sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6677
EURO
15,5460
ALTIN
783,53
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Yağışlı
11°C
Ankara
11°C
Yağışlı
Perşembe Çok Bulutlu
10°C
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C

Mülk suresi 2. Ayet – 2. Bölüm

12.11.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd âlemlerin Rabbi, Maliki, ölümü ve hayatı biz kullarının hangisinin daha iyi amel işleyeceğini belirlemek için yaratan, yolundan gidildiği takdirde emniyetin elde edildiği Allah (c.c.)’a aittir.

Salat ve selam rehberimiz ve önderimiz, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav)’e onun ehli beytine, dinin yaşanması konusunda bizlere örneklik teşkil eden Ashabına, bugüne kadar yaşamış ve yaşamakta olan tüm Müslümanların üzerine olsun

Mülk 2: O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.

Geçenki yazımızda mülk suresi 2. ayeti kerimesini izah ederken ibadet doğru bir şekilde olmazsa makbul olmayacağını ibadetin makbul olması için ALLAH(cc) emrettiğini emrettiği şekilde yerine getirmekle ancak mümkün olur.

Bakın Mekke müşrikleri ibadet maksadıyla kabe yi ıslık çalarak ve el şaklatarak taaf ediyorlardı ve bununla ALLAH’ı(cc) razı ettiklerini düşünüyorlardı.

Araf 28: Onlar bir hayâsızlık yaptıkları zaman: Biz ata­larımızı da onun üzerinde bulduk. Allah da bize onu em­retti, dediler. De ki: Allah; hiçbir zaman hayâsızlığı emret­mez. Siz, bilmediğiniz şeyi Allah’a karşı mı söylüyorsunuz?

Onların ibadet şekli kendi nefislerinden belirledikleri için bunuda ALLAH’ın emrettiğini söyleyerek ALLAH(cc)’ya iftira atıyorlar bugünde kendilerini islama atfeden insanlar sadece namaz kılarak oruç tutarak kendilerinin cennete gideceğini idda ediyorlar bunlar ALLAH(cc) rızası için ilim öğrenmezler kitap nedir bilmezler iman nedir bilmezler amel nedir bilmezler şeytanın tuzağına düşmüş şeytan onu kandırıp sapıklığa iletmiştir

Zuhruf 36- Kim Rahman’ın zikrine gözünü kapatırsa, bir şeytanı ona musallat ederiz.

“Kim Rahmanın zikrine gözünü kapatırsa yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.” Kim, Kur’an-ı Kerime bakıp düşünmekten ve onunla amel etmekten gözünü kapatıp gaflet ile yüz çevirirse, biz ona ves­vese verecek ve onu yoldan çıkaracak bir şeytanı ona musallat ederiz. O kimse o şeytan dostundan asla ayrılmaz, daima onunla beraber olur, tüm işlerinde ve allayıp pullayıp tezyin (süslemek) ettiği her konuda şeytana uyar.

Kur’an’ın hak olduğunu bildiği halde bilmezlikten gelen kimse şüphesiz bir sapıklık içerisindedir. Kim ki Rahmân’ın zikri olan kitabını görmezlikten gelir, gözünü ona karşı kör yapar ve kitaptan habersiz bir hayat yaşamaya kalkışır, Kur’an’a göz yumar, Kur’an’ı göz ardı eder, ya da kitaba karşı gözünü bozar, bakışını bozar, “biz kim, bu kitabı anlamak kim! Biz nerede, bu kitabı anlamak nerede? Bu kitabı ancak büyük zatlar anlar! Onu anlamak şöyle dursun, onu elimize almaya bile lâyık değiliz!

37- Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar kendilerini doğru yolda olduklarını sanırlar.

Allah’la beraber olmayan, Rahmân’ın zikrinden yüz çeviren, vahye karşı kör davranan, vahiyle hareket etmeyen kişinin sonucu budur işte. Yâni Kur’an’ın, vahyin alternatifi budur. Rahmân’ın vahyiyle beraber olmayan kişi, elbette şeytanın esiri olacaktır. Çünkü o kişi, Allah’la beraber olmamayı istemiş, Rahmân’ın zikrinden yüz çevirmiştir. Rahmân’ın rahmetinin gereği kendisi için açtığı rahmet kapısını, vahyi örtmüş, güneşe karşı körlük etmiş kişidir. Basîreti kapanmış, artık böylece Kur’an’dan uzaklaşan bir kişinin şeytana yaklaşması da kaçınılmaz olmuştur.

Şimdi şeytanın peşine takılmış yaptığı bir iki yarım yamalak amel ile cenneti isteyen,  hayatını ve ölümünü ibaretlerini Alemlerin Rabbi için yapanla bir olurmu?        OLMAZ.

Casiye 21: Yoksa kötülük işleyenler kendi­lerini ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini inanıp iyi ameller işle­yen kimseler ile bir tutacağımızı mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyor­lar!

Dünyada günah işleyenler, şirk koşanlar, isyankâr olanlar, Allah ve Rasul’ünü (s.a.v) inkâr edip Allah’tan başkasına tapanlar, kendilerini, Allah ve Rasul’ünü (s.a.) tasdik eden, salih ameller işleyen, farzları yerine getirip haramlardan kaçınanlarla dünya ve ahirette ceza, sevap ve rahmet hususunda bir tutacağımızı mı zannettiler?

Mevdudu bu ayetin tefsirinde : İyi ahlaklı olan ve salih ameller işleyen kimselerle, kötü ahlaklı ve fasid ameller işleyen kimselerin aynı akibetle karşılaşmalarının mümkün olmayacağı buyurulmaktadır. Çünkü hayır ve şer aynı şey değillerdir ve iyiliğe mükafat, kötülüğe ceza verilmesi adaletin gereğidir.

Şayet böyle olmazsa, iyi ve kötü kavramları bir anlam ifade etmezler. Kötü yolu takip eden kimselerin, dünyada işledikleri amellere bir karşılık verilmesini istemeyecekleri gayet doğaldır. Onlar sorumsuzca ve başıboş yaşadıkları hayatın sürmesini arzu ettiklerinden dolayı, böyle bir fikri düşünmek bile onları rahatsız eder. Ancak iyilik ve kötülüğün aynı sona sahip olması, Allah’ın hikmet ve adaletine ters düşer.

Sözgelimi salih bir mü’min, tüm hayatını Allah’ın koyduğu sınırlara bağlı olarak geçirirken, sırf Allah’ın emri olduğu için başkalarının hakkını yemeyip, Allah’ın haram kıldığı zevkleri terkederken, hatta Hak ve doğruluk adına dünyada her türlü zararı göze alırken

Kafir ve facirler hiçbir sınır tanımaz ve hiçbir ahlaki kurala uymazlar. Nerede çıkarlarına uygunluk görürler ve nasıl bir yarar sağlarlarsa, o şekilde davranırlar. Başkalarının hakkını çiğnerlerken yaptıklarının başkalarına zarar verip vermeyeceğini düşünmezler bile.

Şimdi bu her iki tip insanın da sonlarının aynı olması Allah’tan beklenebilir mi? Bu insanlar hayatlarının sonlarına kadar farklı yolları takip etmişlerken, ölümden sonra aynı akibetle karşılaşmaları mümkün müdür? Şayet böyle olsaydı, bu çok büyük bir haksızlık olmaz mıydı?

(Devamı gelecek inşa ALAH)

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.