sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
9,2620
EURO
10,7921
ALTIN
526,44
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
26°C
Ankara
26°C
Sağanak Yağışlı
Pazar Sağanak Yağışlı
21°C
Pazartesi Çok Bulutlu
20°C
Salı Çok Bulutlu
18°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
17°C

MİHRİ İSLAM OLAN ÜMMÜ SÜLEYM (R.ANHUMA)

13.06.2017
0
A+
A-

Bismillahirrahmanirrahim. Hamd alemlerin tek Rabbi, tek İlahı olan kainatın Hakimi Allah azze ve celle’ye selat ve selam ise son Nebi yaşayan Kur’an olan Hz. Muhammed (s.a.v)’e  olsun.

Mihri İslam olan Saliha bir zevce, şefkatli bir anne saadetli evinde güzel kokular saçan cennetlik bir hanım sahabi İslam medresesinde mümine kadınlar arasında türünün tek örneği. Medine’de büyüyen Neccar oğullarından bu sahabenin diğer adı Gumeysa’dır. İslam öncesi Malik b. Nadr ile evlenip Enes b. Malik adında bir oğlu olmuştı. İslam dini Mekke’de aydınlanıp dilden dile dolaşınca vahyin nuruna katılanlardan biride Ümmü Süleym oldu. Kur’an ayetlerini ve dara düştüğümüzde okuduğumuz veya cenazelerde açtığımız fakat hiçbir ibret ve öğüt almadığımız ama Kitabımız dediğimiz Kur’anı Kerim’den bahsediyorum.

Ümmü Süleym tek bir ayeti duyup iman ediyor ve onun gerektirdiği gibi yaşıyor. Fakat bizler yıllardır okuduğumuz halde hayatlarımızda hiçbirşey değişmiyor. Ümmü Süleym’in dilinden Kelime-i Tevhid düşmüyordu. Şimdi diyeceksiniz ki bizimde elimizden tesbih dilimizden şehadet düşmüyor. Evet doğru zahiren hep dilde Kelime-i Tevhid peki ama hangimiz bu kelimeyi  öğrendikten sonra Ü. Süleym gibi evladına sürekli bunu ezberletip bu telkinde bulunuyor. Gene diyeceksiniz ki tabikide bunu çocuklarımıza öğretiyoruz. Hatta ilk konuşmaya başlayan çocuğa Allah demeyi öğretip söyleyince de alkışlayan bizleriz. Dahası da var bizler o kadar dinimize bağlıyız ki küçük yaşta Kur’an öğrenmeye hoca’ya yolluyoruz çoçuklarımızı. Daha ne yapalım diyorsunuz değil mi.

Yazık bizlere ki İslam dinini bu kadar hafife almışız gerçek müminler bu kelime uğruna canını malını satarken bizler ezberleyecek geçiyoruz. Ü. Süleym’de bu kelimeyi çok iyi anlamıştı. Oğluna bunu anlatırken bir gün eve kocası geldi onu duyunca kızdı.

– Ne o sende mi dinini değiştirdin diye çıkıştı. – Hayır sadece Muhammed’in (sav) Peygamber olduğuna iman ettim dedi. – Oğlumun ahlakını ve inancını bozmaya çalışma.

– Ben onun inancını bozmaya çalışmıyorum, bilakis düzeltmeye çalışıyorum dedi.

Malik b. Nadr hakikate gözünü yummakta ısrar etti. Düşünmek bile istemedi eşine sinirlenip evi terk etti. Yolda ise bir düşmanıyla karşılaşıp münakaşaya girince öldürüldü ve Üm. Süleym dul yavrusu yetim kaldı. Sabırla evladını büyüttü tek dayanağı ve derdi Resulullah’ın ve bütün müminlerin davası olan İslam dini olmuştu. Kendini İslama adamış Allah Resulüne tabi olmuş canını ve malını cenneti kazanmak için satmıştı. Çünkü Allah (c.c) bunu şart koşmuştu. (Şüphesiz ki Allah müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. Tevbe 111) oğlu Enes büyümüştü. Bu sırada Ü. Süleym’e sürekli evlilik teklifleri geliyordu. Medinede saygın bir konumu olan ve zengin olan Ebu Talha bir gün onunla evlenebilme umuduyla yanına geldi. Ancak Ebu Talha iman etmemişti. Ü. Süleym onun teklifinde ısrarlı görünce;

– Ey Ebu Talha senin gibi biri geri çevrilmez fakat sen kafir birisin ben ise Müslüman bir kadınım. Tek ve bir olan eşi benzeri olmayan İlah’a ve Muhammed’in (sav) onun kulu ve Resulü olduğuna iman edip Müslüman olduğunu ilan edene kadar benim kocam olamazsın dedi ve kesin kararlı konuştu.

Ebu Talha şaşkındı, neye uğradığını şaşırmıştı. Ü.Süleym aklına hitap ederek devam etti. – Ey Ebu Talha ibadet etmiş olduğun ilahın yerden çıkan bir odun parçası ve falancının oğlu olan Habeşlinin yonttuğunu biliyormusun. Evet dedi. – Ey Ebu Talha bir odun parçasına ibadet etmeye utanmıyormusun. O konuşamaz, duyamaz ve seni sıkıntıdan kurtaramaz dedi ve son olarak şunu ekledi.  – Ey Ebu Talha eğer Müslüman olursan bunun dışında senden mihir istemeyeceğim. Onu anlamakta zorluk çeken Ebu Talha: Mihir olarak sana dilediğince altın ve gümüş verebilirim dedi. Ü.Süleym: Ben ne altın ne gümüş istiyorum. Senden tek istediğim İslam’dır dedi.

