sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

İmran bin Husayn İbn Ubeyd Bin Halef (ra)

İmran bin Husayn İbn Ubeyd Bin Halef (ra)
18.01.2020
0
A+
A-

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Bizleri yoktan var eden , varlığından haberdar eden, bize iman nimetini tattıran ve imanı kalbimize sevdiren Alemlerin Rabbi olan Allah’a (cc)  sonsuz Hamd-u senalar olsun.O’nun (cc)   Alemlere Rahmet olarak gönderdiği  Rasulune (SAV) salat ve selam olsun.  Onun (sallallahu aleyhi vesellem ) pak ehline ve güzide ashabına ve  onların yolundan giden bütün müminlere selam olsun…

Nasihatlere bakış açımız :                                                                                                                                          Allah Rasulu (SAV) Buharide geçen bir hadiste :’’ Din Nasihattır.’’ Diye buyurmaktır.  Sahabenin sorduğu gibi bizde kime Ey Allah’ın Rasulu (SAV) diye sorduğumuzda hadisin devamında …’’ Tüm Müslümanlara nasihattır.’’ Nakliyle karşılaşmaktayız. İbn  Hacer el-Askalani Fethul Bari adlı eserinde El Maziri’den  şöyle nakletmiştir : Nasihat sözcüğü aslında balı süzmek anlamına gelir. Nitekim halis olan şey hakkında bu sözcük kullanılır. Yahut da bu söz ip ile bir şeyi dikmek anlamına gelir. Bunun anlamı iğnenin yırtılan yerleri bir araya getirmesi gibi, kişinin kardeşinin dağınıklığını  nasihatle toplamasıdır…

Peki  bizim için en  güzel nasihat Ashabı kiramın hayatı değilmidir ? Onlar Allah yolundaki mücadelenin ete , kemiğe bürünmüş halleri değilmidir ?  Dağınıklığımızı toparlayacağımız bir adres değilmidir ? Allah Rasulu (SAV) bir hadisinde onlar için ‘’ Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tabi olursanız hidayete erersiniz.’’ Diye buyurmuş ve ümmet için bir yol, bir işaret göstermiştir. Onların hayatları hidayet üzere yaşamak ve bu hali son nefese kadar sürdürmek isteyenler için güzel bir örnektir. Peki bizlerin nasihatlere bakış açısı nasıl olacak. İbnul Cevzi (rh.a)  bu konu hakkında şöyle demiştir :  Bazen nasihatleri dinlerken dinleyiciye uyanıklık hali geliyor,  nasihat meclisinden ayrıldığında ise kalp katılığı ve gaflet geri dönüyor ! Bunun sebebini düşündüm ve buldum. Sonra insanları bu halde sınıflara ayrılmış bir halde gördüm. Genel durum şudur ki , kalp nasihatten sonra , o nasihati dinlediği uyanıklık ve dinçlik üzere olmuyor. Bu iki sebebten dolayıdır.

Birincisi : Nasihatler kırbaçlar gibidir. Kırbaçlar ise vurulduktan sonra acı vermezler. Onların verdiği acı vuruldukları vakittedir.

İkincisi : Kişi nasihat dinleme esnasında , kendisini nasihatten alıkoyan faktörlerden uzak bir haldedir. Bedeniyle ve fikriyle dünyevi sebeblerden uzaklaşıp kalp huzuruyla nasihate kulak vermiştir. Dünya meşgalelerine döndüğünde ise onlar bu kişiyi afetleriyle beraber çekip alıyor. Artık bu kişi nasihatte olduğu hal üzere nasıl kalabilirki ?

Bende ( Fatih yakın ) diyorum ki Ne zaman ki bu yazılar , bu makaleler, bu videolar , bu  hikmetli sözler bizlerde bir kırbaç değil de , bir kılıç yarası gibi hissedilirse dünya meşgalelerine döndüğümüzde de onu daima hissederiz  ve ilk hal üzere oluruz.Sızlayan derin bir yaranın acısını unutmak mümkün değildir. Hele ki bu bir iz şeklinde kalplere işlediyse…

Ashabı kiramın hayatını yazmaya başladığımdan beri sanki bulutların üzerinde uçmakta veya insanların dünyasından başka bir dünyada yaşamaktayım. Eğer bu insanların hayatlarına kısmide olsa vakıf olmasam, eğer sahih rivayetlerle  aktarılmış olmasalar bunların gerçekte olmayacak birer hikaye olduklarını sanırdım.

Kendisine meleklerin selam verdiği bir kişi!! Evet doğru okudunuz… Yüce Sahabi İmran bin Husayn İbn Ubeyd Bin Halef (ra) . Nebi (SAV) min örnek ve önder sahabisi.

