sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6677
EURO
15,5460
ALTIN
783,53
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Yağışlı
11°C
Ankara
11°C
Yağışlı
Perşembe Çok Bulutlu
10°C
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C

KARANLIKLARDAN AYDINLIĞA

07.11.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd yerleri , gökleri ve ikisi arasındakileri emsalsiz bir şekilde yaratan, herşeye bir düzen tayin eden , kendisine gidecek iman yolunu aydınlatan , zorlukları kolaylaştıran Allah’a

Salat ve selam iman yolunun örneği , öğretmeni , rehberi Hz. Muhammed (s.a.v) e aline ashabına ve onu bugunde takip eden tüm  müslümanların üzerine olsun.

Allah ‘ın bize vermiş olduğu aklımızı vahye tabi tutarak vahyi ölçü alarak kendimiz hakkında bir durup  düşünelim ; küfrün karanlığındamıyız  yoksa Allah’ın insanoğluna gönderdiği hidayet yolunun aydınlığındamıyız ? Bunun cevabını şüphesizki kur’an açık bir şekilde ortaya koymakltadır.

Allah müminlerin dostu, kayırıcısıdır. Onları karanlıklardân aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları ise, tağut ve yardakçılarıdır. Bunlar, onları aydınlıktan çıkararak karanlıklara sokarlar.”(bakara 257)

iman aydınlıktır, özünde ve yapısında tek bir aydınlık. Oysa küfür “karanlık”tır; çok sayıda ve değişik nitelikte karanlıklar. Ama hepsi aslında “karanlık”tırlar.Hiçbir gerçek, imanı aydınlığa, küfrü de karanlığa benzetmek kadar doğru ve hassas olamaz.

Gerçekten iman, müminin vicdanına akar akmaz bütün varlığını aydınlatır. Müminin ruhu iman sayesinde parlar, şeffaflaşır, arınır ve çevresine aydınlık, parlaklık ve belirginlik ışıkları saçar. iman nesnelerin mahiyetini, değerlerin mahiyetini ve düşüncelerin içyüzünü gözler önüne seren bir aydınlıktır. İmanın aydınlığı sayesinde mümin, bunları algı yanılgısına meydan vermeyen bir belirginlikle; karışıklığa meydan vermeyen bir açıklıkla ve titreşimsiz bir netlikle görebilir ve bunlar içinden soğukkanlılıkla, gönül huzuru ile, güven içinde ve titreşimsiz bir kararlılıkla alacağını alır, bırakacağını bırakır.

İman, evrensel kanunlar sistemine giden yolu meydana çıkaran bir aydınlıktır. İmanın aydınlığı sayesinde mümin kendi hareketini, çevresindeki ve özündeki evrensel kanunlar sisteminin akışı ile ahenkleştirir; Allah’a ulaştıran ya da yavaş yavaş yumuşak adımlarla, gerginlikten uzak bir rahatlıkla, öteye-beriye çarpmadan, orada-burada tökezlemeden ilerler. Çünkü gittiği yol fıtratının bilmediği, yabancısı, acemisi olduğu bir yol değildir.

İman, tek yola ileten tek bir aydınlıktır. Küfrün sapıklığı ise çok sayıda ve değişik karanlıkları içerir. Şahsi arzu ve ihtiras karanlığı, kılavuzsuzluk ve yolu şaşırma karanlığı, kendini beğenmişlik ve azgınlık karanlığı, zayıflık ve aşağılık kompleksi karanlığı, gösteriş ve münafıklık karanlığı, açgözlülük ve kıskançlık karanlığı, kuşku ve endişe karanlığı ve hadde-hesaba gelmeyen daha bir çok karanlık türleri… Bu karanlıkların tümü, Allah’ın yolundan sapmakta, Allah’tan başka bir kaynaktan ilham almakta ve Allah’ın sisteminden başka bir sistemin hakemliğine başvurmakta toplanır. İnsan, yüce Allah’ın bir ikincisi bulunmayan aydınlığından, karışıklığa meydan vermeyen biricik gerçeğin aydınlığından ayrılır-ayrılmaz, kesinlikle değişik, türlü ve farklı nitelikli karanlıkların içine düşer. Bunların türleri değişik ve nitelikleri farklı olmakla birlikte hepsi de birer karanlıktır.