Merak ediyorum da varmıdır acaba böyle mübarek kadınlar hala. Bir kişinin hidayetine sebep olabilmek için tek bir karşılık bile beklemeyenler. Hangimiz bugün evleneceği kişiye ben senden hiçbir şey istemiyorum sadece Müslüman ol ve evimizi İslam evi yapalım diyordu. Bugün Müslümanım diyen kadınların tek derdi, en güzel çeyiz benim olsun, hiçbir şeyim eksik olmasın, eşyalarım son model olsun, eski bir evde kesinlikle oturamam, ben herşeyin en iyisine layığım.  Evleneceğim kişinin arabasıda olsun, maaşıda dolgun olsun yoksa bu iş olmaz.

He bide namazınıda kılsın tabiki dinine düşkün olsun ama fazla abartmasın Cuma’dan Cuma’ya gitsin yeter değil mi.

Daha sayamadığımız binlerce istek ve doymak bilmeyen arzular. Malasef bugün durum bu modaya ayak uyduracam diye kendini paralayan kadınlar asla bir Ümmü Süleym olamazlar.

Çünkü onun tek derdi ahirette kendisiyle beraber olacak bir eşdir. Onun bu teklifini Ebu Talha düşündü ve Allah (c.c) onun kalbini İslam’a sevdirdi. Resullullah’a giderek Müslüman oldu. Ve oğulları Enes nikahlarını kıydı. Artık onlar cennete giden yolda beraber mücadele ediyorlardı. Birde oğulları olmuştu. Adını Ebu Umeyr koydular. Fakat çoçuk biraz zaman sonra ağır bir hastalığa yakalandı. Babası Ebu Talha evde olmadığı bir günde öldü. Bundan sonra Ümmü Süleym’in yaptıklarını dikkatli okuyun ve kendinizi onun yerine koyun bakalım bizler bunu yapabilirmiydik…

Telaşa kapılmadan, feryat etmeden, sabırla kaderine rıza göstererek, yavrusunu yıkadı kefenledi ve güzel kokular sürerek üstünü örttü. Yatağına yatırdı. Ev halkına ise kimse Ebu Talha’ya oğlunun öldüğünü söylemesin. Ona ben haber vereceğim dedi. Bundan sonrasını İbni Malik şöyle anlatıyor: … Sonra Ebu Talha eve geldi. Çoçuğun durumunu sordu. Ümmü Süleym çoçuğun tamamen rahatladığını söyleyince Ebu Talha onun iyileştiğini sandı. Ona akşam yemeği getirdi. Oda yedi içti ardından Ümmü Süleym hiç süslenmediği kadar süslendi. Ve onunla birlikte oldu . Onun tatmin olup rahatladığını görünce ona;

– Ey Ebu Talha. Bir takım insanlar bir ev halkına bir emanet bıraksalar ve gün gelip onu ev halkından isteseler bu kişilerin onu alıkoyup vermeme hakları var mıdır dedi. Hayır yoktur dedi. – O zaman oğlun konusunda sabret dedi. Meseleyi anlayan Ebu Talha bu duruma öfkelenerek. – Ben necis olana kadar bekleyip, sonramı oğlumu bana haber veriyorsun dedi. Kalkıp Resulullah’a giderek olanları anlattı. Resulullah ise şöyle dedi. – Geçen gecenizi Allah bereketli kılsın dedi.

Ü. Süleym gösterdiği sabırdan dolayı Cenabı Allah aynı gece onun rahmine bir çoçuk tohumu attı. Ü.Süleym tekrar hamile kaldı. – Okuyunca yok artık daha neler bu kadarını da nasıl yapalım dediniz değil mi. Bence de yapamayız. Çünkü Müslümanım diyenler daha Rabblerine teslim olmayı bilmiyorlar ki kadere iman etsinler ve imtihanlara sabretsinler.

O gün Ümmü Süleym’in yaşadıklarını bugün Suriye’de Arakan’da ve diğer bölgelerde binlerce anne  yaşıyor. Hergün evlatlarını kendi elleriyle kefenliyorlar. Acaba nasıl dayanıyorlar hiç düşündük mü.  Daha sütten kesilmemiş yavrularının bir kere bile anne dediğini duymadan ona doyamadan gözleri önünde can veren evlatlarının acısına nasıl dayanıyor bu kadınlar. – Tabikide iman nuruyla. Kalplerinde ki Allah sevgisi ve korkusu, cennet arzusu olan insanlar ancak bu sabrı gösterebilir. Yoksa İslamın 5 vakit farzdan ibaret olduğunu söyleyen ama birini bile yerine getirmekten aciz olan, kalpleri kararan, dünya arzusuyla dolan hakka kör ve sağır kesilen Allah azze ve celle’nin deyimiyle dört ayaklı hayvan gibi yaşayanlar bunları nasıl anlayabilir ki.

Bir ah çekip geçerler. İşte bugün bir Ümmü Süleym ve diğer sahabeler gibi olabilmek o kadar kolay değildir. Bu hanım sahabenin mücadelesini anlatmakla bitiremeyiz. O hamile hali ile bile Resulullah ile gazvelere katılmaktan geri kalmamıştır. Rabbinin ayetlerine iman etmiş elem dolu azaptan kurtulmak için ve içinden ırmaklar akan cennet’e kavuşabilmek için son nefesine kadar mücadele etmiştir. İslama her daim hizmet edecek ve canını bu yolda verecek insanlar hep olmuştur ve olacaktır. Peki ya bizler bu dinin neresindeyiz..?

Rabbim gerçek müminlerin yardımcısı olsun inşallah.

Elhamdulillah

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.