sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

KUTSAL YOLCULUK-2

KUTSAL YOLCULUK-2
22.10.2020
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMNAİRRAHİM

 

Hamd; yoktan var eden, varlığından haberdar eden, kullarının isteklerine cevap veren, kulları ile olan ilişkilerinde rahmeti ilke edinen, kullarını Cennet’e davet eden ve bilet parasını da kendisi veren ve o davete icabet edecek vasıtaları yaratan ve el-Bais ismi ile harekete geçiren, mümin kullarını ölüyken dirilten ve insanların arasında yürümesi için onlara bir nur veren, mümin kullarını bilgisizlerden ve davete icabet etmeyenlerden hem dünya hem ahiret hayatında birbirinden ayıran yegane Mabud, İlah ve Rabb olan Allah (cc)’a mahsustur.

Salat ve selam, hak din ile gönderilen ve Alemlerin Rabbi olan Allah tarafından bir ruh(Kur’an) ile desteklenen, İslam nedir Kitap nedir bilmez iken bir nur(Kur’an) ile önü aydınlatılan ve kendisine yetişmiş ve kendisinden sonra gelecek olanlara bu nuru öğreten ve onları da aydınlatan, ittiba gösterilmediği takdirde rıza-i ilahinin ve muhabbet-i ilahinin elde edilmesinin mümkün olmadığı Allah Rasulu (sas)’in üzerine olsun.

Ve selam O(sav)’nun tertemiz ehl-i beytine, vasıfları Tevrat’a ve İncil’e konu olan, düşmanlarının dahi takdirine şayan olan, Allah(cc)’ın imanlarını ve itaatlerini tasdik edip doğruladığı ve kullarına bir örnek olarak seçtiği ve Rasulullah (sav)’e arkadaşlık etme ve O’nu koruyup muhafaza etme şerefine erdirdiği Sahabe-i Kiram’a, tabiine teb-i tabiine ve tüm müminlerin üzerine olsun.

Geçen ay ki yazımızda kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hadisi hatırlayarak başlayalım;

Nu’man b. Beşir (ra)’den rivayet edilmiştir; Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur;

“Allah’ın koyduğu sınırlarını gözetmeyenlerle, sınırlar içinde kalanlar şuna benzerler. Bir topluluk düşünün ki gemiyi aralarında paylaşmışlar. Bir kısmı yukarı katta, bir kısmı aşağı katta oturuyor. Aşağıdakiler yukarıya çıkıp kendileri için su alıyorlar ve yukarıdakiler bundan rahatsız oluyorlar. Bunun üzerine aşağıdakiler ellerine baltayı alıp geminin dibini delmeye kalkışıyor. Yukarıdakiler onların yanına gelerek; “Niye böyle yapıyorsunuz?” diyorlar. Onlar da; “Siz bizden rahatsız oldunuz ama bize de su lazım” diyorlar. Şimdi diğerleri onların ellerini tutar yaptıklarına engel olurlarsa hem onları hem de kendilerini kurtarırlar. Onları kendi hallerine bırakırlarsa hem onların, hem de kendilerinin ölümüne sebep olurlar.”[1]

Geçen yazımızda geminin altındaki yolcuların durumlarını değerlendirmeye çalışmıştık. Bu ay ise geminin üstündekileri değerlendirmeye çalışacağız inşaAllah.

İnsanın içerisinde bulunduğu mekan ne kadarsa görebileceği ve farkedebileceği şeyler de o kadardır. Ne demek istiyorum; Birinci katta oturan kişi ile ikinci katta oturan kişinin gördüğü şeyler bir değildir. İkinci katta oturan daha fazla şey görür ve daha fazla şey fark eder. Bu kat yükseldikçe bakış açısı genişleyeceğinden dolayı görülen ve fark edilen şeyler de genişleyecektir. Hadiste belirtilen yolculardan üst tarafta olanlar alttakilerden daha fazla şey görmekte ve fark etmektedir. Dolayısıyla bakış açımızın yetmediği durumlarda bir üst katta oturana danışır göremediğimiz yer ile alakalı soruları onlara sorarız. Birinci kattan, ancak ikinci kattan gözükebilecek şeyleri görmeye çalışmak çok komik bir duruma düşmekten ziyade akıl sahibi olan birisinin yapmaması gereken bir şeydir. Dolayısıyla geminin üstündekiler kendi gördüklerini alttakilerin görmediği düşüncesini unutmamalıdırlar. Bu onlara yapılacak olan nasihatta dikkat edilmesi gereken meseledir. Görmüyor olmalarını anlayışla karşılamalı ve sabırlı davranmaları gerekir. Bu göremediği durumlar için böyledir. Yoksa yapılacak olan her yanlışa göz yumulacak manasına gelmediği unutulmamalıdır.

