sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6677
EURO
15,5460
ALTIN
783,53
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Yağışlı
11°C
Ankara
11°C
Yağışlı
Perşembe Çok Bulutlu
10°C
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C

LEYLÂ BİNT EBÎ HASME (R. ANHÂ)

15.11.2021
0
A+
A-

                                                             BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd alemleri yoktan vareden  Allah azze ve celle’ye Salat Rasulullah s.a.v ‘e Selam ise bütün müminlerin üzerine olsun. inşaAllah

«Ebû Hasme’nin Kızı Leylâ (R. Anhâ)»

«Leylâ bint Ebî Hasme, Medine’ye hevdec İçinde hicret eden ilk kadın şahabıdır.»

Âmir İbn Rabîa’mn hanımıydı. İkisi de ilk Müslüman olanlardandı. Kocası Âmir, Zeyd İbn Nufeyl’in şöyle dediğini duymuştu:

—  Ben,  İsmail’in  soyundan ve Abdullmuîtalib  oğullarından bir peygamber  bekliyorum.  Kendimin ona yetişeceğini zannetmiyorum. Ben ona inanıyor ve onu tasdik ediyorum. Onun bir peygamber olduğu­na şehâdet ediyorum. Eğer sen uzun yaşarsan onu görürsün. Benden ona selâm söyle. Açık bir şekilde onun vasıflarını sana bildireceğim.

Âmir bn Rabîa :

—  Haydi söyle, dedi.

Zeyd İbn Amr İbn Nufeyl anlattı:

—  O, ne kısa ne de uzun, saçı ne çok ne de az bir kimsedir. Göz­lerinde daima bîr kırmızılık vardır. Peygamberlik mührü iki kürek ke­miğinin arasındadır. Adı Ahmed’dir. Bu memleket onu doğduğu ve Peygamber olarak gönderildiği yerdir. Daha sonra kendi kavmi onu memleketinden çıkaracak. Yesrib’e hicret edinceye kadar onun getir­diklerini istemiyecekler. O da dâvasını açıklayacak. Onu aldatmaktan sakın. Ben İbrahim’in dinini aramak üzere bütün memleketleri dolaş­tım. Kendilerine sorduğum bütün yahudi, hıristiyan ve mecusiler, bu din senden sonradır, diyorlar ve benim sana tarif ettiğim gibi tarif ediyorlar ve şöyle diyorlar: Ondan başka peygamber kalmadı.

Âmir İbn Rabîa, Rasûlüllah’a Zeyd İbn Amr İbn Nufeyl’in sözünü anlatınca Peygamber (S.A.V):

Onu cennette eteklerini çekerken gördüm, buyurmuştur.

Mekke’de Rasûlüllah’ın {S.A.V) tek olan Allah’a inanmaya davet ettiği yayılınca Kureyş eşrafı öfkelenip :

—  Kureyş’in yetimi akıllarımızı çeldi, atalarımıza hakaret etti ve bizim topluluklarımızı dağıttı, dediler,

Peygamber’İn ashabına en ağır işkenceleri yaptılar. Âmir İbn Ra-bîa’yla hanımı Leylâ Bint Ebî Hasme, Abdullah İbn Abdilesed ve hanı­mı Hind Bint Ebî Umeyye İbni’l-Muğîre ve Hz. Osman’la hanımı Rasû­lüllah’ın kızı Rukayye gözleri yaşlı olarak Rasûlüllah’a geldiler ve :

—  Ya Rasûlellah! Kavmimiz bize en ağır işkenceyi yaptı, dediler.

Rasûlullah (S.A.V) sustu. Rasulullah’i, (S.A.V) Allah amcası Ebû Talib vasıtasıyla himaye etmişti.. Daha sonra Rasûlüllah (S.A.V) şöyle dedi :

—  Kim dinini kurtarmak için bir yerden başka bir yere kaçarsa, orası bir karışlık da olsa, cennet ona vacîp olur. O babası Halîlullah İbrahim ve peygamberi Muhammed’in rafiki (arkadaşı) olur.

Âmir İbn Rabîa ve Leylâ Bint.Ebî Hasme :

—  Ya Rasûlellah! Nereye gidelim? dediler. Rasûlüllah (S.A.V):

—Yeryüzüne dağılın, çünkü Allah Ta’âla sizi biraraya getirecek tir, buyurdu.

Leylâ Bint Hasme :

—  Nereye gidelim ya Rasûlüllah! diye sordu. Peygamber (S.A.V):

—  Habeşistan tarafına gidin. Çünkü orada yanında hiç kimseye zulmedilmeyen bir hükümdar (Necaşi) vardır. Orası doğruluk yurdudur, buyurdu.

Osman İbn Maz’un :

—Ya Rasûlellah! Mekke’ye nezaman döneceğiz? dedi.

Rasûlüllah (S.A.V) şöyle cevap verdi:

—Allah içinde bulunduğunuz durumdan size bir ferahlık verdi­ğinde.