 

O , babası ve Ebu Hureyre (ra) aynı sene yani hicretin yedinci senesinde Müslüman oldular. Müslüman olması hayber  senesine denk geliyordu. Bir çok gazveye katıldı. Mekkenin fethi günüde  Huzaalıların sancağını taşımaktaydı. Ebu Nuaym onun için şöyle demiştir : O duası kabul olunan bir kişiydi.

Rasulullah (SAV) ‘a karşı edepte tüm ashab örnek davranışlara sahiptirler.İşte İmran Bin Husayn (ra) şöyle demiştir : İman edip ona tabi olduğumda sağ elimle elini kavramıştım Vallahi o elimle avret yerime asla dokunmadım !!

ALLAHUEKBER !  Rasulullah (SAV) ‘ın bulunmadığı yerde bile böyle bir saygı ve edebe sahipti Ashab-ı Kiram. Keşke günümüzdeki Müslümanlarda Rasulullah’ın (SAV) ve onun sünnetinin değerini bilseler.  Her mekkenin fethinde, kutlu doğum haftasında gösterdikleri özeni , O’nun (SAV) sünnetini araştırmada ve yaşamada aynı titizliği gösterseler. Mevdudi  (rh.a) Gelin Müslüman olalım adlı kitabında şunları kaydetmektedir : Hepimiz Muhammed (SAV) ‘in Allah’ın Peygamberi olduğunu biliyoruz. Ancak onu takip etmeye, onun gibi yaşamaya, onun gibi mücadele etmeye  gelince BİR KAFİR KADAR İSTEKSİZİZ.SUBHANALLAH

Bakın İmran Bin Husayn (ra) O’na (SAV)  İTTİBA etmeyi nasıl anlamış. Buhari ve muslim İmran Bin Husayn (ra) ‘dan rivayet ediyor :  Rasulullah (SAV) şöyle demiştir : Hayanın Tamamı Hayırdır.! Bunun üzerine  Beşir Bin Kab şöyle dedi : Biz bazı kitaplarda  onda (yani hayada ) sekine ve vakar olduğu gibi zaafta olduğunu okuduk. Deyince İmran Bin Husayn (ra) öyle sinirlendiki adeta gözleri kızarmıştı. Kendisine döndü ve şöyle dedi :  Ben sana Allah’ın Peygamberinden bir hadis naklediyorum , sen buna itiraz ediyorsun , buna muhalif bir söz söylüyorsun , sen bana başka kitaplardan bahsediyorsun. Vallahi senin bu durumunu öğrendikten sonra sana bir daha hadis söylemem. ALLAHUEKBER

Sahabe böyleydi. Onlar Nebi (SAV) ‘min onlara tavsiye ettiği şeyleri kavramaya çalışıyor ve hayatlarına geçiriyorlardı. Peygamber (SAV) onlara bir amel söylüyor , onlar güçleri yettiğince bunu yapmaya çalışıyorlardı. Bir haslet söylüyordu , bir alamet söylüyordu bu onları yiyip bitiriyordu.Onun dediklerine muhalif bir şey yapmıyorlar , bilmedikleri bir şeydede kuran ve sünnete başvurmadan konuşmuyorlardı. Hatırlayın nolur Hanzala (ra) ‘nın  sokaklarda üzgün , endişeli bir şekilde gezip Hanzala münafık oldu ! Hadisini. Hatırlayın Huzeyfe bin Yeman (ra) nın ‘’ Endişem beni cennetten alı koyacak günahlarımdır ‘’dediğini , hatırlayın Ömer bin Hattab’ın (ra) hutbeye çıkıp ‘’ Ben 3-5 hurmaya teyzelerimin çobanlığını yapan bir adamdım ‘’deyip nefsini ezdiğini ve ‘’ Ey Huzeyfe ! Peygamber (SAV) Ömerinde adını söyledimi ? dediğini. Onlar bunu  hasletlerden temizlenmek için Allah’ın razı olduğu bir kul olmak için yapıyorlardı. Bir soru soracağım nefsime ve size ! Şunu kendimize hiç sordukmu ? Acaba bende münafıklık alemeti varmı ? ?Ben nifaktan bir  şube üzeremiyim ? Ben bu alametleri üzerimde taşıyormuyum Diye. Bende kibir varmı , riya hastalığı benim kalbime uğradımı acaba ? diye.Şaşırdık değilimi kendimize hiç konduramadık. Bakın Selefin Büyük alimlerin İbn Muleyke (rh.a) diyorki ben Rasulullah (SAV) min ashabından 30 tanesiyle görüştüm , hatta başka bir rivayette bedir ashabı diyede geçiyor. Onların her biri münafık olmasından endişe ediyorlardı. (AMELİ NOKTADAKİ MUHASEBE )Bazılarının isimlerini veriyor bakın . Aişe (ra) ve Ömer (ra), Abdulahlar dı. Endişe ediyorlardı.  Bu korkuyla yaşıyorlardı , iman ve amellerinin Allah (cc) katında  kabul olmamasından endişe duyuyorlardı. İbn Hacer  (rh.a)  Sahabenın bazılarının isimlerini veriyor ve diyorki bunlar kendılerını bu konuda hesaba çekiyorlardı. Vallahi  bedir ashabının durumu buydu.  Kendimize bu soruları yöneltelim , kendimizi daima  süzgeçten geçirelim.

