sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

KARDEŞ NASİHATİ

KARDEŞ NASİHATİ
05.10.2018
0
A+
A-

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

KARDEŞ NASİHATİ

 

Hamd yerleri, gökleri ve ikisinin arasındakileri emsalsiz bir şekilde yaratan, bizleri hidayet olarak kitabı vahy eden, kainatın efendisi, tek ve yegane İlah,Rab, ibadet ve itaat edilmeye layık olan Allah Azze ve Celle’ ye mahsustur.Salet ve selam peygamberlerin sonuncusu, kendisine tabi olunmadıkça cennetin imkansız olduğu müminlere karşı şefkatli, kafirlere karşı ise şiddetli olan Hz.Muhammed Mustafa (sav)’ ya, aline , ashabına, bugüne kadar yaşamış, bugün yaşayan ve bugünden kıyamete kadar yaşayacak olan tüm müslümanların üzerine olsun

“Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği (ma’ruf ) emret, kötülükten (münker) vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir”.lokman 17

 

Ma’ruf : Allah’a kulluk, insanlara iyilik etmek ve dinin teşvik ettiği, iyi saydığı şeylere denir.

Münker : Ma’ruf ‘ un zıddı olan şeylere denir.Yani dinen kötü sayılan fiil, söz ve hareketler ile batıl itikadlar ve işlerdir.

Hz Aişe (r.anh)’ dan rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah (sav)’ den şöyle işitmiştir; Sizin (insanları hidayete) davet edip de çağrınıza icabet (veya sizin dua edip de kabul ) edilmeme durumu olmadan önce (insanlara) iyi şeyleri emrediniz ve fena şeyleri men ediniz. İbn mace 20/4004

Bu hadiste şöyle açıklamalar geçer;” İyi şeyleri emretmeyi ve kötü şeyleri menetmeyi zamanında yapınız, bunu ihmal etmeyiniz. Bu görevi ihmal ederseniz, suçlu duruma düşersiniz, dualarınız da kabul olunmaz olur. İşte böyle bir duruma düşmeden önce iyiliği emri ve kötülüğü yasaklama görevini yapınız”.

İnsanlara nasihat etmek, onları doğru yola teşvik etmek, hatalarının düzelmesini istemek ne kadar da onlar için gözükse de aslında bizler açısından da önemi çoktur. Bu kulluğun bir bölümü hem de ayrılmaz bir bölümdür. Bizler iyiliği emredip kötülükten nehy etmenin İslam’ın bir rüknü olduğunu tam manası ile idrak etmediğimiz sürece Sünen-i İbni Mace’de geçen Abdullah ibn Mesud (r.a.)’dan rivayet edilen şu hadise muhatap olunur. Allah Resulu (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“ İsrail oğulları içinde (din bakımından) eksiklik girince adam (din) kardeşini günah üzerinde görür ve onu o günahtan men ederdi. Sonra ertesi gün olunca (günahkâr), kardeşinin (bir gün önce) işlediğini gördüğü günah; adamı, o (günahkâr) kardeşi ile beraber yemek yemesine, beraber içmesine ve onunla sıkı fıkı olmasına mâni olmazdı. Bunun sonucunda Allah onların bazılarının kalplerini diğer bazılarının kalplerine karıştırdı (yâni günah işleyenleri ile onlara arkadaşlık edenlerin tümünün kalplerini kararttı) ve onlar hakkında Kur’an (ayetleri) indi. Sonra Resul-i Ekrem (s.a.v.) buyurdu ki:
‘ İsrail oğullarından kâfir olanlar Dâvud’un ve Meryem oğlu İsâ’nın dili ile lanetlendiler. Bu, günah işlemeleri ve aşırı gitmelerindendir.’ (Maide, 78)

‘ Onlar yaptıkları fenalıklardan birbirlerini alıkoymazlardı. Yapmakta oldukları cidden ne kötü şey idi.’ (Maide, 79)
Râvi demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) (bunu buyururken) bir tarafa yaslanmış durumda idi. Sonra doğrulup oturdu ve:

