MENÜ

MAŞİTE HATUN

124 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
MAŞİTE HATUN

BİSMİLLAHİRRAMANİRRAHİM

Hamd Alemleri yoktan var eden, idare eden, çekip çeviren, yaratmış olduğu Ademoğullarına yolunu Kur’an ve Sünnet vasıtasıyla gösteren Mü’minlere karşı merhametli kafirlere karşı şiddetli azap sahibi olan Allah azze ve celle’ye mahsustur.

Salat ve Selam Alemlere Rahmet olarak gönderilen Mü’minlerin önderi ve örneği olan O’na itaat edilmediği müddetçe kurtuluşun hayal dahi edilemeyeceği Hz. Muhammed (sav)’e onu Ehli Beytine, Ashabına ve kıyamete kadar O’nun izinden gitmek için mücadele eden tüm Mü’minlerin üzerine olsun inşaAllah.

Efendimiz Hz. Muhammed(sav) bir gün amcası Ebu Talib’in kızı Ümmü Hani’nin evindeyken semavi bir yolculuk yapmak üzere Cebrail (as) “Burak” adında bir binekle gelmişti. O gece Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksa’ya, oradan da Semaya çıkarılmıştı.

Arşa yükselirken Sema’nın kapıları bir bir açılıyordu. Bir anda ortaya mümkün olmayan bir  koku yayılmıştı. Misklerden, esanslardan bilinen bir kokuydu. Efendimiz (sav) Cebrail (as)’a sordu. “Ey Cebrail bu koku ne?” Cebrail (as) “Bu yanık kokusudur.” Diye cevap verir. Rasulullah (sav) “Bu nasıl bir yanıktır ki böylesine güzel kokuyor?” diye sorar. Cebrail (as) “Bu Maşite Hatun’un, çocuklarının ve eşinin yanık kokusudur.” Diye cevap verir.

Evet bakalım şimdi Maşite Hatun nasıl bir imana sahipti ki asırlar sonra Rasulullah (sav) bu imanın kokusunu almıştı.

Bir rivayete göre Maşite Hatun’un kocası Musa (as) döneminde firavunun haznedarlığını yapıyordu. Maşite Hatun firavunun kızının dadılığını yapıyordu. Kendisi Musa (as)’ın dinine inandığı halde imanını gizliyor, ibadetlerini de gizli yapıyordu.

Bir gün Maşite Hatun firavunun kızının saçını tararken tarağı yere düşürdü yerden alırken gayri ihtiyari “Bismillah” dedi.

Firavunun kızı fark edince durumu sorar Maşite Hatun’a;

“Nedir o dediğin? Allah kimdir?”

Maşite Hatun bir durur düşünür. Ya imanını saklayıp canını kurtaracak ya da imanın getirisi olan tavrı gösterip yaşamak için değil imani tavrı gösterip bedel ödeyecek ve Hakk’ın hakikatin savunucusu olacaktı.

Maşite Hatun dedi ki;

“O Musa’nın(as), benim, senin ve baban firavunun yaratıcısı olan Allah’tır.” Der.

Evet Maşite Hatun’un imanı açığa çıkmıştır. İşte imanın kalbe yerleşmiş hali iman kişinin ağzında dolaşan bir söz olursa kişiyi hiçbir zulme, küfre, günaha karşı ayakta tutamaz.

Firavunun kızı Maşite Hatun’un cevabı üzerine şaşkına dönerek;

“Babam’dan başka Rab mı var?” diye sorar.

Maşite Hatun;

“Evet kızım Benim’de, babanın da tek Rabbi Allah’tır.”

Deyince firavunun kızı tehditler savurur;

“Seni babama söyleyeceğim ondan başka rab edindiğini söyleyeceğim.” der.

Firavunun kızı direk babasına koşuyor;

“Ey babacığım Maşite Hatun, senden başka Rab edinmiş. Musa’nın Rabbine iman etmiş. Kimse duymamışken onu paramparça et.” der.

Firavun Maşite Hatun’u yakalatır. Kızı her şeyi anlatmıştır. Sorar;

“Ey Maşite benden başka rab mı edindin?”

Onun istediği Maşite Hatun’un ayaklarına kapanıp ondan affını dilemesiydi. Çünkü bu onun İlahlık iddiasının güçlendirip Musa(as)’ın ardından gidenlerin belki ayağının kaymasına sebep olacaktı.

Maşite Hatun artık duramaz;

“Evet ey firavun seni ve kainatı yaratan Alemlerin Rabbi olan Allah’tır. Benim Rabbim.” Diye cevap verir.

Firavun çılgına dönerek bunu hazmedemeyip. Maşite Hatun’a türlü işkenceler yaptırıyor. İlk önce teker teker tırnaklarını söktürüyor. Ve soruyor;

“Ey Maşite vazgeçmeyecek misin? Vazgeç seni affedeyim.”