Bakın kendisi anlatıyor birgün Peygamber (SAV)  bana dedi ki Ya İmran Bilirsinki biz seni çok severiz. Kızım  Fatıma rahatsızmış. Eğer gelirsen beraber onun hatrını sormaya ve ziyaretine gidelim. Kalktık beraber Fatımanın evine gittik. Efendimiz kapıyı çaldı ve Essalumu Aleykum ya Ehli Beyt diye selam vererek içeri girdi. Ben dışarıdaydım. Peygamber (SAV) Fatımaya :  kızım yanımda İmran Bın Husayn var. Başını ört. Fatıma : Babacığım seni hak ile gönderen Allah’a yemin ederim ki  bu yün örtüden başka örtünecek bir şeyim yoktur. Kızım işte onunla ört dedi Allah’ın Peygamberi.  Ey babacığım ! Başımı örtsem  vücudum , vücudumu örtsem başım açık kalır deyince bu sefer Nebi (sav)  bu örtüyü köşeleme ört, yani uzunlamasına  vücudunun her tarafını kaplasın.

İmran bin Husayn Dİyorki : Ben dışarıdan bu konuşmaları işittikçe gözlerimden yaş , çiğerlerimden kan geliyordu. Hz Fatımanın dünyaya hiç bağlanmamasına gıpta ediyordum. Daha sonra içeri çağırıldım. Nebi (sav) min arkasına oturdum. Nebi (sav)  Kızım nasılsın ? Rahatsızlığın nasıl oldu diye sordu. O da dediki : Babacığım , bu gece çok rahatsızdım. Sancıdan sabaha kadar uyuyamadım. Şimdi öyle bir haldeyim ki  bir lokma ekmek yemeğe bile takatim kalmadı. Açlıktan çok bitkinin. Bu söz üzerine Nebi (sav) min  mübarek gözlerinden yaşlar döküldü ve şöyle dedi :

Kızım sakın Halinden şikayet etme ! Allah azze ve celleye yemin ederim ben yaratılmışların en üstünü , Allah’ın habibi olduğum halde üç gündür mideme bir lokma ekmek girmedi. Halbuki Rabbimden istesem beni doyuruncaya kadar yedirirdi. Fakat ümmetime ibret olması için , geçici rızıkları sonsuz rızıklar için feda ettim.SUBHANALLAH Sonra onun omuzlarından tutarak Mübarek olsun ey kızım sen cennet kadınlarının hanımefendisinin buyurdu.

İmran bin Husayn (ra) Rasulullah (SAV) min sohbetlerinde yetişti. Onu hep izledi örnek aldı , yaptıklarını takip etti. Onun sünnetini ve siretini öğrenmeye , zaptetmeye gayret ediyordu. Allah azze ve celle  kıyamet günü bizim suretlerimize değil  siretlerimize bakacaktır. Siretleri Rasulullah (SAV) min sünnetine ve siretine uygun olanlar kurtulur, uygun olmayanlar ise cehennemi boylar. Rabbim  Müslümanları bundan muhafaza buyursun.

İmran bin Huseyn (ra) Bir hadis duyduğunda , bir ilimle karşılaştığında onu hemen hayatına geçirmek için çabalardı. Ancak şöyle bir durumda vardiki o Alemlerin Rabbini razı etmek için amellere sarıldığında, mücadele ettiğinde , başından imtihanlar , musibetler hiç eksik olmuyordu. Bu Alemlerin Rabbinin Ashabı Kiram için taktir ettiği yaşantıydı.  Belalar gelecek , musibetler gelecek işkenceler gelecek  hemde ağır bir şekilde üzerlerine bir yağmur gibi yağdırılacaktı .Bakın Siyerciler onun için 30 yıl boyunca hastalığa sabretti.  Şöyle derdi : Bana en sevimli gelen şey , Allah’ın en çok sevdiği şeydir derdi.

