MENÜ

İMANIN TADI

373 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
İMANIN TADI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd; kendisinden başka ilah olmayan, ilmiyle her şeyi kuşatan, noksan sıfatlardan münezzeh, kemal sıfatlarla muttasıf, övülmeye, sevilmeye en layık olan Vedud, Vehhab Rahman olan Allah (cc)’a mahsustur.

Salat ve selam, din hususunda şeriat sahibi kılınan, üzerinde güzel örnekleri barındıran, rahmet ve savaş peygamberi Hz. Muhammed (sav)’in üzerine olsun. Ve yine selam tertemiz ehl-i beytine, sahabesine ve tüm müminlerin üzerine olsun.

Hiçbir gölgenin bulunmadığı günde Rahman’ın arşında gölgelenecek 4. Sınıf ile yolumuzu aydınlatmaya devam ediyoruz biiznillah. Hadiste geçen metni hatırlatarak izaha geçelim;

“Yedi sınıf insan vardır ki, Allah kendi gölgesinden başka hiçbir gölge bulunmayan kıyamet gününde, bunları kendi arşının göl­gesinde gölgelendirir:

  1. Allah için birbirini seven ve bu sevgi ile birleşip, bu sevgi ile ayrılan iki kişi.

…”[1]

Bu ay ki misafirimiz hatta daha doğrusu misafirlerimiz; Allah için birbirini seven iki kişi. Bu ay onları tanıyıp o iki kişiden biri olmak için mücadele edeceğiz inşaAllah. Öyle bir bağ kurmuşlar ki aralarında buluşsalar da Allah için buluşamasalar da Allah için. Öyle korumuşlar ki bu bağı bir araya gelirken taşıdıkları sevgiyi ayrıldıklarında da kaybetmemişler. Hiçbir kirli düşünce ya da herhangi olumsuz bir hareket onlar da bir sevgi kaybına neden olmamış. Allah için sevmek de bu değil miydi zaten.

“İster hakiki olarak bir araya gelsinler isterse bedenen ayrı yerlerde olsunlar ölünceye kadar birbirlerine karşı dini sevgi beslemeye devam ederler. Bu sevgilerini dünyalık bir şeyle bozmazlar.”[2]

Yeryüzünde yaşamakta olan insanların birbirlerini sevme sebepleri farklı farklıdır. Kimisi kendisine iyilik yapana karşı bu duyguyu beslemiş, kimisi güzelliğinin karşısında bu duyguya kapılmış, kimisi kan bağı sebebince böyle bir bağ kurmuş kimi de birçok şeyi beraber yaptığı için böyle bir hisse engel olamamış. Temelinde menfaatin yattığı sevgiler diyebiliriz bu tür sevgiler için. Kimisini kötü günümüzde destek olduğu için ayrı bir yere koyarız kimine de iyi günümüzde yalnız bırakmadığı için minnet duyarız. Yani aslında bir eksiliğimizi, ihtiyacımızı giderdikleri için oluşur bu sevgiler. Fakat hadiste bahsedilen kimseler böyle değildir. Bu iki adam sadece Allah için bu sevgiyi beslemektedirler birbirlerine.

“Yani Allah sevgisi üzerine bir araya gelen, yine Allah sevgisi esası üzere birbirinden ayrılan iki adam demektir. Bu da bir araya gelmelerinin sebebi Allah sevgisi olması ve mescitlerinden ayrılıncaya kadar bu hallerinin devam etmesi, her birinin diğerini Allah için sevmesi, bir araya gelişlerinde de ayrılışlarında da oldukça samimi ve içten olan ve bunu sürdüren kimseler demektir.”[3]

Bu gerçekten üstün bir özelliktir. Kötü gününde yanında olmasa da iyi gününde yalnız bıraksa da sevebilmektir. Sana ikram da bulunsa da bulunmasa da hatta ondan cefa da gelse sevebilmektir. Zira Allah için olan sevgi cefa ile noksanlaşmayan vefa ile artmayan sevgidir. Zor bir iştir mükâfatı da büyüktür elbet.

“Şüphesiz Allah kıyamet gününde: Benim celalim için birbirini sevenler nerede? Bugün ben onları benim gölgemin dışında hiçbir gölgenin olmadığı bu günde onları gölgelendireceğim buyurmaktadır.[4]

Benim Celalim için sevenler dünya için değil de benim azametim ve itaatim için birbirini sevenler demektir. Bu hadiste Yüce Allah için sevmenin fazileti bunu Yüce Allah’ın kulu sevmesine sebep olduğu hükmü anlaşılmaktadır.”[5]

Biz bu meselenin elde edilişini araştırdığımızda gördük ki kişi ancak bu makama Allah’ı sevdikçe ulaşabilmektedir. Tabi bu sevgi öyle kuru kuruya iddiadan ibaret olan bir sevgi değildir. Öyle seveceksin Allah’ı (cc) karşındaki cefa verdiğinde kızmamana mani olacak. Çünkü bu sevgide gaye edinilen şey aslında Allah’ın sevgisidir. Dolayısıyla verilen tepkiler Allah’ın rızasına verilen değer ile orantılı olacaktır. Eğer bir kişi Rabbinin rızasını kaybetmekten korkuyorsa cefa gördüğü kişiye kızarak tepki vermekten çekinir. Çünkü böyle yaparsa Rabbinin razı olmayacağını bilir. Kızıp da sevgisini azaltırsa da Allah için olmaktan çıkar böylelikle o sevgi. Çünkü artış ve eksiliş nefsin sevdiği ya da sevmediği duruma göre değil Allah’ın sevdiği ya sevmediği ölçüsünde belirlenmelidir. Sevginin miktarı nefsin hoşlandığı ya da hoşlanmadığı durumlara göre belirleniyorsa buna nasıl Allah için sevgi diyebiliriz. Zira bazen öyle durumlar olur ki vereceğimiz tepkiden Allah razı olmayabilir. Buna rağmen kişi nefsinin istediği tepkiyi verirse işte o kimse bu sevgiden mahrum kalır, saf dışı olur. Bizi çok sinirlendiren bir olay ile karşılaştığımızda nefis o an ağzına gelen şeyi söylemeni bağırmanı çağırmanı ister. Allah ise öfkeni yutmanı sabırlı olmanı ister. İşte bu gibi durumlarda hangisi tercih edilmektedir.

