sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,4396
EURO
10,0747
ALTIN
492,32
BIST
1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
34°C
Ankara
34°C
Açık
Pazar Az Bulutlu
34°C
Pazartesi Az Bulutlu
34°C
Salı Sıcak
36°C
Çarşamba Sıcak
35°C

İSLAM’DA TATİL VE İSTİRAHAT 2

İSLAM’DA TATİL VE İSTİRAHAT 2
09.06.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd alemlerin Rabbi, Maliki, ölümü ve hayatı biz kullarının hangisinin daha iyi amel işleyeceğini belirlemek için yaratan, bizlere çeşitli ibretler ve öğütler ile yolunu gösteren Allah (cc)’a aittir.

Salat ve selam rehberimiz ve önderimiz, alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav)’e onun ehli beytine, dinin yaşanması konusunda bizlere örneklik teşkil eden Ashabına(ra), bugüne kadar yaşamış ve bugün yaşamakta olan tüm Müslümanların üzerine olsun.

Bu yazımızda geçen ayki yazımızın kalan kısmını tamamlayacağız. (İnşaallah)

  1. Bazı Meşru Eğlence Fırsatları:
  2. a) Merasimler: Herhangi sebeplerle yapılan bir kısım merasimler meşru eğlence fırsatıdır. Nitekim çocuğun doğumunda akika kurbanının sünnet kılınması, Rasulullah’ın Medine’ye girişinde yapılan karşılama merasimi, mescidi nebevinin temel atma merasimi gibi merasimler bu meşru eğlence merasimlerine örnek verilebilir.
  3. b) Ziyaretler: Alimlerin dikkat çektiği 8 çeşit ziyareti belirmek için bu konu ayrı başlık altında yazılmaktadır; Doğum ziyafeti, akika ziyafeti, kadının boşanmadan kurtulma ziyafeti, yolcunun seferden dönüş ziyafeti, yeni meskene girme ziyafeti, musibetten kurtuluş ziyafeti, herhangi bir sebep olmaksızın verilen ziyafet.
  4. c) Düğünler: Rasulullah evliliklerin gizliden değil aleni yapılmasını emreder ve aynı zamanda bu tarz günlerin meşru eğlence günlerinden biri olması yönünden Rasulullah ’tan birçok haber ve rivayet bizlere ulaşmıştır. Örneğin evlenecek kimselerin bir tek koyun bile olsa kesip ziyafet vermelerini tavsiye eden Rasulullah davetlilerinde çağırıldıkları vakit icabet etmelerini buyurmuştur. Buda bizlere düğünlerin önemini ve Müslümanların toplanıp birbiriyle hoş vakit geçirmelerini, eğlenmelerini sağlayan meşru bir merasim olduğunu göstermektedir.
  5. Eğlence Mevzuunda Rasulullah’ın Şahsi Sünneti:

Rasulullah’ın (sav) belirtilen meşru fırsatlar dışında, eğlence için hususî vakit ayırdığına dair ne siyer kitaplarında bir bahse ne de herhangi bir rivayete rastlanır. Aksine Hz. Peygamber’in (sav) çocukken bile, hifz-ı ilahi ile, cahiliye eğlence ve gereksiz uğraşlardan korunduğunu ifade eden rivayetler vardır.

  1. Musiki:

Rasulullah ‘tan yapılan rivayetlerin bir kısmı musikinin haram olduğunu ifade ederken bir kısım rivayetler ise belli şartlarla kayıt altına alınarak cevazını ifade etmektedir. Rasulullah ‘Şarkı kalbe nıfakı yerleştirir’ buyurmuştur. İbn Abbas bu hadisi şöyle izah etmiştir; ‘ Şarkı kalpte nifakı yeşertir; suyun ekini yeşerttiği gibi. Zikir dahi kalpte imanı yeşertir, tıpkı suyunda ekini yeşerttiği gibi. Allah’a isyana sürükleyen ve Müslüman ferdin kalbini, aklını ve ömür sermayesini boş bir uğraş olarak işgal eden musikiden kaçınmak uzak durmak gerekir. Oldukça geniş olan bu konuyu son olarak şöyle bitirmek istiyorum; Allah’ı anmadan onu hatırlamadan uzaklaştıran isyana ve meşru olmayan eğlencelere sürükleyen, kalbi karartan ve bunaltan her türlü musikiden uzak durmak gerekmektedir.

