, Allah’a bağlılıklarını arttırmıştır.” [Ahzâb-22]

Gafil insanları uyandırmak, azgın nefisleri terbiye etmek için elbette musibetler lâzımdır. Hak savaşında samimi olanlarla olmayanları ayırt etmek için; korku, açlık gibi imtihanlar lüzumludur. Uğrunda eziyetlere katlanıldığı miktarda gönüllere iman yerleşir. Zahmet çekilmeden, kolaylıklar içerisinde kabul edilen inançlar, ilk sarsıntıda yok olur giderler. Ne zaman iman uğrunda eziyetlere katlanır, canlar verilirse imanın gönüllere yerleştiği o zaman anlaşılır. mü’minler musibetlere karşı sabırla mukabele ettikten sonra, ancak gereken seviyeye yükselebilirler.Şu halde, Mü’minin imanı, zorluk darbeleri altında ancak pişer ve kuvvetlenir. Gerçek ölçü ve değer, zorluklara karşı tahammüldür. Bütün bunlardan daha mühim olan ise, fertlerin şiddet esnasında yalnız Allah’a yönelip, kalbini temizleyerek, yalnız O’na bağlanmasıdır.

Seyyid Kutub’un(rh.a) ifade ettiği gibi: “Mümin için, şiddet ve zorluk esnasında bütün perdeler kalkar, basiret tecelli eder, göz alabildiğine ufukları seyre dalar ve kâinatta mü’min, yalnız Allah’ı görür. Hakka’l-yakin anlar ki, hiçbir güç yok; yalnız O’nun gücü vardır.

İşte imanın ayarını ölçen miheng taşı; açlık, korku, malların, nefislerin ve ürünlerin azlığı, şehadet ve ölüm… Meşakkat, çırpınma ve teslimiyet… Ve işte Allah Teala’nın, Müslümanları fedakârlıklara, zor sınavlara ve bu sınavlar karşısında takınacağı tavırlara hazırlamak için tatbik ettiği eğitim, kendisini; Allah’a, Allah davasına, Allah’ın dinine adayanlara Allah’ın koyduğu terbiye metodu budur.

Biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz.Allahım..Başma gelen musibetin mükafatını senden bekliyorum bundan dolayı bana ecir ihsan et, benim için onu daha hayırlısıyla değiştir.[Müslim,Cenaiz-4]

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.