sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6677
EURO
15,5460
ALTIN
783,53
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Yağışlı
11°C
Ankara
11°C
Yağışlı
Perşembe Çok Bulutlu
10°C
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C

MÜ’MİN İLE MÜ’MİN DUVAR GİBİDİR. BİRBİRİNİ SIMSIKI TUTARLAR!

11.11.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

MÜ’MİN İLE MÜ’MİN DUVAR GİBİDİR. BİRBİRİNİ SIMSIKI TUTARLAR!

Hamd Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, Din Gününün Sahibi, Bizden Öncekilerin ve Sonrakilerin Yegane İlahı, Kulluk Yapılmaya Layık Olan Tek Mabud Allah Subhanehu ve Teala’ya Mahsustur. O’nun (Subhanehu ve Teala) Kendisini bize bildirdiği şekilde bilir, Öyle Tevhid Eder, Herhangi Bir Ortağının Olmadığını Bilip Öyle İman Ederiz. Kulluğu, İbadeti, Yardımı Yalnız O’na (Subhanehu ve Teala) Has Kılar, Nefislerimizin Şerrinden Amellerimizin Fenalığından O’na (Subhanehu ve Teala) Sığınırız.

Salat ve Selam Alemlere Rahmet, İnsanlığa Hidayet Olarak Gönderilen Vahiyin Elçisi, Nübüvvet Kandilinin Son Işığı, İslam Ümmetinin Lideri, Mücahidlerin Kumandanı, Başkomutan Rasullullah (sav)’e, Kıymetli Ev Halkına, Güzide Ashabına, Onları Takip Eden Tabiilerine, Ardından Geçmişte Yaşamış, Bugün Yaşayan Kıyamete Kadar Yaşayacak Olan Tüm Mü’Min ve Mü’minelerin üzerine olsun İnşaAllah.

Hucurat 10: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan ittika edip korkun ki, merhamete ulaşasınız.”

Kardeş, aynı anne ve babadan doğan veya ortak değerlere sahip olan kimselere denilir. İslâm dininde kardeşlik, bütünüyle akîde temeline dayanmaktadır. Ancak iman bağıyla biraraya gelenler kardeş olarak kabul edilmektedirler. Buna göre yeryüzünün neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar, hangi dili konuşuyorlarsa konuşsunlar, hangi kavme mensup olurlarsa olsunlar veya hangi renge sahip olurlarsa olsunlar bütün mü’minler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin kardeşleridirler. Kardeş olmak, arkadaş ve sâdık dost olmak; sevinçte ve kederde beraber olmayı göze almak; bunu fiilî olarak göstermek demektir; sevmek, saymak, güvenmek, merhamet etmek, yardımlaşmak ve dayanışmak demektir. Bunlar olmadan kardeşlik iddiasının bir anlamı olmaz. Kur’ân’ın öngördüğü kardeşlik, bütün bunları içeren bir muhtevâya sahiptir. Bir hayat biçimidir İslâm’daki kardeşlik.

Al-i İmran 103: ““Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz, (Allah) kalplerinizi uzlaştırdı; O’nun nimetiyle kardeşler haline geldiniz. Siz bir ateş çukurunun kenarında bulunuyordunuz, Allah sizi ondan kurtardı. Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki yola gelesiniz.”

Âyet, mü’minlere, Allah’ın ipi olan Kur’an’a sarılmalarını, bölünüp ayrılmamalarını emrediyor. Ve daha önce, düşmanlığın körüklediği ateş çukurunun içine düşmek üzere olduklarını; ancak Kur’an’a sarılmaları sonucu bu düşmanlık durumundan kurtarıldıklarını hatırlatıp bir daha öyle bir duruma dönmemelerini öğütlüyor. Gerçekten Allah’ın ipi olan Kur’an’a sarılanlar birleşirler. Daha önce birbirine düşman olan, birbirlerine karşı düşmanlıkla ateş püsküren Medîne toplumu, nefret ve düşmanlık ateşiyle dolu bir çukurun kenarında bulunu­yordu. Neredeyse düşmanlık ateşi içine düşüp mahvolacaklardı. Allah, hidâyetini lutfedip onları helâkten kurtardı.

