MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

KALBİN OKSİJENİ; ZİKİR

130 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
KALBİN OKSİJENİ; ZİKİR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd, gökleri,yeri ve ikisi arasındakileri yaratan,belirli bir nizam ve intizam koyan, yarattıklarına hiçbir şekilde  haksızlık etmeyen, göklerin yerin ve ikisi arasındakilerin tek ilahı, kayıtsız ve şartsız hâkimiyet sahibi, korkulması gereken tek varlık, Rahman, Rahim, Aziz, Cebbar, Kahhar olan Allah(c.c)’ya mahsustur.

Salat ve Selam âlemlere rahmet olarak gönderilmiş, yaşayan Kur’an,Hatemu-l enbiya, ümit ve korkunun ölçüsünü yaşayarak anlatan, ulu önderimiz,başkomutanımız Hz.Muhammed (s.a.v)’e, onun âline,ashabına, ehli beytine, bugüne kadar yaşamış,bugün yaşamakta olan ve kıyamete kadar yaşayacak olan derdi Allah(c.c) ‘ın rızası, rehberi Kur’an, önderiHz.Muhammed (s.a.v) olan bütün mümin, muvahhid, mucahid ve mucahide olan kulların üzerine olsun.

Bir şeyi telaffuz etme, istenilen şeyin zihne döndürülmesi, hatırlama, anma, hatırlatma, bildiğimiz şeyleri akılda sürekli tutmaya zikir denir. Bir başka ifadeyle, unutulmuş bir şeyin yeniden hatırlanması ya da hâfızadakinin unutulmamak üzere sürekli canlı tutulmasına zikir denilir.

Bir insanın kan pompalayan kalbi için oksijenin değeri ne ise, ruhunun kalbi için de zikir o kadar değerlidir. Çünkü bedenin kalbi, yaşamını sürdürmek için oksijene ihtiyaç duyduğu gibi, ruhun kalbi de yaşamını devam ettirebilmek için zikre ihtiyaç duymaktadır.

Bu ibadetin önemini bildiren ayet ve hadislere bir göz atalım.

İbn Abbas (r.a.) buyurur ki:

“Cenâb-ı Hak kullarına bir şeyi farz kılmış ise ona bir de muayyen bir sınır çizmiştir. Geçerli mazeret durumunda da onu mazur görmüştür. Ama zikir böyle değildir. Zikre ne sınır koymuş ve ne de hiçbir kimseyi zikri terk etme hususunda mâzur görmüştür. Ancak kişi aklını kaybedip mecnûn olursa, o zaman farklı. Nitekim: “Allah’ı ayakta iken, otururken ve yanlarınız üzerine yatarken zikrediniz” (Nisa 103). buyrulmaktadır.

“Rabbini zikredenlerle etmeyenlerin misali, diri ile ölü gibidir.“ (Buhari)

 İbn Abbas (R.A) şöyle buyurmuştur:

“Her mü’minde bir şeytan vardır. Kalpte Allah zikri olunca siner. Unutulunca kötü duygular verir. Allah zikri ruha şifadır. O oldukça hastalık zarar veremez. İnsanlara düşkünlük ve onları hatırlamak çaresiz hastalıktır. Allah’ın zikrini, amacına kıble olarak bil. Düşüncelerini secdegâh yap. Şunu bil ki; bir sevgiliyi anmak, gerisini unutmak demektir. Bir kimsenin işi, Allah’ın zikri olunca, başkasını unutur. Allah’ın hikmetli işlerini düşünür. Ve çok hoş olur. Allah’ın cemâl sıfatının güzelliği önünde varlığı söner ve O’nun iyilik denizinde yok olur.”

 Rasulullah (s.a.s) şöyle demiştir: “Size amellerinizin en hayırlısını, Melikiniz katında en temizini, dereceniz bakımından en üstününü bildireyim mi? Öyle ki bu amel sizin için altın ve gümüş infak etmekten ve düşmanınızla karşılaşıp onun boynunu vurmanızdan ve onların sizin boynunuzu vurup şehid olmanızdan daha hayırlıdır.” Sahabeler:“Evet” dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi: “Allahu Teala’yı zikretmektir.” (Tirmizi 5/459, İbni Mace 2/1245)

Sana Kitap’tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah’ı zikretmek ise muhakkak en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı bilir.(Ankebut 45)

Öyleyse bir düşünelim. Allah’ı ne kadar zikrediyoruz? Allah’ın kitabını ne kadar gündeme alabiliyoruz? Geceleri bize ne kadar Kur’an nâzil oluyor? Yoksa gecelerimiz Allah’ın kitabından uzak şeytan vahiyleriyle mi dolu geçiyor? Gündemimizde ne var? En çok neleri konuşuyoruz? Neleri tartışıyoruz? Unutmayın ki konuştuklarınızın, gündeme aldıklarınızın en şereflisi, en büyüğü Allah’ın zikridir, Allah’ın âyetlerinin gündeme alınması ve konuşulmasıdır. Allah yaptıklarınızın tümünü bilmektedir. Kendi âyetlerini mi gündeme alıyorsunuz, yoksa başka şeylerimi gündeme alıyorsunuz? Allah bunu bilmektedir. Parayı mı daha çok zikrediyorsunuz? Yoksa A’lâ’yı mı? Allah bilmektedir.

Aynı zamanda zikir, sadece dil ile yerine getirilebilecek bir ibadet değildir.

Faydalı zikir: Bilerek, kalbin tam yönelmesi ve Allah’tan başka her şeyden uzak olmasıyla yapılan zikirdir. Dilden ileri geçmeyen zikrin mer­tebesi ayrıdır.

Allah Tealâ’nın kulunu zikretmesi kuluna hidayet ve nuru ihsan et­mesidir. Bu kulun Rabbini zikretmesinin meyvesidir. Allah Tealâ buyuruyor ki: “Beni zikredin ki ben de sizi zikredeceğim.” (Bakara 152)

Bizlerin kulluğumuzun kalitesinin artmasının önündeki en büyük engellerden biri gaflettir ve zikrin zıddıdır gaflet.

Şakik-i Belhi buyuruyor ki:

İnsanlar üç şey söylerler. Fiilleriyle ona muhalefet ederler.

1- Biz kuluz derler, fakat şef gibi yaşarlar.

2- Allah bizim rızkımıza kefildir derler. Fakat kalblerini rızık kazanmakla meşgul ederler.

3- Elbet biz de öleceğiz derler. Fakat hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya sarılırlar.

Gayret bizden, tevfik Allah (c.c.)’tan.

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN.

Hamza KORKMAZTüm Yazıları
Yorum Yaz