sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
18,8197
EURO
20,3115
ALTIN
1.128,47
BIST
4.997,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Kar Yağışlı
1°C
Ankara
1°C
Kar Yağışlı
Pazartesi Çok Bulutlu
-1°C
Salı Çok Bulutlu
-1°C
Çarşamba Az Bulutlu
1°C
Perşembe Az Bulutlu
1°C

KABİRLERİ VE ÇÜRÜMEYİ UNUTMAYANLAR

KABİRLERİ VE ÇÜRÜMEYİ UNUTMAYANLAR
07.12.2022
0
A+
A-

Hamd alemleri yoktan var eden, din gününün sahibi, Aziz, Cabbar, Kahhar olan Allah’a (CC) mahsustur. Salat ve Selam alemlere rahmet olarak gönderilen, örneğimiz, önderimiz, baş komutanımız Hz. Muhammed’e (sav), aline, ashabına, ehline de selam olsun.

Rasulullah (sav) Araplara geldiği sırada Araplar, insanların en zelili, sayı bakımından en azı, Dünya ve ahiret konusunda yaşam açısından en kötüleriydi. Rasulullah (sav) onları kurtuluş yoluna girmeye çağırdı. Davetinin doğruluğuna dair delilleri onlara gösterdi. Tıpkı çölde bekleyen topluluğa gelen adamın doğruluğunun ortaya çıktığı gibi. Bu misal Resulullah (sav)’ den rivayetle şöyledir;

Hasan-ı Basri anlatıyor “bana ulaştığına göre, Resulullah (sav) ashabına şöyle buyurdu; “benim sizin ve dünyanın örneği, tozla kaplı bir çöle düşen ve ondan ne kadar aştığını, çoğunun mu yoksa azınla mı kaldığını bilmeyen, atıkları tükenmiş, binekleri yorgun düşmüş, çöl ortasında azıksız ve bineksiz düşüp kalmış ve helak olacaklarına iyice inanmış bir topluluğa benzer. İşte onlar bu durumdayken, onların karşısına, sonunda su damlayan, Yeni elbiseler içinde bir adam çıka geldi. Onlar “şüphesiz bu olay (adamın çıkması) kasabaya çok az bir yol kaldığının haberidir. Bu adam mutlaka yakın bir yerden gelmiştir “dediler. Sonunda adam onlara ulaştığı. Onlara “bu halin ne?” Diye sordu. Onlar da: ” gördüğün gibi ” dediler.
Adam “sizi suya kandıracak ve yeşil bahçelerin bulunduğu yere getirecek olsam ne dersiniz?” Diye sorar. Onlar “hiçbir konuda sana isyan etmeyiz “derler.
Adam; ” Bana isyan etmeyeceğinize, Allah adına ahid ve söz veriyor musunuz? ” Dedi.
Bunun üzerine, hiçbir konuda ona isyan etmeyeceklerine dair Allah adına ahid ve söz verdiler. Adam onları suya ve yeşilliklerle kaplı bahçelere götürdü. Orada Allah’ın dilediği kadar bir süre kaldılar. Sonra adam şöyle dedi. “Ey topluluk, yolculuk vakti ” onlar “nereye” diye sorarlar. Adam; “suyu şu sizin suyunuz gibi olmayan, bahçeleri şu bahçeleriniz gibi olmayan bir yere! “Der. Toplulukta bulunanların çoğu şöyle der; “vallahi biz bunu buluncaya kadar böyle bir şeyin olabileceğini hiç düşünmüyorduk. Biz bundan daha hayırlı bir hayatı ne yapalım? ” Onların arasında bulunan bir topluluk ki onlar azdır şöyle derler. ” Siz ona hiçbir konuda isyan etmeyeceğinize dair, Allah adına bu adama ahid ve söz vermediniz mi? Üstelik o, ilk sözünde doğru söylemişti. Allah’a yemin olsun ki, son sözünde de doğruyu söylemektedir. “Derler. Adam kendisine tabii olanlarla birlikte oradan ayrılır, diğerleri ise orada kalırlar. Nihayet düşman onların üzerine gelir, bir kısmı esir düşer, bir kısmı da öldürülür. “(İbni Mübarek – Zühd)

Resulullah (sav) kendisine tabi olanlara Fars ve Rum beldelerinin fethini ve onların hazinelerini ele geçireceklerini vaad etti. Onları buna kapılıp aldanmamaları ve bununla yetinmemeleri konusunda uyardı. Onlara, dünyada mümkün olduğunca büyük bir ciddiyet ve çaba ile ahiret için çalışmaları ve hazırlık yapmalarını emretti. Onlar, kendilerine vaad edilen her şeyin gerçek olduğunu gördüler. – kendilerine vaad ettiği gibi-   dünyanın kapıları onlara açıldığında, insanların çoğu dünyalık toplama, Servet yığma ve bu konuda yarış yapmakla uğraştılar. Dünyada kalmaya ve arzularından faydalanmaya razı oldular. Büyük bir gayret ve çabayla hazırlıkta bulunmaları emredilen ahiret için çalışmayı terk ettiler. İnsanların çok azı, ahiret arzusu ve onun için ciddi olarak hazırlık yapma tavsiyesini kabul etti, işte bu az sayıdaki topluluk kurtuldu, dünyada iken yolunu izledikleri, tavsiyesini kabul ettikleri ve emirlerini yerine getirdikleri peygamberlerine ahirette kavuştular. İnsanların çoğunluğu ise dünya sarhoşluğuna ve dünyalık biriktirme yarışına devam etmektedir. Bu da onları ahiretten alıkoyuyor, nihayet ölüm, onları bu gaflet içerisinde ansızın yakalıyor ve kimi ölürken kimi de esir oluyor. Fakat insanlar bu hayatı gerçek kabul edip, bu hayatın süslerinden ve geçimliliklerinden başka bir şey olmayan çocuklarla, mallarla, lüks eşyalarla fiziki görünümlerle, çoklukla ve zenginlikleri ile birbirlerine övünür dururlar.


Hz. İsa (as)’ ın şöyle dediği rivayet edilmiştir; “size hayret ediyorum. Çalışmasanız da rızıklandırılacağınız dünya için çalışıyorsunuz. Fakat çalışmadığınız takdirde rızıklandırılmayacağınız ahiret için çalışmıyorsunuz.”

Bir gün Resulullah (sav)’e ” insanların en zahidleri kimlerdir?” Diye soruldu. O da şöyle buyurdu;
“Kabirleri ve çürümeyi unutmayanlar, dünya ziynetlerinden fuzuli olan şeyleri terk edenler, Baki olanları fani olanlara tercih edenler, günlerini saymayanlar ve kendisini ölmüş kabul edenler.”

Kuşkusuz dünyaya karşı zahid olmak hakkında şu ayet yeterlidir;

” Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek, sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatsa, o yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır. ” ( ŞUARA 205-207)

KIPIRDAMA BİZDEN, TEVFİK ALLAH’TANDIR

VELHAMDÜLİLLAHİ RABBİL ALEMİN

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.