‘ (Siz Müslümanlar) zalimin kollarından tutup onu (bâtıldan) hakka eğdirmedikçe hayır azabdan kurtulamaz (veya mâzur sayılamazsınız)’ buyurdu.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bu buyruğu yaslanmış vaziyette iken buyurmuş ve Müslümanlara ait talimatı vereceği zaman doğrulmakla işin önemini belirtmek istemiştir. Talimatın özeti şudur: Müslümanlar haksızlık edenlerin haksızlıklarına engel olmakla ve zalimleri hakkı kabul etmeye, mazlumun hakkını vermeye zorlamakla mükelleftir. Bu yükümlülüklerini ifa etmedikçe sorumluluktan kurtulamazlar ve meşrû mâzeret sâhibi sayılmazlar.
Peygamber (s.a.v.)’in yapmış olduğu tüm uyarı ve önerileri hayatlarında en iyi şekilde anlayan ve uygulayan sahabe nesli bu görevi de en iyi şekilde anlamış ve uygulamışlardı. İlk halife ve insanlardan o an sorumlu olan Hz. Ebû Bekir (r.a) da iyiliği emredip kötülüğü nehy etmenin dindeki yerini en iyi anlayanlardan biri olduğu için insanları bu konuda uyarmıştı.

Ebû Bekir (r.a.)’den rivayet edildiğine göre (bir gün) Allah’â hamd ve senâ ettikten sonra şöyle demiştir:
“ Ey insanlar siz;

‘ Ey imân edenler! Siz kendinize düşene bakınız. Hidayet yolunda olduğunuz zaman sapıtan kimse size zarar veremez.’ (Maide, 105) ayetini okuyorsunuz (ve hükmünün genelliğini sanarak iyiliği emretmeyi ve fenalığı men etmeyi bırakıyorsunuz). Hâlbuki biz Resûlullah (s.a.v.)’den şu buyruğu muhakkak işittik:

Şüphesiz insanlar kötü bir şeyi görüp de men etmedikleri zaman Allah’ın onlara umûmi bir ceza vermesi çabuklaşır (veya yakınlaşır).’ (Tirmizi, Ebu Dâvud, Nesâi)

Bu hadiste geçen Maide suresinin 105. Âyetinin zahirine bakan bazı kimseler zannetmişlerdir ki Mü’minler kendi nefislerinden sorumludur ve hidayet yolunu izleyince delâlete giden onlara zarar vermez. Bunun için Ebû Bekir (r.a.) ayetin yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirterek kast edilen manayı açıklayıcı hadisi rivayet etmiştir. Yani bu ayet iyi şeyleri emretme ve fenâ şeyleri menetmenin vacipliği hükmüne muhalif değildir.

İmam Nevevî : ‘Bu ayet iyi şeyleri emretme ve fena şeyleri menetmenin vacipliği hükmüne muhalif değildir. Çünkü âlimlere göre ayetin manası şöyledir: Ey insanlar! Siz mükellef olduğunuz görevleri tam yaptığınız zaman dışınızdakilerin kusurları size zarar vermez. İnsanların mükellef oldukları görevlerden biriside iyi şeyleri emretmek kötü şeyleri men etmektir. Mükellef bu görevini yaptığına rağmen muhatabı bu nasihati dinlemezse, mükellef olan zât Allah tarafından kınanmaz. Çünkü görevini yapmış durumdadır.’ der. ,

Özellikle Müslümanların bu konuda daha dikkatli olmaları gerekir. Aslında emri bin maruf nehyi anil münker görevinin müslümanları hatta müslüman topluluğu ayakta tutan, İslam şuurunu daimi kılan en önemli görevlerden birisi olduğunu bilmesi gerekir. İnsanların nasihat almamasından endişe ederek bu görev ihmal edilmemelidir. Çünkü Müslümana düşen uyarmaktır, hatırlatmaktır.

“Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü hatırlatmak müminlere fayda verir.” (Zariyat, 55)

 

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.