Geminin üstündekiler dış alem ile daha fazla irtibat halindedir ve bu dış alemle irtibatlı oluşları onların sırtındaki yükü artırmaktadır. Bu yükün en ağırı ise gemiye gelebilecek zararı en önce fark etmesi gereken kişiler olmalarıdır. Bu gerçekten ağır bir yüktür ve yükümlü olduğu şeyler sadece bununla da sınırlı değildir. Çünkü geminin üstünü görmeyen alt taraftaki kişiler vardır ve onlara durumun ciddiyetini ve önemini hissettirmek onlara düşmektedir. Kontrol etmek de bir diğer yükümlülüktür. Dolayısıyla bu gibi yükler stresi artıracaktır. Stresin artması sinirlerin gerilmesine o da hata yapmaya neden olabilir.Bunun önüne geçecek olan etken ise tevekkül ve sabırdır. Hadiste dikkat edilirse üzerlerine su sıçradığı için rahatsız oldukları bildiriliyor. Bu onlara alt taraftakilerden gelen bir ezadır. İlk olarak bunu sabırla karşılamak gerekir. Çünkü dikkat ederseniz sabırsız davranışları onları gemiyi delmeye itiyor. Bu yöntem ile tepki aldıkları için bir başka yöntem deniyorlar.

Hadiste muazzam bir ders var; hadis tek bir grubu sorumlu tutmuyor. Her iki gruba da sorumluluk yüklüyor. Alttakilerin bazı sorumluluklarından geçen yazımızda bahsettik. Burada üsttekilerin sorumluluğu ise bu duruma sabretmek ve onları kalkışacakları bu işten vazgeçirmek yani onlara nasihat etmek.

Şunu net bir şekilde söyleyebiliriz ki; alttakiler üsttekilerin kendilerine sabırlı olmalarını istedikleri gibi üsttekilerin de alttakilerden emin olmak istediklerini unutmamalıdırlar. Evet geminin üstündekiler altındakilerden böyle bir delme işine girişmeyeceklerinden emin olmak isterler. Gayet de haklıdırlar. Fakat. Onları bu eminliğe kavuşturacak olan aldıkları tedbirler, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak ve sorumluluğun ciddiyetini kavramak gibi şeylerdir. Aslında kısa ve net olarak şunu söyleyebiliriz; Bu geminin sağlıklı bir şekilde yürümesi her iki grubun görevlerini layığıyla yerine getirmeye çalışmalarıyla mümkündür.

Alttakiler üsttekilerin kendilerinden daha çok şey gördüklerini unutmamakla beraber onlardan gelen talimatı bu çerçeve ile değerlendirmelidirler.

Üsttekiler iyiliği emretmek ve kötülükten nehyetmek düsturuna titizlikle yaklaşmalı ve sabır ile tevekkülü kuşanmalıdırlar.

Her iki grupta bu geminin çok kutsal bir yolculukta olduklarını unutmamaları gerekir. Ve şu ayetleri daima hatırlarında tutmaları gerekir;

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.”(Maide/54)

“Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygambere muhalefet eder, mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu (o kimseyi) döndüğü o yolda bırakırız. (Fakat ahirette) kendisini cehenneme koyarız.  O ne kötü bir yerdir” (Nisa Sûresi:115) 

“Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük azab vardır.

“O gün kimi yüzler ağarır, kimi yüzler de kararır. Yüzleri kararanlara `Siz iman ettikten sonra tekrar kâfir mi oldunuz? O halde kâfir olmanızın karşılığı olarak da bu azabı tadınız’ denir.”

“Yüzleri ağaranlara gelince onlar Allah’ın rahmeti içindedirler ve orada sürekli kalacaklardır.” (Al-i İmran/105-107)

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

SELAM VE DUA İLE

TEVFİK ALLAH(CC)’TANDIR…

 

[1] Buhari – Şahitlikler 30. Bab 2686 nolu hadis, Ortaklık 6.Bab 2493 nolu hadis, Tirmizi – Fiten 12. Bölüm 2173 nolu hadis

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.