MENÜ

İSTİAZE (Alemlerin Rabbine Sığınmak)

148 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
İSTİAZE (Alemlerin Rabbine Sığınmak)

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd yerleri, gökleri ve ikisinin arasındakileri emsalsiz bir şekilde yaratan, bizleri hidayet olarak kitabı vahy eden, kainatın efendisi, tek ve yegane İlah, Rab, ibadet ve itaat edilmeye layık olan Allah Azze ve Celle’ ye mahsustur. Salât ve selam peygamberlerin sonuncusu, yaşayan Kur’an , kendisine tabi olunmadıkça cennetin imkansız olduğu müminlere karşı şefkatli, kafirlere karşı ise şiddetli olan Hz.Muhammed Mustafa (sav)’ ya, aline , ashabına, bugüne kadar yaşamış, bugün yaşayan ve bugünden kıyamete kadar yaşayacak olan tüm müslümanların üzerine olsun.

 

İnsanoğlunun yaşamış olduğu ilk tecrübe insanın bir himayeye, bir sığınağa muhtaç olduğu ânı göstermektedir. Hani, “Ey Âdem sen ve eşin Cennete yerleşin, orada dilediğinizden bolca yiyin, ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zâlimlerden olursunuz”(Bakara, 35) emrine muhatap olan insanlığın ebeveyni, Yüce Allah’ın “Şeytan sana ve eşine düşmandır. Sakın ola sizi Cennetten çıkartmasın yoksa sıkıntı çekersin.”(Tâ-Hâ,117) uyarısını bir anda unutmuşlardı. Bu gafleti fırsat bilen şeytan ise bâzı asılsız vaatlerle ayette de belirtildiği gibi “Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz ve ya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi. Ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti.”(Araf, 20-21) onları aldatmıştı. Allah (c.c.)’ın uyarısını unutup kendilerine apaçık düşman olan şeytanın oyununa gelen Hz. Adem ile Hz. Havva  Allah’ın emri ile yüce bir makamdan yani Cennetten daha aşağı bir makama yani dünyaya gönderilmişlerdi. Bir anda kendileri ile baş başa kalıveren Hz. Adem ile Hz. Havva yalnızlık ve çaresizlik içerisinde hatalarının farkına vardıklarında “Rabbimiz, biz nefsimize yazık ettik. Şayet sen bizi bağışlamazsan hüsrana uğrayanlardan oluruz.”(Araf, 23) duasıyla Rahman’ın affına ve merhametine, O’nun sonsuz himayesine sığınmışlardı.

Hz. Adem ve Hz. Havva’dan sonra Allah’ın insanlar için seçtiği tüm  Resûller ve elçiler çeşitli vesileler ile Rablerine sığınmayı bir hayat tarzı olarak benimsemişlerdi. Bunlara örnek olarak “Nuh dedi ki: Ey Rabbim! Ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamazsan ve esirgemezsen, ben ziyana uğrayanlardan olurum.”(Hud, 47) yine Hz. Yusuf hem kendisine gayri meşru bir birliktelik için ısrar eden kadının çağrısı, hem de kardeşlerinden gelen haksız bir uygulama teklifi karşısında  “Maazallah, Allah’a sığınırım.”(Yusuf, 23 ve 79) demişti. Hz. Musa kavmine karşı alaycı bir tavır takınarak cahillik etmekten (Bakara, 67), kendisini öldürmek isteyen firavun gibi ahirete inanmayan kibirlilerden (Mümin, 27) ve onların düşmanlıklarından (Duhan, 20) Rabbi olan Allah’a sığınmıştı.

İnsanlığa rehber olarak gönderilen Peygamberlerin, salih kulların ve örnek şahsiyetlerin dualarında görüldüğü gibi başlarına gelen zorluk ve sıkıntılar onların en büyük sığınma sebebi olmuştur. Çünkü insanoğlu için yolunu şaşırmasından azgınlığa ve isyana sürüklenmesinden daha büyük bir tehlike yoktur. Şeytan her türlü kötülüğün, kötü niyetin, azgınlığın, çirkinliğin kaynağıdır. Mümin ondan sığınmayı başarabilirse, kendisine gelebilecek kötülüklerin kaynağını kurutmuş olacaktır. Bu yüzden Allah Azze ve Celle, Hz. Muhammed(s.a.v.)’e şeytandan korunmak için kendisine sığınmasını sık sık emreder.

“Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni ayartmaya çalışırsa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, hakkıyla işiten hakkıyla bilendir.”(Fussilet, 36)

“De ki: Ya Rabbi, şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım; onların bana yaklaşmalarından da sana sığınırım.”(Muminun, 97-98)

Hatta Yüce Allah Muavvazateyn diye bilinen iki özel sûrede Resûlunün şahsında tüm inananların şeytandan, şeytani telkinlerden ve davranışlardan kendisine sığınmasını istiyordu.

“De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım.” (Felak Sûresi)

“De ki:  O sinsi şeytanın şerrinden, ki o insanların göğüslerine daima vesvese verendir, gerek cinden gerek insandan sığınırım insanların Rabbine, insanların Mâlikine, insanların İlâhına.”(Nas Sûresi)

Allah Resûlü Felak ve Nas sûrelerini okuyarak Allah’a sığınmayı prensip edinmiş, yatmadan önce kendisi mutlaka okuduğu gibi Ashabına da Allah’a sığınmada okunacak en güzel dua olarak bu iki sûreyi tavsiye etmiştir.

Hamd Âlemlerin Rabbine mahsustur.

Devam edecek…

Süleyman ARSLANTüm Yazıları
Yorum Yaz