  1. Eğlencede Orta Yol ve İtidal:

Her hususta olduğu gibi zamanı farklı kullanımlarda itidal elden bırakılmamalıdır. Bilhassa anne-baba veya emri altında insanları çalıştıran idareci veya okullarda yeni yetişmekte olan çocuk ve gençleri yönlendirme, onlara bir kısım alışkanlıklar kazandırma durumunda olan öğreticilerin (muallim, danışman, idareci vs.) önem vermeleri gereken bir hususa dikkat çeke-ceğiz: İtidal yani orta yol. Evet dinimizde her şeyde itidal üzere olmak orta yolu takip etmek esastır. İslam ulemasının açıklamalarından, zaman kullanımına yönelik davranışlarımızda da bunun böyle olması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu husus, su hadisle ilgili tahlillerde ifade edilmiştir: Hz. Enes (r.a) anlatıyor:

‘Bir gün Rasulullah’ın ibadet hayatından sormak üzere, ashaptan üç kişi, Efendimizin ailelerinin hanelerine uğradılar. Kendilerine gerekli açıklama yapılınca, sanki Efendimizin ibadetlerini az bularak şöyle dediler: “Biz kim, Rasulullah kim! Zaten onun geçmiş ve gelecek günahları affedilmiştir. Onlardan biri: “Bundan böyle ben, hiç uyumayıp ölünceye kadar geceleri ibadet edeceğim” dedi. Diğeri: “Ben de ölünceye kadar hep oruç tutacağım, oruçsuz gün geçirmeyeceğim” dedi. Üçüncüsü de: Ben de kadınlarımı terk edeceğim, bir daha hayatım boyunca onlara temas da bulunmayacağım” dedi. Sonra Rasulullah eve gelince onların bu kararlarını öğrendi (üçünü de çağırtarak): Sizler şöyle şöyle söylemişsiniz. (Doğru mu? dedi. Evet cevabı alınca): Bilesiniz! Ben, sizin içinizde Allah’tan en çok korkanınız ve O’nun azabından en çok çekinenizim. Fakat ben, oruç tuttuğum gibi yerim de. Gece namazı kıldığım gibi yatıp uyurum da. Kadınlarımla beraberliğim de olur. İşte benim sünnetim budur. Kim benim sünnetimi sevmezse o benden değildir.”(Buhari, nikah 1)

İbnu Hacer el-Askalânî meseleye son noktayı şöyle koyar:

“Derim ki: Burada, şayet iki sıfattan birini devamlı olarak benimsemek kastedilirse, her iki tarafa da delil yoktur. Gerçek şu ki: Devamlı olarak hoşa giden şeylerin peşine düşmek, insanı tereffühe (zevk ü sefaya) sevkeder ve gevşemeye sebep olur. Bu durum ise bir kısım şüphelere düşme ihtimalini doğurur. Çünkü tereffühe alışan bir kimse zaman zaman bu imkanlardan menedilme durumlarına düşebilir ve bu durum onu, yasaklanan şeylerde araştırmaya sevk edebilir. Böylece şu ayetin sarih manası onun durumuna denk gelir (mealen): “De ki: “Allah’ın kulları için yarattığı ziyneti ve temiz, hoş rızıkları kim haram etmiş?” De ki: “Onlar, kıyamet gününde sadece kendilerinin olmak üzere, dünya hayatında iman edenler içindir.” İşte bu şekilde ayetleri, ilim sahibi olanlar için ayrıntılarıyla açıklıyoruz.” (A’raf, 7/32). İbadette aşırı davrananların durumu da böyledir, aşırılık onları, ibadeti aslından koparıp, farzlarla yetindirecek bir bıkkınlığa sevk edebilir. Nafile ibadetleri terk etmek de onu, tembelliği tercihe, ibadetlerden zevk ve şevk duymamaya sevk edebilir. Bilindiği gibi işlerin en hayırlısı vasat olanıdır. Rasulullah’ın “Ben, Sizin içinizde Allah’tan en çok korkanınızım” sözünde, bu söylediğimize işaret edilmiş olmaktan başka şu noktaya da işaret mevcuttur: Allah’ı tanımak ve Allah hakkında üzerimize terettüp eden vazifeleri bilmek, beden ve azalarımızla yapılacak kuru ibadetten çok daha önemlidir.

Allah (cc) bizleri şu kısacık ömür sermayesini onun istediği şekilde tasarruf edenlerden eylesin.

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.