İçinizden kitaplarda Alemlerin Rabbinin Rahat bir yaşam , kafana göre takıldığın bir hayat , ilim öğrenmeden , ibadetlerin mahiyetini , manasını kavramadan geçen bir ömür , haram –helal dikkat etmeden her şeye atlayan bir akıl sevdiğini gören varmı ? Peki Alemlerin Rabbinin neyi sevdiğinden bir delil getirerek devam edelim : Ali İmran Suresi 31. Ayeti Hepimiz biliyoruz. ‘’  De ki : ‘’ Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah’da sizi sevsin ve bağışlasın… ‘’  Bu ayetten Allah’ın sevdiği şeyin Rasulullah’a (SAV) ittiba etmek olduğunu anlıyoruz. Bakın Nübüvvetin yıllarında bir gün ismi zikredilmeyen bir şahıs Nebi (SAV) ‘min yanına geldi ve dedi ki : Ey Allah’ın Rasulu (SAV) Ben seni çok seviyorum.Peygamber (SAV) ne dedi peki Gel kardeşim sarılayım bir sana artık sen yanımda dur ayrılma sağ kolumsunmu böyle şeyler mi dedi.. Vallahi bunlar benim gibi aciz adamların sözleridir. Çok kısa bir ifade kullandı Nebi (SAV) : BELALARIN , MUSİBETLERİN , SIKINTILARIN BİR YAĞMUR GİBİ ÜSTÜNE YAĞDIRILACAĞI GÜNLERE HAZIR OL ! SubhanAllahi VebiHamdihi..

Bakın Allah azze ve celle İmran bin Huseyn (ra) gibi  iman kalbine yer etmiş , faziletli bir mümine nasıl bir hayat yaşatıyor : İbn Sirin Naklediyor :  İmran bin Husayn (ra) ‘ın karnı su toplamıştı. 30 yıl boyunca bu hastalıkla boğuşmuştu. Ve bu 30 yıl boyuncada yalnızca sırt üstü yatabiliyordu. Ne kalkabiliyor nede oturabiliyordu. Yatalak olmuştu. Kendisine hurma dallarından bir yada ve Yanında tuvalet ihtiyacını gidereceği bir yer yapmışlardı ona. Mutarrif ve kardeşi Ala onu ziyarete geldiler. Onun bu durumunu görünce göz yaşlarına boğularak ağlamaya başladılar. İmran onlara hayretlerle bakıp neden ağlıyorsunuz ? dedi. Senin bu durumuna ağlıyoruz cevabını verdiler. Ağlama zira Allah’ın sevdiği, istediği durumu  bende severim ve isterim dedi. SubhanAllah.  Razıydı olanlardan . Aman nerden geldi başımıza bu , 30 senede çekilirmi be kardeşim demedi. Sabretti  Ben biliyorum ki bunu bana Rabbim verdi. Ben ondan ne geliyorsa Razıyım yeter ki o benden razı olsun dedi.  Çünkü onu yetiştiren Peygamber (SAV) İbn macede geçen bir hadiste Salih insandan bahsederken şöyle demişti : ’’….Ve birinizin mutlulukla sevindiği gibi , onlardan herhangi birisi belaya uğramaktan cidden sevinir.’’

Devamla : Döndü kendisini ziyarete gelenlere dedi ki size bir şey söyleyeceğim , inşaAllah bunun sana faydası olur. Ayrıca ben ölünceye kadar bunu kimseye söyleme. Melekler beni ziyaret etmektedirler.Bana selam veriyorlar , bende onlara selam veriyorum, benimle konuşuyorlar. Onların bu ziyaretlerinden dolayı fazlasıyla memnun oluyor ve bu nimetlere şükrediyorum. ALLAHUEKBER.

İşte onun dünyası böyleydi. İmtihanları ağır, acıları fazla, sıkıntılarıda çoktu. O şunu çok iyi kavramıştı ki Allah (cc) bu imtihanlarla bir şey murad ediyordu. Sabretmesi , tevekkül etmesi  hamd etmesi gerekliydi ve Elhamdulillah o bunu başardı. Peki biz ne yapacağız. Yada biz bu imtihanları nasıl karşılıyacağız. Mümin 2 türlüde kardadır. Allah azze ve celle ona bi musibet gönderir hayatını gözden geçirir , amellerine bakar  daha iyi mücadele etmesi gerektiğini kavrar bu onun için kardır. Ve şunuda çok iyi anlarki Allah azze ve celle onun derecesini arttırmak ve ahirette azabını hafifletmek için bunları ona ikram etmiştir. Rabbim anlayan ve hayatına geçiren Müslümanlardan eylesin. Yazımı Nebi (SAV min Tirmizi ve Musnedde  geçen bir hadisiyle bitiriyorum :

İnsanların en çok musibetlere uğrayanları evvela peygamberlerdir, sonra derecelerine göre  ( Veliler ve Salihler ) gelir. Kişi dinine göre bela ve imtihanlara maruz kalır. Eğer dinine bağlılığı varsa belası dahada artar. Fakat dininde gevşek yaşıyorsa ona göre musibetlerle karşılaşır. Kişiye belalar gelirde taki o yeryüzünde günahsız bir halde yürüyene kadar .

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.