Allh’ın sevmediği razı olmadığı her ne varsa kişiyi karanlıklara doğru götürür .Bu iman etmiş kişi içnde böyledir iman eden bir kimse kalbini aklını ve ayaklarını Allah’ın dininde sağlamlaştırmazsa ölene  kadar bunun için mücadele etmezse genişlik gösterip kendisini bir an olsun salar yolundan taviz verirse ,  işte ovakit oda tam tersine döner aydınlıktan  cıkıp karanlığa batar. İmandan sonra küfrü tercih etmek insanı en büyük ziyana sürükler .

Ebudderda bu konuda şöyle dedi:

“Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’a andolsun; kim imanının gitmesinden korkmaz ve onu esirgemeye bakmazsa imanı gider. ”

İmanın aydınlığına ulaştıktan sonra ki asıl mesele o aydınlıkta olup imanı korumaktır.

yine Allah c.c kitabında şöyle buyuruyor

“Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini birkaç para karşılığında satanlar varya, onların Ahirette hiçbir payları olmaz; Kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz, taraflarına bakmaz ve kendilerini günahlardan arındırmaz; onları acıklı bir azap beklemektedir.”(Ali imran 77)

Bu değişmez bir ilkedir. Kim Allah’a verilen söze bağlı kalır ve takvasının bilincine varma niyetiyle bu ilkeye uyarsa, Allah onu sever ve ikramda bulunur. Kim de Allah’a verilen sözü ve yeminlerini bu dünya hayatının mallarından ya da bütünü ile az bir pahadan ibaret olan dünya değerlerinden ucuza satarsa ahirette onun hiçbir payı kalmaz. Allah katında ne korunması, ne kabul edilmesi, ne arınması ne de temizlenmesi söz konusudur. Acıklı bir azaptan başka hiçbir payı yoktur onun. Burada, verilen söze bağlılığın, takva ile ilgili olduğuna işaret etmeliyiz. Bu nedenle bu husus dost ya da düşman ile ilişkilerde değişmez. Burada söz konusu olan kişinin şahsi çıkarı değildir. Sürekli olarak Allah ile ilişkidir burada söz konusu olan. Kiminle ilişki kurulduğu önemli değildir.

Bu ilke aynı zamanda İslâm ahlâkının genel karakteridir. Verilen söze bağlılıkta olsun diğer konularda olsun fark etmez; ilişki her şeyden önce Allah ile ilişkidir. Bu ilişkide Allah’ın rızası düşünülür, O’nun öfkesinden sakınılır, rızası elde edilmeye çalışılır. Ahlâkın temeli menfaat değildir. Toplumun anlayışı da değildir. Yürürlükteki şartların gereği hiç değildir. Çünkü toplum da sapıtabilir, doğru yoldan ayrılabilir. Yanlış değerler toplumda revaç bulabilir. Buna göre bireyin kendisine dayandığı gibi toplumunda kendisine dayanması ve cemiyette değişmez değerlerin olması gerekir. Sonra bu değerlerin, değişmezliğinin yanında daha yüce bir kaynaktan gelmeleri lâzımdır. İnsanların seviyelerinden ve değişmekte olan hayat şartlarından daha yüce bir kaynaktan alınmalıdır. Onun içindir ki, değerlerin ve ilkelerin Allah’tan alınması gerekir. Allah’ın razı olduğu ahlâkın benimsenmesi, onun rızasını elde etme çabası ve takva bilincine varma temeline oturmalıdır. İşte İslâm bununla insanlığın sürekli olarak yeryüzü değerlerinden daha yüce değerlere yükselmesini, bu üstün, yüce, değişmez ufuktan değer yargılarını ve ilkelerini almasını garanti etmektedir.

Onun içindir ki, verilen sözde durmayanlar ve emanete hıyanet edenler “Allah’a verilen sözü ve kendi yeminlerini az bir pahaya satanlar” diye nitelendirilmiştir. Burada, onlar ile Allah arasındaki ilişki, onlarla insanlar arasındaki ilişkiden önce gelmektedir… Onun içindir ki, şu kadarcık dünya menfaatlerinden oluşan az bir paha karşısında verilen söze ihanet edip, onu bozduklarında, ahirette Allah katında hiçbir payları kalmaz! Dünyada verdiği sözü bozmuş olmalarının karşılığı olarak Allah onları ahirette korumayacaktır.

İman aydınlığı  fıtratı  yalnızca Allah ‘ a kullukla özgürleştirirken,  ,karanlık ise  fıtratı nefsin heva ve heveslerine aciz olan insanlara hapseder.Allah c.c  iman nuruna ulaşıp  bir daha karanlıklara geri dönmemeyi nasip etsin inşeALLLAH.

Velhamdulillahi Rabbilalemin

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.