Evet ne yazıkki bizler bırakın yaşamayı daha İslam dinini öğrenmek için yerimizden kımıldayamıyorken onlar yurtlarını,bırakıp hicret ediyor, bizler televizyon, telefon, eğlence nefsi arzularımızdan vazgeçemiyorken onlar ,canlarından geçtiler. Bizler neden geçemiyoruz ?sebep ne?

Sebebini Allah azze ve celle kıyamet suresi 20.21. Ayette şöyle açıklıyor.

Hayır; siz çarçabuk geçmekte olanı (dünyayı) seviyorsunuz. (20)Ve ahireti terkedip-bırakıyorsunuz. (21)

Allah  azze ve celle ile kulu arasındaki bağı koparan en önemli sebep dünya hayatının boş ve geçici şatafatına aldanmak kısaca dünyevileşmektir.

Kâinattaki bütün varlıklara yaratan Allah  azze ve celle  iki farklı hayat yaratmıştır. Bunlardan ilki, ebedî olarak tanımladığı ahiret hayatı, ikincisi ise geçici olarak yarattığı dünya hayatıdır.

Dünya hayatını bir imtihan hayatı, dünyayı da bir imtihan yeri olarak tanımlayan Allah  azze ve celle yarattıklarını bu iki hayat arasında yönlendirmiştir. Yarattıkları içerisinde irade sahibi olmayanları sadece dünya hayatı için yaratmıştır. Fakat irade sahibi olan cinler ve insanlar için, dünyayı ve dünya hayatını bir imtihan vesilesi olarak düzenlemiştir.

Bu imtihan tarihi boyunca insan, dünyaya yöneldiğinde, Allah azze ve celle insanları en güzel şekilde uyarmış ve ebedi istikâmet’e yönlendirmiştir.

Allah (cc) tarafından son uyarı, onun Resulü Hz. Muhammed  (sav) ve kitabı Kur’anı Kerim aracılığı ile yapılmıştır. Kur’anı Kerim ve onun en güzel açıklayıcısı olan Resulullah’ın (sav) hayatı kıyamete kadar koruma altına alınmış ve sarsılmaz bir rehber olarak bizlere sunulmuştur.

İmtihan tarihi boyunca imtihanın temelde 3 tarafı olmuştur: Bunlar; Allah azze ve celle, insan ve en önemli tarafı da şeytan! Şeytanın imtihan sürecinde tek hedefi vardır. insanı türlü hileler ile aldatmak ve Allah  ile kulu arasındaki bağı koparmaktır.Şeytanın bu süreçte kullandığı en temel aleti ise dünya hayatı ve dünyevileşmektir.

Bu hakikat Kur’an-ı Kerim’de bizler ile şu şekilde paylaşılmıştır:

FATIR 5. AYET =Ey insanlar. Allah’ın vaadi gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) Allah’ın affına güvendirmek suretiyle sizi aldatmasın.

Bu kadar uyarıya rağmen hala Müslüman olanların ve iman iddiasında bulunanların ebedi olan ahireti unutup dünya hayatını benimsemesi ancak şu şekilde açıklanabilir ki akıl nimetini doru istikamet’i bulmak için kullanmıyor, gerçek manada idrak edemiyoruz. Kısaca cahillik gerçek manada başa bela…

Ömer İbnu’l-Hattab bazı müslümanların fitne korkusuyla dinlerini kurtarmak için Habeşistan’a gitmeye hazırlandıklarını öğrenince -ki Âmir İbn Rabîa’yla hanımına en sert davrananlardandı- Âmir İbn Ra-bîa’nın evine gitti. Gördü ki Âmir’in hanımı Leylâ Habeşistan’a gitmek İçin hazırlanmış devesinin üzerindedir. Ömer İbnu’l-Hattab :

— Ummu Abdİllah nereye? diye sordu. Leylâ Bint Ebî Hasme :

—Dinimiz yüzünden bize eziyet ettiniz, biz de Allah’ın toprağın­da gidiyoruz, dedi.

Ömer İbnu’l-Hattab :

—- Aliah sizinle birlikte olsun, dedi.

Leylâ Bint Ebî Hasme şaşırdı.. O Hattab oğlunun müslüman olma­sını çok istemişti. Âmir İbn Rabîa dönünce hanımı ona Ömer İbnu’l-Hattab’m söylediğini anlattı. Âmir alaylı olarak gülümsedi ve:

—Ömer İbnu’l-Hattab’ın müslüman olmasını istemez misin? Dedi.-

Leylâ Bint Ebî Hasme :

— Niye olmasın? dedi. Âmir İbn Rabîa da şöyle cevap verdi:

— Vallahi, Hattab’ın eşeği müslüman olmadıkça o müslüman ol­maz.