“Onlar, …, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.”(Al-i İmran/134)

Ya da vefa gördüğünde tepkiler nasıl olmaktadır. Allah için seven vefa gördüğünde de sevgisini artırmaz çünkü böyle olursa nefsi beğendiği için artırmış olacak ki bu da Allah için olmaktan çıkar. Allah için seven ister ki Allah katında değerlendirilen bu sevgiye hiçbir öfke, menfaat gibi nefis ile alakalı tepkiler karışmamış olsun. O sırf Allah’ı sevdiği için O’nun rızasını arzuladığı için bu sevgiyi beslemektedir. Karşısındakini severken nefsine bir pay ayırmamıştır. Sevmezken de böyledir. Evs ve Hazrec kabilesi bu nokta da ne güzel örnektir. Yıllar boyunca birbirleriyle savaşan neredeyse Arap Yarımadası’nı kasıp kavuracak şiddete gelen bu anlaşmazlık Alemlerin Rabbi’nin nimetiyle benzersiz bir kardeşliğe dönüştü.

“…O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler oldunuz…”(Al-i İmran/103)

Onlar bu çağrı ile bu ferman ile yıllar boyu süren kavgayı bir kenara bıraktılar. Belki bu çağrıdan önce Evs ya da Hazrec kabilesi saldırı hazırlığında bulunuyordu. Ya da en son savaşta yenilen, yenilen pehlivan güreşe doymaz misali intikam ateşiyle tutuşuyordu belki. Ama onlar tüm bunlara rağmen kardeş olabildiler. İşte bu imanın tadını almaktır. O lezzete kavuşabilmektir. Evet imanın tadı deyince sizin de aklınıza o hadis geldi değil mi? Hadi hep beraber okuyalım;

“…Bize Eyyûb es-Sahtıyânî (131) Ebû Kılâbe’den, o da Enes(Ra)’den tahdîs etti. Peygamber (Sas) şöyle buyurmuştur:

“Kimde üç şey bulunursa îmânın tatlılığını tatmış olur:

1-Allah ile Rasûl’ü kendisine başkalarından daha sevgili olmak.

2-Bir kimseyi sevmek, fakat yalnız Allah için sevmek.

3-(Allah onu küfürden kurtardıktan sonra) yine küfre dönmekten, ateşe atılacakmışçasına hoşlanmamak.”[6]


“Muhabbet; kalbin Yüce Rabbin rızasına uygun düşmesidir. Onun sevdiğini sever, hoşlanmadığından o da hoşlanmaz. Özetle söyleyecek olursak muhabbetin esası sevenin uygun bulduğu şeylere eğilim göstermek, meyletmektir.”[7]

Yukarıdaki hadiste de tekrar gördük ki üç madde de nefse hiçbir pay ayrılmamış. Hepsi nefisten sıyrılmakla elde edilecek şeyler. İşte muhabbet, işte imanın tadı…

İki kişi bir araya gelecekken sevgilerine mani olacak birçok etken ile karşılaşabilirler. Daha ilk yola çıktığı an bile başlayabilir bu engeller. Daha yanına gitmeden onun ile ilgili duyduğu şeyler olabilir. Ya da bir ön yargısı da olabilir. Buluştukları zaman da böylesi engeller olabilir. Bir sözü, hareketi, verdiği bir cevap ya da yapmadığı bir şey, vs. Gelirken de ayrılırken de bu sevgiyi koruyabilenler hem imanın tadını hem de Allah için birbirlerini sevenlerden olmaya hak kazanmışlardır. Onun yanından ayrıldığında onunla ilgili kötü bir düşünceye sahip olup içten içe sürekli olumsuz şeyler düşünüp bir de kalkıp bunu başkalarına söylemek anlatmak Allah için sevenlerin, bir araya gelenlerin ve ayrılanların ahlakı değildir…

Devam Edecek…(İnşaAllah)

TEVFİK ALLAH’TADNIR…

SELAM VE DUA İLE…

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

[1] Müslim – el-Minhac – Zekat – 30. Bölüm 5. Cilt 164. Sayfa

[2] Buhari – Fethu’l-Bari – Ezan 36. Bölüm (Açıklama) 2. Cilt 299 Sayfa

[3] Müslim – el-Minhac – Zekat – 30. Bölüm 5. Cilt 166. Sayfa

[4]Müslim – el-Minhac – Birr 12. Bölüm 10.Cilt 546. Sayfa

[5] Müslim – el-Minhac – Birr 12. Bölüm 10.Cilt 547. Sayfa

[6] Buhari İman 8 (İmanın Tatlılığı Babı)

[7] Müslim – el-Minhac – İman 15-16. Bölüm 1. Cilt 521. Sayfa

Mu'sab DOĞANTüm Yazıları
Yorum Yaz