MENÜ

İSLAM’DA SIYASI SUÇLULARIN CEZASI

193 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
İSLAM’DA SIYASI SUÇLULARIN CEZASI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, Din Gününün Sahibi, Bizden Öncekilerin ve Sonrakilerin Yegane İlahı, Kulluk Yapılmaya Layık Olan Tek Mabud Allah Subhanehu ve Teala’ya Mahsustur. O’nun (Subhanehu ve Teala) Kendisini bize bildirdiği şekilde bilir, Öyle Tevhid Eder, Herhangi Bir Ortağının Olmadığını Bilip Öyle İman Ederiz. Kulluğu, İbadeti, Yardımı Yalnız O’na (Subhanehu ve Teala) Has Kılar, Nefislerimizin Şerrinden Amellerimizin Fenalığından O’na (Subhanehu ve Teala) Sığınırız.

 

Salat ve Selam Alemlere Rahmet, İnsanlığa Hidayet Olarak Gönderilen Vahiyin Elçisi, Nübüvvet Kandilinin Son Işığı, İslam Ümmetinin Lideri, Mücahidlerin Kumandanı, Başkomutan Rasullullah (sav)’e, Kıymetli Ev Halkına, Güzide Ashabına, Onları Takip Eden Tabiilerine, Ardından Geçmişte Yaşamış, Bugün Yaşayan Kıyamete Kadar Yaşayacak Olan Tüm Mü’Min ve Mü’mine’lerin üzerine olsun İnşaAllah.

 

  1. İSLAM’DA SIYASI SUÇLULARIN CEZASI

Yukarıda da görüldüğü gibi siyasi suçluların cezalan, durumlarının değişmesiyle değişmektedir; ayaklanma ve savaştan önce yahut sonra işledikleri suçlar ve verdikleri zararlar için bu fiillerin normal cezalarıyla cezalandırılmaktalar. Çünkü bunlar, ayaklanma veya savaş halinde meydana gelmemiş olan adi suçlardır. Suç ve isyan sırasında veya ayaklanma ve savaşın bir sonucu olarak devlet erkanına karşı direnme ve onları öldürmeleri, ülkeyi ve idaresini ele geçirmeleri, umuma ait mallara ve topraklara el koymaları, demiryolu ve köprülere zarar vermeleri, kaleleri ateşe verip sur, depo ve saire gibi askeri mahiyeti olan ve hayati önem taşıyan kritik yerleri havaya uçurmaları gibi fiiller… hep siyasi suç mahiyetindedir. Bu fiillerin irtikâbında İslam, siyasi suçluların öldürülmelerine ve mallarına karşı herhangi bir harekete girişmeye, onları sindirecek (mağlup edecek) nisbette müsaade etmektedir. Eğer devlet, onları yener, siyasi suçlular silahlarını bırakırlarsa, can ve malları dokunulmazlık (masuniyet) kazanır.  Devlet başkanı, kendilerini affedebilir yahut ayaklanma sırasındaki suçları için değil, fakat isyan ettiklerinden kendilerine ta’zir cezası verebilir. Şu halde ayaklanma siyasi bir suçtur ve cezası da ta’zirdir. Savaş ve ayaklanma halinin yol açtığı suçların cezaları ise, yukarıda söylenilen şartlar bulunduğunda ölümdür.

Ayaklanma yahut savaş sırasında ve savaş yahut ayaklanma mahiyetinden kaynaklanan suçların hükmü bundan ibarettir. Siyasi suçluların işledikleri, fakat savaş veya isyanın gerektirmediği suçlar ise, adi suçlar olup onlar hakkında tespit edilen cezalarla cezalandırılırlar. Bu suçlar, savaş yahut ayaklanma sırasında vaki olsa da durum yine aynıdır; içki içmek, zinada bulunmak, ayaklananlardan birisinin, arkadaşını öldürmesi veya malını çalması gibi. (Burada siyasi suçtan, âdî suçla siyasi suç arasındaki ayırıcı sınırları açıklayacak kadar bahsedildi. Fakat bu konunun incelikleri ve açıklanması, siyasi suçun esas unsurları, özel suçlardan bir suç olarak siyasi suçtan söz ederken incelenecektir.)

  1. İSLAM HUKUKU İLE MODERN HUKUK ARASINDA MUKAYESE

Fransız ihtilalinden öncesine kadar modern hukuk, siyasi suçu normal suçlardan ve bunların. En tehlikelisinden sayıyordu. Siyasi suçluya karşı, en basit adalet kurallarına dahi ters düşen bir şekilde davranıyor, çok sert cezalarla cezalandırıyor, mallarına el koyuyor, suçlunun cürmü sebebiyle akrabalarını da sorumlu tutuyor, siyasi suçluyu adi suçluların faydalandıkları haklardan mahrum bırakıyordu. Fransız ihtilalinden sonra modern kanunlar, siyasi suçlu hakkındaki görüşünü değiştirmeye başladı. Avrupa ülkelerinde ayaklanmalar çoğalıp siyasi rejimlerde devrimler artınca, siyasi suçluya merhamet ve acıyıcı bir gözle bakılır oldu. Ve siyasi suçlulara genel olarak adi suçların cezalarından daha hafif olan cezalar konuldu.