Hz. Osman’la hanımı Rasûlülfah’ın kızı Rukayye, Ebû Huzeyfe İbn Utbe’yle hanımı Sehle Bint Süheyl İbn Âmr, ez-Zubeyr İbnu’l-Avvam, Mus’ab İbn Umeyr, Âmir İbn Rabîa’yla hanımı Leylâ Bint Ebî Hasme, Abdullah İbn Abdilesed’Ie hanımı Hind Bint Ebî Umeyye, Ebû Sebre İbn Ebî Ruhm, Hatib İbn Amr, Süheyl îbn Beyda ve Abdullah İbn Mes’-ud.. Habeşistan’a hicret ettiler.. Üç ay sonra Habeşistan’a hicret edener Ömer İbnu’l-Hattab’ın ve Rasûlüllah’ın ashabının Harem’de rahat ve huzur içinde namaz kılar ve Kur’ân okur hale geldiklerini öğrendiler. Hz. Ömer’in müslüman oluşunu bir hayır müjdesi kabul edip, Mekke’­ye döndüler.

Fakat Kureyş, efendilerinden birinin himayesinde olmayanlara en ağır işkenceleri yaptılar.. Âmir İbn Rabîa’yla hanımı Leylâ Bint Ebî Hasme ikinci defa hicret için Rasûlullah’tan (S.A.V) izin istediler.. Peygamber (S.A.V) ashabına izin verdi. Hanımları ve çocukları hariç 83 erkek hicret etti.

Habeşistan’a hicret edenlere, ez-Zubeyr İbnu’l-Avvam, Abdurrah-man İbn Avf ve Hz. Osman gibi ticaretle meşgul olan, Habeşistan’dan San’a ve Necran pazarlarına giden müslüman tacirlerden haberler geli­yordu. Onların kışın çıkmaları Rasûlüllah’la [S.A.V) ilgili haberleri, ta­kip etmek gayesiyle Kureyş’ten çıkanlarla karşılaşmak veya kavimle­rinin kafilesi içinde çıkan bazı müslümanlarla gizlice görüşmek içindi.

Habeşistan’a hicret edenler Rasûlüllah’ın savaşçı bir kavme sı­ğındığını, Evs’le Hazrec’in kadınlarını korudukları gibi o’nu koruyacak­larına dair Rasûlüllah’a bey’at ettiklerini öğrendiler. Ebû Seleme (Ab­dullah İbn Abdilesed el-Mahzumî) Ummu Seleme (Hind Bint Ebî Umey­ye) harekete geçtiler. Âmir İbn Rabîa’yla hanımı Leylâ Bint Ebî Hasme ve birçok Habeşistan muhaciri Mekke’ye döndüler…

Hz. Peygamber’e (S.A.V) Ensar’ın beyat ettiğini, mallarını ve şe­reflerini kaybetmek pahasına onu kabul ettiklerini ve Habeşistan’a hic­ret edenlerin döndüklerini öğrendiklerinde Kureyş’in düşmanlığı da­ha da arttı. Rasûlüllah’ın ashabının çektiği sıkıntılar da fazlalaştı. On­lar dinleriyle müşriklerin işkenceleri arasında sıkışıp kaldılar. Âmir İbn Rabîa ile hanımı Leylâ Bint Ebî Hasme, Sa’d İbî Vakkas ve el-Mik-dad İbnu’l-Esved Rasûlüllah’a başvurup hicret için ondan izin istediler. Rasûlüllah (S.A.V) onlara izin vermeyerek, birkaç gün bekledi.. Daha sonra şöyle dedi .

—  Sizin hicret yurdunuzu bildiriyorum. Orası Yesrib’tir. Rasûlüllah (S.A.V) ashabına :

—  Kim çıkmak istiyorsa oraya çıksın, diyerek izin verdi.

Âmir İbn Rabîa hanımı Leylâ Bint Ebî Hasme’yi deveye bindirip Ku­reyş’in haberi olmadan Yesrib’e gitti. O Ebû Seleme el-Mahzumî’den sonra ilk hicret eden kişi oldu. Leyiâ Bint Ebî Hasme de Yesrib’e hev-dec içinde gelen ilk kadın oldu.

Rasûlüllah (S.A.V) Yesrib’e hicret ettiğinde Âmir İbn Rabîa’mn evine gelirdi.. Bir gün Âmir’in evindeydi. Leylâ Bint Hasme oğlu Ab­dullah’a :

—  Gel sana birşey vereceğim, dedi. Peygamber (S.A.V) ona :

—  Ona ne vermek istedin? dedi. Leylâ Bint Ebî Hasme :

—  Ona bir hurma verecektim, dedi. Rasûlüllah

— Ona bîrşey vermeseydin, sana yalancı damgasını vuracaktım, dedi .

Fahr-i Kâinat (s.a.) Efendimiz ashabını böylesine titiz yetiştirdi. Devamlı onları eğitti. İslâm’ın güzel ahlâkını onlara öğretti.

Kimse aldatılmamalıydı. Aldatılan bir çocuk, hatta kendi çocuğumuz bile olsa böyle yanlış bir hareket yapılmamalıydı. Yavrumuzun bu ahlâksızlığı öğrenmesine dahi fırsat verilmemeliydi. Zira; “Bizi aldatan, bizden değildir.” buyurulmuştu. (Müslim)

Allah onlardan razı olsun. İNŞAALLAH

VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.