MENÜ

KUR’AN İLE YÜCELMEK

153 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
KUR’AN İLE YÜCELMEK

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Şüphesiz hamd, Allah (c.c.)’adır. O’na şükreder ve ondan yardım dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız. Allah’ın hidayete erdirdiği, kurtuluşa ermiştir, Allah’ın saptırdığı da kendisi için bir dost ve rehber bulamaz.

 

Salat ve selam alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav.)’e ashabına, ehli beytine ve tüm müminlerin üzerine olsun. Amin.

Allah’ın kendi katından bir kitap göndermesi yaratılmışlar için özelliklede biz insanlar için büyük bir lütuf ve ikramdır. Kendilerine bir şeyler ikram edilenler işin doğası gereği ikram eden makama veya merci iye teşekkür ve şükranlarını sunmak zorundadırlar. Yer ve gökteki her şeyi yaratan Allah yaratmış olduğu bu varlıklar ile irtibatını da rahmeti gereği kesmemiştir. Kendi içlerinden yine kendileri gibi bir insanı elçi seçmek suretiyle onların hem dünyada hem de ahirette onurlu ve şerefli bir hayat yaşamalarını da sağlamıştır.

Efendimiz (s.a.v.) bir gün Ashabına ilahî kelamın değer ve kıymetini öğretme adına şöyle bir söz söyler: “Gerçekten Allah bu kitap ile bazı toplulukları yüceltir, bazılarını ise alçaltır.” (Müslim, Müsafirîn, 269; İbn Mace, Mukaddime, 16)

Mekke valisi Nâfi b. Abdulharis ile Hz. Ömer’in aralarında geçen bir konuşma çok manidardır ve bizler için çok önemli mesajlar taşımaktadır.

Vali Nâfi görevli olduğu bir gün yerine azatlı kölelerden biri olan İbni Ebzâ’yı vekil olarak bırakır ve Medine’ye doğru yola çıkar. Medine’ye varmadan Usfân denen mıntıkada Halife Ömer ile karşılaşır. Hz. Ömer Mekke valisini karşısında görünce ilk önce sorduğu; “Kimi yerine vekil bıraktın?” sorusu olur. Çünkü Hz. Ömer devlet işlerinde çok ciddidir, asla en küçük bir ehliyetsizliğe ve disiplinsizliğe yer verilmesine tahammül etmemektedir. Vali Nâfi, “Yerime İbni Ebzâ’yı bıraktım” der. Hz. Ömer tanımadığı bu şahıs hakkında bilgi almak adına bu sefer de; “O kim?” diye sorar. Vali Nâfi; “Bizim azatlı kölelerimizden biridir” diye cevap verir. Mekke’nin sosyal yapısını çok iyi bilen Hz. Ömer şaşırır ve Nâfi’ye derki: “Şimdi sen Mekkelilerin üzerine azatlı bir köleyi mi vekil olarak bıraktın?” Nâfi verdiği cevapla Hz. Ömer’e yıllar önce Efendimiz’den duyduğu sözü hatırlatır. Der ki: “Ey Müminlerin Emiri! İbni Ebzâ içimizde Allah’ın kitabını en iyi bilenlerden biridir; böyle olduğu için zaten ben onu vekil olarak bıraktım.” Hz. Ömer bir anda sarsılır ve yukarıda aktardığımız hadisi hatırlar; Kur’an’ın kendisine tabi olup, onun ahkamı ile amel edenleri ve ahlakı ile ahlaklananları yükselttiğini, ama ona sırtlarını dönenleri, o yokmuş gibi yaşayanları, onu devri geçmiş bir mesaj olarak anlayanları yada onu gözden çıkarılacak kadar basit bir şey gibi ona muamele edenleri ise alçalttığını ikrar eder.

Bu gerçek dün böyleydi de, bugün böyle değil midir? Elbette ki böyledir.!

“Kur’ân’ı öğreniniz, onu okuyunuz. Çünkü Kur’ân öğrenip okuyan/anlayıp-anlatan kimse, içi misk dolu bir kırbaya benzer. Kur’ân’ı ezberleyip onu hafızasında tuttuğu halde yatan bir kimse, misk ile doldurulup ağzı bağlanan bir kırbaya benzer.” (Kandehlevi, Hayatü’s-Sahabe, 2/100)

“Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz” ( Araf-3.)

İşte Rabbimizin en güzel ve en net ifadesi. Tabi olun ona. Uyun bu kitaba. Onu anlayın ve sizden ne istiyorsa öylece yapın.Meslek seçmeniz konusunda, kazanmanız harcamanız konusunda, çocuklarınıza isim vermeniz konusunda, almanız vermeniz konusunda ve hayatınızın her bir konusunda size ne tarif ettiyse, nasıl yapmanızı tarif buyurduysa uyun ona.

Hemen hemen Kur’an’ın her bir sayfasında Rasulullah Efendimize Kur’an’a tabi olma ve ondan başkalarına uymama talimatı verilmektedir. Tabii ki Rasûlullah’a vahye tabi olma emri onun şahsında aynı zamanda bize de bir emirdir. Gerçi buradaki ayet-i kerimesinde Rabbimiz hepimize hitap ediyor. Öyleyse biz de Allah’ın indirdiğine tâbi olmak zorundayız. Biz de sadece Allah’ı dinlemek ve hayatımızı Allah’a sorarak yaşamak zorundayız.

İşte o zaman insanların hidayeti bulması ve kurtulanlardan olması için gönderilmiş olan Kur’an’ı Kerim’in istediği bir hayat mevcut olur ve yücelme gerçekleşir.

Gayret bizden, tevfik Allah (c.c.)’tan.

ELHAMDULİLLAH.

 

 

Hamza KORKMAZTüm Yazıları
Yorum Yaz