İnsanlar arasında düşünce ayrılıklarının olması doğaldır. Allah insanları zekâ, düşünce ve yetenek bakımından farklı yarattığına göre onlar arasında düşünce ayrılıklarının olması da doğaldır. Fakat bu ayrılıkların, düşünce düzeyinde kalması, büyüyüp düşmanlığa dönüşmemesi gerekir. Çünkü düşünce farkı, bir ölçüde insanları rekabete, ilerlemeye sevk ederken; bunun büyüyüp düşmanlığa dönüşmesi yıkıcı olmaktadır. İşte düşünce ayrılıklarını sınırlamak, düşman­lık sınırına vardırmamak için herkesin Allah’ın sınırlarında durması, Al­lah’ın Kitabına sarılması, o genel prensiplerin dışına çıkmaması gerekir. İnsanlar o genel prensipler içinde kaldıkça dost olurlar. Aralarında bazı düşünce ayrılıklarının olması; birbirlerini sevmelerine, anlayışlı davranma­larına engel olmaz.

Mü’minler diğer mü’minlere karşı son derece merhametli ve alçak gönüllü olmakla yükümlüdürler. Aksi bir tavır kesinlikle Kur’an’a uygun değildir. Kibir, kıskançlık, çekememezlik, kötü söz söyleme, çekişme mü’minlerin değil; inkârcıların/kâfirlerin özelliğidir. Bu nedenle nefsi yüzünden böyle bir küçüklük göstermiş olan bir mü’min hemen kendini toparlamalı, Allah’a sığınmalı ve gerçek mü’min tavrını göstererek hatasını telâfi etmelidir

Enfal 46: “Allah’a ve Rasulune itaat edin! Birbirinizle çekişmeyin! Sonra gevşersiniz gücünüz gider.”

Millet-i İbrahim ve Ümmet-i Muhammed  muvahhid mü’minler, kadın olsun, erkek olsun, dünyanın hangi bölgesinden ve hangi ırktan, hangi renkten, hangi dilden, hangi kavimden olursa olsunlar, birbirlerinin iman kardeşi ve İslâm dostlarıdırlar… Ümmet bütün bir vücûd gibidir. Birbirlerini sevmede, saymada, hukukunu koru­mada, canına, malına ve ırzına sahib çıkmada, parçalanmaz bir bütünlük arzeder. Bütün muvahhid mü’minler böyle inanır ve böyle davranırlar.

 Ebu Musa (r.a.)’dan:

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

“Mü’min ile mü’min (birbirlerine karşı) duvar gibidir. Birbirini sımsıkı tutarlar.

İbn Mes’ud (r.a.)’ın rivayetiyle Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

“Kim ki, sabahleyin kalkarken düşüncesi Allah’dan başka bir şey olursa, onun, Allah’ın hoşnudluk ve yakınlı­ğından nasibi yoktur.

Kim ki, sabahleyin kalkarken müslümanların sıkıntıla­rını kalbinden hissetmezse, onlardan değildir.”

Mü’min müslümanların kardeşler olduğunu ve bu iman kardeşliğinin bağlarının çok sıkı olmasının gereğini defalarca beyan buyuran önderimiz Rasululllah (s.a.s.), bu bağın gevşememesi ve hiçbir zaman çözülmemesi için bü­tün önlemleri almıştır… İlk sözlerini beyan buyurduğu andan, kıyamet anına kadar iman kardeşliğine herhangi bir zarar gelmemesi için ne gerekiyorsa beyan buyurmuştur… İlmi, bütün zamanları ve mekânları kuşatan Rabbimiz Al­lah’ın bildirmesiyle bilip bildiren Rasulullah (s.a.s.), Allah’ın izni ve yardımıyla oluşan iman kardeşliğine sahib çıkılma­sını, bunun hiçbir zaman bozulmamasını ümmetine vasi­yet etmiştir…

Cabir b. Abdullah el-Becelî (r.a.) anlatıyor:

Rasulullah (s.a.s.), Vedâ Haccı’nda bana:

“İnsanları sustur da dinlesinler!” diye emretti.

İnsanlar, sükût ettikten sonra:

“Benden sonra birbirinin boyunlarını vuran kâfirlere dönmeyin!” buyurdu.

 

Allah’ın ipine sımsıkı sarılan İslâm Milleti’ni bu ipten koparıp parçalayan ve iman kardeşliği hukukunu zedeleyen fitnelerin her türlü şerli düşünce söz ve fiilden uzak durmalıdır.

Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah’a Mahsustur. Allah bize kâfidir ve O ne güzel vekildir!

VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.