Modern hukukçular adi ve siyasi suçu birbirinden ayıran, temyiz unsuru konusunda ihtilafa düştüler. Bir kısım modern hukukçular yegane ayırıcı unsurun; suçlunun suçtaki kasdı olduğu fikrindedirler; yani suçlu siyasi bir amaca yönelik iş yapmışsa, siyasidir, aksi halde suç, adi bir suçtur. Bu görüşün tenkide müsait yönü şudur: Suçun mahiyetini tayin ve tesbitte, suç sebebine üstünlük verilmesinde, hırsız ve katillere aslında faydalanmaları doğru olmayan, saiklerden yararlanma imkanı sağlanılmasındadır. Diğer bir kısım modern hukukçuların görüşü de şudur: Suça sevk edici sebebi göz önünde tutmaksızın suçun çeşidini tayin ve tesbitteki ölçü, tecavüz edilen hakkın mahiyetidir. Bu ikre göre suç, devletin varlığı ve rejimine zararlı olmadığı sürece siyasi suç değildir. Bu görüşün noksan yönü şudur: Bu açıklamaya göre bazı siyasi suçlar, ‘adi suçlar grubuna girmektedir. Mesela ayaklanmalar, iç isyanlar ile ilgili ve irtibatı bulunan bazı suçlar böyledir. Bazı modern hukukçular, normal hallerde işlenen suçlarla ayaklanma veya iç savaş halinde işlenen suçları birbirinden ayırma görüşündedirler. Saikleri siyasi olsa da normal durumlarda işlenilen suçları ‘adi suçlardan saymaktadırlar. Eğer suçun, ayaklanma veya iç savaşla ilişkisi varsa ve savaş nizamına yol açan fiillerden ise, ayaklanma veya iç savaş sırasındaki suçlar, siyasi suçlardandır. Aksi halde bu suçlar ‘adi suçlardandır. Milletlerarası Hukuk Akademisi’nin (Enstitü-sü’nün) kabul ettiği görüş de budur.

Bugünkü kanunlarda yeni temayüller, anarşi, komünizm gibi rejim aleyhin-deki suçları adi suçlardan sayma yönündedir. Devletin bağımsızlığını hedef alan bütün suçlar da yine adi suçlardan sayılmaktadır. Zira bu suçlar, idari rejim ve yöneticilere karşı değil, vatana karşı ve vatana zararlıdır. 1892’de Milletlera-rası Hukuk Enstitüsü bu görüşü kabul etmiştir. Siyasi suçlulara uygulanan, “suçluların iadesi ile ilgili kuralların,” kamu düzeni aleyhine yönelmiş suçların faillerine uygulanamayacağına, o gibilerin siyasi suçlu sayılamayacağına karar vermiştir.(el-MevsClâtüll-Cinâiyye, c.3/47, 53. Kamil Mersi ve es-Said Mustafa, şerhu Kanuni’l-UktibAt, s.89, 95. Ali Bedevi, s.76, 86. Ahmed Safvet, el-Kanuni’l-Cinâi, s.73, 76. Bak, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, c.I/333 vd. (m).).

 

Yukarıda da gördüğümüz gibi, bugünkü kanunlarda en yeni görüşlere göre, suç yalnızca idarecilere ve dahili yönetim biçimi aleyhine olduğunda siyasi suç ve ayaklanma yahut iç harp hali sayılmaktadır. Kamu düzeni, ictimâî rejim, devlet, devletin bağımsızlığı, devletin diğer devletlerle ilişkisi aleyhine suç işlendi-Binde, bu suçu siyasi bir suç saymamaktadır. Bu görüş on üç asırdır var olan ve İslâm tarafından konulmuş hükümlerle bağdaşmaktadır. Binâenaleyh modern hukukla İslâm arasında bu noktada bir fark yoktur. Ancak İslâm’ın hükmü âdi suçla siyasi suç arasını, modern hukuktan çok daha önce ayırt eylemiş, ne gibi fiillerin siyasi suç sayılacağını tayin ve tespit etmiştir. Modern hukuk bu kuralları koymakta, İslâm’dan sonra gelmekteyse de, her iki hukuk ve sos-yal düzen kurallarnın koydukları ilkeler arasında bir uygunluk görülmektedir(Modern hukukta bu müessese mesela Nazar! ve Tatbild Ceza Hukuku, c.2/s.427-436 çok failli suçlar başlığı altında incelenir, ayrıca Ceza kanunlarında, mesela TCK ikinci kitabım 1. babında “Devletin Şahsiyetine Karşı Cürümler” başlığı altında ele alınır, hükme bağlanır, Sözü geçen yer ve maddelere bakma).

 

Zafer GÜVENTüm Yazıları
Yorum Yaz