Fakat bilmiyor ki azgın firavun kalbe yerleşen imanın insanın bütün vücuduna dağılır. Tırnak uçlarına kanın geldiği gibi imanda böyle dağılır. Vücuda kanı dağıtan kalptir değil mi? işte imanda kalbe yerleşince onu bütün uzuvlara dağıtır. İman kalbe yerleştiği zaman bütün vücuda hükmeder. Eğer bizde iman ettik deyip bu hayatı Allah azze ve celle’nin istediği gibi değil de istediğimiz şekilde yaşıyorsak bizim imanımız bırakın kalbe yerleşmeyi boğazımızdan aşağı inmemiş demektir. Kalbe yerleşmeyen iman ise bizi Rabbimizin rızasına değil azabına muhatap eder. Allah muhafaza…

Maşite Hatun firavuna;

“sen aciz bir adamsın. Şu kapının ardında ne olduğunu bile bilemezsin. Acıktığında yeri eşeler karnın ağrıdığında iki büklüm kıvranırda güç yetiremezsin. Seni beni herşeyi yaratan Musa’nın(as) Rabbine iman ediyorum” der.

Firavun öfkeyle dolar ve;

“madem öyle bunu tavana saçlarından asın beni Rab bilene kadar işkence edin.” diye emreder.

Öyle yaparlar. Farklı işkenceler denerler ama Maşite Hatun “La İlahe İllallah” demekten dönmez. Firavun iyice sinirlenir azgınlığı artar ve çocuklarını getirir.

5 yaşındaki kızı annesini o halde görünce ağlar işte bir kadın için en zor olan imtihanı veriyor Maşite Hatun. Firavun bağırır;

“İmanından dön!”

Maşite Hatun;

“Vallahi dönmem, sen zalimsin!” diye haykırır.

Firavun tekrar;

“O zaman kızını öldürürüm” der.

Maşite Hatun dönmeyince 5 yaşındaki kızını öldürüp kanını da Maşite Hatun’un üzerine sürer. Maşite Hatun dönmüyor aksine daha da sarılıyordu.

Öyle ki artık kocasıda dayanamadı. Firavuna;

“sen kalbi kararmış zalim bir canavarsın.” Der. Ve “Bende Musa’nın (as) Rabbine iman ediyorum” diye haykırır.

Yani Maşite Hatun’un imanının kokusu dışarıya yayılmaya etrafa dağılmaya başlar.

Firavun artık çileden çıkmıştır. Büyük bir kazanda yağ kızdırırlar.

Firavun tekrar onlara döner;

“Söyleyin benden başka Rab, İlah var mı?” diye sorar.

Onlarda;

“Allah(cc) birdir. Allah’tan (cc) başka İlah yoktur.” Diye cevap verince bu sefer firavun 5 aylık kundaktaki yavruyu getirmelerini ister. Getirilen yavruyu annesine yaklaştırdıklarında saatlerdir süt emmeyen yavru, meme aramaya başlar.

Onun bu halini gören Maşite Hatun bir an duraksar ve işte o açlıktan faydalanan şeytan fısıldar kulağına;

“Sen cani bir annesin kızının biri gitti senin yüzünden buda mı ölsün.” Diye.

İşte tam bu sırada kundaktaki bebek dile gelir;

“Ey anneciğim. Rabbin için sabret Allah(cc) bizimle beraber bizim yardımcımızdır.” Der.

Firavun ve orada hazır olanlar da bu sözü duyarlar. Yalnız Tevbe edip iman edecekleri yerde daha da azgınlaşıp hepsini kızgın yağın içerisine attırmıştır. Ve işte Rasulullah’ın (sav) duyduğu bu koku Semaya yükselmiş Cenneti sarmıştır.

Evet çocuğuna kıyamayıp sabah namazına kaldırmayan anne olmak, bir de hakikat denizinde yavrunla birlikte boğulmak.

Kocam izin vermiyor diye dinini yaşamayan kadın olmak, ya da Maşite Hatun gibi kocanın iman etmesine vesile olmak.

Ne pahasına olursa olsun canını, malını her şeyini ortaya koyup Cenneti kazanmak var.

Bir de birkaç amelle o da yarım yamalak Cenneti hayal etmek var.

Ömür sermayesinin Hakk yolda harcamak Hakk’a şahit olmak var.

Bir de o ömrü boş malayani bir şekilde bomboş yaşayarak ziyan etmek var.

Müslümanım diye dille söylemek var.

Bir de Müslümanca yaşamak var.

Evet bizlerde iman ettik diyoruz. O zaman şu sözün üzerinde tefekkir edelim İNŞAALLAH…

Sözler hakikat değildir.

Ağızdan çıkan seslerdir.

Hakikati öğrenmek için söze değil,

Yaşamaya ihtiyaç vardır.

Rabbim bizleri de Hakk’a şahit olabilen iman erlerinin arasına katsın.

VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN

 

 

 

Mürşide YOLCUTüm Yazıları
Yorum Yaz