MENÜ

KUR’AN İLE TEFEKKÜR

271 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
KUR’AN İLE TEFEKKÜR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri yoktan var eden ve aralarına bir Nizam kanun koyan, Kur’an ve Sünnet vasıtası ile insanlara kurtuluşun yolunu gösteren maddi-manevi nimetleri ile bizleri rızıklandıran her şeyi işiten her şeyi gören, her şeye şahit olan Allah azze ve celle mahsustur.

Salat ve selam kendisine iman ve itaat edilmedikçe kurtuluşun asla mümkün olmadığı son Nebi Hz. Muhammed (sav)’e ehli beytine yetiştirdiği sahabesine ve onlar güzelce tabi olup izinden giden tüm Mü’minlere olsun inşaAllah.

Dünya hayatı ebedi yolculuğa çıkmadan önce uğradığımız azık hazırlama yeridir. İnsanın ebedi Âlemdeki mutluluğu yakalayabilmesi bu dünyada Allah Teala’ya kulluk yapmasına bağlıdır. Bu ise Kur’an ile tanışmak ve onun mesajını anlamakla mümkün olur.

 

İnsan öncelikli olarak hidayete erebilecek bir yapıda (İslam fıtratı üzere) yaratılmıştır. Doğru yolu bulabilmesi adına gerekli (göz kulak akıl gibi) donanıma sahiptir. Peygamberlerin ve vahyin gelişi de bunu desteklemiştir. Kur’an ve kâinattan ayetler insanın gözlerinin önüne serilmiş bir vaziyette durmaktadır. İnsana düşen duygularıyla bunları müşahade edip gördüğü ve işittiği bu hakikatleri aklıyla kavramaya çalışmasıdır.

 

“Resulüm sana bu mübarek kitabı ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.” ( Sad 29)

 

Kur’an’dan ancak üzerinde düşünenler istifade edebilir. O halde gelin biraz ayetler üzerinde düşünelim ve öğüt alalım.

 

“Ektiğiniz tohumu görmüyor musunuz? Onu siz mi bitiriyorsunuz yoksa bitiren biz miyiz? Eğer isteseydik o ekinlerinizi ot kırıntılarına dönüştürürdük de şaşakalırdınız. Derdiniz ki biz borca battık doğrusu her şeyimizi kaybettik.

 

İçtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Onu siz mi buluttan yere indiriyorsunuz yoksa onu indiren biz miyiz? Eğer isteseydik onu acı yapardık. Şükretsenize!

 

Tutuşturduğunuz ateşi görüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yaratıyorsunuz yoksa onu yaratan biz miyiz? Biz onu hem düşündürücü hem ibret verici hem de ihtiyacı olanlar için yararlanma kaynağı olarak yarattık. Öyleyse Yüce Rabbi’nin adını noksanlıklardan tenzih et.”(vakıa 63-74)

 

“İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor. Kendisi akıtılan meniden bir damla su değil miydi?”(Kıyamet 36-37)

 

“Ey insan seni Kerem sahibi Rabbin’e karşı aldatan nedir. O ki seni yaratan belini doğrultan ve seni dengeli kılan dilediği biçimde sana şekil veren hayır siz yalanlıyorsunuz.”(İnfitar 6-9)

 

Allah Celle Celalühü insanlara düşünsünler diye ayetlerini böyle bildiriyor. Bu ayetler (ve benzeri) iyice tefekkür edilip bizde tevhid (Allah’tan başka ilah olmadığı) inancını oluşturması ve sonraki aşama teslimiyet boyutuna geçilmesi gerekmektedir.

 

Motoru bozuk bir araba düşünelim onun marşına ne kadar basarsak basalım araba çalışmaz. Önce arızayı gidermek lazım bunun gibi insan da eğer bu ayetleri aklı ile okuyup kalbi ile bakmaz ise tüm bunları görüyor, biliyor olması insanı istenen sonuca götürmeyecektir.

 

O gün ayın ikiye yarıldığını gören ama bu mucize karşısında kalpleri etkilenmeyen ve Allah’a teslim olmayanlar ile bugün en büyük mucize olan Kur’an karşısında harekete geçmeyenler arasında hiçbir fark yoktur.

 

“Gerçekten senin üzerine taşınması zor, ağır bir söz (Vahy) bırakacağız.”(Müzemmil 5) 

 

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin üzerine bırakılan o söz (Kur’an) bugün bizim üzerimizde bir emanettir. Peki biz bu ağırlığı (Kur’an’ı anlama yaşama ve hayata hakim olması için mücadele sorumluluğunu) ne kadar hissediyoruz?

 

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin saçlarını Ağartan vahiy bizim saçlarımızı ağartmasa da en azından kalplerimizin etkilenmesi gerekmiyor mu?

 

“Haktan dolayı kalplerin ürperme zamanı hala gelmedi mi?” (Hadid 16) İman etmek için öğrenmek için yaşamak için daha neyi bekliyorsun?

 

“Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirseydik muhakkak ki onu Allah korkusundan baş eğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu örnekleri biz insanlara düşünsünler diye veriyoruz” (Haşr 21)

 

İbni Kesir Tefsiri;

 

Allah Teala Kur’an’ın durumunu ve azametini belirterek değerini yüceliğini açıklıyor. Kalplerin Kur’an’la huşu bulması gerektiğini, onda yer alan gerçek vaadler ile kuvvetli tehditleri duyunca kalplerin ona bağlanması gerektiğini bildiriyor. “Biz Kur’an’ı bir dağa indirseydik..” dağ katıldığı ve ağırlığı ile Kur’an’ı anlayıp düşünebilseydi Allah Celle Celaluhu korkusundan parçalanırdı. Öyleyse Ey insanlar nasıl oluyor da sizin kalpleriniz yumuşayıp ona boyun eğmiyor?

 

Tefhim’ul Kur’an;

 

Dağ Rabbi’ne karşı sorumlu olup hesap verecek olsaydı parça parça olurdu ama ne tuhaftır ki İnsanoğlu Kur’an’ı anladığı ve sorumlu idrak ettiği halde Pervasız ve Gamsız davranmaktadır.

 

Elmalılı;

 

Dağa bu Kur’an’ı indirseydik dağ Allah’ın emirlerine saygı ile çatlayıncaya kadar itaat ederdi. “Eğer onlar da Allah bir hayır görseydi elbette onlara işittirdi.” (Enfal 23)

 

 

Eğer gördüğümüz okuduğumuz öğrendiğimiz hakikatler karşısında kalplerimiz etkilenmiyor ve hayatlarımız değişmiyorsa sorun bizdedir. “Şüphesiz bu Kur’an İnsanı doğru yola ulaştırır.” (İsra 9) Ama kişi hidayeti (doğru yolu) bulamıyor; ilim öğrendiği halde hayatı değişmiyorsa bu kişiden kaynaklanan bir problemdir. Tamamlanmayan eksikler, düzeltilemeyen hatalar veya vazgeçilmeyen zaaflar sebebiyle Allah kişinin gözünden perdeyi kaldırmıyordur.

Rabbim Kur’an’la hastalıklarımızı tedavi edebilmeyi, Kur’an’la terbiye olmayı, Kur’an’la aydınlanmayı nasip etsin cümlemize.

Hakk’ın Hak olduğunu bilip Hakk’a sımsıkı sarılan, batılı batıl olduğunu bilip tümüyle batıldan uzaklaşan kullardan olmayı nasip etsin.

 

Elhamdülillahi Rabbil Âlemin

 

Maşite GALİBTüm Yazıları
Yorum Yaz